kankanıza iki çift laf ettim kanınıza dokundu sanırım.
iki kişi arasına girmemden bahseden siz nasıl oluyorda iki kişinin arasındaki konuşmaya el atıyorsunuz anlamıyorum.
dizginleyin efendim dizginleyin kendinizi.
neee anlamadım sıkıldınız mı o halde okumayın gitsin...
yoksa sizde gereksiz ağız dalaşlarıyla polemikleriyle reklam yapma amacındamısınız.yoksa sizinde kitabınız çıkmak üzerede ucuz reklam peşindemisiniz.yoksa isa beyin avukatlığınamı (başka bir şey yazacaktım kalbiniz kırılır üzülürüm)soyundunuz.
ayrıca yalnışlarım sizi hiçmi hiç alakadar etmez kahve falıysa iyi anlarım emin olun sizinde geleceğinizi dökeyim isterseniz.
?
???
July 2026 tarihinde katıldıSon forum iletileri
İçimden bir ses sizin Limasollu olduğunuzu söylüyor, neyse bu kısmı beni ilgilendirir.
Üslubunuz çok ilgimi çekti, öyle etkilendim ki öğle yemeğimi yiyemedim. Açıkçası midemi bulandırdınız. Ah, bunları söylüyorum, çünkü alınmayacağınıza o kadar eminim ki, zaten amacınız bu bence, birilerinin midesini bulandırmak. Değil mi efendim, şöyle borsa, politika derken, eh yaşta kemale ermiş, bir edebiyat forumuna girip insanları kızdıralım. Dikkat çekelim üzerimize… Ya da her kimseniz, her ne yapıyorsanız… Çok ilginç üslubunuz, efendim, çok ilginç… Böğ!
ÖZNE felsefe-sanat seçkisinin 6. sayısında "felsefe-edebiyat ilişkileri" ele alınacaktır. Konuyla ilgili çalışmaları olanların katkılarını bekliyoruz.
"Türkiyede felsefe-felsefede türkiye" konulu sayının tanıtımını siteye eklemiştim. İlgilenenler bakabilirler.
iletişim için: oznefelsefesanat@yahoo.com
ya da mgunay@cu.edu.tr
adrslerine yazabilirsiniz.
saygı ve selamlar
Mustafa Günay
(şimdi bunları okuyunca eminim benimlede ağız dalaşına gireceksiniz aaa unutmadan cevap vermeye kalkmayın çünkü benden yanıt alamıycaksınız.yok saydım sizi)
Yukarıdaki sözlerinizden hareket ederek bir forumda yazma konusunda hiçbir şey bilmediğiniz kararına vardım... İki kişi arasındaki bir konuşmaya girip ağzınıza geleni söylüyorsunuz, sonra cevap vermeye kalkmayın diyorsunuz. Bu pozu takınan ilk kişi değilsiniz inanın. Ayrıca forum böyle tavırlardan oldukça sıkılmış durumda bunu da bilin...
Bir de dayanamadım, söyleyeceğim, iki satır yazınızda üç yanlış var… Edebiyat mı konuşuyorsunuz, kahve falı mı?
SOLFEJ SANAT YAYINLARI
Solfej Sanat Merkezi bünyesinde etkinlikte bulunacak Solfej Sanat Yayınları, sanat, edebiyat, felsefe ve sosyal bilimler arasında kitaplar yayınlamak amacıyla kuruldu.
Solfej Sanat Yayınları, sanat-edebiyat (şiir, öykü, roman, deneme, inceleme, çocuk edebiyatı vb.) felsefe (düşünce ve kültür tarihine ilişkin yapıtlar) ve toplum bilimleri alanlarındaki çalışmaları yayına hazırlama, basım, dağıtım ve tanıtım hizmetlerini sunmaktadır.
Solfej Sanat Yayınları, sözü edilen alanlarda ürünleri bulunan herkese açıktır. Yayınlanmasını istediğiniz dosyalarınız, yayınevinin editörleri tarafından değerlendirilecek ve yanıt verilecektir.
