"Yazarın hayatı, kelimelerin kölesi olmaktır; en azından, bir sonraki cümleyi bulana dek." – Ursula K. Le Guin"

?

???

July 2026 tarihinde katıldı

Son forum iletileri

?
Öneriler
Kitap Dünyası
MİLAN KUNDERA ; GÜLÜNESİ AŞKLAR SALİNGER ; DOKUZ ÖYKÜ NİCK HORNBY ; ÖLÜMÜNE SADAKAT IRVIN YAlom; Nitzsche AĞLADIĞINDA A.E.POE ; TÜM HİKAYELERİ
?
Öneriler
Kitap Dünyası
Ben sanıyorum ki çevirisinden bahsediyor. Ayrıntı Yayınlarının Faulkner'in orjinalini basacağını zannetmiyorum. "Alımlamak"ı merak ettim, araştırdım, öğrendim. TDK yer vermemiş ama başka kaynaklarda "tahsil etmek" anlamında kullanılıyor. Bilmeyenlere duyrulur... [[I]][[B]]Yeni bir kelime öğrenmeden geçirilen bir gün, boşa geçmiş bir gündür.[[/B]][[/I]]- M. Doğan :) Saygılarımla, M. Doğan
?
Öneriler
Kitap Dünyası
Değerli Forum üyesi, sanırım siz, William Faulkner'in adı geçen eserinin çevirisini almayınız dediniz, -yanılıyor da olabilirim. Yoksa özgün eser hakkında onu kendi kültürel çerçevesinde alımlamadan böyle bir yargıya varmazdınız sanırım, ama yine yanılıyor olabilirim. Bir kısa zahmetle beni aydınlatırsanız sevinirim. saygılar suyel
?
Öneriler
Kitap Dünyası
Sayın Alagöz, yanılıyor olabilirim, ama sanırım 15.yy Japon şairlerinden Basho'ya ait bir haikuyu sizinle paylaşmak istedim: Gece boyunca avluda, kuyunun etrafında dolaştım: Kurbağa sesleri. Esenlikler dilerim. suyel Not: bu haikunun aslında bir de (şiirin tümünü derinleştiren) başlığı var: sonbahar.
?
Bir Yazar
Edebiyat Tartışmaları
Açılmış açılacak tüm kapılar Şah' a varırdı...Yağlı urgan Şah hürmetine boyun büker Pir' e... Ahh Hızır Paşa... Urgan neyler ölümü içinde öldürmüş yüreğe...Dost yoluna baş koymuşa , Şah yolundan dönmeze neyler yağlı urgan... Ahh Hızır Paşa... Buyruğunla Pir Sultan berdar mı olur sandın...Emrinle Şah' sız deyiş mi der sandın... Abdest de aldırmadın , namaz da kıldırmadın... Öldü sandın sen ama ölümsüzlüğü öldürmedin... Kapılar açıldı Şah yoluna... _______________________________________________________________ Açılın Kapılar Şaha Gidelim Hızır paşa bizi berdar etmeden Açılın kapılar şaha gidelim Siyaset günleri gelip yetmeden Açılın kapılar şaha gidelim Gönül çıkmak ister, şahın köşküne Can boyanmak ister, Ali müşküne Pirim Ali on ik'imam aşkına Açılın kapılar şaha gidelim Her nereye gitsem, yolum dumandır Bizi böyle kılan, ahd-ü amandır Zincir boynum sıktı hayli zamandır Açılın kapılar şaha gidelim Yaz selleri gibi akar çağlarım Hançer aldım, ciğerciğim dağlarım Garip kaldım, şu arada ağlarım Açılın kapılar şaha gidelim Ilgın ılgın eser seher yelleri Yare selam eylen urum erleri Bize peyik geldi, şah bülbülleri Açılın kapılar şaha gidelim PİR SULTAN'ım eydür mürvetli şah'ım Yaram baş verdi, sızlar ciğergahım Arşa direk direk olmuştur ahım Açılın kapılar şaha gidelim _______________________________________________________________ Bin Cefalar Etsen Almam Üstüme Bin cefâlar etsen almam üstüme Gayet şirin geldi dillerin dostum Varıp yad ellere meyil verirsen Kış ola bağlana yolların dostum İlâhi onmaya yardan ayıran Bahçede bülbüller ötüyor uyan Kula gölge olsa Allah’a ayan Senden ayrılalı gülmedim dostum Pir Sultan Abdal’ım gülüm dermişler Bu şirin canıma nasıl kıymışlar İster isem dünya malın vermişler Sensiz dünya malın neylerim dostum _______________________________________________________________ Hele Bir Yol Sefa Geldin Desene Böle midir sizin ilin töresi Hele bir yol safa geldin, desene Geçer bu güzellik sana da kalmaz Hele bir yol safa geldin, desene Öl dediğin yerde ölürüm , derdin Kal dediğin yerde kalırım, derdin Her derdine derman olurum, derdin Hele bir yol