Kişilik Üzerine Kelâm-ı Kibar Deyişler
Laubali kişi çamur gibidir; hayatınıza yapışır, temizlemek için çok uğraşmanız gerekir.
"“Bir filmin uzunluğu, insan mesanesinin dayanıklılığıyla doğru orantılı olmalıdır.” — Alfred Hitchcock"
"“Bir filmin uzunluğu, insan mesanesinin dayanıklılığıyla doğru orantılı olmalıdır.” — Alfred Hitchcock"
Laubali kişi çamur gibidir; hayatınıza yapışır, temizlemek için çok uğraşmanız gerekir.
Yaşamak buysa, yaşayalım ama bu değilse, o zaman yaşamak neredeyse oraya gidelim.
Bu sözü ilk duyduğumda sevmiştim. Hala etkili bir söz olarak bir kenarda durur benim için. Çünkü sözün sahibi rahmetli Suzan Akay ile aynı duyguları farkında olmadan ben de hissederek yaşamışım. Benim de ne zaman
Ruh sarhoşsa, akıl istediği kadar ayık olsun!\*\*Doğru ve yararlı işlerde kullanılmayan akıl, toprağın altına gömülü define gibidir. Ne sahibinin ne de başkalarının işine yarar.
\*Kimi doğru adam, kimi doğru kadın, kimi doğru insan, kimi de doğru yol arıyor. Ama hiçbiri nedense Acaba ben doğru muyum? diye kendi kendine sormuyor!
Yolda arabasında öykü dinlerken, Nihan Kaya'nın sözleriyle derinden sarsılan bir yazarın iç dünyasına tanık oluyoruz. Yalnızlığı seven, susma kararı almasına rağmen yazmaktan vazgeçemeyen, kendi düşüncelerini sorgulayan ve çelişkilerle yüzleşen bir ruhun samimi itirafları...
Leyla bana dua eder. Ey Züleyha sen ise iyi toprak atarsın. Şimdi söyle ey Züleyha hanginiz beni aşka gömer.
Ben Leyla'yı içimdeki kuyulara attım. Sen git Yusuf yüzlüleri kuyulardan kurtar. Bana ip atma, sana bağlanamam. Leyla'nın göz çukurlarından çıkamam.
Ben Leyla'nın gözünün içindeki rengim.
Ah benim dizimin dermanı, gönlümün fermanı, buğdayımın harmanı günlüğüm. Zobamın ateşi, göğümün güneşi, gözümün menevişi olan dert ortağım. Sana en güzel hitapları etsem, yine az gelir. Sen benim sırdaşımsın, gönüldaşımsın. Beni dinleyensin, sırrımı bilensin, kimselere söylemeyensin.
Soytarı değilim; bir palyaçoyum belki farkım bu. Sıradan insanların mahalle ağızlarında bir dedikoduyum. Çoluk çocuğun topu, büyüklerin şutuyum. Acıların tuzu biberi hayat mutfağının ocağında kaynayan bir ceylan yüreğiyim. Sevgilerim çimen yeşili; korkularım aslan dişi beyazı. Kan kızılıyım. Bir hırdavat dükkanında baltaların ve kazmaların arasında unutulmuş ve her gün
Yağmurda ıslanmak istiyorum. Güneşlenmek, kırlarda koşmak, gözlerimden yaş gelinceye kadar gülmek, denize girmek, köpüklü sularda yıkanmak, en sevdiğim şarkıları dinlemek, en sevdiğim yemekleri yemek hatta beni mutlu eden ne varsa yaşamak istiyorum. Resimler yapmak, bir orkestrayı yönetmek, imza günü düzenlemek, Lamborghini ile gezmek, önüme kırmızı halı döşenmesini istiyorum.
Seçimin akmaktan yanaysa eğer, başka acılar da çağıracaktır seni…
Bombalanan bir toprakla, yanan börtü böcekle, bitki ve insanla birlikte yanacaksın. Senin de kolun bacağın kopacak, beynin parçalanacak, darma dağınık olacaksın öleceksin.
Ateşe verilen insanların derileriyle birlikte kavrulacak derin, saçların tutuşacak, cayır cayır yanacaksın.