Yahya Kemal Şiiri" Nin Musıkimizdeki Yeri
Yahya Kemal Beyatlı şiiri ile Geleneksel musıkimizin ilişkisi...
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Yahya Kemal Beyatlı şiiri ile Geleneksel musıkimizin ilişkisi...
Bu soru dilime vird oldu haftalardır soruyorum kendime gerçekten cemil meriç kimdi?! Cemil Meriç bana göre en büyük fikir işçisi idi. Kültür semamızın münzevi yıldızlar'ından biri Cemil Meriç'tir. Ne hazindir ki, adeta unutuldu bu büyük mütefekkir yeni nesil tarafından. Halbuki o, kendini irfana adayan bir fikir adamı idi...
Osmanlı Sarayı' nın önemli bölümlerinin başında gelen Harem' deki musıki faaliyetleri...
Türkiye’de trafik kazaları almış başını gidiyor. Gün geçmiyor ki birileri trafik kazasından hayatını kaybetmesin, kolunu bacağını kaybedip yaralanmasın. Dışarı çıkıp da eve sağlam dönmek şükür sebebi sayılıyor. İnsanlarımız bir türlü kurallara uyarak adam gibi araba kullanmayı öğrenemedi. Her şey gözler önünde gerçekleşiyor ama hiç kimse yaşanan olumsuzluklardan ibret
17 Mayıs 2010 Pazartesi, 14:00 te açılışının yapılacağı ve
27 Mayıs 2010 Perşembe gününe kadar devam edecek olan İzmir Liseler arası Tiyatro Festivali
Eşrefpaşa Selahattin Akçiçek Kültür Merkezi, Güzelyalı Kültür Merkezi ve Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi
'nde sergilenecek oyunlarla gerçekleşecek..
Lapa lapa yağan kar, parlak kağıtlara sarılı yılbaşı hediyeleri ve Fındıkkıran Balesi. İşte yeni yılı simgeleyen üç belirgin özellik. Yeni yıl geldiğinde, dünyadaki bütün bale toplulukları normal programlarını askıya alır. Ne yapar eder, Fındıkkıran Balesini sahneye koyarlar ve bu masal balesi kış sezonu boyunca sahnelenir. Neden mi? Çok
Geleneksel Türk Musıkisinin önemli güfte yazarı Mehmet Sadi Bey' in hayatı ve sanatı hakkında bir inceleme
“Utanma! Utandıkça rahat yaşayamazsın. Görmüyor musun, ben kimseden utanıyor muyum? Başkaları benim halimden utansın!”
Kendileri ‘dış ses kullanmamak’ diye nitelendiriyorlar bu durumu. Film kendisini anlatıyor. Şöyle ki onların belgesellerini izlerken kafamda bir soru işareti oluşuyor. Bir süre sonra bu sorumun cevabını alıyorum.
İnceltilmiş beğeniler dediğimiz türden süslemelere sapmadan, ruhlar odasından gelirken cebine koyduğu bir parça “yeni doğan tazeliğini” orada unutmuş gibi çalıyor. Azar azar cebinden çıkardığı çocuk ruhların kahkahalarından kalan kırıntıları yavaş yavaş bize doğru üflüyor. Üzerimize bir temizlik hissi çöküyor, bir hafiflik hissi. Adını koyamadığımız bir iç huzuru. Hiç
Işıkla yıkanan eller, hep birden çırpınan, el çırpan, tempo tutan, tek ses, tek yürek, ışıldayan eller. Her bir el çırpışta, kalbin ritmi gibi yanıp sönen, kalp gibi atan bir ışık. Olmaz. Işık sınırları kırar, gerginliği yumuşatır, eritir. Duruşlar bile erir gider ışık karşısında. Bu donuk bedenler erirse? Işık
Goethe, ah Goethe! İnsanlığın güneşi adeta... Tüm derin duyguların ve samimiyetin vücut bulmuş hali ulu Goethe...
Laleyi sümbülü gülü har almış
Zevk u şevk ehlini ah u zar almış
Süleyman tahtını sanki mar almış
Gama tebdil olmuş ülfetin çağı
Bir konser vesilesi ile Ödemiş'e gelen Münir Nureddin Selçuk, bestecinin yaşamında bir dönüm noktası oluşturur.
Kolombiyanın fahri elçisi Marquez, Meksikada kendisine verilen her türlü devlet yöneticiliği teklifini geriye çevirecek kadar halk insanı, yoksulluktan geldiği günleri unutturmak isteyenlere karşı çıkacak kadar alçak gönüllü, evlatlarının mutluluğu için her türlü fedakârlığı göze alacak kadar aile babasıdır.
Önümde bir gazete duruyor… Üzerinde de “Gümüşhane’nin sevilen simalarından emekli öğretmen, fotoğraf sanatçısı Güneri Kadirbeyoğlu hayatını kaybetti.” haberi… İnsan tanıdığı bir kişinin bu son haberiyle mahzunlaşıyor bir an… Hayatın yoğunluğunda belki çoktandır hatırımıza getirmeyiz dostlarımızı… Fakat bu hüzünlü manşet bize onu hatırlatıyor. Acı bir hatırlayış bu… Bu son
"Acının Estetiği ve Gerçekliği" makalesi, Goethe'nin "Genç Werther'in Acıları" ile Müslüm Gürses dinleyicilerinin "jilet atma" davranışı arasındaki psikolojik bağlantıları inceliyor. İnsan ruhundaki derin acıların farklı kültürlerde ve dönemlerde nasıl benzer dışavurumlar bulduğunu ele alan çalışma, acının evrensel dilini ve estetik yansımalarını derinlemesine araştırıyor.
Medyanın aç gözlülüğü sanatı,sanat olmaktan çıkartıp maddiyata endekslediği günümüzde,parası olan kişiyi bize sanatçı olarak sunma cüretni gösterebiliyor.Medyanın bu tutumu unkapanını "kurtkapanı" yaparken müziğin ve tabi sanat dünyasının üstünde kopkoyu bir sise dönüşerek anlam buluyor.İnternetin de hayatımıza girdiği bu zamada müzik dünyası ne zaman sona ereceğini bilmediği ,büyük bir