safa geldin, desene Sarardı gül benzim ayvaya döndü Hakk'ı söyledikçe müşkülüm kandı Ayrılık ateşi sinemi deldi Hele bir yol safa geldin, desene Yatarım Muhammed, kalkarım Ali Gittiğimiz on'ki İmam yolu Pirim Hünkâr Hacı Bektaş Veli Hele bir yol safa geldin, desene Kırmızı güller solmaz mı sandın Pir Sultan Abdal'ı gelmez mi sandın Bir safa geldin de demez mi sandın Hele bir yol safa geldin, desene _______________________________________________________________ Şah'a Giderim Karşıdan görünen ne güzel yayla Bir dem süremedim giderim böyle Ala gözlü Pirim sen himmet eyle Ben de bu yayladan Şah'a giderim Eğer göğerüben bostan olursam Şu halkın diline destan olursam Kara toprak senden üstün olursam Ben de bu yayladan Şah'a giderim Bir bölük turnaya sökün dediler Yürekteki derdi dökün dediler Yayladan ötesi yakın dediler Ben de bu yayladan Şah'a giderim Alınmış abdestim aldırırlarsa Kılınmış namazım kıldırırlarsa Sizde Şah diyeni öldürürlerse Ben de bu yayladan ŞAH'A giderim Pir Sultan Abdalım dünya durulmaz Gitti giden ömür geri dönülmez Gözlerimde Şah yolundan ayrılmaz Ben de bu yayladan Şah'a giderim Pir Sultan Abdal
?
Kurgu Sanatı
Yaratıcı Yazarlık
Değerli Güliz, öncelikle maydonoz olmadan size katıldığımı belirtmek istedim. Sizin bahsettiğiniz konunun, "kurgu" içinde yer alıp almaması konusunda şu an çeşitli soru işaretli var kafamda, ama fark etmez, özsel değil şu an için. Önemli gördüğüm bir şeyi ama sizden esirgemek istemem: Umberto Eco, sizin bahsettiğiniz "gezinmelere" "analex" adını veriyor, hikayeyi (dramatik-olgusal akışı) ileriye taşıyan kısımlara ise "prolex" adını veriyor (eğer bir ukalalık yapıyorsam, lütfen siz siz olun, beni bu yönümle değerlendirmeyin); bu bakımdan, salt analex'lerden oluşan bir roman türüne doğru gidiyor yeni roman gündemi, sanki...sadece sanki...emin değilim, bir pastel renkli izlenim bu...bu bakımdan (yani çağcıllığı bakımından) sizin bahsettiğiniz "dolanmalar" ve "oyalanmalar" (gerçi burada analexlerin aslında "geriye dönük bakışlar" olduğu unutulmamalı, sizinkiler galiba, prolex yerine geçen analexler, yanlış anlamadıysam, -bu çok heyecan verici bir şey bence...) son derece titizlikle korunması gerekebilir, üstüne daha çok "tekniksel özenle" gidilmesi makul görünüyor şu an...-ama bu gibi önemli noktaları ayak üstü bir tarzda konuşmak yanlış galiba...biraz düşünmek gerekir...bu nedenle izninizle biraz çekileyim... Selamlar suyel
?
İlk Roman
Yaratıcı Yazarlık
Değerli İsa, Orhan Pamuk'la ilgili tartışmaya katılmamak, kendisi böyle saçma ve (yazınsallık bakımından) gereksiz tartışmaya davet çıkarsa dahi, aslında en doğrusu olurdu. Kanımca, onunla ilgili okunma veya okunmama ölçümleri de yine salt kitaplarının iç-biçemi ve özerkliğine dönük olmalıydı, -yine bir dilek kipi kullanıyorum, -demek: kafalar karışık ve bundan hepimiz memnunuz. Bunları yazarken, Orhan Pamuk'u savunur bir pozisyona girebileceğim yönündeki olası izlenimden hiç hoşnut değilim elbette, Orhan Pamuk -aslına bakılırsa- umurumda değil, daha çok yazdığı kitaplar umurumda (veya umurumda değil, bu başka bir tartışma, asıl tarışma ya...neyse). Bizler bu umursarlık içindeyken, yazarlar ne yazdıklarına belki daha titiz ve özenle yaklaşabilirler, -kısacası: kimse yazdıklarına zaten bakmadığına göre, kendilerini öznel kişiler olarak algılama yanılgısı içinde oraya buraya atmak zorunda kalmazlar(dı). Bu bakımdan, şu söz çok mantıklı görünüyor bana, özellikle de Türkiye'deki okuma ve okur terbiyesini tanımlama yönünde: Ünlü yazar, ünlü olmayan yazardan farklı bir biçimde tanınmamazlık içinde yaşar. Saygıyla selamlıyorum sizi. suyel
