Yusuf Ziya,
'kardes' sozunu 'kardesim' anlaminda kullanmadim elbette.
'Arkadas', 'tertip' falan gibi mesela. Bu terimlerden bihabermisin. Marstaki Turkiye'de mi yasadin bunca sene?
Yazim cok acitmasin diye biraz espri katmaya calismistim, hemen sazan gibi atlamissin ustune. Ama kutlarim, haklisin sen. Evet itiraf ediyorum, okulu kirip 'Emmanuelle' filmine gittim, Beyoglu Saray sinemasinda. Hangimiz gitmedi ki. Birde Behcet Nacar'in 'sehvet carsaflari' filmi vardi, parcali. Ayrica vaktimin cogunuda Nisantasi Kiz Lisesinin onunde gecirirdim o gunlerde. Buyukada'ya da giderdik darbukalarimizla. Anlamiyorum ki, derdin ne, neyle sucluyorsun beni.
Ne demek 'kurdaleyi nerene takayim'. Zatininki nerene takilmis durumda? Yazardaki kultur seviyesine bakin. Tinerci cocuklar bile daha edepli kufur eder.
Edebiyat sitesine geldik ki, gorgumuz, kulturumuz artsin ve Yazar/Sair gibi degerli sanat insanlariyla yazismanin ayricaligini yasayalim diye ama, Yusuf Ziya sayesinde kufur dagarcigimiz genisliyecek anlasilan. Sagol varol Yusuf Ziya.
96'dan beri CNN forumlarindan tut da ermeni,yunan ve alman forumlarina kadar bircok platformda yazarim ve cok gordum ekran arkasindan delikanlilik taslayan tosuncuklari. Ama hic olmazsa onlarin yazar/sair olma iddialari yoktu.
Yusuf Ziya gercekten 'yazar' mi yoksa kafa mi buluyor? Sarsan sallayan yazilarini okumak istiyorum.
Yusuf Ziya, bak bir osmali sairi ne demis, hemcinslerin icin:
[[B]]Ne günlere kaldık ey Gazi Hünkar,
Katır mühürdar oldu, eşek defterdar. [[/B]]
esenlikler,
?
???
July 2026 tarihinde katıldıSon forum iletileri
İzEdebiyat, sanal ve elektronik olduğu kadar da organik bir ortamdır; metinlerini özenle oluşturan ve seçerek siteye gönderen yazarlar her zaman için siteden daha verimli bir şekilde yararlanabilmiş, daha geniş bir okur kitlesine seslenebilmişlerdir. Unutmayın ki metin miktarından çok, gönderilen metnin niteliği önem taşımaktadır. Beş tane seçilerek gönderilmiş metin, yüz tane dikkatsizce gönderilmiş metinden [[B]]daha çok okunmazını, daha iyi tanınmanızı, daha çok sevilmenizi[[/B]], hatta bir yayınevinden teklif alabilmenizi sağlayabilir."
Yorum Sizin.
saglicakla,
Jurnal-Cemil Meriç/kitap sizde mevcut ise ödünç alabilir miyim? İstanbul'da olduğunuz için istiyorum...
Saygılar.
Naile
(bedirge@hotmail.com)
Hıyardan cacık tarifi… Bazıları yine kuyruk acısı içinde. Basit bir soruya oldukça karmaşık cevap verilebilir ama sahneye domates atanların yüzünde zaten çekirdekleri asılı, değil mi? Sazanlar ve kefaller… Öğretmen edasından bıkalı yıllar oldu. “Emret komutanım”… Onu da geçtik. Parça koyulan filmleri izlerken… Neyse! Mesela! Kalıcı olmak için her kim ne işle iştigal ediyorsa, ahmaktır. Kalıcı olunmaz! Yeni dökülen çimentoya veya ağaç gövdesine isim kazımaya, benzer mi… Dünyanın uydusu zaten ay… Mesela. Ebleh şakşakçıları: Fırçayı her hangi eliyle sallamış olursa olsun veya yok saydığı tanrıyı salatanın arkasına gizlemiş olsa da, çoğu berbat resimler. Değirmenci döngüsü. Kutsallık müptelası… Türkçe si bozuk ulema; laf ebeliği yapmasını biliyorsun da bilerek eksik bıraktığın kelimeler seni saf yapmaz. Sen; Şeytansın. Maskenin numarasının hiç önemi yok. Tilki!
