Sabun...
Hayattaki en acı deneyimler elimizden göz göre göre, ellerimiz ıslakken sabunu tuttuğumuzda yaşadığımız gibi, kayıp giden fırsatların, başarıların, mutlulukların ya da sevgilerin üzerinden gelişiyor..
"Gerçekler, bir yazarın kaleminden çıkana kadar sadece potansiyel yalanlardır." - Terry Pratchett (Kurgusal)"
"Gerçekler, bir yazarın kaleminden çıkana kadar sadece potansiyel yalanlardır." - Terry Pratchett (Kurgusal)"
Hayattaki en acı deneyimler elimizden göz göre göre, ellerimiz ıslakken sabunu tuttuğumuzda yaşadığımız gibi, kayıp giden fırsatların, başarıların, mutlulukların ya da sevgilerin üzerinden gelişiyor..
Eski sevgililerimiz, artık sevmediğimiz sevgililerimizdir değil mi?
Yazgıma kahroluyorum, sana yok sitemim, öfkem. Öfkenin, kinin yıkamayacağı şey yok yaşamda.
İsterim sevgin yaşasın benimle, tek kişilik aşkta. Yaralarını kapa, tozunu silkele , koş O'na...
Mutluluğu hakeden birisin sen sevgili,
mutlu ol diliyorum h
aşkın kuralları varsa da
aşksızlığın nedeni kurallar olmalı mıdır?
kimin koyduğu, kimin uyacağı kurallar?
Bu yazıyı etliye sütlüye dokunmadan, kimseyi kırmadan yazmaya çok uğraştım. Ama beceremedim...Çünkü gerçekten takıldığım, gördükçe içime fenalıklar bastıran mizansenler dönmekte...
Olurda fikir değiştirip düzene geçmek istersen , haberin gelsin ,acım için bana 3 gün ver
Aylardan kasım Umut'um. Kar yağıyor yeryüzüne..
İlahi bir elle düzenlenmiş, kat,kat; yaprak, yaprak; saf, temiz, bembeyaz, lekesiz bir çiçekken düşen taneler; barış için kirleniyor;
kirleniyor Umut'um, kirleniyor kızıl lekelerle, kirleniyor biryerlerde.
kadın erkek ilişkisi üzerine değişik bir bakış
garip ama gerçek
Evet hanımlar, kendi gücünüzün farkına varın, düşüncenin gücüne inanın.
Düşündükçe varsınız ancak…
O zaman gerçek ve özgür olursunuz inanın…
Örneğin işten sonra sevebilirim seni. Yağmurdan sonra, yada yorgun bir günün sonunda. Üç günde bir telefon etsem yeter. Bir yılda üç gün sevebilirim seni. Kibrit kutusu, oyuncak bebek, pul yada telefon kartı koleksiyonu yapar gibi.
Var olmak nedir? yada yokluğun tarifi nedir? İnsan bu dünya da varlığının bilincinde yokluğun içinde olduğunu bilerek mi yaşaması gerekir? Bizler hiç yok muyuz?
Günün başlangıcı iyi ki doğmuşum diye başlarken, nereden geldi aklıma bilmem tüm bu düşüncelerle haşır neşir olduktan sonra gayri ihtiyari tereddütleniverdi.
“İyi ki doğdum mu acaba?”
Kendimize olan güvensizliğimizi fark ettirmemek ve kendimizle olan yüzleşmemizi geciktirmek için mi?
Araya ötekiler girdiyse, yalanlarla grileştiyse mavi, üşümeye başlayan ruhların ne ilacı vardır,ne de hekimi... Buz gibi olduysa yürek yararı yoktur geri dönüşün... Bir şans daha denirse de sonuç titreme nöbetleri..
Araya başkaları girdi, roller değişti. Başkalarına “sevgili” dedik, “el ele” gezmeler oldu caddelerin kaldırımlarında, kaçamak ve sahte bir öpücük oldu yaşama sığdırdığımız mülteci hayatımız. Hepsi aşk suretiydi. Aşk yalnız “ikimiz” deydi!
Belki sevgiye dayanıyor herşey. Belki sen , kırgınlıkların , hayal kırıklıkların, üzüntü ve tasalarınla boğdun sevgiyi. Belki yer bırakmadın nefes almasına, yaşamasına.
Halid Ziya Uşaklıgil