Onlardan Olmak İçin...
Ne zaman bir genç görsem, içim cız ediyor ve üniversitede Almanca Öğretmenliği okumakta olan; oğlumun dört yıl sonraki geleceği gözlerimin önüne bir kabus gibi düşüyor.
"Bu dünya, iyi bir oyun olsa bile, yine de sadece bir oyun." - Albert Camus (Kurgusal)"
"Bu dünya, iyi bir oyun olsa bile, yine de sadece bir oyun." - Albert Camus (Kurgusal)"
Ne zaman bir genç görsem, içim cız ediyor ve üniversitede Almanca Öğretmenliği okumakta olan; oğlumun dört yıl sonraki geleceği gözlerimin önüne bir kabus gibi düşüyor.
Hayatımızda doğru yolu bulmak için gayret göstermekteyiz. Oysa önümüze o kadar sokak, o kadar kavşak çıkar ki ne tarafa gideceğimizi şaşırırız. Hayat yolunda karşımıza çıkan insanlar, bizler için bir gösterge olur. Biz de manevra yaparken, hızlanırken veya yavaşlarken bu insanlara göre yol alırız.
Beni hayrete düşüren şeylerden söz etmek istiyorum biraz. Sanırım maddeler halinde yazsam daha iyi olacak. Ne de olsa öğretmeniz.
Ressam olsaydım kesinlikle basit insan manzaraları resmederdim. Sırıtık gülüşlerin, aptal bakışların ve çoğunluğu üniversite mezunu olan insanların resmini çizerdim. Ha sanmayın ki resimlerini yaptıklarımı fırça darbeleriyle döverdim ya da onlara söverdim.
Dar kot giyenlerin varikosel ameliyatlarına neden olduğu gibi erkeklerde "kısırlık" meydana geldiğini öğrendim.
Bu gün 1 Nisan herkes herkese şaka yapma derdinde olsa da siz biraz ciddi olun yine de... Roma İmparatoru Sezar M.Ö 46 Yılında takvimin başlangıcını ocak ayı olarak ilan etti ise bile Avrupada 16. Yüzyılın ortalarına kadar bahar aylarının başlangıcı 25 Mart günü, senenin başladığı kabul edilirdi. Sezardan
Nasıl beklerdim, bitmek bilmeyen günler boyunca onun avdan dönmesini ve nasıl da sevinçle dolardı kalbim, ayak seslerini duyunca! Gönülden bağlıydım ona. Bütün dünyamdı o benim.
‘Boşluk’ herkesin içinde öylece durduğu sürece ‘anlama’ sorunsalının ve sırasız ‘yargı’ların ne gibi bir önemi olabilir ki...
Aşağıdaki metni anlamaktan aciz bir okurun boşluğu ile boşluğuna ürettiği çareler ve sorduğu sorular arasında ‘öfke’den başka nasıl bir bağ olabilir ki...
Dilimizdeki Anadil, Anayasa, Anayol, Anaokulu ve hatta Anadolu kelimeleri Anaerkil bir toplum olduğumuzun ispatı. Bu durumda babalara ise sadece iskele kalıyor. :)
Bazen, benim bile duymak istemediğim sözcükler dökülür dudaklarımdan. Siz buna ‘dilin keskinliği’ diyebilirsiniz ama asla art niyet taşımam, kin hiç gütmem; ne varsa dilimin ucundadır benim. Dilin keskinliği, bir anlık öfkenin zehriyle bütünleşince şalterlerim atar, özene bezene yaptığım gönül saraylarına bir tane kor, yerle tuzla-buz ederim.
Ülkemizin Bilinçli Bireyleri
Ne çok okuyan ne de çok gezen bilir.
Sayın HÜSMÜLLÜ, yine aynı yazısının 27. Bölümünde -Haksızlıkların artması cesur insan sayısının azaldığını gösterir. diyorSizce yeterince haksızlıklar artmadı mı?!....
Neler bekliyor bu yuvarlak dünyayı daha? Bu biranın sloganı ise şu : Hayat çocuklar için bile içki olmazsa çekilmezdir. Ne denir ki? Bu dünyayı içkisiz çekilir kılmaya çalışmak bu kadar zor mu?
Değilse ölümlü dünyada hepimiz yanlışlarla da yanlış insanlarla da karşılaşmaya devam edeceğiz. Hatta yanlışlar yapacağız. Birileri doğrular yüzünden acı çekmiyorsa ne yazık ki bu yanlışların telafisi olmayacak
Avrupa parlamentosundan denetlemek için gelen heyetler bile bu sahte sistemin bir oyuncusu olmuştur. Yılda bir kaç kez gelen bu heyetlere ülkemizde sadece iki cezaevi gösterilmektedir.
'Hayat'ı eleştirmek belki de mümkün değildir.
Çünkü an gelir aklına sevgilin gelir, yüzün gülümser.
Oğlunu görürsün bir önceki satırda.
'Hayat'ı kızın için bir daha kurmayı denemek istersin.
Sarı renkli bir yol hayal edersin.
Elbette, birlikten kuvvet doğar; ancak her birlik, gönüllü birliktelik anlayışıyla ve özgürce alınmış kararlarla oluşursa çok daha anlamlı ve çok daha uzun soluklu bir birlik olur.
Mahallendeki güzel kızların adını, nerde oturduklarını bilirsin belki ya da okulundaki kızları nasıl baştan çıkarabilirimi belki de derslerinden, sorumluluklarından daha fazla düşünmüşsündür.
Ah bayanlar, makyaj malzemesi çeşitleri, bu yılın moda çizgileri ve renkleri sorulsaydı duraksamadan cevaplayabilirdin belki,ama aynı apartmandaki komşularını bilmeyen sen elbet ortadoğu ülkesi olarak
Beyaz camda haftalardır keyifle izlemekteyim Ata’yı.
Kimisi Ata’yı ticari bir reklam metası yapmanın yanlış olduğunu savundu.
Kimisi reklam filminde anlatılanlardan çok “Aaa… ne kadar da benzetmişler…” yönüyle ilgilendi.
Reklam filminde gül bahçesinde Atatürk ile bir çocuk arasında geçen diyalog yansıtılıyor.
Şebnem İşigüzel