bebeeğüüüm bebeeğüüm heyaaaalet sevdüüğüüm
sena saruu laaleler alduuum çiçeeek bazaruuundan.....
ayağında potur gel dizim dibine otur
klavyeni geri çek mausu sağa yatır
usulca parmağını enter tuşuna batır
bekle yarim yaz gelsin karpuz yiyem kütür kütür
ardına kaykılıp otururken koltuğuna
başını dik tut yastık koy boynuyun altına
nick dediğin cafcaflı olmalı az birazda
ya yağmur ol ya bulut ya kar boran fırtına
duruşun endamından sansınlar seni kaatip
okuyuşun yazışın benzemeli tıpatıp
kurcalamış bozmuştur biri boş duramayıp
ayar ver ekranına resetleyip kapatıp
tuşlara yavaş baski sessiz çalışsın klavye
aç kalmayasın sakın az fasulye az pilav ye
olur tutukluk yapar yolda kor yine diye
tornavida alıver yanına yada levye
yarana merhem ara her tür porogramlarda
katıl tartışmalara eğleş yaz forumlarda
sıkılıp bunalırsan olurda buralarda
earth yükle gugıldan gez yozgat çorumlarda
sınırsız hayallerin sonsuz tahayüllerin
dosyanda resimlerin gonca gonca güllerin
hükmü yok uzak yollar uzak mesafelerin
kokulusuda çıktı şimdi imeyillerin
her ihtimale karşı başlamadan yazıya
temkinli ol benze hep tavşan kovan tazıya
yem olma sakın kurda benzeme hiç kuzuya
kes yapıştır kopyala kaydet al hafızaya
hızın kesilmesin hiç yaz çiz ara vermeden
ucuz paketlerden seç kaz gibi yolunmadan
her yere maydanoz ol kaydol görün durmadan
sanal ünlü olunmaz ad ismin bilinmeden
ilgisiz alakasız her konudan çık dem vur
mangal üstü kül koma ateşli nutuk savur
varsın çatlasın kinden hasetten düşman gavur
kalma lafın altında dağ tepeleri devir
teknoloji nimeti bugün artık yanında
el altında herşey bir tık uzağında
kaydet mutlu günleri bayram seyran düğünde
al tebrik mesajları kutlan doğum gününde
atın ölümü bırak arpa buğdaydan olsun
gir çet odalarına maksat muhabbet olsun
herkes seni tanısın herkes namını duysun
şiirler yaz durmadan vezin uymasın uysun
ufaldı gözde dünya ne küçücük yapıymış
kutu sandığımız şey ufka açık kapıymış
üçgenin iç açısı dairenin çapıymış
ufak tefek ayrıntı kazmaların sapıymış
fakir pan derler adım var dünyada muradım
koca havan topunu askerde eşşek sandım
internette öğrendim çok şey pek yararlandım
bir çok bilgi edindim cehaletten ıradım
Şiir Atölyesi
81 görüntülenme · 347 ileti
bir ucurtma ciz bakalım aklından
ipini o kada uzun tut ki
icinde hayat olsun,
estetik olsun,ümit olsun,denge olsun....
tut bakalım simdi ipini
savur her yere
savur ki hayat olsun...
ögren bakalım yaşamak neymiş öğren
uçurtmanın savurdugu yere sen de git..
hayatla sende uc,dalganı gec..
takma kimseyi
kısa cümleler kurma
duyur dunyaya adını korkma...
uçurtmayı uçururken,
bu,
kendini bulmaca,
ama sakın kişiligini unutma.....
sende oyna!
sakın ipini bırakma...
uçurtmayı uçurdukca,
ümitler de artmakta...
sakın ipini bırakma..
içinde doğmamış güneş vardır mutlaka,
izin verme kimsenin batırmasına...
yağmur da yağsa kar da,
sen yine uçur uçurdukca...
çünki uçurdukça
ümitler katlanmakta,
doyumsuzluğa ulaşılmakta...
ama unutma!
bitecek hayal dünyası sonunda!
ama sen yine de,
ipini sakın bırakma......
çoçuk;
doyumsuzca o anı yaşa!!
-------çocuk ve oyuncağı-----
bir yarıs ki,
topluca atılırlar ileri
sonra
sonra,
ortalığı karıştırır birileri,
hep göstermektir sanki,
hadi bakalım derler, hangimiz daha zeki.
zeki,
hırslı zeka cinleri,
zeki,
insanların anlamadan anlama kabiliyeti
olamaz
olamaz,
olsa olsa bunlar insanın kibirleri,
anlayabildinmi bari yaşadığımız çiftliği,
yazık ki,
insanların acizlikten bir yerler edinmesi..
yazık.
yazık,
ne yazı ki!
her seferinde kumar oynuyoruz aleyhimize kartlar
git gide yok oluyoruz,buna zorluyor sartlar,
aslında bunlar kuzu postunu bürünmüş,yavru kurtlar,
gerçek avcı gelince,onlar menzil dışındalar
sevgiyi inatla kavrayamazlar.
hayat bir felsefeyse,dünya -sonlu- fani
bu çok anlamsız gövde gösterisi,
gösteri
gösteri,
niye hiç değermi bunlara yani,
nerde sarayı,köşkü olanlar hani,
ibret alacaksan eyer,
oku mezar taşlarında ki dizeleri,
her şey fani
sonu gene sevgi...
