Öfkem, volkanları susturur.
Suskunluğum avutur çocukları.
Değil istilasını kınadığımdan,
Gözleri sekizgen görür,
Petek müptelası istilacı arıların.
Becermek mi bir diğerini,
Havada öpüşen sinekler kadar,
Kaç zaman masum kaldı kılcal elleşmeler?
Sinek efendi!
Senin aşkın tezekte bitti.
Çarkına çomak soksan tekerleğin,
Deve fırlar “ben eğri değilim”
Lunaparkın sihirli aynalarını kırdılar.
Bir dikiz aynası kaldı,
Sana o da yakışmaz yüzü gözlerle sarılı
Ne hacet ithal palamuda,
Çiftlik çupraları var hafif İzmir kokulu.
Ve Halicin havasında büyüyen,
İrili, ufaklı kefalleri.
Sazanlar pazarda ayna telaşında.
Mücverden açılmamış mıydı konu…
Adisyon tutkunum, şakşuka.
Ekmekten dönme karideslere benzemez,
Bıyık aroması katmayız suyuna.
Tamamı yerli, beyaz zenci.
Hani, anlarım demirin tavını,
Lodosun karaya düşmanlığını.
Mangalda et kokularıyla kafayı bulanları da,
İnsan yemeye kalkanları da.
Yok ki kitabımızda gelmişine sövmek…
İki balık olur kadehte,
Boğazı seyreyleriz.
Yağ gibi süzülür meret içtikçe bardaktan
Olsa mezemiz cehalet,
Durmaz, tüm gemileri yakarız.
?
???
July 2026 tarihinde katıldıSon forum iletileri
Orkun Levent BOYA, M. Doğan,
gereksiz kibarlıklar gösterecek değilim. birileri kimler neleri okuyor, hangi iller daha çok okuyor, hangi ilde kaç kütüphane var, bunlardan kaç kişi yararlanıyor diye tartışır; birileri de gider okur.
benim işaret ettiğim şey bu konuda araştırma yapmanın saçmalığı değildi, bu konuda tartışmak ve izmir mi konya mı kıvamına gellmekti. bi yerlere ait olmak ve onunla övünmeyi ya da kendine bundan paylar çıkarmayı ilkel buluyorum ben.
siz çok sevdinizse bu tartışmayı buyrun tartışın; ben okumaya gidiyorum...!
öncelikle hatırlattığınız için teşekkür ederim
bu bilgiyi herkes dikkate almalıdır bence.fakat panik yapmaya ve o gün bilgisayarınızdan uzak durmaya gerek yok
bilgisayarlarınızın tarih bölümüne girin ve bir gün ileri alın yeterli.
işte bu kadar bunu şimdiden yapsanız daha iyi olur unutmak adına.
evet....
artık rahat rahat kullanabilirsiniz.
sağlıcakla...
Prova - kasyon adlı bir yazı var bana ait...Eğer bahsettiğiniz yazı o ise yazar sayfamda mevcut...
21 Nisan, 2005 12:40:00 (TSİ) **
Adını Çernobil'de yaşanan nükleer santral kazasından alan virüs, her yıl 26 nisanda aktif hale geliyor.
Bilgisayar saatini ileri ya da geri almak ise virüsün aktif hale gelmesini engelliyor.
W95.CIH virüsünün bir türevi olan 'Çernobil' virüsü, ilk defa haziran 1998'de Tayvan'da görüldü.
Özellikle Windows 95-98 işletim sistemleri ile çalışan bilgisayarlarda, Microsoft'un artık teknik destek vermemesinden dolayı etkin olan ve yayılan virüs, 26 nisan ve 26 haziran günleri aktif konuma geliyor.
Bilgisayardaki sabit sürücülerin bölüm bilgisini silerek tüm bilgilerin kaybolmasına ve kullanılamaz hale gelmesine neden olan virüs, ana kartın BIOS programını da silerek bilgisayarı çalışamaz hale getiriyor.
'Çernobil', bu özelliği ile de dünyanın donanıma zarar veren ilk virüsü olma özelliğini taşıyor.
