Bugün aşk şiiri yazmayacağım (kenan)
Serseri şehir ışıklarının yıldız - avına tanık olmayacağım (gökçen)
Varsın yeniden harlansın yangın
Yitirilmiş yalnızlıklar inadına (imdat)
Bir kez daha âşık olmayacağım (nida)
Akan su pırıltısı belki
Belki de yuvarlanan bir çığlık (isa)
Çarmıha gerilmiş olsam da, kor ateşlerde yansam da,
Tövbeler olsun tınmayacağım (zeliha)
Gözlerimde yuvalanan intiharlar
Akacaklar, havzasında bitmiş aşkların(gökçen)
Ellerimde sızsa da sarhoşluğu sokakların
Kuşatılsa da yarım kalmışlığım (imdat)
Bir daha adını anmayacağım (nida)
Kapatacağım kulaklarımı
Duymayacağım kendimi bile (kenan)
Mil çekilsin gözlerime
görmeyeceğim seni... (gönül)
Bütün yaralarımı dağlamadan önce
teker, teker kanatacağım... (gökçen)
her son başlangıcın eşiği
kapı aralıklarında karşılayacağım hüzünleri (enis swan heacock)
gökyüzündeki bahçelerden yasak meyveler sunan hiçbir perinin büyüsüne kapılmayıp
kör kuyulara kilitleyeceğim kelimelerimi (zeliha)
sokaklara çıkacağım yalın ayak, çırılçıplak
peşim sıra koşturacağım tüm sevinçleri (ömür)
Sevinçlere çocukların öcülerini ekleyeceğim (nida)
Önce ipleri kopacak uçurtmaların
Kuyruksuz uçmaya da alışacaklar (gökçen)
Gök tanrıları şimşeklerini yolladığında
Taklalar atacak yeryüzüne doğru tüm acılar (nida)
Yürüdükçe yol büyür içimde, düşündükçe kahır
İçtikçe akşam kızılı ömrüm, içtikçe zehir ( imdat )
yürüdükçe içerde, katrandan bir nehir,
işteş rüyalar komada, zehrim testimdedir... (d.ronay)
Aynaları kırılmış ikindi namazı kılınmış vakitlerin (nida)
Ölüp ölüp dirilsede suretin...
Ben yeniden varolacağım(gönü)
Kaybettiğin bedenlerin
Sevdiklerinin kaçışına inat (ömür)
böylelikle ilk sözüm olacak bu
aşka dair hiç söylemediğim (o. volkan)
Ne çok susmuştu oysa akşamlar
Ne çok yorgun düşmüş İstanbul (imdat)
Kaç nehir geçmiş bu şehrin içinden
Hiçbir şair işleyememiş dilediği gibi şiirini
Gün batarken her günkü gibi (kenan)
Değişik sancılar yuvarlanıyor gönlümde
Paçalı, taklacı kaç güvercin havalanıyor (nida)
İliştiremiyorum kendimi yeni güne
Yazmayacaklarım yastığıma sızıyor ağzımın kıyısından(gökçen)
Avazıma yorganları çekip
Bugün aşk şiiri yazmayacağım
Gülün dikenine takacağım
Ve denizin fazla tuzlu olduğuna (nida)
En esrik yanım dik duruşlar takınmakta gayrı
Göğe mıhlanmış milyon yıldız
Öyle garip
Öyle anlamsızca bakınmakta ( İmdat )
İştahım kabaracak, geri sayacak düşlerim
Dört vuruşluk suslara kapılacağım(gökçen)
Ritmi bozuk dalgaların şımarıklığına
Zembereği bozuk saatlerin (nida)
Bestesi Arion'un lirinden sıvışacak
Güftesini yazacağım, içinde aşk olmayacak(gökçen)
esintisini hissetmek kadar huzur dolu yarınları
ve öylesine ciğerlerime cekeceğim katranı,
katran karası dünyanın mahvelinde.(enis swan heacock)
Sığacak çok mazgal var evladı için
Yer, gök ve deli diken annenin sinesi için (nida)
O sine ki yaslanıp and içtim uslanmaya
gökte yağmur olmaya
karanlıkta yağarken
günahı cama yazmaya (deniz)
Bütün yasak meyveleri ısırarak inadına(gökçen)
İnadına yıkarak tüm tabuları
İnadına yakarak tüm gemileri
İnadına sıkarak kelepçeleri kollarımla
İnadına eriterek yangınları ( İmdat )
Perilere inanmaya, uçmaya çalışacağım(gökçen)
Yarının umutlarını alıp avuçlarıma
Ve çocuksu yanlarımı türkü yapıp dilime ( İmdat )
Bugün hiçbir şey seni hatırlatmadı bana (naile)
Dur! (nida)
Şiir Atölyesi
79 görüntülenme · 347 ileti
Bugün aşk şiiri yazmayacağım (kenan)
Serseri şehir ışıklarının yıldız - avına tanık olmayacağım (gökçen)
