Olgun arkadaşım onur.Biraz sakin olsana!Neler kurup neleri kurguladın bilinmez tabii ki ama sanki biraz fazla hayal kırıklığına uğramış bir halin var.
Beni de boşuna kalem döğüştüren biri olarak niteleme kolaycılığına kaçmayacak kadar sezgilisin,biliyorum.Tabii ki sen bilirsin yinede.Seni anladığımı düşünüyorum.Yalnız iki konuda biraz ayrı düşünüyorum.
Bu siteyi sahiplenenleri itham etmemelisin, değilmi?sonuç itibariyle burayı keşfeden ve üye olan herkez bir nevi sahipleniyor.
Ayrıca yazarların büyük çoğunluğu insani erdemlerin çerçevesinde bir miktar egoisttir.
Bu onların sanatlarını tetikleyen bir itici güçtür.
Sende hoşçakal.Her şey gönlünce olsun.
?
???
July 2026 tarihinde katıldıSon forum iletileri
Sayın Diren Yardımlı!
Bu güne kadar sitenizde iyi kötü zaman geçirdim. Bazen üzüldüm, bazen de elimde olmadan bazılarını üzdüm. Arkadaşlar edindiğim gibi, hasımda kazandım. Arkadaşlarımı önemsiyorum fakat diğerlerini pek değil.
Gördüğüm lüzum, üzerine sitenizde bulunan düzyazı, şiir, deneme, öykü, eleştiri vs. ne varsa bana ait, hepsini sildim. Zira ben önemsenme peşinde değilim. Buna pek ihtiyacım olduğunu sanmıyorum.
Şimdi sizden ricam; bu güne kadar forumlarda bulunan tüm yazılarımın da silinmesidir. Her halde bunu istemeye hakkım vardır. Bunu yapacağınız için size şimdiden teşekkür ediyorum.
Ve sizin huzurunuzda tüm site arkadaşlarına Allah’a ısmarladık diyorum.
Hoşça ve dostça kalın…
ben de anlıyorum seni ama burada yazılanları okuyunca sanırım hepimizin içinde bir şey rahatsız oluyor. o rahatsızlık hissini hafifletmek için bazen üstüme iyimserlik kumaşları doluyorum, napıyım?
*
kavramların yerli yerine oturmasını, bu toz bulutun dağılmasını bekleyeceğim. yazmaya devam edeceğim. neler yazılmış, merakla bekleyeceğim. okuyacağım da.
*
sana katılmamak mümkün değil güliz,
belli planlar dahilince yola çıkarsın, ama yol bambaşka manzara sunar insana.
gel gör ki, yazar asıl konusundan uzaklaştıkça dağılır, bambaşka yöne gider,
ki asıl derdinin hiçbir zaman unutmamalı.
metne göre değişir ama bu.........
Anlıyorum ben seni iyimser bakış ile iki kişililiği yorumluyorsun...
Bu roman ya da öykü yazar iken ahmet - mehmet karşılıklı konuşması değil ayrımı iyi yapmalısın.
Ben paravan adları iki kişilik değil kişiliksizlik olarak adlandırıyorum kendi adıma...
Çok bilmişilik taslayıp şu şöyle - bu böyle diyecek değilim.Görünen köy klavuz istemiyor.Bu platform farklı " edebi " unsurların yüzdesi düşük son zamanlar da...
Farlklı adlar kullanıp ona buna sataşmayı marifet sayıp , sonra başkalarını da kendi gibi karaktersiz sananlar var...Laf gideceği yeri biliyor...
Bunu SAYIN editörler çözer , kimin aslında kim olduğunu.Onlar ise ileti silmeyi marifet sayıyor...
Kişi kendi olduğu sürece saygı görür...
" ya olduğun gibi görün , ya göründüğün gibi ol " Hz. Mevlana...
Yaratıcı Yazarlık forumu edebiyat tartışmaları için açıldı. Sesini sadece kavga gürültü çıktığında (ya da çıkarmak için) duyuran kişiler kendilerini çoktan belli ettiler. Bu kişilere ya da bu tür iletilere karşı en ufak bir hoşgörü göstermeye niyetimiz yok.