Virüsü yazanlar arasında iki Türk de bulunuyor.
Kendilerine 'Çernobil Grubu' adını veren korsanlar, önceki yıllarda, internette yaptıkları duyuruda amaçlarının radyoaktif tehlikeye dikkati çekmek olduğunu savunarak virüsten zarar görenlerden özür dilemişlerdi.
'Bunu Kimse Unutmayacak' başlıklı mesajda, ''Çernobil Grubu, bu virüsü, tüm dünyaya radyoaktif santrallerin ne denli büyük tehlike olduğunu hatırlatmak için yazmıştır'' açıklaması da yapılmıştı.
Çernobil virüsünün Türkiye'deki yayılma kanalları arasında kopya bilgisayar programları da bulunuyor.
Virüs, tezgahlarda 1 milyon liraya satılan SimCity 3000 adlı bilgisayar oyununun kopya CD'lerinde görüldü. DNet firması ise Sin adlı oyunun orijinal demosunda bu virüse rastlandığını duyurdu.
Virüs nasıl yayılıyor?
Virüs, Windows işletim sistemi altındaki 'EXE' uzantılı program dosyalarına bulaşıyor. Virüslü program çalıştırıldığında virüs belleğe yerleşiyor ve diğer çalıştırılan ya da kopyalanan programlara bulaşmaya başlıyor.
İnternet analistleri, virüsten korunmak için şunları öneriyor:
Daha önce başka bilgisayarda kullanılan bir disketi, cd'yi kendi bilgisayarınızda kullanmadan önce virüs programıyla taratın. Bilgisayarınızı üzerinde bir disket takılıyken açmayın. Üreticisi tarafından düzenli olarak güncellenen bir virüs programı kullanın. İnternetten çektiğiniz dosyaları kullanmadan önce virüs programınızla test edin. E-posta ile tanımadığınız kişilerden gelen programları kullanmayın.
Nisan ayının 26'sında faaliyete geçmesi beklenen virüsten korunabilmek için bilgisayarınızın tarihini ayın 27'si veya daha sonrası olarak değiştirin.
**http://www.cnnturk.com.tr/BILIM_TEKNOLOJI/TEKNOLOJI/haber_detay.asp?PID=16&HID=1&haberID=88395
SAYIN DANTE DEMİŞ Kİ:
4) Sevgili İsa; derdin öykü yazmak mı yoksa kavga çıkarmak mı? Kalemi olanlar zaten yazıyor. Sizi Avukat mı tayin ettiler (naile). Dişli bir tartışma ortamı yaratmak istiyorsan, konunla gel. Can sıkıntın olduğunun farkındayım, ilgisizliktir seni hırçınlaştıran. Gerçi bu site senin ulvi düşümlerine hafif gelir. Size bir tartışma konusu önereceğim; Türkiye’nin düğmesine kim basıyor. Buyurun.
Dante kimdir, adı soyadı nedir, bi söylesin önce, dante ölmüş biri, yoksa yeryüzünde bir hayaleti mi kaldı,
Sayın dante, o yazıyı şaka cinsinden yazdım, gülmeniz lazım dı,
Kısaca bu, diğer yazdıklarınız da beni gaza getirmedi, yani.
Bu yazıyı kim niçin yazdı ve kim neden kaldırdı.
"PROVA-KASYON"
Başlığın cazibesinden yazarını okuyamadım.
Bir ve birden çok cevap hazırlığı içindeydim, bir daha okumak istedim, silinmiş.
Halo!
Yaşın kaç?
Sen Maraş’ta kapılara çarpı konduğunu, hatırlıyor musun?
Senin hiç köyün yandı mı?
Diye, devam edecektim…
Zeliha Hn.
Açıkçası forum içinde yazmış olduğum çoğu yazı, geçmiş tarihlerde ve cevap olarak verilme ihtiyacı hissedilen mesajların gölgesinde kaldı. Ben de onları derleyip bir araya getirmek niyetindeyim. İnsanlarda oluşturulun yanlış intibayı bir nebze olsun gidermek adına.