Varsın yeniden harlansın yangın
Yitirilmiş yalnızlıklar inadına (imdat)
Bir kez daha âşık olmayacağım (nida)
Akan su pırıltısı belki
Belki de yuvarlanan bir çığlık (isa)
Çarmıha gerilmiş olsam da, kor ateşlerde yansam da,
Tövbeler olsun tınmayacağım (zeliha)
Gözlerimde yuvalanan intiharlar
Akacaklar, havzasında bitmiş aşkların(gökçen)
Ellerimde sızsa da sarhoşluğu sokakların
Kuşatılsa da yarım kalmışlığım (imdat)
Bir daha adını anmayacağım (nida)
Kapatacağım kulaklarımı
Duymayacağım kendimi bile (kenan)
Mil çekilsin gözlerime
görmeyeceğim seni... (gönül)
Bütün yaralarımı dağlamadan önce
teker, teker kanatacağım... (gökçen)
her son başlangıcın eşiği
kapı aralıklarında karşılayacağım hüzünleri (enis swan heacock)
gökyüzündeki bahçelerden yasak meyveler sunan hiçbir perinin büyüsüne kapılmayıp
kör kuyulara kilitleyeceğim kelimelerimi (zeliha)
sokaklara çıkacağım yalın ayak, çırılçıplak
peşim sıra koşturacağım tüm sevinçleri (ömür)
Sevinçlere çocukların öcülerini ekleyeceğim (nida)
Önce ipleri kopacak uçurtmaların
Kuyruksuz uçmaya da alışacaklar (gökçen)
Gök tanrıları şimşeklerini yolladığında
Taklalar atacak yeryüzüne doğru tüm acılar (nida)
Yürüdükçe yol büyür içimde, düşündükçe kahır
İçtikçe akşam kızılı ömrüm, içtikçe zehir ( imdat )
yürüdükçe içerde, katrandan bir nehir,
işteş rüyalar komada, zehrim testimdedir... (d.ronay)
Aynaları kırılmış ikindi namazı kılınmış vakitlerin (nida)
Ölüp ölüp dirilsede suretin...
Ben yeniden varolacağım(gönü)
Kaybettiğin bedenlerin
Sevdiklerinin kaçışına inat (ömür)
böylelikle ilk sözüm olacak bu
aşka dair hiç söylemediğim (o. volkan)
Ne çok susmuştu oysa akşamlar
Ne çok yorgun düşmüş İstanbul (imdat)
Kaç nehir geçmiş bu şehrin içinden
Hiçbir şair işleyememiş dilediği gibi şiirini
Gün batarken her günkü gibi (kenan)
Değişik sancılar yuvarlanıyor gönlümde
Paçalı, taklacı kaç güvercin havalanıyor (nida)
İliştiremiyorum kendimi yeni güne
Yazmayacaklarım yastığıma sızıyor ağzımın kıyısından(gökçen)
Avazıma yorganları çekip
Bugün aşk şiiri yazmayacağım
Gülün dikenine takacağım
Ve denizin fazla tuzlu olduğuna (nida)
En esrik yanım dik duruşlar takınmakta gayrı
Göğe mıhlanmış milyon yıldız
Öyle garip
Öyle anlamsızca bakınmakta ( İmdat )
İştahım kabaracak, geri sayacak düşlerim
Dört vuruşluk suslara kapılacağım(gökçen)
Ritmi bozuk dalgaların şımarıklığına
Zembereği bozuk saatlerin (nida)
Bestesi Arion'un lirinden sıvışacak
Güftesini yazacağım, içinde aşk olmayacak(gökçen)
esintisini hissetmek kadar huzur dolu yarınları
ve öylesine ciğerlerime cekeceğim katranı,
katran karası dünyanın mahvelinde.(enis swan heacock)
Sığacak çok mazgal var evladı için
Yer, gök ve deli diken annenin sinesi için (nida)
O sine ki yaslanıp and içtim uslanmaya
gökte yağmur olmaya
karanlıkta yağarken
günahı cama yazmaya (deniz)
Bütün yasak meyveleri ısırarak inadına(gökçen)
İnadına yıkarak tüm tabuları
İnadına yakarak tüm gemileri
İnadına sıkarak kelepçeleri kollarımla
İnadına eriterek yangınları ( İmdat )
Perilere inanmaya, uçmaya çalışacağım(gökçen)
Yarının umutlarını alıp avuçlarıma
Ve çocuksu yanlarımı türkü yapıp dilime ( İmdat )
Bugün hiçbir şey seni hatırlatmadı bana (naile)
Dur! (nida)
Suya söyledim gitti en son yalanımı (sezen)
Son dizelerini yazarak bitirmeni istiyorum.Tabi diğer arkadaşlarda rıza gösterirlerse.Bu paylaşıma başlamamızda öncülük eden sensin ve finali yapmak da senin hakkın olsun...