Dutlar silkelenir; beyazı iz bırakmaz siyahı çok leke yapar. Ceviz çalmaya benzer, eller mühürlü, eller kınalı… Ayşe deyze kına yakmaya geldik, kızını almaya geldik…
Önce Dersaadet ;
Kimseyi hırpalamak falan gibi bir derdim yok. Ben de bir konudaki görüşümü söyledim hepsi bu…
Yazmak kitap bastırmak demedim. Yazmakla ilgili ya da yazanla ilgili bir problemim yok zaten… ayrıca yazmadan da yazı üstüne konuşulabilir. Yumurta hakkında konuşmak için yumurtlamak gerekmediği gibi…
Soru sorulma hakkı… ilginç. Ama yazdıkların umurumda değilse cevapların da ilgimi çekmez. Söylemek istediğim buydu. Yazdıklarını önemsediğimiz insanların yazmak hakkındaki görüşleri ilgilendirir bizi. Kabız ve yeteneksiz yazarların ne dediğini ben umursamıyorum siz büyük bir zevkle mi okuyorsunuz?
“"Gorki, Balzac, Hemingway" bu üç yazarın ve daha pek çoklarının yazmak ve okumak ve daha bir sürü şey hakkında zaten sözleri mevcut. Aynı soruları neden tekrar sormak istiyorsun? Okumadığından mı yoksa…!
Gelelim başlık konumuza
Halit Şindi;
Sondan başlayıp kısa keseceğim. Gerçekten cevap bile hak etmeyen bir yazı yazmışsın. Ama gene de tebrikler yazmaya geçmişsin. Kurdeleni takmak bana nasip oldu nerene bil bakalım…!
İlk olarak ben senin kardeşin değilim…
İkincisi seni nelerin sarstığını anladık yazın sayesinde. İlginç değil tabi bu. Cinsel açlık ve boşluk ve yetersizlik en sarsıcı olanıdır. Ama orada kalmana üzüldüm. Hiç olmazsa Ahmet Atlan veya Yatmadan Önce 100 Bilmemne Darbesiyle devam etseydin sarsılmaya… konumuz sinemaya sıçrasa vereceğin örneği çok iyi biliyorum: Emenuella...!
Sana bir küçük tavsiye. Yazmaya geçtin tebrikler. Şimdi de okumaya başla bakalım. Sana ortalama okuru sarsabilen bir sarsıcı kitap listesi yazıyorum. (İlk aklıma gelenler bir seçki değil.)
1. Çürümenin Kitabı-Cioran
2. Tutunamayanlar-Oğuz Atay
3. Şairin Seyir Defteri-Edip Cansever
4. Erbain-İsmet Özel
5. Körleşme- Elias Canetti
6. Jurnal-Cemil Meriç
7. Saatleri Ayarlama Enstitüsü- AH Tanpınar
8. Aylak Adam-Yusuf Atılgan
9. Suç ve Ceza-Dostoyevski
10. Ölümsüzlük-Milan Kundera
İyi okumalar herkese…
Resim aynı resim ama fiyatı farklılaşacak yazmışsın tablo ile ilgili...
İşte tanınmak o kadar öenmli. ( Para )
Maddi kaygıları olmayan insan neden tanınmak için yırtınsın ki.
Tanınmamış olmak yapılan işin kalitesiz olduğunu göstermiyor değil mi ? Bu bana yeter.Kaliteli olması yani.Maddi bir değeri olmuş olmamış umruımda değil..
Ve senden rizam şu genellemeyi yapmayı bırakman noktasında..Yani herkes ister gibi bir teleffuz istemediğini iddi a eden kişilere saygısızlık oluyor...
İsteyen istediğini ister...
İstemeyen istemediğini istemez...
Sana mı dedim canımcım, diyorum ya kendi kendime...Burası forum, her an herkes sataşabilir ki sen en son beklediğim kişiydin, pes yani, en erken sen davrandın:)) Bu açıdan kutlarım:))) Yani diyorum ki çok konuştum, birileri sus demeden susayım, diyenler çıkabiliyor çünkü...(Bkz. Bir önceki forum konuları)Yani sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer hesabı, bir de yiyebilsek Duygu Hanım izin verse de:))) Şaka ok, hepsi şaka...Seninle hiçbir sorunumuz yok, olamaz da zaten...
Değindiğin konuyu sevdim ve iyi kötü düşüncelerimi paylaştım...Umuyorum ideallerine kavuşursun...
Öpüyorum, sadece yanlış anlamalar silsilesi oldu diyorum ve konyu tatlıya bağlıyorum...