Yazar/şair sayfamdan bahsediyorsanız, yazı ve şiirlerimi silmiştim.Belki pasif olduğu için ulaşamıyorsunuzdur. Tekrar göndermeye başlıyorum yazı ve şiirlerimi, baya bir temizlik yaptım. Sanırım aktif olur.
İlginizin ne yönde olduğunu tam anlayamadım ancak iyi yada kötü teşekkür ederim. Eğer bunların dışında bir mevzu ise lütfen aşağıdaki mail adresinden benimle irtibata geçin.
bedirge@hotmail.com
http://www.izedebiyat.com/yazar.asp?id=402
Görüşmek dileğiyle...
Sevgiyle kalın...
Naile.
hemen hemen tüm yazıları takip etmeye çalışıyorum.sizi forum sayfalarında görüyorum.yazılarınızı okumak istiyorum fakat hangi isimle sayfanız açılıyor bilmiyorum.e-posta adresinizi de bilmediğim için tüm yazar arkadaşları bilgilendirmeye yönelik olan forum sayfasını işgal ettim.bu nedenle tüm arkadaşlardan da özür diliyorum
Doç.Dr. Hüseyin Çelik (Milli Eğitim Bakanı)
"Eğer o heyecanı taşıyorsanız, kesinlikle kükremiş sel gibi önünüzde hiçbir set, hiçbir bent durmaz" dediniz, İstiklal Marşı'nı yanlış okuyunca...
İnanmak isterdik size!
O heyecanı taşıyorsanız, on kıtayı soluk almadan bir çırpıda okursunuz. Hiç hata yapmazsınız, çünkü o heyecanı taşıyorsunuzdur. Unutmanıza, hata yapmanıza neden olacak hiç bir set, hiçbir bent durmaz önünüzde. Bu işin şakası olmaz, bu işin hatası olmaz. Aynı şeyi bir öğretmen yapsa idi ne olurdu?
"Sayın bakanım o heyecandan olsa gerek bent, ment kalmadı"
Af mı ceza mı hangisi?
Hadi biz sizi affettik diyelim, milyonlarca öğrenci affedebilecek mi?
Önce Türk Kültürü, şimdi Türk Dili...
*5237 Sayıl T.C.K.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Devletin Egemenlik Alametlerine ve Organlarının Saygınlığına Karşı Suçlar
MADDE 300. -
(2) İstiklal Marşını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
*http://www.tbmm.gov.tr/kanunlar/k5237.html
*Eğer sıradan bir vatandaş aynı hatayı yapsaydı, " o heyecandan" bahanesi göz ardı edilip, verilecek ceza 300. Madde'ye tekabül ediyor.
*Hukukçu değilim, vatandaşım.
**Kamusal Eleştiri :
Kamu otoritelerinin alenen ve korkusuzca eleştirilebilmesi anlamında “kamusal eleştiri” demokrasinin temel taşlarındandır. Kamusal eleştiri demokratik kamusal tartışmanın ayrılmaz bir parçasıdır; bundan dolayı demokrasinin “imkanı” özgür eleştirinin ve meşru muhalefetin varlığına bağlıdır.
Anlayışınız için teşekkür ederim.
"Çeviri" başlıklı mesajın ne olduğunu çözebilen bir tek siz oldunuz:)
Sanırım ben de buna güvenerek yazdım o mesajı.
Zeynep..
1) Sevgili Diren; siteye sonunda vakit ayırdığınız ve bir adım daha öteye götürdüğünüz için teşekkürler.
2) Mümkünse, yazılarımın tekrar yüklenmesini rica ediyorum.
3) Sevgili Zeynep; çeviriniz için teşekkürler. Ama Allah tüm insanların Müslüman olmasını isteseydi gökyüzüne yıldızlarla “Allah bir” yazardı. O zaman imtihan sırrı ortadan kalkardı.
4) Sevgili İsa; derdin öykü yazmak mı yoksa kavga çıkarmak mı? Kalemi olanlar zaten yazıyor. Sizi Avukat mı tayin ettiler (naile). Dişli bir tartışma ortamı yaratmak istiyorsan, konunla gel. Can sıkıntın olduğunun farkındayım, ilgisizliktir seni hırçınlaştıran. Gerçi bu site senin ulvi düşümlerine hafif gelir. Size bir tartışma konusu önereceğim; Türkiye’nin düğmesine kim basıyor. Buyurun.