Kenan ı bekledik ama o yok ortalarda...Dağılmaya başladı...
Haydi bakalım vurucu finali yap :))
Bugün aşk şiiri yazmayacağım (kenan)
Serseri şehir ışıklarının yıldız - avına tanık olmayacağım (gökçen)
Varsın yeniden harlansın yangın
Yitirilmiş yalnızlıklar inadına (imdat)
Bir kez daha âşık olmayacağım (nida)
Akan su pırıltısı belki
Belki de yuvarlanan bir çığlık (isa)
Çarmıha gerilmiş olsam da, kor ateşlerde yansam da,
Tövbeler olsun tınmayacağım (zeliha)
Gözlerimde yuvalanan intiharlar
Akacaklar, havzasında bitmiş aşkların(gökçen)
Ellerimde sızsa da sarhoşluğu sokakların
Kuşatılsa da yarım kalmışlığım (imdat)
Bir daha adını anmayacağım (nida)
Kapatacağım kulaklarımı
Duymayacağım kendimi bile (kenan)
Mil çekilsin gözlerime
görmeyeceğim seni... (gönül)
Bütün yaralarımı dağlamadan önce
teker, teker kanatacağım... (gökçen)
her son başlangıcın eşiği
kapı aralıklarında karşılayacağım hüzünleri (enis swan heacock)
gökyüzündeki bahçelerden yasak meyveler sunan hiçbir perinin büyüsüne kapılmayıp
kör kuyulara kilitleyeceğim kelimelerimi (zeliha)
sokaklara çıkacağım yalın ayak, çırılçıplak
peşim sıra koşturacağım tüm sevinçleri (ömür)
Sevinçlere çocukların öcülerini ekleyeceğim (nida)
Önce ipleri kopacak uçurtmaların
Kuyruksuz uçmaya da alışacaklar (gökçen)
Gök tanrıları şimşeklerini yolladığında
Taklalar atacak yeryüzüne doğru tüm acılar (nida)
Yürüdükçe yol büyür içimde, düşündükçe kahır
İçtikçe akşam kızılı ömrüm, içtikçe zehir ( imdat )
yürüdükçe içerde, katrandan bir nehir,
işteş rüyalar komada, zehrim testimdedir... (d.ronay)
Aynaları kırılmış ikindi namazı kılınmış vakitlerin (nida)
Ölüp ölüp dirilsede suretin...
Ben yeniden varolacağım(gönü)
Kaybettiğin bedenlerin
Sevdiklerinin kaçışına inat (ömür)
böylelikle ilk sözüm olacak bu
aşka dair hiç söylemediğim (o. volkan)
Ne çok susmuştu oysa akşamlar
Ne çok yorgun düşmüş İstanbul (imdat)
Kaç nehir geçmiş bu şehrin içinden
Hiçbir şair işleyememiş dilediği gibi şiirini
Gün batarken her günkü gibi (kenan)
Değişik sancılar yuvarlanıyor gönlümde
Paçalı, taklacı kaç güvercin havalanıyor (nida)
İliştiremiyorum kendimi yeni güne
Yazmayacaklarım yastığıma sızıyor ağzımın kıyısından(gökçen)
Avazıma yorganları çekip
Bugün aşk şiiri yazmayacağım
Gülün dikenine takacağım
Ve denizin fazla tuzlu olduğuna (nida)
En esrik yanım dik duruşlar takınmakta gayrı
Göğe mıhlanmış milyon yıldız
Öyle garip
Öyle anlamsız ca bakınmakta ( İmdat )
İştahım kabaracak, geri sayacak düşlerim
Dört vuruşluk suslara kapılacağım(gökçen)
