Mutsuz Yaşantılar
Günlerce dinmedi Murat'ın göz yaşları.Artık göz yaşı pınarları kurumuştu
"Gerçek şu ki, dünya 1 Nisan şakası kadar absürt, ama biz yine de bu şakaya inanmayı sürdürüyoruz." - Albert Camus"
"Gerçek şu ki, dünya 1 Nisan şakası kadar absürt, ama biz yine de bu şakaya inanmayı sürdürüyoruz." - Albert Camus"
Günlerce dinmedi Murat'ın göz yaşları.Artık göz yaşı pınarları kurumuştu
Kasada para üstü çevirirken, müşteriye biraz para veriyor, sonra “Oldu mu?” diyordu. Müşteri “Eksik” deyince biraz daha veriyordu. Kasada sık sık açık çıkıyordu.
YZGüneşin batmasına yakın, esen lodosla birlikte şımaran dalgalar sahile vurmadan şahlanıyor, sonra sinsice sahile uzanıyor, küçük kızın ayaklarında köpük köpük olup duruluyordu. Küçük kız her dalga gelişinde nefesini tutup sabırsızca o coşkun dalgaların ayaklarında diz çöküşünü çığlıklar atarak karşılıyordu. İleride, banklardan birine iyice kurulmuş dedesi, torunun her çığlık
Şermin Yaşar
...Bir anda odaya görevli doktor ve hemşireler doluştu. Bazısı Hülya'nın başucunda duran monitöre
göz atıyor, bazısı tansiyonunu ölçüyor, bazısı muayene ediyordu. Her şey yolunda gözüküyordu.
Solunum, nabız, tansiyon, kalp ritmi hepsi
Meryem çevresine güzelliği ve ahlakıyla nam salmış, on sekizine yeni girmiş genç bir kızdı. Atalarının Kafkas kökenli olması ona ayrı bir zarafet ve güzellik vermişti. Çevre köylerde güzelliği ve ahlakının üstünlüğünü bilmeyen yoktu. Adeta dillere destan olmuştu.
Üzeri kapalı kuyu; mezardır. Üstü açık kuyu ise insanı varolan tek çıkışa umutlandırır.
Yaşadığı dünyadan bunalanlar için fankastik bir alternatif;
Güzel olmayanın olmadığı bir ülke; Eliyüzüdüzgünkalbitemizkötülükbilmezinsanlarınülkesi.
Gitmek zor, kalmak bir o kadar zor.
Kötü ve çirkine karşı soylu biir başkaldırı hikayesi....
Oğlan odasında tek başına oturuyordu, sıkılmış, bunalmış, tek başına
Üzgündü oğlan yapması gerekenleri yapamadığı için
Üzgündü oğlan düşüncelerini, hayallerini, arzularını durduramayıp, vazgeçtiği için
Uzak, çok uzaklarda boşlukta bir yıldız (belki de yıldızlar arasında boşlukta bir nokta) aniden parlıyor ve sönüyor (küçük bir parıltı bu, ancak bir yıldız kadar).
Bunu dünyanın beş köşesinde birbirinden habersiz beş kişi görüyor...
Kanlı başlayan , ilaç kokusu sinmiş ama sımsıcak bir aşk öyküsü.
mayıs ayı ilkbaharın ayıdır,özlemin,mitlerin,toprağın hareketlerinin....öykümüz de birçok simgeyi bağrında taşıyan anadolu'dan simgesel bir öykü.
Bu sefer giderken içinden geçtiğim bütün şehirler bana inat ıslak ıslak bakıyorlardı yüzüme. Neden sorusu vardı sollamak serbest çizgilerinin üzerinde.
Geri dön diyordu bir U dönüşü yapılmaz levhası bile.
Ben giderken hep ama en çok seni bırakırdım ge
Falih Rıfkı Atay