Eleştiri ve hakaret çok ayrı iki şey. Bir süre için forumu yakından takip edeceğiz, en ufak bir hakaret, sövgü ve/ya da iftira içeren iletiyi anında, hiçbir uyarıda bulunmaksızın sileceğiz. Yapılan tartışmalar edebiyat, kültür, sanat ve yazarlık içerikli olduğu sürece herhangi bir müdahalede bulunmayacağız. Ama kişileri hedef alan, kişilere saldırı amacıyla yazılmış, kişilerin özel postalarını ifşah eden ve genel olarak ortamı germeyi hedefleyen iletileri sileceğiz.
Forumda iletileri silinmiş ya da silinecek kişilerin yine forum aracılığıyla bizimle bağlantıya geçmeye çalışmaları durumunda bu iletileri de forumdan kaldıracağız ve özel posta yoluyla kendilerine yanıt yazacağız.
Kişi ayrımı yapmayacağız ve bu forumu [[U]]düşünceden yoksun[[/U]] bir 'dövüş alanı' olarak kullanmaya niyetli kişiler, tavırlarını değiştirinceye kadar da bu uygulama devam edecek. Uygulamayı 'despotça' 'otoriterce' ya da başka bir şekilde olumsuz bulan varsa, internetin 'dövüş kulübü' işlevini gören sayısız forum barındırdığını, tartışmalarını dahatlıkla oralarda devam ettirebileceklerini duyurmak isteriz.
Böyle bir kararı aldığımız için şimdiden üzgün olduğumuzu, kendi ellerimizle kurduğumuz ve işlettiğimiz bir sitede oluşan bu olumsuz havanın en kısa sürede giderilmesi için çalışacağımızı herkese duyurur, tüm İzEdebiyat dostlarına ve yazarlarına en içten saygılarımızı sunarız.
Diren Yardımlı
düzelir demişsin,
umarım demekten başka çarem yok!
*
bir de naçizane bir fikrimi paylaşayım istiyorum: diyelim ki burada bir kişi kendini bir kaç biçimde ifade ediyor(en incitmeyecek ifadeleri seçmeye çalışıyorum). gerçekten oluyor diyelim ki bunlar.
içimden bir ses, bana ne diyor. yani kendince bir kandırmacanın içine girmişse ya da ne bileyim canı birden fazla kişilikmişcesine yazmak istiyorsa bundan bana ne?
*
okuduğum şey(herşeyi kastediyorum) üstüne düşünmeyi tercih ederim ben yine de. birinin adı ahmet değil mehmet diye, okuduğum her ne ise onun hakkındaki fikrimi değiştirmiyor ki. hem nasıl değişebilir ki.
belki bu şekilde yapan arkadaşların başka bir amacı vardır! FArklı iki kişi gibi davranabildiğimiz yer romanlarımız olsa daha güzel olur elbet ama bu yolu seçmiyorsa zorla mı yaptıracağız?
*
bununla neden vakit kaybedelim ki.
*
yine de siz bilirsiniz elbette ki.
...
Yazmaya başlarken, nereye gideceğimi bilerek yola çıkıyorum. Ama her nasılsa yolda yeni mola alanları ve yeni öyküler çıkıyor karşıma. Anlatmam için ısrarcı olan yeni hikayeler. Bu durumda sonunu kestiremediğim bir yolculukta buluyorum kendimi. Ve dönüp başlangıç yerime baktığımda, çoktan uzaklaşmış olduğumu fark ediyorum. Ama yine de güzel, sonuna varmak kadar keyiflisi yok...
kardesim kafayimi yediniz siz, ne demeye siliyorsunuz benim yazilarimi?
sizin sectiginiz bazi katilimcilara soz soylenmezken digerlerine atis serbest mi?
kim siliyor bu yazilari?
diren mi, ekin mi, kenan mi, zeynep mi?
delikanli gibi cikin karsima.
kahrolsun fasizim ve isbirlikci proletarya komprodor burjuvalar... zart zurt...
sezai
İki kişiliği , paravan adları karaktersizlikle yorumladığımı bile bile beni de bu işlerin içine çeken paranoyak...Haddini bil...
Kişiliğini oturt önce , adam sayıldığın zamanları bir düşün ve o günlere geri dön...