Ritmi bozuk dalgaların şımarıklığına
Zembereği bozuk saatlerin (nida)
Bugün seni hatırlatan hiç birşeye rastlamadım (naile)
Bestesi Arion'un lirinden sıvışacak
Güftesini yazacağım, içinde aşk olmayacak(gökçen)
esintisini hissetmek kadar huzur dolu yarınları
ve öylesine ciğerlerime cekeceğim katranı,
katran karası dünyanın mahvelinde.(enis swan heacock)
Sığacak çok mazgal var evladı için
Yer, gök ve deli diken annenin sinesi için (nida)
O sine ki yaslanıp and içtim uslanmaya
gökte yağmur olmaya
karanlıkta yağarken
günahı cama yazmaya (deniz)
Bütün yasak meyveleri ısırarak inadına(gökçen)
İnadına yıkarak tüm tabuları
İnadına yakarak tüm gemileri
İnadına sıkarak kelepçeleri kollarımla
İnadına eriterek yangınları ( İmdat )
Perilere inanmaya, uçmaya çalışacağım(gökçen)
Yarının umutlarını alıp avuçlarıma
Ve çocuksu yanlarımı türkü yapıp dilime ( İmdat )
Dur! (nida)
Suya söyledim gitti en son yalanımı (sezen)
Bugün aşk şiiri yazmayacağım (kenan)
Serseri şehir ışıklarının yıldız - avına tanık olmayacağım (gökçen)
Varsın yeniden harlansın yangın
Yitirilmiş yalnızlıklar inadına (imdat)
Bir kez daha âşık olmayacağım (nida)
Akan su pırıltısı belki
Belki de yuvarlanan bir çığlık (isa)
Çarmıha gerilmiş olsam da, kor ateşlerde yansam da,
Tövbeler olsun tınmayacağım (zeliha)
Gözlerimde yuvalanan intiharlar
Akacaklar, havzasında bitmiş aşkların(gökçen)
Ellerimde sızsa da sarhoşluğu sokakların
Kuşatılsa da yarım kalmışlığım (imdat)
Bir daha adını anmayacağım (nida)
Kapatacağım kulaklarımı
Duymayacağım kendimi bile (kenan)
Mil çekilsin gözlerime
görmeyeceğim seni... (gönül)
Bütün yaralarımı dağlamadan önce
teker, teker kanatacağım... (gökçen)
her son başlangıcın eşiği
kapı aralıklarında karşılayacağım hüzünleri (enis swan heacock)
gökyüzündeki bahçelerden yasak meyveler sunan hiçbir perinin büyüsüne kapılmayıp
kör kuyulara kilitleyeceğim kelimelerimi (zeliha)
sokaklara çıkacağım yalın ayak, çırılçıplak
peşim sıra koşturacağım tüm sevinçleri (ömür)
Sevinçlere çocukların öcülerini ekleyeceğim (nida)
Önce ipleri kopacak uçurtmaların
Kuyruksuz uçmaya da alışacaklar (gökçen)
Gök tanrıları şimşeklerini yolladığında
Taklalar atacak yeryüzüne doğru tüm acılar (nida)
Yürüdükçe yol büyür içimde, düşündükçe kahır
İçtikçe akşam kızılı ömrüm, içtikçe zehir ( imdat )
yürüdükçe içerde, katrandan bir nehir,
işteş rüyalar komada, zehrim testimdedir... (d.ronay)
Aynaları kırılmış ikindi namazı kılınmış vakitlerin (nida)
Ölüp ölüp dirilsede suretin...
