Yaşamayı Sunuyorum
seviyorum yaşamayı, seni çok tanımıyorum ama
sende seviyorsun yaşamayı ben senin gözlerinde bunu görüyorum ve
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
seviyorum yaşamayı, seni çok tanımıyorum ama
sende seviyorsun yaşamayı ben senin gözlerinde bunu görüyorum ve
Yaşamımızın boğulma noktalarında nefes almaya ve renk aramaya yöneldiğimiz anlar vardır.
Hasan normal bir çocuk gibi büyüdü. Kendisinde olağanüstü bir durum sezilmiyordu. Ancak arasıra dededen kalma kalın eski kitapları güçlükle raftan indirip, karıştırdığını gören babası merakla ne yaptığını izliyor, onun bu işten büyük keyif alması, hoşuna
Çığlık çığlığa doğuyordu şimdi bebeleri tekersiz, camsız siyah bir otomobilin altında...4 kardeşten biri ölü doğdu...
Resepsiyona uzanan renksiz ve bakımsız yer yer duvarları nemden dökülen
koridorun sonunda duran masaya vardım
Gülümsedi sanıyorum bir an; karşılık vermek istiyorum sevincine, ben de gülümsüyorum. Sonra asılıyor yüzüm; hüzün!
Gürani’nin hiddeti, gözkapaklarının etrafındaki kırmızılıktan fark edilir olmuştu. Sinirinden oflayıp pufluyor, kah geziniyor, kah oturuyor, yerinde duramıyordu.
Ağaçları düşünmüyorum.. Bir milim kıpırdanmak istemiyorum..
Bebeğim.. Bu kez terketme beni olur mu nazlı çiçeğim.. Umudumsun sen benim..Yıllardır özleminden içim titredi..Bu kez benden uzak diyarlarda başka yataklarda başka kucaklarda sarmalanıp kıskanc
Bahçedeki ebegümeci ve yonca yapraklarına kırağı düştüğü, onların da kırağı giyinip, Edgar Degas' nın balerinleri gibi kırıttığı, tualden ayazı çalmış bir sabah...
Kapali ve yasakci kulturlerin kadinin kisesel ve duygusal acilimini engelledigi bilinmektedir. Sevilen bir kadinin ic dunyasinda soyut bir geziyi anlatmaktadir.
Herkes çılgınca dans edip ezgiler söylüyor, gençler birbirlerine sarılıp kucaklaşıyor, oyunlar oynuyordu. Kimileri çoktan sarhoş olup bir taraflara sızıp kalmış, kimileri şarap küplerinin dibine tünemiş içmeye devam ediyordu.