5) Sevgili İmdat; siz bu sitenin editörlerinden misiniz? Yok değilseniz, size fahri editörlük unvanı verilmeli. Editörlerin cevap yazmaya tenezzül etmemek mi desem, yoğunluk mu vardır bir sebebi siz imdada yetişiyorsunuz. Dikkate alınmama duygusundan kurtarıyorsunuz, insanları.
6) Sevgili Naile; yazılarınızı yeniden yükletin. Eserlerinizi okumadan sizi forumlarda yazdıklarınızla tanımak zor. Sizin de 23 Nisanınız kutlu olsun. (Bu düşüm bir cevap hakkı içermemektedir). Biraz daha sessizlik.
7) Sevgili Necat; cevap yazmayacağını belirtmiş olmandan ötürü görüşümü belirtmiyorum.
1-Bu edebiyat sitesinin diğer sitelerden farkı olmalı.
2-Bu fark, sadece amatör yazılar ve yazarlara yer vermek olmamalı.
3-Yazar arkadaşların forum alanını kullanma tarzı ve konusu da fark yaratmalı.
4-Chat yapmak isteyenler başka başka sitelere gidebilir.
5-Forum alanına biraz daha içi dolu şeyler yazmak gerek.
6-Madde madde yazmaktan vazgeçebileceğim, yani ne yazıldığını gerçekten okuyan yazarlar forum alanını kullanmalı.
7-Ya da bir çok yazarın yaptığı gibi forum alanını kullanmamalı.
8-Size bir kaç örnek; -Kimse üstüne alınmasın lütfen-
'Sen millete hava mı basıyorsun,
Zenci misin beyaz mı cüce mi nesin'
'Gecenin bir yarısı tımarhane kaçkınlarıyla uğraşamam.
Yarın alırsın cevabını'.
9-Eğer forum alanında bunlar yazacaksa 7. maddeyi işleme sokmalı.
10-Kimseye cevap verilmeyecektir.
11- Sevgiler...
Güzel sözler için teşekkür ederiz. Ufak bir iki açıklama da yapmak gerekebilir.
Okurun Seçimi bölümünde yer alan yazarlar, İzEdebiyat'a okur üyeliğinden katılan dostlarımızın Yazar Dizinlerine dahil ettikleri adlardan oluşuyor. Sizin de daha fazla öne çıkması gerektiğini düşündüğünüz yazarlar varsa, okur üyeliğinden onlara bir iyilik yapabilirsiniz. :)
Tombala adını verdiğimiz bölümde ise siteden tamamen rastgele yazılar çıkıyor.
En önemli yeniliği ise Yeni Düzyazılar ve Yeni Şiirler bölümünde yaptık. Daha önceki sistemde her iki alanda da bir defada on yazı gösterilebiliyordu. 15-20 yeni yazının geldiği günlerde ise birikme oluyordu. Bu birikmeler sonucu yazıların onaylanması son zamanlarda 4-5 güne kadar uzamıştı. Yeni düzenlemede son gelen 100 yazı orada rastgele açılmaktadır. Bu hem yeni gelen yazıların daha uzun süreler orada kalmasını, hem de daha fazla yazının anasayfadan yer bulmasını sağlamaktadır. Anasayfanın büyük bir farkla sitenin en çok açılan yeri olduğu düşünülecek olursa, bu listelerde daha önceden en tepede görünen yazının okunma oranarında bir miktar düşüş olacaksa bile, artık tüm yazılara eşit şans verildiğini düşünüyoruz.
Önerileriniz ve uyarılarınız için teşekkür ederiz.
Sevgi ve saygıyla,
Diren Yardımlı
İzEdebiyat
zaten epeydir gerekiyordu izedebiyata yeni bir yüz yapanların ellerine yazanların yüreğine sağlık...
bende kendi adıma teşekkür ediyorum.
sağlıcakla...