Ben yeniden varolacağım(gönü)
Kaybettiğin bedenlerin
Sevdiklerinin kaçışına inat (ömür)
böylelikle ilk sözüm olacak bu
aşka dair hiç söylemediğim (o. volkan)
Ne çok susmuştu oysa akşamlar
Ne çok yorgun düşmüş İstanbul (imdat)
Kaç nehir geçmiş bu şehrin içinden
Hiçbir şair işleyememiş dilediği gibi şiirini
Gün batarken her günkü gibi (kenan)
Değişik sancılar yuvarlanıyor gönlümde
Paçalı, taklacı kaç güvercin havalanıyor (nida)
İliştiremiyorum kendimi yeni güne
Yazmayacaklarım yastığıma sızıyor ağzımın kıyısından(gökçen)
Avazıma yorganları çekip
Bugün aşk şiiri yazmayacağım
Gülün dikenine takacağım
Ve denizin fazla tuzlu olduğuna (nida)
En esrik yanım dik duruşlar takınmakta gayrı
Göğe mıhlanmış milyon yıldız
Öyle garip
Öyle anlamsız ca bakınmakta ( İmdat )
İştahım kabaracak, geri sayacak düşlerim
Dört vuruşluk suslara kapılacağım(gökçen)
Ritmi bozuk dalgaların şımarıklığına
Zembereği bozuk saatlerin (nida)
Bugün seni hatırlatan hiç birşeye rastlamadım (naile)
Bestesi Arion'un lirinden sıvışacak
Güftesini yazacağım, içinde aşk olmayacak(gökçen)
esintisini hissetmek kadar huzur dolu yarınları
ve öylesine ciğerlerime cekeceğim katranı,
katran karası dünyanın mahvelinde.(enis swan heacock)
Sığacak çok mazgal var evladı için
Yer, gök ve deli diken annenin sinesi için (nida)
O sine ki yaslanıp and içtim uslanmaya
gökte yağmur olmaya
karanlıkta yağarken
günahı cama yazmaya (deniz)
Bütün yasak meyveleri ısırarak inadına(gökçen)
İnadına yıkarak tüm tabuları
İnadına yakarak tüm gemileri
İnadına sıkarak kelepçeleri kollarımla
İnadına eriterek yangınları ( İmdat )
Perilere inanmaya, uçmaya çalışacağım(gökçen)
Yarının umutlarını alıp avuçlarıma
Ve çocuksu yanlarımı türkü yapıp dilime ( İmdat )
Dur! (nida)
Ne garip değil mi?
Bugün, seni hiç hatırlamadım,
bu yüzden belki de,
sana hiç aşk şiiri yazmadım. (naile)
Suya söyledim gitti en son yalanımı (sezen)
Bugün aşk şiiri yazmayacağım (kenan)
Serseri şehir ışıklarının yıldız - avına tanık olmayacağım (gökçen)
Varsın yeniden harlansın yangın
Yitirilmiş yalnızlıklar inadına (imdat)
Bir kez daha âşık olmayacağım (nida)
Akan su pırıltısı belki
Belki de yuvarlanan bir çığlık (isa)
Çarmıha gerilmiş olsam da, kor ateşlerde yansam da,
Tövbeler olsun tınmayacağım (zeliha)
Gözlerimde yuvalanan intiharlar
Akacaklar, havzasında bitmiş aşkların(gökçen)
Ellerimde sızsa da sarhoşluğu sokakların
Kuşatılsa da yarım kalmışlığım (imdat)
Bir daha adını anmayacağım (nida)
Kapatacağım kulaklarımı
Duymayacağım kendimi bile (kenan)
Mil çekilsin gözlerime
görmeyeceğim seni... (gönül)
Bütün yaralarımı dağlamadan önce
teker, teker kanatacağım... (gökçen)
her son başlangıcın eşiği
kapı aralıklarında karşılayacağım hüzünleri (enis swan heacock)
gökyüzündeki bahçelerden yasak meyveler sunan hiçbir perinin büyüsüne kapılmayıp
kör kuyulara kilitleyeceğim kelimelerimi (zeliha)
sokaklara çıkacağım yalın ayak, çırılçıplak
peşim sıra koşturacağım tüm sevinçleri (ömür)
Sevinçlere çocukların öcülerini ekleyeceğim (nida)
Önce ipleri kopacak uçurtmaların
Kuyruksuz uçmaya da alışacaklar (gökçen)
Gök tanrıları şimşeklerini yolladığında
Taklalar atacak yeryüzüne doğru tüm acılar (nida)
Yürüdükçe yol büyür içimde, düşündükçe kahır
İçtikçe akşam kızılı ömrüm, içtikçe zehir ( imdat )
yürüdükçe içerde, katrandan bir nehir,
işteş rüyalar komada, zehrim testimdedir... (d.ronay)
Aynaları kırılmış ikindi namazı kılınmış vakitlerin (nida)
Ölüp ölüp dirilsede suretin...