Temel ölçütümüz, nitelikli, değerli, ancak çeşitli nedenlerle okura ulaşma imkanı bulamayan yazar-şair ve araştırmacılara bir kapı açmaktır.
Yayınlamış olduğumuz kitaplara kitapçılardan, D&R mağazalarından ve tüm internet kitabevlerinden ulaşabilirisiniz.
Daha fazla bilgi ve iletişim için:
Özkurt Apt. Kat: 1 Da:1
Barajyolu 6,5 Durak, Ziraat Bankası Karşısı
Seyhan/Adana
0(322) 2274231
solfejsanatyayin@yahoo.com
İzEdebiyat’a yeni üye olmuş biri olarak yazma gereksinimini hissettim. Site’de bir çok şair ve yazar’ın şiir ve yazılarını okumakta ve son derece de keyif almaktayım.
Devlet İstatistik Enstitüsü’nün araştırmalarından yola çıkarak yazıyorum ki; “1 Japon 25, 1 İsveçli 10, 1 Fransız 7 kitap okuyor, 1 Türk ise 1 kitabın altında birini okuyor.” - “Türkiye’de her 3 CD’den biri, her 100 kitaptan 40’ı korsan satılıyor.”
Demek istediğim şu: Türkiye’den okuma alışkanlığımız yok denecek kadar az.
İkincisi ile de kısa yoldan para kazanmak için şair ve yazarların haklarının korsancılıkla nasıl yendiğini izah etmek istedim.
Dolayısı ile okuma yazma alışkanlığımızdaki eksiklikler, toplum kültürümüzün gelişmesine mâni olmaktadır.
Diyerek; okuma ve yazmaya destek olan, edebi bilgilerimizin artmasına vesile olan sitemizin kıymetini dile getirmek istiyorum. Site içinde ne önemli şahsiyetler olduğu, ne yetenekli şair ve yazarlar olduğunu gözlemlemek hiç de zor değil. Şöyle bir etrafı kolaçan ettiğinizde bunları birer birer tespit ediyorsunuz. Hiç birinin ismini vererek reklam etmek istemiyorum. Onların reklama ihtiyacının da olduğunu sanmıyorum.
İzEdebiyat’ın bir kültür ve sanat sitesi olduğuna inanıyorum, okuduğum bazı forumlardan da ne güç şartlar içinde site çalışanlarının hizmet verdiğini anlayabiliyorum. Olur olmaz yazdıklarımız ve yazacaklarımızla onları güç durumda bıraktığımız, site itibarını düşürdüğümüz kanaâtine varıyorum.
Benim site hakkındaki tek şikayetim, forum bölümünde yazılanlar. Edebiyat’dan bahsediyoruz, şiir’den bahsediyoruz, edebi konulara dalmak istiyoruz, ama bir bakıyoruz ki forum’da yazanların kimi kendi reklamını yapıyor, kimi birbirleri ile hakaretleşmelere giriyor, en ağır kelimelerden seçilen silahlar çekiliyor ortalığı kan gölüne çevirmeye çalışıyorlar.
Bu; şairim, yazarım diyen şahsiyetlere yakışıyor mu? Şair yada yazar yol gösterici olur. Bu mudur yol göstermek.. Kendilerinin takdirlerine bırakıyorum.
Netice itibari ile bu ve benzeri tutum ve davranışlarımızın siteye zarar verdiğini söylüyorum.
Bütün arkadaşlara sesleniyorum. Sitemize sahip çıkalım.
Benim de sitede yazı ve şiirlerimi görmek mümkün. Ancak ben kendimi ve şair ne de yazar olarak adlandırabilirim. Böyle bir duruma düşersem, şair ve yazarlara haksızlık etmiş olurum. Ben sadece yazıyorum ve okunduğumu gördüğümde zevk-haz alıyorum hepsi bu…
Tüm İzEdebiyat emektarlarına, şairlere, yazarlara, üyelere, okurlara saygı ile selâmlarımı sunuyorum.
Birgün bir avukat arkadaşımın yazıhanesinde oturuyordum. Arkadaşım, çantasından bir kitap çıkartarak bana uzattı,
"Uğraşıp duruyorsun kitap çıkarmak için. Al sana bir şiir kitabı" dedi...
