Kar Tanesi
Bir kar tanesiyim ben, hiç özel olmayan. Sadece tüm taneler kadar beyaz, köşeli ve soğuk...
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Bir kar tanesiyim ben, hiç özel olmayan. Sadece tüm taneler kadar beyaz, köşeli ve soğuk...
Birbirini büyütmek; kök salmak derine; gözlerde yürekleri görmek. Nedir iki yüreği bu kadar yakınlaştıran ya da tanıdık kılan birbirine? Aşk mı, acı mı, amaç mı uğruna adanan?
YZ
Kıymetli okurlarım Türk siyasi hayatının ve Türk Dünyasının en önemli fikir adamları arasında yerini alan Dündar Taşer, Türk milliyetçilerinin Türkmen ağası,dava ve gönül erini, vefatının 38 yılında kendilerini hatırlayarak ruhu şad olsun diyorum.
Dündar Taşer’in Büyük Türkiyesi’ni bende her Türk milliyetçi ve Türkiye sevdalısı gibi kütüphanemin
İhsan Oktay Anar
Orucu kuşanmak, iblisin belini kırmanın; onu hüzne gark etmenin adıdır. Nefsi ve şeytanı, görünmez çelikten halatlarla zaptu rapt edip fenalıklarından emin olmaktır. Sabır ve kanaatı hüsnü kabul ile sineye sarmaktır orucu kuşanmak. Zalimlerden fersah fersah uzaklaşmak, mazlumlara kol kanat germektir orucu kuşanmak. Dilin damağa yapıştığı demlerde,munis bir edayla
İçime dönerek soruyorum; "Nereye aitsin"
Bu soru sırf marjinal kalınsın diye "Hiçliğe aidim" gibi basit bir cevapla geçiştirilemeyecek kadar ciddiye alınmalıdır.
Doğadaki her şeyin "aidetliği" mevcuttur.
Her insan da, bir başka "iç"liğe aittir.
Ölüm haberleri yalan olmuyor.
İnşallah sosyal paylaşımcıların, bu konuda yazıp paylaştıkları yalan çıkar ve Birand, akşam ana haber bültenlerinde; “eee… çocuklar benim için, “öldü” haberini yapmışlar… eee ben de inanmıştım önce ama eee.. gördüğünüz gibi buradayım…” diyerek henüz ölmediğini duyurur ama…
Neyi düğü belirsiz bir zaman dilimindeyiz, yelkenlerimiz suya düşmüş bile, biz olmak duygusu her yanımızı sarmış çoktan, dünyanın ayak sesleri karıncaların ki kadar, kulaklarımız pek çok gürültüye tıkalı...
Şimdi dedem gibiyim...
Akşam olduğunda çay demliyorum kendime, sonra sobaya odun atıyor, pencereme damlayan yağmur damlacıklarının, camdan aşağıya doğru süzülüşünü izliyorum. O damlacıkların çıkardığı “tık tık” seslerine de anlam yüklemiyorum artık. Haftanın herhangi bir gününün, diğer günlerine kıyasla daha başka anlamları da yok! Pijamalarımı giyip, ayaklarımı
Artık bir kahramana ihtiyacım yok, sana sahip olduğundan başka anlamlar yüklemeyeceğim. Bana var olduğun kadarla gelsen kabulüm; çünkü artık kalbime sığdırabiliyorum seni.
Benim filmimin müziğini sen yap Müzik Tanrısı...
Sen denizi taşı bozkırlara,
Denizi taşı dağlara.
Özgürsün...
Sanma ki, seni almak için geldim.
Dalgaların eşliğinde dinliyoruz hayatı. Bırak içindeki köhne fikirleri, bırak hesapları...
Sinan Akyüz