Ben yeniden varolacağım(gönü)
Kaybettiğin bedenlerin
Sevdiklerinin kaçışına inat (ömür)
böylelikle ilk sözüm olacak bu
aşka dair hiç söylemediğim (o. volkan)
Ne çok susmuştu oysa akşamlar
Ne çok yorgun düşmüş İstanbul (imdat)
Kaç nehir geçmiş bu şehrin içinden
Hiçbir şair işleyememiş dilediği gibi şiirini
Gün batarken her günkü gibi (kenan)
Değişik sancılar yuvarlanıyor gönlümde
Paçalı, taklacı kaç güvercin havalanıyor (nida)
İliştiremiyorum kendimi yeni güne
Yazmayacaklarım yastığıma sızıyor ağzımın kıyısından(gökçen)
Avazıma yorganları çekip
Bugün aşk şiiri yazmayacağım
Gülün dikenine takacağım
Ve denizin fazla tuzlu olduğuna (nida)
En esrik yanım dik duruşlar takınmakta gayrı
Göğe mıhlanmış milyon yıldız
Öyle garip
Öyle anlamsız ca bakınmakta ( İmdat )
İştahım kabaracak, geri sayacak düşlerim
Dört vuruşluk suslara kapılacağım(gökçen)
Ritmi bozuk dalgaların şımarıklığına
Zembereği bozuk saatlerin (nida)
Bugün seni hatırlatan hiç birşeye rastlamadım (naile)
Bestesi Arion'un lirinden sıvışacak
Güftesini yazacağım, içinde aşk olmayacak(gökçen)
esintisini hissetmek kadar huzur dolu yarınları
ve öylesine ciğerlerime cekeceğim katranı,
katran karası dünyanın mahvelinde.(enis swan heacock)
Sığacak çok mazgal var evladı için
Yer, gök ve deli diken annenin sinesi için (nida)
O sine ki yaslanıp and içtim uslanmaya
gökte yağmur olmaya
karanlıkta yağarken
günahı cama yazmaya (deniz)
Bütün yasak meyveleri ısırarak inadına(gökçen)
İnadına yıkarak tüm tabuları
İnadına yakarak tüm gemileri
İnadına sıkarak kelepçeleri kollarımla
İnadına eriterek yangınları ( İmdat )
Perilere inanmaya, uçmaya çalışacağım(gökçen)
Yarının umutlarını alıp avuçlarıma
Ve çocuksu yanlarımı türkü yapıp dilime ( İmdat )
Dur! (nida)
Ne garip değil mi?
Bugün, seni hiç hatırlamadım,
bu yüzden belki de,
sana hiç aşk şiiri yazmadım. (naile)
Suya söyledim gitti en son yalanımı (sezen)
Tarihin yazdığı her dizenin üstüne basa basa
Dönene kadar Adem'in alnının ortasına
Yazılmamış ne kaldıysa yazacağım... (SON)
Üstümdeki dizeler o kadar ağırlaşmış ki ne yazdıysam içime sinmedi doğrusu... Varsa tırtıklamak isteyen beri gelsin:)
Fikri buruştutup çöpe atmak üzereyken beni de olacağına ikna eden başta Nida ve İmdat, köşesinde çalışmamıza değinen Kenan Şahin ve tüm katılımcı arkadaşlara teşekkür ederim(bana düşer mi bilmiyorum ama). Gerçekten inanılmazsınız... Haydi yeni fikirler üretelim! Bir öykü fikri geldi bile...Hazır bir enerji birikmişken atmosfere salıvermek doğru olmaz.
Saygılar...
Eyvallah Gökçen...
Evet dostlar paylaşmak bu olsa gerek - tamamlamak - sıkı sıkıya tutunmak - görmek - göstermek...Bunu yapmaya çalıştık.Başarısız olduğumuzu da kimse söyleyemez.Ayrık otları olmadı değil ama...Bilmem farkında mısınız ama bu çalışma ile BİRLEŞTİK...
Hepinize kendi adıma çok teşekkür ederim...
Devam etmemiz gerekiyor kopmadan...
Benim önerim de hece düzenin de kıtalarla tamamlama...Aşıkların yaptığı gibi mesela...Burada bir çoğumuz serbest yazıyoruz...Hece zor iştir ve de kafiye.İleri adımlar atmalıyız...
Eğer kabul ederseniz ilk ayağı benden olabilir...
