Sevecek ve Öleceğiz
Ahşap bir bağ evinin eyvanından bakacaktık oysa ağaçlara; Sigara kokmayan dudaktan, kuşku çekmemiş gözlerden tadacaktık; Yalansız ve katıksız bir aşk bulacaktık yüreğimizde...
"Sabahın dokuzunda şiir yazan adamdan hayır gelmez, hele bir kahvaltı etsin de bakarız." - Orhan Veli Kanık"
"Sabahın dokuzunda şiir yazan adamdan hayır gelmez, hele bir kahvaltı etsin de bakarız." - Orhan Veli Kanık"
Ahşap bir bağ evinin eyvanından bakacaktık oysa ağaçlara; Sigara kokmayan dudaktan, kuşku çekmemiş gözlerden tadacaktık; Yalansız ve katıksız bir aşk bulacaktık yüreğimizde...
Göğün kalbine yükselmişcesine Zeytin Dağı'ndan selam yollayalım Kubbet-üs Sahra'ya,sadakatle bağlanan aşıklarına
Medine'ye çevirelim yüreğimizi sonra
bize sevdanın imanlı gönüllerde çoğaldığını,umudun imanla olacağını,kuşu ölen Hz Zeyd 'e taziyeye gidecek kadar zarifce yaşamanın lezzetini öğreten Efendimize sonsuz salat ve selamlar gönderelim,
YZ
19 Ocak 2007, İstanbul.
Tam bir yıl önce bir haber düştü gündeme bomba gibi, Hrant Dink vuruldu!
Şermin Yaşar
Hepinizi tatmin etmek için, kendimden dâhildi tüm acılarım; ben de istedim biraz, biraz da siz! Ortak ürettik bu çığlığı ve ülkemde her kokmuş çorap sahibi kadar koktu çoraplarım. Her adamın terlediği kadar terledi koltuk altım.
İnsan, derin akla ve derin imana derin bir tutkuyla bağlanır. Bunlar olmadığında eşlerin birbirlerine sevgileri kısa sürede biter. Genç kız evliliğe, toplumdaki "mantık evliliği" kıstasıyla değil akılcı yaklaşmalıdır.
Gömülü kaldı aşk ateşi, Hades’e yakın bir yerlerde. Ne Hades’i boylayabildi, ne gün yüzüne çıkabildi. Kimsesiz, yapa yalnız , ancak acıların en derininde, umutsuzlukların en kuytusunda kapkaranlık kaldı o Ateş, söndü o Ateş… Tanrılar, tanrıçalar, yarı tanrılar, satirler, sirenler, Pan’ın flütü… Ormanların perileri Musalar, Nympha'lar, Dionysos…Elbette ölümlüler… Tümü,
Bunları neden mi istiyorum…
Bir çocuğun kendi sessizliğinde büyük olmayı öğrenmesi ve büyüdüğünde yalnızlığı oynaması kadar anlaşılmaz bir durumu anlatabilmekti belki de...
Anne kokusu, baba omuzu... Geçmişe dayanan unutulmaz anlardır...
Sen , sen iken dünyada ejderhalar yaşardı . Özlem doluydu ejderhalar . Gözlerinden akan yaşları gözlerinden püskürttükleri alevleri söndürürdü.Bu yüzden kimse onların ağladığını bilmezdi. Zor gelirdi onlara ağlamak .Onlar şanlı satoların çocukları değildi .Onlar mağaralarının ağzında soğuk taşların üzerinde uyumayı seven ateşli cocuklardı.
Allah’tan uzak yaşayan her insan sahte bir mutluluk portresi çizer. Çok mutlu olduğunu söylediği anda bile kalbi tatmin değildir. Yaşaadığı mutluluğun geçici ve sonlu olduğunun bilincindedir.
Dil; bazen gönlün her istediğinin dışından akar, tersine koşar, aksine eser... Her şeyi geride bırakıp uzaklaşmak isteyenlerin değil de kalmak istediğini söyleyemeyen aşkların cümlesidir bazen “Ben gidiyorum”
yokluğun donmuş bedenimde..
Şule Gürbüz