Ama o zamanlar da riya ile iştigal ediyordun galiba...
Kimler ile ne alış - veriş yaptıklarını yaz sen...
Kimler ile kimler hakkında yazıştıklarını yaz...
Son kez yazıyorum seninle ilgili , paranoyalarına beni alet etme...
Kişiliksizlikle alakalandırdığım konular ile beni aynı cümle de teleffuz etme...
neden yazıyorum?
geçenlerde bir edebiyat programında Oya Hanım yazmakla ilgiliyim ben, dedi. Yazmasam olmayacaktı. Onun ne kadar sattığı, ne kadar okunduğu ile ilgili değilim çok. Yazdığım zaman içimdeki huzursuzluk bitiyor. Buna benzer şeylerdi söyledikleri. Ben de bu şekilde düşünüyorum. İlk amacım belki de okunmak, satmak değil. Zaten tüm bunlar şimdilik hayal! Dünya üstünde kimse okumasa da yazabilirim.Başladığım ilk romanımın bende yarattığı karın ağrılarına, sıkıntılarını anlatamam size. yine de en iyi siz anlarsınız belki de. Fakat yine de, yazıp bitirdiğimde(şimdilik bu en ulaşılmaz hayal) ben kendimi rahatlamış hissedeceğim, bunu biliyorum.
bu nedenle yazdığını düşünürüm hep insanların, başka türlü olması imkansızmış gibi gelir. Bu söylediklerimden fikirleri, eleştirileri umursamıyorum değerlendirmesi elbette ki çıkmamalı.
sanki içimde bir şey var ve onu dışarı çıkarmadan rahatlamıyacağım. İşte bu yüzden yazıyorum.
ya siz?
''Paşalarım katı budalalıkları içinde gelip bana erdemden sözediyorlardı - işte töreler bozuluyor diyorlardı . bunun için imparatorluk çöküyor . yasaları ağırlaştırmak gerek daha sert cezalar bulmak gerek aykırı davrananların kafalarını kesmek gerek... ama ben böyle düşünmüyordum - belkide gerçekten kesmek gerek kafaları ama erdem herşeyden önce tutarlılıktır insanların çürümeside insanlara temel olan imparatorluğun çürümesidir herşeyden önce çünkü imparatorluk canlı sağlıklı olsaydı insanların soyluluğunu ateşlendirirdi ve babamın sözlerini hatırlıyorum insanların durumunda kusursuzluktur erdem kusur yokluğu değildir bir kent kurmak istersem serseri ve ayak takımını alır güç yoluyla soylulaştırırım çapulculuğun tefeciliğin yada ırza saldırmanın bayağı sarhoşluğundan başka sarhoşluklar sunarım ona''
işte senle bu noktada anlaşamıyoruz oksoperi senin sunumuna imparatorluğundakilerin ne denli yatkın olduğu ile ilgili... bir tanrısal erdem olan hüsnü mutlağa ( kusursuz güzellik) en yakın olanla olmayan arasındaki belirgin çizgi sunumu almak için açık olanla o vasfı taşıyanla kapalı olan arasındaki belirgin fark.. hani senin bilboa ağaçların vardı oksoperi hani ufak fidanken koparılıp alaşağı edilmezse kökleri genişleyip her tarafı saracak başka fidanların mesela senin prensinin gül fidanının gelişimine olanak tanımadan gezegeni sarıp çatlatacak olan bilboa ağaçların.. onların yok edilmesi .. budamı önemli değil oksoperi budamı neden değil....