Bugün aşk şiiri yazmayacağım (kenan)
Serseri şehir ışıklarının yıldız - avına tanık olmayacağım (gökçen)
Varsın yeniden harlansın yangın
Yitirilmiş yalnızlıklar inadına (imdat)
Bir kez daha âşık olmayacağım (nida)
Akan su pırıltısı belki
Belki de yuvarlanan bir çığlık (isa)
Çarmıha gerilmiş olsam da, kor ateşlerde yansam da,
Tövbeler olsun tınmayacağım (zeliha)
Gözlerimde yuvalanan intiharlar
Akacaklar, havzasında bitmiş aşkların(gökçen)
Ellerimde sızsa da sarhoşluğu sokakların
Kuşatılsa da yarım kalmışlığım (imdat)
Bir daha adını anmayacağım (nida)
Kapatacağım kulaklarımı
Duymayacağım kendimi bile (kenan)
Mil çekilsin gözlerime
görmeyeceğim seni... (gönül)
Bütün yaralarımı dağlamadan önce
teker, teker kanatacağım... (gökçen)
her son başlangıcın eşiği
kapı aralıklarında karşılayacağım hüzünleri (enis swan heacock)
gökyüzündeki bahçelerden yasak meyveler sunan hiçbir perinin büyüsüne kapılmayıp
kör kuyulara kilitleyeceğim kelimelerimi (zeliha)
sokaklara çıkacağım yalın ayak, çırılçıplak
peşim sıra koşturacağım tüm sevinçleri (ömür)
Sevinçlere çocukların öcülerini ekleyeceğim (nida)
Önce ipleri kopacak uçurtmaların
Kuyruksuz uçmaya da alışacaklar (gökçen)
Gök tanrıları şimşeklerini yolladığında
Taklalar atacak yeryüzüne doğru tüm acılar (nida)
Yürüdükçe yol büyür içimde, düşündükçe kahır
İçtikçe akşam kızılı ömrüm, içtikçe zehir ( imdat )
yürüdükçe içerde, katrandan bir nehir,
işteş rüyalar komada, zehrim testimdedir... (d.ronay)
Aynaları kırılmış ikindi namazı kılınmış vakitlerin (nida)
Ölüp ölüp dirilsede suretin...
Ben yeniden varolacağım(gönü)
Kaybettiğin bedenlerin
Sevdiklerinin kaçışına inat (ömür)
böylelikle ilk sözüm olacak bu
aşka dair hiç söylemediğim (o. volkan)
Ne çok susmuştu oysa akşamlar
Ne çok yorgun düşmüş İstanbul (imdat)
Kaç nehir geçmiş bu şehrin içinden
Hiçbir şair işleyememiş dilediği gibi şiirini
Gün batarken her günkü gibi (kenan)
Değişik sancılar yuvarlanıyor gönlümde
Paçalı, taklacı kaç güvercin havalanıyor (nida)
İliştiremiyorum kendimi yeni güne
Yazmayacaklarım yastığıma sızıyor ağzımın kıyısından(gökçen)
Avazıma yorganları çekip
Bugün aşk şiiri yazmayacağım
Gülün dikenine takacağım
Ve denizin fazla tuzlu olduğuna (nida)
En esrik yanım dik duruşlar takınmakta gayrı
Göğe mıhlanmış milyon yıldız
Öyle garip
Öyle anlamsız ca bakınmakta ( İmdat )
İştahım kabaracak, geri sayacak düşlerim
Dört vuruşluk suslara kapılacağım(gökçen)
Ritmi bozuk dalgaların şımarıklığına
Zembereği bozuk saatlerin (nida)
Bestesi Arion'un lirinden sıvışacak
Güftesini yazacağım, içinde aşk olmayacak(gökçen)
esintisini hissetmek kadar huzur dolu yarınları
ve öylesine ciğerlerime cekeceğim katranı,
katran karası dünyanın mahvelinde.(enis swan heacock)
Sığacak çok mazgal var evladı için
Yer, gök ve deli diken annenin sinesi için (nida)
O sine ki yaslanıp and içtim uslanmaya
gökte yağmur olmaya
karanlıkta yağarken
günahı cama yazmaya (deniz)
Bütün yasak meyveleri ısırarak inadına(gökçen)
İnadına yıkarak tüm tabuları
İnadına yakarak tüm gemileri
İnadına sıkarak kelepçeleri kollarımla
İnadına eriterek yangınları ( İmdat )
Perilere inanmaya, uçmaya çalışacağım(gökçen)
Yarının umutlarını alıp avuçlarıma
Ve çocuksu yanlarımı türkü yapıp dilime ( İmdat )
Dur! (nida)
Ne garip değil mi?
Bugün, seni hiç hatırlamadım,
bu yüzden belki de,
sana hiç aşk şiiri yazmadım. (naile)
Suya söyledim gitti en son yalanımı (sezen)
Tarihin yazdığı her dizenin üstüne basa basa
Dönene kadar Adem'in alnının ortasına
Yazılmamış ne kaldıysa yazacağım... (SON)
Önerini düşünmedim sanma... Bir kaç gündür teknik sorunlar sebebi ile tam olarak takip edemiyorum siteyi. Bağlı kaldığım süreler çok kısıtlı oluyor. Hece ölçülü ve uyaklı bir şiir deneyelim diyorsun sanırım. İletini gördüğümden beri kağıda karalayıp duruyorum bir şeyler ama çook çalışmam lazım gibi görünüyor. Of anla işte beceremedim usturuplu bir dörtlük yazmayı...