Kitabı elime alıp şöyle bir evirdim çevirdim...
Daha önsözünü bile okumadan, "bu kitap, yüzde yüz hece vezniyle yazılmış bir şiir kitabıdır" dedim...
Arkadaşım şaşkın, "daha hiç bir şiir bile okumadan nasıl anladın?" diye sordu... Güldüm, "adından" dedim...
"Öyle diyorsun ama bu kitap adliyede yok satıyor" demez mi, bizimki... Bu kez şaşkınlık sırası bende, "Adliye'de mi?!?!"
Yazar adliyede bir icra dairesi müdürünün eşiymiş... Kendi olanaklarıyla(?) bastırdıkları bu kitabı, İcra müdürü, tüm avukatlara, almalarını öneriyormuş... Hem de 10-15'er tane... Ama hiç bir zorlamada bulunmadan...sadece öneriyormuş:))) Ne kadar iyi bir koca:)))
Avukat arkadaşıma hiç beklemeden sordum; "Hemen bana bekar bir bayan icra müdürü bul... Onunla evlenmem lazım, kitap çıkarıp satabilmem için" dedim...
Arkadaşım, "ilgileneceğini" söyledi.... Bakalım, şimdilik beklemedeyim:)))
Sevgili gönül hanım, öykümün altına şu notu yazmış:
Başlık:Seni Sevmiyorum
Yorum:aşk böyle acı birşey işte güzeldi yüreğinize sağlık
Bir yerde seviyorsun bir yerde nefret ediyorsun,
Derler, aşk böyle bişiy.
sayın gönül,
daha önce kitabımın çıkması dolayısıyla beni tebrik eden siz…
hatırlayınız…
insanın birisi biri olur olmaz taramalı gibi sayarken, siz gelmiş beni suçluyorsunuz,
hoşu boşu geçiniz, burada bir saçmalık var, saçmalıklara susmam ki,
bu ülkede susanı ezerler zaten,
kitabım çıktı, bağıra bağıra derim, yayınevleri milyarlar harcayıp reklam yapıyor, siz marsta mı yaşıyorsunuz gönül.
Ben görmemişim, çünkü daha önce hiç kitabım basılmadı.
Siz kitabımı sakın okumayın, benim kitabım kimine kuduz köpek olur, eğer kitabımı alırsanız, sizi ısırır kitabım, sizin yaralanmasınızı, kuduz olmanızı istemem gönül.
İmza günüm, sizi ilgilendirmez ki,
Siz yazar ya da şair değilsiniz, bunlarla alakanız yok, işinize bakın e mi,
Siz bana aklı verecek biri de değilsiniz,
Çamur atıp karalamak işiniz,
Siz beni zerre kadar tanımıyorsunuz,
Ama siz bir gün samsuna gelin, size bir çay ya da dondurma ısmarlarım,
Ki o zaman ne kadar yanıldığınızı anlarsınız.
Eminim.
Beni yok sayabilirsiniz.
Bu tür şeyler komik geliyor bana, bir kamyon laf söylediniz, vs
Sevgili gönül, samsuna yolun düşerse geliniz, ada sanatevine,
Olur mu,
Çay ısmarlarım size, merak etmeyin, burası güvenilir bir yerdir,
Gönül hanım gibi mesaj yazacaklar olanlar, beni etkileyemezsiniz,
Beni ancak güldürürsünüz,
Murathan mungan der ki: beni sevebilirsiniz ya da sevmeyebilirsiniz ama bana kayıtsız kalamazsınız,
Ben yazarım, siz kimsiniz, necisiniz?
Ben ömrümü harcadım odalarda, siz?????????
