"Yazmak, bir çölü geçmek gibidir; vardığınızda ne bir vaha kalmıştır ne de sizden bir dirhem et." – Franz Kafka"

Öykü

Yalnız Balıkçı

Bir varmış bir yokmuş... Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde çok yakınımızda ama bilmediğimiz bir yerde, küçük bir deniz kasabasında yalnız bir balıkçı yaşarmış.

İstasyondaki Yabancıyı Tanıyorum

Hiç tanımadığım bir insanı bu kadar düşünmek, onu kafamda istediğim gibi şekillendirmek, istasyonda göremediğimde ağlarcasına üzülmek...Tuhaftı tabii ama, ben bu tuhaflıklarımdan besleniyordum o zamanlar.

Sokağımda

Benim sokağıma ulaşabilmek için içi ten dolu araçlara gerek duymazsınız.Bizim sokağın hikayesine ulaşabilmek için; karanlığın otomatik bir lambayla kaybolduğu apartman merdivenlerini, boş arsaları, korna çığlıklarını, yürüyen çanta ve kitapları, başıboş müzikleri, tuşlanarak gönderilen sevgi sözcüklerini itina ile geride bırakmalısınız.

Sonsuza Dek

Hocamdı o benim. Ona bazen imreniyorum, kimse ölümden sonrasını bilmiyor ne de olsa.Aslında her şeyine gıpta ediyorum; insanı anlama çabasının gücüne, acıyı tatmasına, gerçek mutluluğu bilmesine, hayat ustalığına.

Son On Saattir Yemek Yemedim

”Geliyorum yaa..! Durduramazsınız beni. Takip ederim, peşinizden gelirim.”
“Bilemiyorum” diyor Atakan “Akşam geri dönemeyebilirsin ama”
Benim bakış açımdan ise her şey dönüyor. Yüzümü yıkamam gerek, kendime gelmeliyim.
Ayağa kalkıyorum ama üç-boyutlu mekan kavrayışımı yitirdiğimi fark ediyorum. Atakan koluma girip fısıldıyor;

Başa Dön