Ne kendine beceriksizlik yaftası asanlara hak verdim ne de suskunluk takınanlara..Yanlış bir zamanlama ve yanlış bir düşünce benim kanaatimce...Ya parmaklarınızı kullanın sayarak yazın.Utanılacak birşey yapmıyoruz ki...Neyse açtırmayın benim parmaklarımın mührünü :))
Seviyorum sizleri...
Kanu seçmedim Mevla ne yana götürürse o yana gitsin....
Güne vurur gecenin faslı
Ateşim küser köz ağlaşır
İşte o an görünür aslı
Dilim bulanır söz ağlaşır...
..............a
..............b
..............a
..............b
olarak başlattım ben ayağı.Devam edecekler.
..............a
..............a
..............a
..............b Şeklinde uyarlarlarsa sağlam zemin de olur...
Bir de finallerini kıtaların ;
.......................... ağlaşır şeklinde bitirmeliyiz....
Haydi bakalım kimin ne kadar yüreği varmış görelim....
şiir yazmak zaten ayrı bir iş bir de uyak girince iyice zorlaşmış. naçizane bu da benden olsun. şair arkadaşlara cesaret olur. saygılarımla...
Güne vurur gecenin faslı
Ateşim küser köz ağlaşır
İşte o an görünür aslı
Dilim bulanır söz ağlaşır...
Açıktı aslında da bir kelime kadardı
Gel gelelim sözün ardı arkası vardı
Bir yudum su misaliydi bendinden aktı
Yalındı yanlışları dahi gün ağlaşır
Güne vurur gecenin faslı
Ateşim küser köz ağlaşır
İşte o an görünür aslı
Dilim bulanır söz ağlaşır
Yakar ağzı tütünün tadı
Kan boyar gülü toprağı
Taş duvarda başımın izi
Koynunda ilk tövbem ağlaşır
Elimden bu kadar geliyor. Bu arada ben Zeliha Hanım'ın yazdığı dörtlüğü atlamış gibi oldum özür dilerim üstüne İmdat yazınca onu gördüm ilk... Artık karar sizin ben ikisine de uyarım her ne kadar bu işi beceremediğime emin olsamda:)
Dört dörtlük , dörtlükler kurduğumuz söylenemez ama bunu yapmaya çalışmak gerçekten cesaret isteyen bir durum.O cesareti gösteren dostlara da EYVALLAH
derim ben...
Güne vurur gecenin faslı
Ateşim küser köz ağlaşır
İşte o an görünür aslı
Dilim bulanır söz ağlaşır ( İmdat )
Açıktı aslında da bir kelime kadardı
Gel gelelim sözün ardı arkası vardı
Bir yudum su misaliydi bendinden aktı
Yalındı yanlışları dahi gün ağlaşır ( Enis )
Yakar ağzı tütünün tadı
Kan boyar gülü toprağı
Taş duvarda başımın izi
Koynunda ilk tövbem ağlaşır ( Gökçen )
Dertlerim görünür inceden ince
Çare bulunmuyor nicedir nice
Güneşim doğmaz her an gecedir gece
Bülbül figan eder güller ağlaşır ( Zeliha )
Bir hayın bıçak deler bağrı
Merde gam olur namert ağrı
Öylesi yerden göğe doğru
Saz haykırır , teller ağlaşır ( İmdat )
Güne vurur gecenin faslı
Ateşim küser köz ağlaşır
İşte o an görünür aslı
Dilim bulanır söz ağlaşır ( İmdat )
Açıktı aslında da bir kelime kadardı
Gel gelelim sözün ardı arkası vardı
Bir yudum su misaliydi bendinden aktı
Yalındı yanlışları dahi gün ağlaşır ( Enis )
Yakar ağzı tütünün tadı
Kan boyar gülü toprağı
Taş duvarda başımın izi
Koynunda ilk tövbem ağlaşır ( Gökçen )
Dertlerim görünür inceden ince
Çare bulunmuyor nicedir nice
Güneşim doğmaz her an gecedir gece
Bülbül figan eder güller ağlaşır ( Zeliha )
Bir hayın bıçak deler bağrı
Merde gam olur namert ağrı
Öylesi yerden göğe doğru
Saz haykırır , teller ağlaşır ( İmdat )
Yardan ayrı düştüm dostlar
Geçmiyor ki günler aylar
Varsın kurak olsun bağlar
Kanar ince ince yürek ağlaşır (naile!)