ŞİİRİN İNCE NARİN YAPISI OMİRİLİĞİ BELKEMİĞİ KAFATASI..
arkadaşlar lütfen kimse üzerine alınmasın ben içinizde yüksek istidadlı arkadaşlar olduğunu bilmesem şuraya adım atmam .. geçen bi emlakçının ordan geçiyom baktım pilevne mahallesi çimenli sokak yazıyor .. yaani iki satırda anlatıp üstün körü geçmiş bu arkadaş halbuki devam etse dese. numarası yirmibir sekizinci cadde yenişehir diye devam etse ne güzel şey çıkar ortaya bence.. gerçektende tembellik yüzünden çok değer yitip gidiyo bence.. bu arada nedmanün bey biladerime hoş görüsü için teşekkür eder hepinize selam eder şiir üstüne naaciz fikri beyaanlarımı veririm..
bazen nedensizce bir duygu uyanır
şiir yazma arzusu doğar sende bende
yunisef unesko grinpis indepente...
şimdi yaa gerçektende.. dağ içinden parçalanmış gök yıldırımla boyanmış ateş içinde su yanmış yanmış şiir o yangının külüdür bi yerde.. uyanıp uykudan kan ter içinde vaha ararız susuz bir çölde yürürken biz bu tozlu dikenli yolda yolumuz üstünde taşlar görürüz sağda solda.. bir çukur içine rastgele atıverdiğimiz bu taşlardan ikisini yanyana getirince -aha bir ev yaptım deriz seviniriz kendi kendimizce... halbuki iki taştan örülü nesne değil duvar temel bile değildir ..
meleşen koyun kuzudan uzak muhtevasız kör sağır yıkık viran bir sahipsiz ağıldır..
halbuki.. türk dili çoşkun bir nehir ak köpüklü berrak suları çağıl çağıldır..
bu sudan içti köroğlu karacoğlan
bu suda yundu derviş yunus pir sultan
hep bir ağızdan türküler söyleyelim dedi
dara çekili simavlı kadı oğlu bedrettin
hep türk dili ile eserler verdi ömer seyfettin
onu bedri rahmi ana sütü gibi temiz gördü
büyük üstad nazım hikmet dizelerini onun ile ördü
en büyük miraslardan biridir bu engin kuyu bize
gelin bulandırmadan suyu dolduralım testimize..
dizelerin sakla samanı gelir zamanı gibi anlamlısına atasözü denilir hedele hüdele löpürt lüpürt gibi anlamsızına zırva adı verilir.. dört taş yan yana gelirse olur rubai az yayları gevşek gayduru gubbaksa anılır mani tatlılar içinde en çok sevdiğim revani sazlardansa yaylı tambur kabak kemani...
kişi şiir yazma için herşeyden önce niyyet etmeli ruh halii değerlendirip ona göre yazmalı salya sümük üzgün adamdan neşeli şen şakrak dize beklenmememli çok sevindirik birinden mersiye yazması ağıt çıkarması beklenmemeli .. şayet romantik dalda yarışacaksa sevdiğinden ayrılmalı dağ bayır gezip aç susuz dolaşmalı verem olmalı sonra içli duygulu döktürmelidir.. sanat için sanat değil toplum için sanat sloganına sarılacaksa bütün aşıkların aynı kadına aşık olduğu kirpiği ok kaşı yay yanağı elma dudağı kiraz o perü kızından vazgeçilmeli şekilden ırayıp muhtevaya kaymalı sosyoloji felsefe mantık okumalı kendini geliştirmelidir..toplumsal şiirde birşeyler verebilmeli kalıba çakılı kalmamalı hayattan kesitler sunmalı gerçekleri okur gözü içine sokmalı estetik gibi kaygılarda uzak olmalı dilin kemiği yok sözüne sadık kalmalıdır
doğaya yönelik yazacaksa işin içe aşk meşk şu bu katmamalı doğanın çevrede dolanmalı şiirinin konusu olabilmelidir .. şiirin hammadde kelime öbeklei yanyana dizilip farklı nüanslar sergilenmeli güzel olanlar seçilip kurumaması için bolca sulanmalı.. başlangıç gelişme sonuç aşaması olmalı anafikir bulunmalı sonuca yaklaşıldığında şiiri şiir yapan kalıplardan hece vezni baz alınmış ise kafiyeden sapacak saçmalıklara yer verilmemeli mikalenjelonun yaptığı yaşlı adam heykelinine bakan ustasının -iyi ama bu yaştaki bir adamın bütün dişleri sağlam olmazki.. dediğinde bir an bile tereddüt etmeden eserinin birkaç dişini tokmağı ile kıran ünlü heykeltıraş hatırlanmalı gerekirse aklı başında iki tane dörtlük için ince kıyım oğranmış sekiz on tanesi feda edilebilmeli bence.. buruşturup kağıttan top şeklinde ayağa kalkmadan çöp sepetine oturduğun yerden basket şeklinde atılabilmeli.. hece vezninde uyakda çok zorlanıyor mevcud hazır kafiyedende pintilik edip vazgeçemiyorsan aruza yönlenmeli mefaili mefaili mefailun mefailatu mefailatu mefailatuna sıcak bakılmalıdır ..