Hoşçakal.
Naile Duman, Yaşar.
Ama o zaman neden "birileri sataşmadan" dediniz ki?! İnsan kendini savunmak zorunda hissediyor.
Ben şu çenemi kapayayım artık en iyisi :)))... ehhe... şey.. siz devam edin =)))
Allah aşkına Duygu yazdığım yazıyı tekrar oku olur mu?
Kendimle konuştuğumu ve kendimi ti'ye aldığımı ve ülkem gerçeklerine dokundurduğumu yine de anlamazsan pesssssssss!
Valla daha da diyecek birşey bulamıyorum...
Her cümleyi mi üstüne alınır insan, sana birşey dediğim yok ki!
Bilakis yazının sonunda sana teşekkür dahi ettim. Neyse geri alayım, haketmedin çünkü... Kursağımda kaldı...
Bence ilk önce iyi bir okuyucu ol...
Saygılar..
Naile.
Ben sanatın göreceli bir kavram olduğunu anlatmaya çalışıyorum siz bana popçu ol manken ol diyorsunuz.
"Gerçek sanatçı"lar olarak popçu ve mankenleri göstermeniz de bayağı ilginç doğrusu.. Oysa ben gerçekten emek verip ortaya birşeyler koyarak isim yapmış ve gerçekten yaptıkları sanat açısından saygı duyulması gereken insanlardan sözediyordum.
Verilen cevapları toplayıp sabah akşam gülmek?? Bu mudur dediğiniz amaç? Siz benim demek istediklerimi yanlış yorumluyorsunuz. İki farklı düşünceyi mantıklı ve seviyeli bir biçimde tartışmak yerine, çeşitli kelime oyunlarıyla ve alaycı ifadelerle insanlara taş atmak mıdır sizin tartışma anlayışınız?..
Peki o halde... İyi günler.
çok hoş
Zaten biz "yoktur" demiyoruz ki!
Varolduğunu ifade ettiğinde aldığın cevapları toparla, önüne koy, sabah akşam gül sadece bu kadar...
Aaah! Bugün ki aklım olacaktı...
Git önce ya popçu ol ya da manken...Gerisi geliyor zaten...Kitap yazarsın, kaset doldurursun, köşe yazarı da olursun....peheyyyy her şey olursun, kime ne iyi yapıyor olmandan...
Yazı, özellikle de şiir bu alanda öne çıkmak için seçilmiş en zor alan diye düşünüyorum. Kimselere beğendiremiyorsunuz ki yazdıklarınızı. İşi sizden daha iyi bilen ama hala ne iş yaptıklarını anlayamadığınız bir dolu insan silsilesi ile boğuşmaktan adım dahi atamıyorsunuz...
En iyisi kulakları tıkayıp başkalarına, kendi yolunuza bakmak...Halk karar verecektir diye düşünüyorum, halk kimin ne olacağına, nerede duracağına karar verecektir. Ne ben, ne sen, ne o, ne de onlar...
Varsa ser de ün'lü de olurum, -ki ün'süz yaşamaya bu kadar alışmışken, zor olur biraz ama alışırız hehehe!!! Bizim ne eksiğimiz var dimi! Sırtımızı kime dayamışız ki, olsun geç olsun, olsun hakkıyla olsun hehehe!!!
Kitap için uğraşanlardanım bu arada...hani ünlü olmak adına....
Neyse birileri sataşmadan ben kaçayım...
Duygu, teşekkürler nihayet adam gibi bir konuyu, elimize yüzümüze bulaştırmadan tartışmamıza vesile olduğun için...
Saygılarımla.
Naile.
Bu cevapların üzerine belki tartışmaya daha farklı bir boyut katar diye geçenlerde yaşadığım bir tartışma konusunu da buraya eklemek isterim eğer bir sorun yoksa.