Bana söz söyleme hakkınız sıfır,
yığınla palavra sıkıyorsunuz, hastalıklarınızı, egonuzun kirini saçıyorsunuz.
sayın kantarcı nedendir bilmiyorum ama uzaktan izlediğim kadarıyla pek bir agrasif insansınız.
ne zaman forum okusam sizin birileriyle polemikte olduğunuzu ve hiçte hoş olmayan laflarınızı okuyorum...
yahu girin siteye koyun yazılarınızı sonra ektiğiniz emeğin hakkını yiyin(yorumlar.kütüphanelere alanlar)
nedendir bu savaş nedir sitede ki insanlarla ağız dalaşınız.
sitede sizden başkada kitap çıkaran oldu zamanında hiçte sizin gibi ağıza sakız yapmadı.nedir bu isminizin yanındaki kitabım çıktı cümlesi.
ben buna düpedüz görmemişlik derim...
görmemişin oğlu olmuş misali.
öyle bir havalara girmişsiniz ki kural engel tanımaz biri olup çıkmışsınız.
valla doğrusu sizin kitabınızı hiçte merak etmiyorum!
paramı verip almam bile
bedava verseniz elimin tersiyle iterim emin olun...
önce mütevazi olun derim insanlarla kaynaşın gönül alın,sevgi verin sevdirin kendinizi
yazarlık bunu gerektiri kanımca...
sizi imza gününüzde hayal ediyorum da:)))
hah burnunuz bir karış havada
okurlarına yüz vermeyen aşağılayan kasııım kasııım kasılan bir yazar :)
ilk kitabınız karambole satar(yani umarım)
fakat ikinci kitapta millet sizin karakterinizi çözdüğü taktirde tam anlamıyla falso olur...
demem oki biraz daha sevdirmeye bakın kendinizi ağız dalaşlarını bırakarak...
bu bir tavsiyedir.
aksi taktirde negatif elektiriğiniz sayesinde çevrenizde hiç kimse kalmayacaktır ileride....
umarım sizi gazetelerin 3.sayfalarında yalnızlığa mahküm olan yazar intihar etti manşetiyle okumayız....
sadece birazcık mütevazilik diyorum...gerisi elbet gelir.
(şimdi bunları okuyunca eminim benimlede ağız dalaşına gireceksiniz aaa unutmadan cevap vermeye kalkmayın çünkü benden yanıt alamıycaksınız.yok saydım sizi)
sağlıcakla
Sezai isimli arkadaşım. Eleştiri mutlaka senin hakkın. Yapacaksın da. Amma eleştiri yaparken biraz daha ölçülü olabilirdin. Hakâretamiz kelimeleri yazından ayıklayabilirdin. İsa Kantarcı Bey'in bu eşeltiriye vermiş olduğu cevaba bir şey yazmama gerek yok. Bu ve benzeri üzücü atışmaları, bir üye olarak bu site de okumak istemiyorum.
Birde merak ettiğim bir husus var. Ana sayfada Editörün seçtikleri bölümünde İsa Kantarcı beyfendi'nin 'Umar' adını verdiği şiirinin edebi özelliği nedir, Editör bunu neden seçmiştir açıklana bilirmi?
Saygılarımla herkesi 'saygı'ya davet ediyorum.
Yolda yürüyüşüm değişmedi, neden böyle saçma sapan şeyler yazdınız hiç anlamıyorum, bu ülkeden güçlükleri aşıp bir şeyler yapan yatırımcıya bile böyle davranıyorlar,çok görmemek lazım,
Caka satmak, ukalalık, yahu gene saçmaladınız, bunlarla alakam yok, ne yazdıklarıma iyi bakın,
Sizin kafanız sağlıklı işlemiyor,
Kıskançlıktan çatlıyorsunuz,
Çatlayınız, ama bu zihniyetle sıfır elde edersiniz,
Size bir tavsiye, düşman kazanmaya çalışmayınız,
İnsan/dost kazanın,
Sizin gibi sağlıksız ve ahmak insanlar öykü ve şiirlerimi okumasın, zerre kadar ihtiytacım yok.
Kitabımı tek sen okuma oldu mu, istemiyorum,
Zaten bütün kitapçılara dedim, bilmem ne adlı insan gelirse ona kitap satmayın diye, bilmem ne adlı şahıs gelirse ona kitabım bir trilyon.
Şöyle demiş :
ve yine anlasildigi uzre kendi maddi imkanlarinla bastirmissin bu kitabi. parayi verip dudugu calmissin.