gerçektende gecenin ikisi kan çanağı uykusuz gözlerimle esneye esneye üstümü soyunup ışığı söndürüp yatağa zıbarma için kıvrıldığımda bazı geceler çaktırmadan açık pençiremden içeri süzülüp yanı başıma sokuluveren evsiz barksız takımından bi ilham perisini sırf ürkütmemek için nefesimi tutmuş acep kulağıma iki dize fısıldarmıki diye ümitsizce beklerken bazen sabredemeyip yerimden fırladığım gibi üstüne atılır kanadından tutar çırpınmasına bakmadan vazıklata vazıklata- lütfen bırak.. senden şair değil ramazan vakti bayram gününde bahşiş toplayacak davulcuya mani yazacak adam meymeneti suratı yok sözüne aldırmadan o şiir diye başladığın şeye değil kafiye literatürünüzde kelime yok demesini önemsemeden geçen kuçukuçuları üzen yazım üzerine sırf onları sevindirme için yazdığım yurdum köpeklerine başlıklı şiirimin son rötuşları için -bari aruz ver süsleyim deyip kelime dilenirim yalvar yakar baz aldığım yaşıyan türkçe olduğundan kural kaide vız gelir tırıs gider ne geçti elime ilave ederim böyle işte böyle maşakkatli yoldur bu..
gecenin saat üçü bir dizeyi yatağımdan kalkar not alırım ..
........babamı araba çarptı gençliğine doymadan
anamı ise kaybettim zehirli bir kıymadan
gün yüzü görmedim şu yalancı dünyada
belki bende öleceğim sen burdan ayrılmadan
bir parça etinin güzelce sıyrılması için
pençesi ile tutup nasıl kavrandığından
kimi geceler aç kalıp acı ile kıvrandığından
bakıcılarının ona nasıl davrandığından
anlattı.. yana yakıla uluyarak benide kendi gibi ağlattı.. gözlerimi yaşa buluyarak......
ifadeyi zenginleştirir hacmi bolaltırım
gerçektende bilhassa serbest vezinde şiir içerik olarak zenginleştirilmemilş gösterişsiz yavan ise değil kulağa hitap etme tangurtudan ileri gitmez .. hangisinde olursa olsun aruz hece serbest şekil ile muhtevası belli bir aheng içre boğulmalı birleşip bütünleşmelidir ki dadından yinmez.. laf olsun torba dolsun bağlamınd kuru gürültüden mümkün mertebe kaçınmalı hiç 1. lige yükselemez mahalle takımı hiç iktidar olamz tabela partisi iki gün sonra unutulacak medya maymunu şarkıcı gibi şiire girilmemeli vakit harcanmamalı gelecek nesillere birşey bırakabilme kaygusu taşımalı bence .. ehe ehe ehe çok güzel olmuş eline diline sağlık gibi şaklabanlık yapıklmamalı gördüm seni sende gör beni alkışla daha sonra mesajı verilmemeli hoşa gitse bile beğenmediği yerini eleştirip şöyle olsa taha iyi oludu bence demeli .. gerçek şair adayı köpeğin taştan yıldığı gibi yergiden yılmamalı yergi ondaki arzuyu kamçılamalı daha iyisini yazabilmeli bence.. gerçektende esef verici imamın dediğe git yaptığı yapma misali çoğu zaman öyle anlamsız saçma sapan şeyler yazıyorumki birileride güzel bu deyince bir dahakini ileri götürme gerği hissetmiyor böyle dağınık kalsın deme lüzumu hissediyorum.. halbuki şiirde taş aralıkları özenle bırakılmalı bu güne değin yazılmışlar içinde en hoş olanlar olan onbir hece seçilecekse önce altı sonra beşle girilmeli 14lükte yedi yediden şaşmamalı beş de denenebilirsede anlatımdaki darlığı idrak edilmeli bence .. şiirin musikisi havada yakalnmalı ayna karşısında bol bol tekrar etmeli beyinden kelime ışık hızıyla geçmeli pazıla yeni parçalar koyup profilden bakmalı.. o kadar ahkam kesip bu alanda ufakda olsa bi şey ortaya koyamayan benin geçmiş zamanlarda verdiğim bi kaç dandik nacizane tavsiyeyide ekleyim birine yararı olmayacağını bilmeme rağmen .. en az haa bu şiir eleştirmeni olu olsa olsa fikri aşılayım izninizle.. bide yumurta kalitesi anlama için yumurtlama gerekmediğini ilave edip işinize gelirse kardeşim baktınız dikiş tutturamadınız sizde ben gibi yorum yazın deyip sıvışıyım yüksek müsadenizle..