Kalıcı olmanın ve isim yapmış olmanın sanatta gerçekten önemli bir yeri vardır. Şöyle bir olay cereyan etti geçenlerde. Türkiye'de Picasso'ya ait olma olasılığı yüksek bir eser bulunmuş, fakat uzmanlar henüz o eserin Picasso'ya ait olup olmadığına karar verememişler. Karar verirlerse değeri bilmemne kadar artacakmış. Şimdi düşünsenize resim aynı resim, fakat sanat değerinin aynı olmasına rağmen Picasso'nun olunca daha değerli. Aynı eser, resim sanatına damgasını vurmuş bir insanın elinden çıkınca pek tanınmayan birine oranla daha değer kazanıyor. Şimdi böylesine göreceli bir alanda, tanınmamayı neden ister insan? Bir insanın kendini kanıtlama ve gerçekten topluma ve kendisine değer kazandırmış bir sanatçı olma isteğine neden bu kadar sert bakılıyor? Ben bu isteğin her insanda var olduğunu düşünüyorum hala :))
"kalıcı olmayı istemek hepimizin bilinç altında yatan bir şeydir"
Bu cok dogru. Genc Duygu'yu kutlarim. Hic kimse okunmamak, begenilmemek ve yazdiklari burusturulup cope atilsin diye yazmaz. Yani akli basinda, beyni olmasada bingildagi oynayan bir insan bile boyle dusunmez. Bence sizler, yazan insanlar olarak herbiriniz cok degerlisiniz. Bu siteye uye olali birkac gun oldu ama yaklasik bir aydir yazilanlari izliyorum. Yazdiklarini hic anlayamadiklarim var. Turkcemin bozuklugundan olsa gerek. Birde, insani enayi yerine kor gibi bos laflari ekrandan gozumuze sokanlar var. "Ee kardesim ben kendi kendime yaziyorum iste. Okunsun okunmasin umurumda degil, kasimpasaya". Ne demek bu? O zaman ne demeye edebiyat sitelerinde arz-i endam ediyorsun kardesim. Neden kuyrugu yanmis kedi gibi kitap bastirabilmek icin o kitapevi senin, bu kitapevi benim dolasip gerdan kiriyorsun. Madem oyle, otur evinde baklani ye. Laf iste.
Durustce ve onurluca korkmadan haykirin, ben cok iyi, cok unlu bir yazar olmak istiyorum... istiyorsun... istiyoruz... istiyorlar. Bu kadar basit. Taninmak, sevilmek, alkislanmak istiyorum. Sizde oyle. Imza gunume gelirken binlerce insani kapidaki kuyrukta beni beklerken gormek, beni gorebilmek ve bana dokunabilmek icin izdiham cikarmalarini istiyorum. Istiyorum iste, ayip mi, gunah mi, anayasada cezasi mi var?
Beyoglunda Orhan Pamuk'un imza gunundeki o kalabaligi ve yanimda duran universiteli o guzel kizin "gordum, o'nu gordum" diye bagirislarini arkadasina sarilip havalara sicramasini unutamiyorum. Halbusemki ben onun hemen yanibasinda duruyor ve delikanliligimi feda etmek pahasina o'nu arkadaki firlama ford'culardan koruyordum o an, o dondurucu sogukta. Ay inanmiyorummm.
Ben yazar olmadigim halde istiyorum. Sizler emek veren insanlar olarak istemiyorsaniz, beyinlere turp suyu. Istediginizden eminim. Yalanci aha booole olsun mu?
Illa aykiri olacagim icin gerilmeyin. Hayatta en nefret ettigim seydir kendinin bile anlamini bilemedigi kimliklere burunmeye calismak. 80 oncesinden hatirlarim. Mahallemizin hizli solcularindan birisi kendisine sanayagi yok dedi diye bakkal Nusret'e fasist derdi. Bende bakkal manav gibi butun isyeri sahiplerini fasist saniyordum. Ulan herif gariban bakkal, fasist olsa n'olur olmasa ne. Zaten mahalleliye veresiye vere vere adamin anasi aglamis. Iki de bir top oynarkende zavallinin camini kirar, kacardik.
Kasmayin kendinizi. Kendiniz olun. Kiskanin, isteyin, calisin, cabalayin. Insanoglunu magaradan cikarip uzaya gonderen ozelligide budur.
Yusuf kardes, seni bugune kadar sarsan sallayan bir yazi ornek ver de nasil sarsilir sallanilir bilelim yahu. Mesela, ben Orta 2'de sinif ogretmenimin zoruyla simdi yazarini hatirlamadim bir roman okumustum. Zengin Kosk'e icguveysi giren Sadan, yandaki konak'ta yasayan yasli allamenin genc ve guzel karisiyla ihtirasli asklar yasiyordu. Hele yazar o sevisme sahnelerini oyle bir anlatmis ki, hayatim degismisti o romandan sonra. 12-13 yasimdaydim herhalde. Allah seni inandirsin, ben o gunden bugune degin hic oyle sarsilip sallanmadim/sallanamadim. Senin sarsmak ve sallamaktan gayen boyle birsey mi:)
sevgiyle,