"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."

Deneme

Kıskançlığımı Seviyorum...

Ben üç yaşımdayken eve bir beşik geldi. İçinde çirkin, buruş buruş, sürekli ağlayan, ellerini kollarını sallayan bir bir bebek. Kardeşin dediler. Anneannem'' Senin pabucun dama atıldı''dedi. Günlerce karşı evlerin damlarına bakıp pabuçlarımı aradım.

Saray Soytarısı

Artık kuşanacak silahınız, anlamsız sözcükleriniz kalmamış olmalı ki benim size sorduğum soruların cevapları yerine bana beni anlatmaya kalktınız! Bir şey söyleyeyim mi, beni en iyi sizin anlayacağınızı sanarak nasıl bir aptallığın içine sürüklendiğnizi görmüyordunuz! Bir insana ne olduğunu kim olduğunu söyleyemeye çalışmak kadar ucuz yollara başvuruyordunuz.. Çünkü kendinizi

yazı resim

Aşk Hariç

Uyku gözlerimden akıyordu. Kulağımda, yine seslerin en güzeli, düşe(yazdım) kendimi... Gecenin, garip bir türküsü var. Duymak denilen eylemin, hakkından gelenlerin kulağına çalınıyor. Uyku, düşe sarılmış; gecenin ninnisi ile seyrediyor.

KİTAP İZLERİ

Ezbere Yaşayanlar: Vazgeçemediğimiz Alışkanlıklarımızın Kökenleri

Emrah Safa Gürkan

"Ezbere Yaşayanlar": Modern Bireyin Konforlu Yanılgılarına Zihinsel Bir Baskın Emrah Safa Gürkan'ın kaleminden, "biricik" olduğumuz yanılgısına neşter vuran, disiplinler arası bir entelektüel serüven. Herkesin kendini
İncelemeyi Oku

Gülce

Her savaşın ve her kazanımın yüreğinin işlevselliğini azalttı senin sen dingin denizlerin gülüsün boşver ağlama ha geçer...
(Yüreğinde kanayan yara asla dinmesede)

Gör(ebil)mek

Gittiğin yerde gördüklerin, gördüklerinden yanıldıkların var... Görmek, bir garip eylem! Kimi, bakar bakar göremez; kimi, bakar bakmaz algılar. Aslında, her gözün bakmakta ki, meramı aynı olsa da, meramından anladığı aynı olmasa gerek...

Yaşam Artıkları

Yaşama dair fikirlerinizi yorumlayın, her zaman her zaman sorgulayın yaşamı gücünüzün son zerrresine kadar...

Bitti

Üstelemeyin hiçbir düşüncenizi, kimseciklere anlatmayın. Nasıl olsa anlamak bile istemiyorlar soru işaretlerini “?”

Düşünmemiştim

Hiç düşünmemiştim, yorgun nefesimde seni hissedemeyeceğimi. Oysa ki kayıp bir şehri keşfetmek gibiydin sen. Her basamağın yepyeniydi benim için. Sormuştum seni dağlara, sonra nehirler söylemişti selamını bana. Çiçeklerde arıyordum seni

1941 Yılı

1941 yılı biterken, uçsuz bucaksız sovyet topraklarındaki savaşın kısa sürede sonlanmayacağı artık anlaşılmıştı.

KİTAP İZLERİ

Engereğin Gözü

Zülfü Livaneli

İktidarın Göz Kamaştıran Işığı ve Bir Hadımın Gözünden Saray Zülfü Livaneli’nin, okurunu XVII. yüzyıl Topkapı Sarayı'nın loş ve entrika dolu koridorlarına davet eden romanı "Engereğin
İncelemeyi Oku
Başa Dön