Yapılacaklar...
Oğlunla bayram namazı...
Nietzsche'yi bir daha okumak...
Eski kasa Lada Niva almak...
En az üç gamzeden 'an' içmek...
Limon ağacının altında uyumak...
"Bana bir roman yazmak için yeterli zaman verin, size dünyanın tüm uykusuzluğunu vereyim." — Virginia Woolf"
"Bana bir roman yazmak için yeterli zaman verin, size dünyanın tüm uykusuzluğunu vereyim." — Virginia Woolf"
Oğlunla bayram namazı...
Nietzsche'yi bir daha okumak...
Eski kasa Lada Niva almak...
En az üç gamzeden 'an' içmek...
Limon ağacının altında uyumak...
O yıllar, müthiş bir bavul turizmi de vardı Mağusa’da. Sokaklar, ticarethaneler hep insan kaynıyordu. Ellerinde bavullarla gezenler, köşebaşlarını mesken tutmuş bavul dizenlerle doluydu. Görüntü olarak belki hoş olmasa da en azından insan kaynıyordu. Canlılık vardı. Mağusa’nın bu günkü hali, doğrusu o günleri bile aratıyor...
Bunun dışında
YZ
Şiiri kendi görüşlerine göre yorumlayarak dergilerine almayan, şiirini tartışan, şairini bırakın eleştirmeyi, şairliğini bile kabul etmeyen bir çevre var. Her yiğidin ayrana ekmek doğrayışı vardır. Bunları düşünerek yazmış olabilirim. Saygılarımla.
Sinan Akyüz
bu gece yüreğimin en acı mektubunu yazdım ve her kelimesiyle, beni öldüren bir aşkın mezarını kazdım ...
Aklındaki düşünceler gibi hızlı hızlı gitmek istemiyordu. Bütün gün usanmadan denize dönük banklara arkadaşlık eden, sabah serinde gelip balık umudu sıcağa kalan amatör balıkçılar, biraz önce denizde alabildiğine ıslanan köpeklerin sandal gölgesinde miskinliklerine bakıp bir yerlere dalıyorlardı yakalamaya çalıştıkları balıklardan önce.
Batılı Kavramlarla İslam Okuması yapılamaz.
Hayatlarımız henüz kirlenmemişti. Saf, temiz bir şeylerin tadı damağımızda bisikletlerimizi binip, özgür, tasasız alabildiğine pedallara asılırdık. Mahallemiz güzeldi, sokağımız temizdi, dünya henüz barbarlık çağına girmemişti. “Küçük işlerimiz ama büyük düşlerimiz” vardı. Rengarenk uçurtmalar yapıp uçurmayı, limonata yapıp kapı önünde satmayı iş edinirken geleceğe dair anlatacağımız gökkuşağının tüm renklerine
Bu yaştaki kız çocuklarının annelerinin davranışlarını daha iyi incelediklerine şahit oluyorum. Ve elbette çevrelerinde duran ablalarına! Onların saçlarına, makyajlarına, başörtülerine, hareketlerine, giyim tarzlarına kadar rol model alabiliyorlar.
Sana bir şey itiraf edeyim mi, her yerde peşimdesin peşimde olmaya da hiç de sesin soluğun çıkmıyor. Benim laflarıma maydanoz olmuyorsun bazı ukala arkadaşlarım gibi, işte bu ziyadesi ile hoşuma gidiyor. Ben de senin üstüne basmamaya çalışıyorum, büyük gayret gösteriyorum bunun için inan ki... Hoş üstüne bassam bile
Kavuş dayı, köyümüzün yıllarca otobüs şoförlüğünü yaptı. Herkesin kahrını çekti. Tüm köylünün eşyasını, malını gider şehirden alır ve getirip evine teslim ederdi. Yolcuların çoğu para vermezdi. Ama o yine de "canınız sağ" olsun der kimseden para istemezdi. Otobüsü de farklıydı dayımın. Arkadan bakınca önü görünürdü. Otobüsün içi dolar,
Nurdan Gürbilek