'' işte boğumlu kollarıyla kenti kurmaya başlamışlardır gururları kule tapınak ve sur olur zalimlikleri büyüklük düzenden şaşmazlık olur işte kendilerinden doğmuş olan ve yüreklerinde kendileriyle değiştirdikleri bir kent için çalışmaktadırlar onu kurtarmak için surlarının üstünde öleceklerdir bu insanlarda en parlak erdemlerden başka hiç bir şey bulamazsın artık''
tüm zalimlikleri bu ise tüm sucları bu günahkar vücudlarını değiştirerek günahsız şehirler kurma inşaasında o şehrin surlarında ölmekse oksoperi elbette en parlak erdem uğruna ölmekte erdemdir
'' ama sen toprağın gücü önünde gübrenin çürümüşlüğün ve kurtların kabalığı önünde tiksinti ile burun kıvırıyorsun önce varolmasını ve hiç kokmamasını istiyorsun insandan güçlerinin anlatılmasını ayıplıyorsun ve imparatorluğunun başına iğdiş edilmişleri yerleştiriyorsun onlarda kullanılma yeri bulunmayan güçten başka bir şey olmayan günahın ardından koşuyorlar .. ardından koştukları şey güç ve yaşam sonra onlarda birer müze bekçisi oluyor onlarda ölmüş bir imparatorluğu bekilyorlar''
doğru tiksinti duyuyorum ama... bu tiksintim nicelik bakımından.. az gübre çok toprak olsa eriyip kaybolup gidecek ancak her yan gübre olupta toprak kalmayınca yetişmiyor fidan ve ben o fidanı beklediği sürece o müze bekçisini bekçiliğime seçerim güç peşinde koştuğunu bilmem fidanımı güçlü olan birinin koruduğunu bilmem sayesinde ben ölsemde müze bekçisi onıun yerini alacak bekçi sayesinde fidanımın yeşil kalacağını bilerek ölmemle imparatorluğum ölsede kent kurma umudum ölmez oksoperi..
''dağ servisi toprağın çamuruyla beslenir ama onu güneşle beslenen sık yapraklara dönüştürür derdi babam dağ servisi çamurun kusursuzlaşmasıdır derdi erdem olmuş çamurdur.. imparatorluğunu kurtarmak istiyorsan coşkusunu yarat onun insanların davranışlarını arıtacaklardır ve aynı eylemler aynı devinimler aynı istekler aynı çabalar yıkacak yerde kuracaklardır kentini''
dağ servisinin kusursuzlaşması çamurla mümkün olabilir ancak insanın kusursuzlaşması çamurdan arınmasıyla mümkündür oksoperi...
'' şimdi kulak ver sözlerime: kentin tamamlanmıışlık yüzünden ölecek çünkü aldıklarıyla değil verdikleriyle yaşıyorlardı hazırlanmış erzakları birbirilerinin elinden kapmak için inlerinde birer kurt olacaklar yeniden zulmünle onları yıldırırsan inde kurt yerine ahırda sığır olurlar çünkü bir kent hiçbirzaman tamamlanmaz ancak coşkusuz kaldığım zaman söylerim yapıtımın tamamlandığını önceden öldükleri için ölürler o zaman ama kusursuzluk erişilen bir erek değildir tanrıda değişmedir ben kentimi hiç bir zaman tamamlamadım .. işte bunun için kafaları kesmenin yeterli olacağına şüphe ile baktım bozulmuş biri varsa ötekileride bozmasın diye kesmek gerekir elbet içi geçmiş meyvayı kilerden hasta hayvanı ahırdan atarcasına ama kileri yada ahırı değiştirmek daha iyi olur çünkü önce onlar sorumludur''
keşke kelimelerin üzerinde oynayıp onların anlamlarını değiştirebildiğimiz gibi insanların yerini değiştirmekle kendilerini değiştirebilseydik oksoperi ne mümkün oksoperi çürük elma hasta hayvan kokmuş gübre pis solucan heryerde aynı ve tüm değişimine rağmen hilkatın değişmez kuralı yedisinde neyse insan yetmişinde o çinde caponyada almanya amerika farketmez burda neyse ordada değişmez oksoperi...
