Öfkeli Mektuplar - 3
Kürt eleman meselesi.!
Bana bakın Kürt biraderler.!?
Yıllardır Kürtçe Kürtçe diye yaygaranızdan geçilmedi.
Şimdi de öğrenmeye yanaşmıyosunuz.
Ne lan bu.!?
"Her okur, okuduğu kitabın ortak yazarıdır. — Virginia Woolf"
"Her okur, okuduğu kitabın ortak yazarıdır. — Virginia Woolf"
Kürt eleman meselesi.!
Bana bakın Kürt biraderler.!?
Yıllardır Kürtçe Kürtçe diye yaygaranızdan geçilmedi.
Şimdi de öğrenmeye yanaşmıyosunuz.
Ne lan bu.!?
Yukarıda bahsedilen bütün olumsuz değerlendirmelere rağmen İslamcı kesimin gerçekten demokratik hak ve özgürlükleri genişleteceği safsatasına inanmak mümkün müdür! Özellikle 2002 ile 2005 yılları arasında demokratik toplum ve demokratik devlet için göreli olarak atılan adımların devamı neden gelmemiştir.2007 yılından itibaren neden gem azıya alınmış ve rövanşist tutumla hareket edilmeye
Geçen akşam bir CHP’li ve ÖDP lideri Ufuk Uras, Fatih Altaylı’nın programında SOL’u konuşuyordu. Arasıra zaplarken gidip geldim.. Kusura bakmasın CHP’li konuğun adını hatırlayamıyorum.
Sermayenin yeşili olur mu? Daha doğrusu sermayenin rengi hangi renk?
Yeşil mi?
Kırmızı mı?
Yoksa kapkara mı?!
Yok illa bir hinlik yapacağız.
Boş tartışmalarla günümüzü geçireceğiz.
Artık bu konu Kurban Bayramı sonuna kadar
gündemden düşmez.
..“hakkınızda böyle bir iddia var, dosyalar bekliyor. Adalet önünde kendinizi temize çıkartmak için dokunulmazlığınızn kaldırılmasına ne diyeceksiniz?” diyorsun. Adam sana “yüce meclis bunu uygun görürse boynum kıldan ince” diyor. Yahu iyi de, o YÜCE MECLİS sensin, ..
“ Ah kızım hiç rahat olur mu, her sabah izliyorum, erkekler karılarını aldatıyor, kesiyor biçiyor, o çoluk çocuk aç açıkta, her yanı açık kadınlar televizyonlarda ünlü oluyor. Bizim başımız bağlı, namusumuzla oturuyoruz diye kimse bizi televizyona çıkarmıyor. Asıl ünlü olması, örnek olması gerekenler bizi. Bak mesela sana, altında
“Doğru olan “ı yapmayan “susmayı” tercih eden aileler kara bir kadercilik anlayışıyla hareket ettiklerinde zannediyorlar ki bu olayın vebalinden kurtulacaklar.
Kapitalizm, Afrikanın doğal kaynaklarını nasıl ele geçirdi?
Bu sorunun cevabını Kenya bağımsızlık mücadelesi önderi ve Kenya'nın ilk Cumhurbaşkanı olan Jomo Kenyattadan (1894-1978) dinleyelim: "Batılılar geldiklerinde onların elinde İncil, bizim elimizde ise topraklarımız vardı. Bize gözlerimizi kapatıp dua etmeyi öğrettiler. Gözlerimizi açtığımızda baktık ki İncil bizim elimizdeydi,
Buraya kadar etti 1060.. Durun daha bitmedi. Bunu ben değil Anayasa söylüyor. Daha bitmedi..
Bilincin ve kültür seviyesinin vizyon kazanamadığı, bizim gibi aydınlanmasını tamamlama sürecinin emekleme döneminde olan ülkelerde insanların ilgisinin sığılığı sonrasında:
Günlük yaşamda; direk ya da dolaylı yoldan herşeyin maddi, sanatsal yaşamda; herşeyin ucuz-değer/emek/estetik kaygısız, siyasi hayatta ise; herşeyin liderler oligarşisi altında, sistem içi hiyerarşinin getirdiği zincirleme yalama
Kızılderili Geronimo, o güne kadar görülmemiş bir olay yaşamış, kabilesinde.
Tek isteği özgür topraklarında hür yaşamak olan, bir ağacın gölgesinde ailesiyle mutlu bir gün geçirmek isteyen Apache Geronimo, kartala benzeyen bir kuşun meydanın tam ortasına indiğini, pençelerinde de garip bir nesnenin olduğunu fark eder.
Dersim, genç Cumhuriyet’in uluslaşma ve mevcut sınırlar içinde otoritesini tesis etmesinin önünde bir engel, tıbbi deyimle “çıbanbaşlarından biri” olarak görüldüğü için kesilip atılması lazım gelen bir ur gibi düşünülmüştür. Devlet, bu coğrafyada hâkimiyetini tam anlamıyla kuramadığı, vergi alamadığı için Kürt ve Kızılbaş olan ve bu manada da “makbul
Ülkemizde yıllardır bir türlü çözülemeyen konu, türbandır. Liseden hatta ortaokuldan başlar, imam hatipliler, orada olanlar, sen başka dünyanın insanı olarak konumlandırırsın kendini, kimi zaman başı örtülen kızlara üzülür, zorla yaptırıldı zannedersin, bazen başları bağlı kızların sokakta sevgilileri ile geziş şekillerine hayret edersin…
Beyaz saçlı yaşlı bir kadın. Eski elbiselerine karşın üzerinde eskimeyen bir zarafet ve garip bir naiflik duygusu var. Dirseğine geçirmiş olduğu ortopedik bastonuna dayanarak bana doğru seslendi. Son derece nazik ama yalvarmayan ve öylesine tanıdık bir edayla. Mürekkep yaladığı belli olan temiz Türkçesi ve nazik bir ses tonuyla
2,8milyon insan günde 2 dolardan az bir parayla yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Dünyanın zenginliğinin % 80’i dünya nüfusunun %15’inin elinde.
Dünyada işlemez bir duruma gelen emperyalist politikalar savaşlarla kendini yenilemeye çalışmakta ve bölgesel saldırılara kalan halklar yalnızlaştırılmakta, güya sahip çıkıyor gibi görünenler, durumdan iç politika malzemesi çıkarmakta.
Bir de şu çılgın yaşlı amcamız. (Ah, şu Çılgın Türkler yok mu? İnsanın karşısına ne zaman çıkacaklar hiç belli olmuyor) Kendince mücadeleye başlayan bacakları titrek bir amca. Yaaa amca senin ne işin var burada? Git evine. Sıcacık sobanın başına. Üşüme bu ayazda. Ne işin var? Sen mi kurtaracaksın
Güzel ülkemin halleri de kendine mahsustur. Bu ülkenin vatandaşları hukuk önünde eşit olsa da bazı çevreler kendilerini halktan üstün görürler. Kendilerini birinci sınıf, ötekileri ikinci sınıf vatandaş sayarlar. Bu durum son günlerde daha belirgin olarak görülüyor. Bu çevreler Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olan Abdullah Gül’ü bir türlü kabul edemiyorlar.