"Gelecek, şimdinin geçmişidir, sadece daha pahalı." - Oscar Wilde"

Öykü > Sevgi ve Arkadaşlık

karışık

Belki Ararsın

Bizim kaynaştığımızı gören Christian bira bardağını banka vurarak, "Bir bira daha", diyor. "Daha kibar olabilirsin", diyorum. Bana yanıt vermeden Murat'a dönüyor. "Demek sen şairsin ha! İnanmam, bedevilerin dilinde şiir yazacak kadar sözcük olamaz!" diyerek, kahkahayı basıyor. Bira bardağını önüne koyarken; "Kapa çeneni. Gülünç duruma düşüyorsun!" diyorum. Hırsla birayı

üzgün

Bir Sigara Versene

Yaşanmış olanla yaşanabilecek olan arasında çok belirsiz bir çizgi var; işte yazarken sanırım en çok o eşiği aşabilecek olma ihtimali ürkütüyor bazen beni...
Değerli görüşlerinize sunuyorum saygılarımla.

üzgün

Ölüme Dalış

Genç kız sildi gözlerindeki yaşları cebinden çıkarttığı siyah kumaştan mendiliyle…İskelenin ucuna yürüdü,bir demet papatya attı denize.Aldı çantasını ve gözyaşlarını,beraber yürümeye koyuldular hiçbir yere…

olumsuz

Yalnız Kadın

Orta yaşta olmasına rağmen hala erkeklerin başını döndürecek kadar güzel, fakat yapayalnızdı. Onurundan, kişiliğinden taviz vermeden yaşamaya kararlı bir kadının içine düştüğü yalnızlıkların her türünü yaşamıştı. Ne kadar çok erkek tanımıştı; düzeyli, düzeysiz, maskeli maskesiz...

karamsar

Biricik

Ümit, hayatın en önemli parçasıdır...

nostaljik

Kemancının Taşları

Taşlar benim için cinayetlerin gizli ipuçları, mutlulukların gizli yansımalarıydı. Hayatın kimselerce bilinmez sırları, tarihin tanıklarıydı... Sıradanlığın içindeki başkalıktı...Ve kemancının hatırasıydı.

üzgün

Üç Mum

Yağmurun sesi ile açtı gözlerini. “Yine yağıyor” diye düşündü, hem de hiçbir varlığın yaşayacaklarına aldırmadan ve herhangi bir rahatsızlık duymadan akıyordu.

karışık

Deniz Kokulu Dondurma

Üç maymunculuk oynamayı çok iyi bilen bir çocuk, herkesin duymadığı sandığı şeyleri yutan hayal çağında küçük bir beden... Ve ölüm hiç tanımadığı bir yolla ulaşıyor ona, ölüm gemisi yolcularından dedesi... Kalkış saati belli değil, nerede duracağı hiç değil. Ölüm arkasında bıraktıklarıyla kabarık bir deniz gibi, dalgalar gibi, çocukluğun

üzgün

İçimizdeki Sevgi Pınarı 1

Ardından, ’Uykun geldiyse,hadi geri dönelim’ dedi gözleri uykusuzluktan kapanan iri arkadaşına. Tombul solucan:‘Evet,çok uykum var.Hadi gidelim.Şu yeni gelen ailenin çaresine daha sonra bakarız artık!’ diye cevap verdi.

üzgün

Yavrumdan Ayrılamam

Meryem çevresine güzelliği ve ahlakıyla nam salmış, on sekizine yeni girmiş genç bir kızdı. Atalarının Kafkas kökenli olması ona ayrı bir zarafet ve güzellik vermişti. Çevre köylerde güzelliği ve ahlakının üstünlüğünü bilmeyen yoktu. Adeta dillere destan olmuştu.

duygusal

Yusuf

Çevremizdeki Yusufları gördükçe içimizdeki Yusuf'u daha iyi tanıyacağız.
Yusuf' u herkes tanırdı. Dizlerinin altı yoktu. Kimse tam olarak bilmezdi bacaklarının niye kesildiğini, niye evin de değil de sokaklar da paçavralar için de soğuk kış günlerinde yattığını da. Bir hayvana acır gibi acırdı insanlar ona. Sonra unutur

olumsuz

Komşumuz Muharrem Dayı

Savaş nedeniyle yokluğun ve kıtlığın en yoğun olduğu yıllardı. Tarım Bakanının yaş kesenin başını keserim diye bir genelgesi yayımlanmıştı

üzgün

Göz Yaşların Çayıma Şeker

Bakın şu gelen kara buluta
Rüzgardan pelerini ve bohçasında karla
Ciçekler ızdırapta, ağaçlar yasta
Kanla karışık göz yaşı var yine havada
Bakın dalgaların öpüp öpüp kaçtığı şu kayalıklara

olumsuz

İçimizdeki Sevgi Pınarı 2

...Ve Esin, gözlerinde uzun zamandır görmediği ailesini yeni bulmuş birinin pırıltısıyla onlara katıldı:’Hoş geldin anne,baba,Emre…Hepiniz hoş geldiniz.’

Başa Dön