"Yarınlar, bugünün dünleri gibidir; sadece biraz daha pahalı." - George Bernard Shaw"

Öykü

Şükür Ağacı

Bazen sırf panomdan bir ışığım daha eksilmesin diye arkadaş kavgalarının en çılgın yerinde tamam öyle olsun der kavgadan çekilirdim. Annem okul çıkışında yakındaki bahçelerden bir iş buyurduğunda yanmaya devam eden parlak bir ışık uğruna istemeye istemeye de olsa yola koyulurdum. Benim küçük kardeşim, ah o haylaz çocuk, hiç

yazı resim

Bilinmedik Bir Zaman

Kadın bağdaş kurup oturuyordu. Yaklaştıkça onun dadesi olmadığını fark etti.Bu onun için büyük bir hüsrandı. Ter içinde kalmıştı. Dadesinin ona ördüğü işliği giymek için geri dönüp giderken kadın seslendi arkasından

İş İştir

Arabasıyla geldi, üzerinde: meme uçlarını belirgin olarak gösteren, lacivert, dar badisi, altında kısa kot pantolonu vardı. Belli belirsiz makyaj yapmıştı.

206 Numaralı Oda

Çünkü elinden bir şey gelmiyordu inanmaktan başka. Zaten biz insanlar inanmadan yapamayız. Bir şeylere inanma gereksinimi duyarız.

Truk Bakan

Taksim Meydanı’nın göbeğinde geceyarısına doğru, elindeki bir bidon benzini kafasından aşağı boca ettikten sonra; bir elde çakmak, diğer elde İngiliz Konsolosluğu’nun vize başvurusu sıra numarasıyla avaz avaz, “O TRUK Bakanı istiyommmmmm” diye bağırmaya başlamıştı...

Duvarların Ötesinde

Murat, tavandan insanların suratlarına ölüm sarılığı saran karpuz lambalardan birinin altında durdu. Başını yukarıya kaldırıp lambaların birbirlerine olan yakınlık derecelerine baktı. Her biri ayrı bir bölümdeydi ve aralarında kirişler vardı. İnsanların aralarına ördükleri duvarlar gibiydiler. Bu duvarların ötesinde aynı görevi yapan lambalardı insanlar. Bakışlarını salonda gezdirdi. Hangi gişeye

Olabülür

“Türkiye nota yedi” Dünyanın önde gelen çevre koruma örgütlerinin baskısı sonucu, Birleşmiş Milletler (BM) son 2 yılda Türk polis teşkilatının bilinçsiz ve aşırı derecede biber gazı kullanması sonucu ozon tabakasında oluşan hasar nedeniyle Türkiye’ye nota verdi…

Çünkü Uçmayı Biliyor

Karakeçilerin, balıklarla komşuluk ettiği, yarısı göçmen yarısı Yörük ama aynı coğrafyaya ekilmiş insanların harman olduğu küçük bir kıyı köyünde yaşıyorum. Daha doğrusu yazıyorum. Gün yirmi dört saat, tek uğraşım okumak ve yazı yazmak

Yola Çıktık Bir Kere (2)

Yaz gelince yüklüklere kaldırılan ağır yorganlar gibi gökyüzü de tüm ağırlığını bir sonraki yıl kullanmak üzere kışa bırakmıştı. Gökyüzü açık bulutları ile sere serpe uzanmışlar gibiydi. Onlar da sanki ince bir pikeyi bile kaldıramayacak kadar özgür ve hafif olmak istiyorlardı.

Kunduracının Ölümü

Delilikle dehânın arasında ince bir çizgi vardır, derler. Mahallemizden onun dehâsına kafa yoranlar çıktıysa da, kimse ona deli demedi.
Ömrü boyuca mutluydu da, zayıf kalbi onu yarı yolda bıraktığında da mutlu muydu, bilmiyorum. Bir şey biliyorum: YAŞADI. Çokları bunun anlamını bilmezler.

Başa Dön