Sinema ve Derin Devlet
Sanatta ve sinema da devletin parmak izleri aranmalıdır. İhmal edilen, gözden kaçan bir konudur. Belki de bilinçli olarak değinilmeyen bir konudur.
"29 Haziran'da 'Neden ben?' diye düşünenler, muhtemelen 28 Haziran'da 'Neden ben değil?' diyenlerdir." - Douglas Adams"
"29 Haziran'da 'Neden ben?' diye düşünenler, muhtemelen 28 Haziran'da 'Neden ben değil?' diyenlerdir." - Douglas Adams"
Sanatta ve sinema da devletin parmak izleri aranmalıdır. İhmal edilen, gözden kaçan bir konudur. Belki de bilinçli olarak değinilmeyen bir konudur.
Yazının tam ortasında telefon çalıyor. Şimdi sırası mı diye homurdanarak kalkıyorum. Telefonda genç bir erkek sesi. Yazıya konsantre olsam da Köle İsaura dizileriyle yetişmiş olmanın yan etkisinden mi nedir hemen çılgın hayal gücüm çalışmaya başlıyor. Kendimi Brezilya dizlerinin baş yıldızının yerine koyuyorum. Tabii karşımda da genç, yakışıklı, zengin,
TRT gibi ulusal bir televizyon kurumunun haftada dört gece çekiliş yaptığı Sayısal Oyunlara belirgin bir saat koymaması ayıptır.
Batılılaşma ya da AB yolculuğun adı sanı, içeriği tartışıla dursun sanat dünyasındaki hareketliliğin, kimliğinin, misyonunun, vizyonunun adını koymak önemlidir. Çünkü aydınlanmışların(!) farklı farklı tünellerden ışığa doğru yürüyüşleri ve insanları bulundukları yere çağırmaları sanatın eğilimlerini çözümleştirmeyi zorlaştırıyor. Böylece sanat dünyasında kutuplaşmalar artmaktadır.
Tavrım Merve Hanım’a değil. Yanlış anlaşılmasın. Hak ediyorsa mutlaka görev almalıdır. Ama o kadar konservatuvar ve sinemacılık mezunu becerikli gençler dururken, ve iş bekliyorlar iken neden Merve demekten de kendimi alamadım doğrusu.
Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu şeklindeki özdeyişi bilmeyen yoktur.TV 'de izlediğimiz dizilerle ilgili olarak bazı düşüncelerimi paylaşmak istiyorum sizlerle. Ben söz konusu dizilere '' Perhiz '' diyeceğim. Buyrun bu perhizlerden birkaçına birlikte göz atalım.
Bir çoğumuzun fazlasıyla sıradan bulduğu için belki de en son karşılaşmayı isteyeceği tiplerden biridir Recep İvedik. Öyle ya, olanca iticiliği ile günün yorgun koşuşturmaları arasında hiç işiniz gücünüz yokmuşçasına, birden bire karşınızda beliren ve nasıl bir tepki alacağınızı öncesinde asla kestiremediğiniz böylesi bir adamın varlığına katlanmak zorunda kalmanız,
..Ve sen bütün alçaklığını ortaya çıkardın ve yine sen kutsallığı kullanarak eziyet ettin. Aziz kılığına girerek şeytanın rolünü üstlendin.( Piskopos: Lütfen merhamet et!)Bu gece olmaz, piskopos bu gece olmaz...
... konu yedinci sanat..hele birde o yıllar.. yani sinemalı yıllar oluncabize pek laf düşmüyor: yıllarını sinemaya vermiş, ancak karşılığını alamamış bir sinema emekçisinin yanında.bir zamanların yakışıklı jönü, başrol oyuncusu, sonraki dönemlerin karekter oyuncusu...
Nuri Bilge Ceylan, son filmi Bir Zamanlar Anadoluda ile taşra insanının haleti ruhiyesinin haritasını çıkarma girişiminde bulunuyor. Taşra insanının tekdüzeliği, birbirine benzerliği,küçük hesapları ve özelde ise taşrada görev yapan memurların bir tür kapana kısılmışlık hissiyatıyla kendilerini ve geçmişlerini sorgulamaları çarpıcı bir biçimde anlatılıyor. Bir Zamanlar Anadoluda taşra güzellemesi
Hangi kanalı açsam akşam vakitlerinde, bir hanzoyla gelirim göz göze... Bende mi bir yanlışlık, dik başlılık var; yoksa kadınlar ezilmeye mahkum mudurlar?
Bugün ülkemizde yeterli tiyatro salonu yoktur. Tiyatro sayısı genel nüfusa oranla çok azdır. Futbol seyircisine düşen koltuk sayısının belki onda biri bile tiyatro seyircisine düşmemektedir. Bu da bizde futbolun tiyatronun çok önünde bir seyirlik oyun olduğunu gösteriyor. Ülkemizin kültürel tercih analizini bunlardan yola çıkarak kolaylıkla yapabiliriz. Tiyatronun dizilerle
Onlarla birlikte orada olup, yosun kokulu kıyılarda denizden çıkan istiridye ve midyeleri tutup kabuklarını açıp protein değeri yüksek etleriyle beslenmek ve sabaha üstüme güneş doğarak martı çığlıkları ile uyanmak isterdim.
Yine sayın MehmetTanrıseverin kendi ifadesi ile bir senarist olarak inandığını filme ana tema olarak işlediğini...
Türk televizyon dünyasının sabah kuşağında yaşanan renkli rekabet! Müge Anlı'nın tahtını kimse sallayamazken, Uğur ve Songül çiftinin doğaçlama performansları, Alişan'ın TRT'deki yemek programı ve Esra Erol'un akşam kuşağındaki şaşırtıcı hikayeleri... Toplumun ihtiyacı olan bu program silsilesi günlük hayatımıza nasıl nüfuz ediyor?
“Hiç kimse tamamen kötü olamaz; ya onları şartlar kötü biri yapmıştır ya da kötü işler yaptıklarını bilmiyorlardır.”
Sinemanın kitle iletişim aracı ve bir sanat olarak karşılaştığı iletişim engelleri nelerdir? Bu yazıda film ve seyirci arasındaki sinemasal iletişim engelleri tanımlanmaya ve bunların nasıl aşılacağı üzere fikirler geliştirilmeye çalışılmıştır.
Maalesef Türkiye, hala yabancı senaryoları aşırıp Türkçeye çevirmekle meşgul… Hala Avrupa ve ABD’de çok tutan yarışmaları kendi kanallarına uyarlamakla vakit geçiriyor. Üretmek ve kendinden olanı sunmak şu aşamada hayal gibi…
Aslında bu durumu sadece sinema için söylemek yanlış. Sinema görünenlerden sadece biri…