'' yola getirilebilecek olanı ne diye cezalandırmalı? bunun için şu duayla seslendim tanrıya tanrım gocuğunuzdan bir parça verin de büyük dilek yükleriyle birlikte bütün insanları barındırayım altında.. yapıtımı bozarlar korkusuyla üstlerini örtemediklerimi boğmaktan bıktım ötekileri ve geçici gerçeğimin tartışma götürür iyiliklerini tehlikeye attıklarını biliyorum ama onlarında soylu olduklarını onlarında gerçeği getirdiklerini bilmiyor değilim''
geçici gerçeklik : bu gün gerçek bildiğimizin yarın yok olup gitmesi çürümesi belki dün senin gerçekliğin bu gün gerçek değilse bugün benim gerçeğimde yarın gerçek olmayabilir oksoperi ama üst örte örte örtüyü örterken fırlayan boğazıma yapışmış ellede ben boğulmaktan bıktım oksoperi .. bilboa ağaçları arsında kök salamamaktan salınmış köklerin kurumasından bıktım ve erdem sen ne kadar tamamlayamazsın desende o yapıtı yapmak o kenti inşaa etmekte yada onun ümidiyle beslenmekte oksoperi ikimizin de su götürmez gerçeği kusursuzluğu yakalayamıyacağımız yan yana duran iki yıldızdan birinin iri öteki ufak beriki solgun şu parlak olmuş olması gerçeği aksi zaten tanrılaşma .. kendinden insanlığından çıkma oksoperi .. kusursuz güzelliğin güç egemenliğinle senden olmayanların hakikati erdemi aramasını hem yer altı hem üstünden görünmeden izleme gerçeği erdemse bulamayacağını bile bile onu hakikati arama kuramayacağını tamamlayamayacağını bile bile kent inşaa etme coşkusu ..ve bu çoşku arasında kaybolup yerini yenilere devretme hevesi ne utanılası ne yerilesi insanlığın insan olmanın gereği oksoperi güzel sevgili dostum ... farklı yollardanda arasak aramanın erdemi yoldaki susuzluğu unutturuyor oksopeeri...
hah şöyle yola gel çıkar maskeni edebiyatı oraya buraya sataşma olarak algılayıp beceriksizliğini bertaraf yoluna kestirmeden gidip ona buna çamur atma olarak algılayıp insanların tahrik olacağı ince damarlarını kestirip polemik yapma... polemiğinde edebi adabı vardır aah aah nerde eski polemikler.. vericem örneğini altta .. edebiyat edeb sözcüğünden gelir edebler anlamı taşır kavga edeceksende edebinle edersin saygılı ol insasnlara..
yaağni sence ikiönemlifetih olayınamaruzkalıncası dünyadiliolması doğallaşıyo?? mentalitene hayran kalmamak elde değil inşallah daha başka alanlardada sizden feyz alıp ulvii dalgalarımızı şarz ederiz doğru the artikelini saymazsak ingilis gavurcası genelde cascavlak bide alaman gavurcasının umlautundan mumlautundan müstesnaa ama doğrusunu istersen tc de yaşayan biri oluyorolmuş olarak kendi dilimizi irdelemenidaha çok arzu ederdim birde senin frekansını yakalayamadım siz nece ben nece konuşuyom algılayamadım bu çingene olayısınada taktım bak tsiganı aslında ecipian ın bir değişime mutasyona uğramış halolarak algılamalıyız bence kanımca gipsyde aynıyolun yolcusu bizimkilerkıpti derlerdi bu mısır kökenli cinganlara hattaa bide cin li kanlı iki kardeş efsanesi şeytmişlerdi neyse saygılar o mentaliteden hareketle türkolarak türkçeyede sahip olma onuda fakirde(!) olsada orta asya uzak doğuya turkistana manş nehri kıyılarına dek geçerli dil olmuş olduğunu idrak edeceğin bi vaktin vukuu bulacağına olmuş olan itikadımla adios senyoritas panturk by
bakın ilginç insan, ing ed tarihinde bu iki istila cok önemli yer tutar, ben ing filolojisini bu sekilde ögrendim ama siz daha anlamlı yazıyorsunuz, ustalığı size bırakıyorum. dilara by