?
Yazma Süreci
Yaratıcı Yazarlık
"yazmak bir farklı haykırıştır kimsenin kulaklarını aşındırmadan" Bazen bazı yazılar gözleri aşındıryor o ayrı bir konu ama...yamak iç bünyenin kendince dışa vurumudur...Yazmak için yaşamak gerekmiyor yani.Yaşatmak yeterli... Bazı figüranlar konuşlanır yürekte ve bazı jön karakterler...Bu şiirde de böyledir , öyküde de , romanda da... Bazen senden çıkar o karakterler kendilerince adımlar atmaya başlarlar... " su akar yatağını bulur" misali...
?
Yazma Süreci
Yaratıcı Yazarlık
her şeyi yaşayabilecek bir varlığa sahibiz. Ve notlarımız içimizde bi yerlerde biriktikçe boşaltma isteği karşısında yaşananlar kaleme aktarmamak olanaksız. Hele ki en ince an'ların bile bizim için büyük anlamları varsa...
?
Yazma Süreci
Yaratıcı Yazarlık
her şeyi yaşayabilecek bir varlığa sahibiz. Ve notlarımız içimizde bi yerlerde biriktikçe boşaltma isteği karşısında yaşananlar kaleme aktarmamak olanaksız. Hele ki en ince an'ların bile bizim için büyük anlamları varsa...
?
Yazma Süreci
Yaratıcı Yazarlık
içimizdeki kırıntılardan kocaman yaşantılar ortaya çıktı
?
Esin Perisi
Yaratıcı Yazarlık
İlham kaynağın bir yazar olabilir, neden olmasın. Bir çok kitap okuyoruz, sonuçta ister istemez etkileniyoruz. Peki bu bizim yaratıcılığımızı öldürmüyor mu? Bilinçaltımız etkilendiği şeylerden, bir şeyler çıkarmaya çalışmıyor mu yazarken? ve sonra yüzsüzce bunu ben ürettim, benim fikrim demiyor mu gerçeği bizden saklayıp..? Birgün hatırladığımızda yazdığımız hikayenin başka birinin fikrinden kopyalama olduğunu, utanmıyormuyuz? suçlamıyormuyuz bilinçaltımızı? Sanırım okumak ne kadar güzel birşey olsa da, fazlası da zararlı bir yazar için. Özgünlüğü ve yaratıcılığı ister istmemez öldüren bir faktör...
?
Yazma Süreci
Yaratıcı Yazarlık
evet, hani şu vıcık vıcık gerilim filmlerindeki gibi bir şey bu. Yaratık bedenin içinde kıvranır, derinin altında dolaşır, adam acıyla bağırır, ve yaratık bir delik açıp çıkar. Ona benziyor benim ki. Tuhaf oldu biraz ama sanırım demek istediğimi anladınız. İçimde güzel bir öykü dolanıyor, hissediyorum gücünü ve anlatmak için elime kalemi aldığımda, sancılı dönem başlıyor. Aslında bir kere hızlıca yazınca aklımdakileri, sonradan düzeltmek daha kolay oluyor. Ben garip bir şekilde doğaçlama yapıyorum bazen. Hiç kurgu düşünmeden yazıyorum. Anlamış değilim daha aslında. Boş sayfanın önüne geçiyorum, bir süre bakıyorum. Daha sonra ilk cümleyi yazıyorum. Uyduruyorum. Gerisi geliyor. Aklımda planladığım birşey varsa, onu sayfa üstüne aktarmaya çalışmak, biraz daha uğraştırıcı oluyor. Ve her zaman yazdığım şeyleri bir süre sonra tekrar okuyup düzeltme ihtiyacı duyuyorum. Tek istediğim birgün kitabımı yayınlatmak, kısa öykülerimi okutmak. Sanırım dönüp baktığımda düzeltecek birşey bulamadığımda, bu mümkün olabilecek.
?
Kurgu Sanatı
Yaratıcı Yazarlık
aslında aklınızda bir kurgu oluşur, yola bunu anlatmak için çıkarsınız, ama farklı insanlar girer araya, farklı anılar anlatılır, karışık bir kurgu çıkar biraz doğaçlama tekniğiyle belki de, başladığınız hikayeye bağlayabilirseniz oldukça güzel birşey çıkar ortaya. okuyucuyu istediğiniz yere götürmeden önce biraz gezdirmiş olursunuz.. tabi gezerken sıkmamak, betimlemelerle ve uzun kasvetli cümlelerle boğmamak gerekli.
?
İlk Roman
Yaratıcı Yazarlık
bari bu iki yazar/gazeteci hakkında birkaç söz söyleyim. birlikte yaptıkları programlar çok heyecanlı. neler olup bitiyor, iyi anlatıyorlar, emre kongarın ateşlendiği zamanları, milli damarlarının kabardığı anları görmelisiniz, mehmet barlasın süt dökmüş kedi halini izlemelisiniz. hacıvat karagöz gibi.
Başa Dön