Labuce'yi Aramak
Bir çocuk oluyor avuçlarımda
gece...
Bulut gibi...
Dokunsam yağacak...
Üflesem dağılacak...
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Bir çocuk oluyor avuçlarımda
gece...
Bulut gibi...
Dokunsam yağacak...
Üflesem dağılacak...
Sen bana benziyorsun. Bir yanın hep kırılgan, hep gölgelerin arasında yaşayan, çaresiz. Bir yanın küçük çocuk, duyarlı dokunuşların değerini bilen, her sevdanın ince devinimlerini ölesiye yaşayan, sevimli serseri.
Benim kelimelerimde sen varsın.. bendeki senin degisik yanlarından kesitler var.. gülmelerin, aglamaların, kızgınlıkların, daglardaki bakir çiçeklerin
renklerinin yansıttıgı sen..
Maksadım ne aşkı küçümsemek ne de ayrılmanın esef verici bir durum olduğunu anlatmaktır.Dikkat çekmek istediğim nokta aşkın başlangıcı ve aşkın yaşandığı süreç ile ayrılık arasındaki tuhaf , çelişkili ve bence bir o kadarda komiklik.Yani;nerden baksan tutarsızlık nerden baksan ahmakça!!!
Bugün günlerden pazartesi eğitim öğretim yılının ikinci yarıyılı başladı çok şükür. Bir işimiz olduğu için yiyecek ekmeğimizi güzel bir katık ile süsleyip yarabbi verdiğin nimetler için şükürler olsun diyerek sofradan gülerek kalkmak için iyi bir kazancımız var. Evet bugün çlışma hayatına verdiğimiz ara bitti ve iş başı yaptık.
Ömrünün yeni yaşı hoş gelmiş... İyi ki doğdun sen...
Kendimizi yasak aşklara alıştırmaya başlamış. Daha da ötesi onları sahiplenip evlatlarımız gibi kalplere zincirlemeyi ve sımsıkı kelepçelemeyi de unutmamışız.
Yüreğime dokunan yüreğin, bütün benliğimi kor kor yakacak ve içli bir kemanın tellerinde dile gelen nağmeler gibi yüreğim çaresizce sızlayacak.
Her insanın bir parça yalnızlığı vardır. Herkesler bunu göremez. O herkeslere de acır.
Dilim öyle bir of çeker ki. Kurur düşlerim, gözlerimdeki yanardağlar söner, gözbebeğindeki fırtınalara tutulurum... Mızrap amansız değer yüreğimin tellerine... Alınların aşındırdığı seccade duyar da sen duymazsın...
Ve aramızda duran o kadehin anlamını daha iyi anlıyordum. Bir ayrılık sadece bir ayrılıktır ve yeni bir sayfanın başlangıcıdır. Ama her son mutlaka o yazgının başlangıcı kadar saf ve onurlu olmalıydı.
Bir his var içimde yüreğimin derinliklerinde yüreğimin kapılarını zorlayan ve git gide artan , artıkça da huzursuzluk veren bir his.Nedeni de özlem... Özlüyorum sürekli, her dakika, her saniye. Sevdiklerimi, geçmişimi hayatımı, hayatıma sahip olan sevdiğimi. Geleceğimi özlüyorum.Hiç yaşanmamış olmasına rağmen.
Hiç hesapta yokken kendine bir beden buldu içimdeki hayal sevda. Arsızca yerleşti bedenine. Elleri ellerin oldu... Gözleri gözlerin... Ve ben asla “hayır” diyemeyeceğim aşkıma kavuştum.
Dinle sevgili!.. Bize anlatılanlar yalanmış, özlediklerimiz. Aşk yalanmış sevgili. Aşk yalnızca henüz şafak sökerken masa üstünde bırakıp gittiğimiz kadehlerin üstünde kalan bir yüzü yalnızlığa dönük dudak izleriymiş yıkanınca silinip gideceği bilinen. Aş
Aşkları yaşamak her zaman çok kolaydır ama o aşkları sonsuza kadar taşıyabilecek bir kalbe sahip olmak her zaman göründüğü kadar kolay olmaz.
Kangren gecelerimin umududur sevmek. Ve yazamadığım şiirlerimin, gönderemediğim mektuplarımın hikayesidir içimde çağlayan gibi akıp duran…