estaağfurullah kağıt usta ... zaten örnek insan örnek öğrenci sorgulamamalı kendine öğretileni papağan gibi tekrar etmeli biz ki süveyş kanalı boylarında açlık çekmiş biiiz matbaaayı 300 yıl geriden takip etmiş biiiz delilerin yönettiği padişah olduğu ülkede balıklarının havuzuna inci elmas atılmış bir milletin efraadıyız heç bu güne değin sorguladıkmı neye atıyo bu adam?diye ne gezer ancak ingiliz araştırmacı william daltabakus araştırır kayda geçerse ilgileniriz o konuyla haa deriz yaa bak sen şu işe bizim paağdişah deli ibraaam havuza inci attığında sazan balıklarının tepkisi farklı elmas attığında farklıymış meğer bizde adama senelerce deli demiş günahını almışız diye hayıflanırız vilyımın tezi saygı görü akademik değer kazanır tatlı suyu bulana dek biz bulanık suyu kullanır onla serinleriz sorgulamasız tepkimesiz şüphesiz kendine verileni alan bir toplum olup mutlu yarınlara kanat çırpıp uçarız örnek öğrenci super studentim benim mükerrer defaeten byee... panturk by
SİZ O ANLASILMAZ TÜRKCENİZLE FARKLI BİR TARZ YARATTIGINIZI SANIYORSUNUZ AMA SACMALIYORSUNUZ, AKILLI BIDIKLIĞIN MANASI YOK DÜSÜNCELERİNİZİ ZİHİN AKISI SEKLİNDE YAZIP FARKLI OLMAYA CALISIYORSUNUZ AMA DÜSÜNCELERİNİZİN ZİHİN ÜRÜNÜ OLDUGU SÖYLEMEK YANLIŞ OLUR. dilara by
bende galıbına bakıp ( o panda gözlük müneccim suratlı) seni adam sandımıdı bayan çok bilmiş ukela ne yapıp yapmadığımı sanmam beni ilgilendirir bir hatam olduysa şu adem adem dedikleri ayak ile baş değil adem sıfata derler surat ile kaş değil özdeyişini göz ardı edip senle muhatap oldum ama şu dakkadan sonra cahille sohbeti kestim diycem hırlasanda sana karşılık vermeyecem milleti sürü görüp kendinin farklı olduğu saplantısına düşmüş okuyup bi şey olduğu fikrine kapılmış uyuz defol sayfamdan.... panturk by
olede kardesım sonucta b br yazı ve verensel konular temalar ıcermesı gerekemz:;? demı ama yazı uzun veya kısa olabılırde:=;) onemlı olan konuya butunluk saglamak gerek. noktalamın ne onemı var
serkan by
yaa şimdi gerçektende donkişot gibin yeldeğirmenleriyle savaşım verip aslında bilmeyerek hayata anlam veriyoruz ben en çok ana rahmindeki ceninin kaç aylık gelişmeden sonra ilk pıt sesini verdiğini merak ederim yada olsun olmasın mantıklı mantıksız tom ceriyi seyrederim.. kinkong varmıydı yokmuydu üzerinde durmam ferhat ile şirin çokta önemli diil önemli olan hayata anlam katması öyle bir aşkın olabileceğine olan inanç .. insanların azimle neler yapacağının bir temsili hayata anlam vermesi biz o av***k avninin av***klıklarına gülüp geçeriz hayatımıza bir anlamsız kahraman anlam katar illaki evrensel bağlamda olacak diye şartlanma şartlı pavlov köpeği refleksiyle hayata açılma insanı kibre ukelalığa götürür halbüüüğsem aar daşı kimse yerinden kaldıramaz alçak gönül ve tevaazu hoş şey...evrensellik tuu kaka.. o evren ineğe tapıyo bendemi tapıyım evrenin büyük çoğunluğu çinli koreli capon gavuru köpek kızartma köpek yahnisi yiyo bendemi yiyim tamam ilk adem yaratılan ben olayım sal beni dünyaya aç gezinmekteyim bir sürü ve bir köpek gördüm karnımı doyurmam gerekli hangisini yerim niye ille koyunu ilk insanım ben kafada şartlanma inanç sıfır hayatı deneme yanılma metoduyla tanıyacam onuda yerim onuda oteki yemez oda anlam katar hayata beriki yer oda her yaratık ayrı ayrı bir evrendir evrensellikse bilim kurgu filmlerinde dünyayı yöneten robotlar harekete geçerse sıtandart bir porogramla her robotu aynı yöne gider yapabilirsin belki ama biri bozulu yolda kalır öbürü ilerde biri imalat hatalı çıkar o ayrı evren hiç bir şey