Söz isa’da şimdi, para verip bastırmak vs.
Sayın sağlıksız, yazdığın metinleri yayınlat bakalım dergilerde, önce bunu başar, sonra karşıma geç otur, ancak bunun başarırsan karşımda laf söyleme hakkın olur,
Senin gibi sağlıksız zihinli insanların bana söz söyleme hakkı yoktur,
Ben bu işlerin merkezindeyim. Bu işin işinde yılların emeği var, peki sen necisin be!!!!!!!!!!!
Siz ne dediğinizi bilmiyorsunuz,
Çatlayın siz kıskançlıktan.
Sayın sağlıksız, metinlerimi sakın okuma, çünkü size göre olamazlar.
anlasildigina gore bu siteden bildigimiz duz yazi ve siirlerini bir kitapta toplamisssin. tebrikler. ne demisler, azimle sican betonu deler.
ve yine anlasildigi uzre kendi maddi imkanlarinla bastirmissin bu kitabi. parayi verip dudugu calmissin.
eminim yolda yuruyusun bile degismistir havandan. zaten ona buna edebiyat dersi vermeye kalkan ukela edebiyatci tavirlarin cekilmezken simdi nasil bir kantarciya tahammul etmek zorunda kalacagiz merak ediyorum.
asagida kendin yazmissin 9 milyara kitap basiliyor diye.
sen ilkonce o hoduk gibi ismine ekledigin kitabim cikti yi cikar. milletin adrenali yukseliyor. sonra millete burada caka satmayi birak. ukelaliktan vazgec. mutevaziligini gorursek bu sitede ugramadigimiz sayfalardaki siirlerin ve duz yazilarin bulundugu kitaba dokunabiliriz belki.
Karma
Ali beyle konuştum. Kitaplar ona ulaşmış.
Yayınevinin sitesinde henüz kitap kapağı gösterilmiyor ama…
Karma adlı öykü/şiir kitabımı edinmek isteyenler Gündüz Yayınevi’nden istesin.
Ada dergisi edinmek isteyenler de.
http://www.gunduzkitabevi.com.tr/
gunduzkitabevi@mynet.com
veysel@gunduzkitabevi.com.tr
aligunduz@gunduzkitabevi.com.tr
Adres:
Demet Parkı Karşısı Vatan Caddesi
Demetevler 7.Sok. No:7 / b Yenimahalle /Ankara
Tel : 0312 346 54 57
Cep tel:
Kitap yayını için: Ali GÜNDÜZ 0505 501 74 91
Site hakkında görüşleriniz ve kitap siparişi için: VEYSEL GÜNDÜZ 0505 200 81 34
İsa Kantarcı
“bu önsözün yazarı o gün, neredeyse bütün gününü bilgisayarın başında oturarak internette yazı tarayarak geçirmişti. Aradığı şey, şöyle keyifle okuyabileceği, kimsenin ona sunmadığı, kimsenin cilalayıp törpülemediği, dosdoğru yazarından ve onun hayatından çıkma düpdürüst bir öyküydü. Kitapların keyfinin bambaşka olduğunu biliyordu, seçilmişlerdir, deneyimli yayıncıların, usta editörlerin ve yetkin çevirmenlerin elinden geçerek en “ideal” formlarında bize kendilerini sunuyorlardı. Ama o gün, bu önsözün yazarının istediği bu değil, Bir şey keşfetmekti. Kimsenin karışmadığı, kimsenin kusurlarını gizlemediği, kimsenin ‘seçip’ de önüne koymadığı bir şey. Bunun için en yanlış yol, herhalde kitapçıya gidip bir kitap almak olurdu. İnternet ise, diğer taraftan , bu tür güzel öykülerle, şiirlerle doluydu. Çoğunlukla kişisel web sayfalarında bulunan bu yazılar aynı zamanda birçok web-zin’de de vardı. Yine de onları bulmak güçtü; İnternete girip, “masal dinlemek” pek kolay değildi o günlerde.”
Yoksamsa, devamı var.
Klavyemizin dozu gün gelir kaçar, vebali tozlu parmaklar.