Cemre: Ömrümün Son İhtilali
Kapa kapıları Cemre, dışarıda dünya yansın,
Bugün benim doğum günüm, bırak sadece adın anılsın.
Kırk dört senelik bir enkazı getirdim, kapına bıraktım,
Ben her Mart başında, kendi içimdeki uçurumlardan sarktım.
Gel otur karşıma, dertleşelim; ne varsa dökülsün masaya,
Gülüşün ilaç olsun içimdeki bu bitmek bilmez yasaya.
Kaç isim geçti ömrümden, kaç durakta rüzgâr bekledim,
Ama ben asıl sevdayı, senin o sessiz gelişine ekledim.
Sarmaş dolaş olalım, nefesin nefesime kurşun gibi değsin,
Bu gururlu başım, bir tek senin o şefkatli önünde eğilsin.
Ne neşter dindirir bu sızıyı artık, ne de mezarlıklar sessizliği,
Senin kollarınmış meğer bu ömrün en huzurlu menzilliği.
Açılamadım yıllarca, sustum; sustukça içimde dağlar devrildi,
Bugün miladım olsun, bütün yollarım senin kalbine çevrildi.
İtirafımdır: Seni sevmek, Harput’ta bir kış günü güneş beklemekti,
Sen geldin Cemre... Ruhumdaki buzları eritmek, baharı getirmekti.
Kutlu olsun bu gün, kutlu olsun seninle geçen her saniye,
Rabbim seni yazmış bu yorgun şaire, en büyük hediye.
Sıkıca tut ellerimi, bırakma; dünya kopsun kıyamet kalsın,
Kırk dördüncü yaşım, senin kollarında huzura varsın.
Neşter / Doğuş Kılınç