diğerinin aynı değildir al eline makası uzun boyluları kırp kısaları gergiyle uzat aynı elbise giydir biri beyenir öteki beyenmez o ayrı bir evrendir dil din ırk renk fikir müzik zevki evrensellik koskoca palavra arkalarını yırttılar afganya ırak filistin kimi hristiyan ingilizce konuşan global parça yapabildiler biz adet gelenek göreneklerimiz bütün dünyadan farklı milletiz özelliğimiz güzelliğimiz beni parça parça etsinler her zerremi ayrı ayrı dilimlesinler fışkırır ruhu mücerret gibi yerden naaşım arşa değer başım haksız yere öldürüldümse şehit olacağıma olan inancım ayırı beri konuştuğum lisan ayırı yediğim içtiğim haa yokmu evrensel değer onlarda müphem tartışmalı etik ahlak misal dünyada genel geçer bi ahlak kuralı varmı bi suudi bedeviye göre saç teli gözükse ahlaksızlıkken bi ecnebiye göre her taraf açık olsun namussuzca değil yeterki akşam yuvaya dönsün bir toplum olsa şimdi kadından başlık parası isteyen beriki topluluk bunu yadırgasa sen o topluluktan çıkan kadına desenki sen para karşılığı satılıyon başlık altında desen sizin toplulukta kadının hiçmi değeri yok der her fikir her fikri taşıyan insan ayrı bir değerdir kimi kel kimi kör kimi akılca kimi bedence zayıftır hilkat kural kaidesini eşit olmamak olarak koymuştur kısalık uzunluksa başka yazılarımdada belitttim tekrar ediyim bana sorsan uzun bir dondurma külahını kısaya tercih ederim yada karanlık bir gece aynı fiyat verilen uzun mumu yazıya başlarken elime sığmaz kısa kurşun kalemi diil uzun kurşun kalemi tercih ederim beriki mektup yazar çok kısa iki gözüm abula der o da iki gözüm abulada kısa önemli diil işlev önemli dir o fikir de seninkide benimkide hayata anlam katar konuda bütünlük olacak da noolcek insan yaşamaktadır mutsuzdur filmin konusu kısaca bu onun dışında mutlu sonla bitti yada mutsuzla ne değişir allaasen her iki konumda bütünlük anlamına gelirmiki hangi merci kim karar verecek bunun bütünlük olduğuna bütünlüklü bi yazı yaz bana adamın doğuştan ölümüne anlat bitir bütünledim de ben ya hayatta kalan çocukları karısı onları niye devre dışı bırakıp bütünlemedin derim noktalamanın önemi var yada yok önemli diil önemli olan güzel yazının noktalıda güzel noktasız da güzel olacağını bilmek çirkinin noktalıda çirkin noktasız da çirkin olduğunun idrakine ermek ayrıca güzel olduğunu varsaydığında bakalım senin yanındakide aynı kanıya varcakmı ve yarında sen aynı sonuca ercenmi dene bak çok güzel dediğin sevdiğin sanatçının kaseti al 3 gün beş gün bir ay hiç ara vermeden dinle güzelmi çirkinmi bana bildir sevgilerle ey halkım ey milletim panturk by
Kesinlikle burada sezai'den baska birisi degilim. Iz yoneticilerinin IP adreslerini karsilastirarak bunu bulabileceklerine inaniyorum.
'nida guerrrrossssss'un iddia ettigi kisilerle hic bir tanisikligim ve baglantim yoktur.
zaten, yazi teknigime ve kelimeleri monitor'un uzerinde dans ettirmeme dikkatle bakarsaniz, su an'a kadar hic rastlamadiginiz turde cok usta bir yazar oldugum hemen anlasilacaktir. Ayrica simdiye dek ulkemi karalamadan ve atalarima iftira atmadan, bilegimin hakkiyla almis oldugum uluslararasi oduller beni benden daha iyi anlatmaktadir. Dolayisi ile bahsi gecen kisilerin ben oldugumu iddia etmek sahsima yapilmis cok buyuk bir hakaret olarak telakki ediyor ve beni kucuk dusurmeye yonelik bu iddianin sahibini esefle kiniyorum.
nida=guerreros
nida=guerreros
nida=guerreros
sezai
sezai=imdat=pan turk=bilgehan
böylesine dörtlü saptamalar davar.