Kısa Bir Hikaye
Bu kısa bir hikaye olacak diye başladı yazmaya. Kısa bir hayatın kısa bir hikayesi. Karakter tamamen hayaldışıydı aslında ve hayatını kısa yapacak olan da karakterin kendisinden başkası değildi...
"Herkesin kendi gerçeği varsa, benimki neden bu kadar erken kalkıyor?" – Dorothy Parker"
"Herkesin kendi gerçeği varsa, benimki neden bu kadar erken kalkıyor?" – Dorothy Parker"
Bu kısa bir hikaye olacak diye başladı yazmaya. Kısa bir hayatın kısa bir hikayesi. Karakter tamamen hayaldışıydı aslında ve hayatını kısa yapacak olan da karakterin kendisinden başkası değildi...
Üçgenin her kenarı eşit değildi.. üç eşit parçamız olmadı,üç'e böldüğümüz parçalarımızdı çarptık ve çıkardık.. oyun da böyle oynanıyordu ya.. Nasıldı? Kadın,erkek,umutlar..
her biri bir köşede bekler.. Aşk,üçgenin ortasına konulur.. zaman ve tarih yazılır bir köşeye.. Başlar koşu.. bir zaman ter boşalır alından bir zaman ise kalp
Sen giderken kalabalık nehir gibi akıyordu üzerime... Sen giderken yağmur yağıyordu delicesine...
Sinan Akyüz
O gece deli bir sağanak başladı. Sonbahar için zaman erkendi. Gürgenler tepeden tırnağa yaprak, dağların dorukları yemyeşil çayırlarla kaplıydı. Elmalar kızarmıştı kızarmasına ama henüz ayvalar sararmaya bile başlamamıştı. Yağmur bindirmeden az önce gök çatladı. Yıldırımın yaladığı orman ürperdi. "
Aksak bir kemandan farkım yokmuş...
Yanlız bir keman sesi, sonu, notası.. sızlıyor ince ince..
Karanlık bir şehirde eski bir ağacın altında can çekişen umutları ölüyordu kucağında. Menzili yoktu sevdalı gözlerin, bir damla yaş olur akardı mevsimlerin sonbaharı. Saatler hüznü vururken sevdaya hazırlanan bir kadındı hazan.
Türk Milleti olarak artık uzaydaki yerimizi almamız
gerektiğini düşünüyorum.Teknolojik gelişmimizi
ve evrimimizi tamamladık.Uzay bir gelişmişlik göstergesidir ben de bu nedenle uzaya gönderilen bir
Türk Pilot Subay'ın hikayesini anlattım.
Sanayi Devrimi, yaşlı bir kadının hatıraları, bir icat ve yitik bir koca... Tam size göre!
isyan etmiyorum nefret ediyorum paçalarımdan dolanıp beynime hücum etmeye çalışan kaderci yaratıklardan hep aynı saçmalıkların tekrarlarında başrol oyuncularını değiştiriyorlar pilavı bile 3 kez ısıtsan için dönmeye başlar neden bana babam hakkında gereksiz hikayeler uydurup kendilerinin korkudan altına yapacakları yok oluş gerçekliğinin saflığını elimden almaya çalışıyorlar aman sorgulasam ne
Acı ve eğlenceli gerçek şu; bunu ne ben yazdım ne de sen okudun.
Masanın üzerine koyduğum davetiyeyi hafifçe ona doğru sürüyorum (ah keşke ‘’davetiye önünde be adam açıp da baksana ‘’diyebilsem...) dizlerini sallıyor, kravatını sağa sola çekiştiriyor. Anlaşıldı! Bir beş dakika daha orada oturamayacak. Şimdi beklediğim soru;
Ahmet Altan