Söylemler ve Eylemler - 2 -
Bu gün yapılanın, yarın beğenilmemesi ilerlemenin en önemli nedenidir. ( Oruç Babadan Aforizmalar-17)
"Şiir, sessizliğin yankısıdır. — Pablo Neruda"
"Şiir, sessizliğin yankısıdır. — Pablo Neruda"
Bu gün yapılanın, yarın beğenilmemesi ilerlemenin en önemli nedenidir. ( Oruç Babadan Aforizmalar-17)
Ülkemizde pek çok okulun değişik periyotlarda çıkardığı okul dergileri vardır. Bu dergiler okulların dışarıya açılan penceresidir. Bu dergilerde ilk yazılarını ve ilk şiirlerini yayınlama imkânı bulanlar arasında geleceğin şair ve yazarları da vardır şüphesiz. Bunu düşünerek her okulun bir dergi çıkarmasının elzem olduğuna inanıyorum. Hatta Milli Eğitim Bakanlığı,
Kadınlarımız,adımız sizinle anılmakta beşikten mezara. Siz kendinizle anılıyor musunuz? Nasılsınız? İyi misiniz? İyi olmanızı cenab-ı Allah'tan dilerim (hükümetten fırsat bulursam)
Ne zaman bir genç görsem, içim cız ediyor ve üniversitede Almanca Öğretmenliği okumakta olan; oğlumun dört yıl sonraki geleceği gözlerimin önüne bir kabus gibi düşüyor.
'Hayat'ı eleştirmek belki de mümkün değildir.
Çünkü an gelir aklına sevgilin gelir, yüzün gülümser.
Oğlunu görürsün bir önceki satırda.
'Hayat'ı kızın için bir daha kurmayı denemek istersin.
Sarı renkli bir yol hayal edersin.
Yarın sandıkta buluşuyor muyuz? .
Evet! .
Yarın sandıktan kaçmak var mı? .
Hayır! .
Hayatımızda doğru yolu bulmak için gayret göstermekteyiz. Oysa önümüze o kadar sokak, o kadar kavşak çıkar ki ne tarafa gideceğimizi şaşırırız. Hayat yolunda karşımıza çıkan insanlar, bizler için bir gösterge olur. Biz de manevra yaparken, hızlanırken veya yavaşlarken bu insanlara göre yol alırız.
Beğenilen taklit edilir, sevilenin ardından gidilirmiş
Çünkü insan kişiliği bir sünger gibi bilgileri emer ve bir bukalemun gibi edindiği bilgilere göre beğeni ve algı renkleri değişir...
Elbette, birlikten kuvvet doğar; ancak her birlik, gönüllü birliktelik anlayışıyla ve özgürce alınmış kararlarla oluşursa çok daha anlamlı ve çok daha uzun soluklu bir birlik olur.
Denizler kirlenmesin diye okunmuş pirinç bırakıyorum(!) Siz neler yapıyorsunuz acaba, merak ediyorum? Fazla merakın nasıl bir sıkıntı yarattığını bile bile. Çünkü fazla merak, bilim doğurur, fazla merak ufku geniş tutar, fazla merak, gerçeklerle hayaller arasında bir köprüdür, fazla merak yaşamın kalitesini artırır, fazla merak bozuk zihniyetlerin yenilenmesi için
Avrupa parlamentosundan denetlemek için gelen heyetler bile bu sahte sistemin bir oyuncusu olmuştur. Yılda bir kaç kez gelen bu heyetlere ülkemizde sadece iki cezaevi gösterilmektedir.
Havada buğum buğum güneş ışıkları ve bahar kokusu var artık.
Ilgınların savruluşunu, dağ kekiklerinin sersemletici kokusunu duyar gibiyim şimdiden.
Yaz mevsiminin özlemi iliklerime kadar titretiyor, göz bebeklerim toprak kokusunu doya doya teneffüs etmek isteyen beynime inat ufuktaki dağlara kayıyor.
Ne mutlu ki her seyi bilen bir millete sahibiz. Berberinden bakkalina, manavindan taksicisine kadar hemen hemen hepimiz her sey hakkinda bilgi sahibiyiz. Kendimizce yorumlar, elestirir ve bir sonuca baglariz. Okumayiz bile Gerek yoktur cunku.
Özgüven ile sınır tanımamak arasındaki ince çizginin giderek silindiği bir çağda, bireyin kendisiyle ve toplumla kurduğu ilişkiyi sorgulayan bir yazı.
Beyaz camda haftalardır keyifle izlemekteyim Ata’yı.
Kimisi Ata’yı ticari bir reklam metası yapmanın yanlış olduğunu savundu.
Kimisi reklam filminde anlatılanlardan çok “Aaa… ne kadar da benzetmişler…” yönüyle ilgilendi.
Reklam filminde gül bahçesinde Atatürk ile bir çocuk arasında geçen diyalog yansıtılıyor.
O geldi...
Ne olduysa ondan sonra oldu...
Yazarın şikayetçi olduğu her ne kadar en çok kendisi olsa da her bir bireyin eksik kalan yanlarını kaleme aldığı serzenişi, şikayet mektubuna dönüşüyor…