evren gargası guşu derya içre balığı kedisi köpeği insanı teyyaresi her şeyiyle bir bütündür tutki ben öldüm kaç gıram eksilir yanardağlar infilak etse yıldızlar kaysa güneş patlasa onu taşıyan boşluktan ne bir gıram eksili nede artar.. şiire verdiğin maana derinliği sembolist diye adlandırdığımız şairlerde rastladığımız türde şekilden ziyade muhteva üzerine kurulu.. yunusun ete kemiğe büründüm yunus diye göründüm türü manaa derinliği veren tarzın nazımda bulduğumuz
bu bahçe bu nemli toprak
saçlarında bu yasemen kokusu
bu mehtaplı gece parıldamakta berdevam edecek
ben göçüp gidincede
çünkü o ben gelmeden önce
ben geldikten sonrada bana bağlı olmadan vardı
ve bende bu aslın sureti çıktı sadece gibi güzel akıcı dil arı temiz saf anadil yanı sıra biçemcede güzel olup şekil ve muhtevayı harman etmesi kulakta hoş bir tat bırakırken bu güzel pastanın tarifinde genellikle buğulu sular dumanlı kuyular hışır hışır ağaç çağıl çağıl dere kısaca esrarengiz garip olan nesne kullanılır ... muhteva yönünden kalbindeki çalkantı ve hezeyanı şiire aktarırken giriştiğin zengin manaayı kelimelerde biçemcede göstermeli acemi ve çocukcalıktan kurtarmalı daha olgun yaş dönemi hayatı algılamış gözleri önünden hakikat perdesi aralanmış tarzda kulağı okşayacak hece vezniyle birleştirmeli enfes kek pasta çıkarmalısın ustalık la ahçılık arasındaki çizgide budur zaağten..
ne hayaldim ne düştüm bir yaralı kuştum
bir vefasız ardına düştüm hamdım piştim incileştim incileştim
buharken bulut sımsıkı kilit toprağa umut yağmur oldum (kabul ediyorum benimkide acemiceydi) gibi bütünlük arzetmeli giriş gelişme sonuç aşaması olmalı han duvarlarını düşün faruk nafizin yolculuğunun aşamalarını düşün şiirin başlangıcında maraşlının ölüm haberini verebilirmiyiz .. serbest vezinde bile mutlak akıcı dil olmalı..yer yer kafiye olmalı tabii ama kafiye uyak yeterli olmaz bir başına toz maydonoz biçimi çıkar o için öncelikle anlam bütünlüğü kuçu kuçu yu burda yayınlama istedim kabul görmeyen söz var yazısı sebebini anlayamadım blogcu da panturk segmesinden yazıya ulaşabilirsiniz ve yine kabul görmeyen dilbilgisi dersi gramer yazıma saygı sevgi ..
Ne sanıyordun
Ilıman rüzgârlar sürecek
Ceviz ağaçlarının meyveleri,
Toplanmayacak
Yerlere mi serilecek
Diye düşünüyordun?
Zor iştir aşk,
Maharet ister,
İtaat ister.
Güç iştir sevmek.
Ölüme yakınlık,
Mutluluğa ıraklık ister.
Kaç mevsim arındım ben.
Kaç acıdan soyutlandım.
Ahım yere hiç inmedi.
Öyle bir sevdim ki
Dengeler inat etti.
Ne sanıyordun ki
Gölge oyunu mu?
Yoksa
El gelmemiş bir parti mi?
Karamanoğlu Mehmet Bey’i arıyorum
Göreniniz,duyanınız,bileniniz var mı?
Bir ferman yayınlamıştı
Bugünden sonra,divanda dergahta,mecliste
Meydanda Türkçe’den başka dil konuşulmaya diye
Hatırlayanınız var mı?
Dolanın yurdun dört bir yanını
Çarşıyı,pazarı,köyü,şehri
Fermana uyanınız var mı?
Nutkum tutuldu,şaşırdım,merak ettim
Dolandığınız yerlerdekiTürkçe olmayan isimlere
Gördüklerine,duyduklarına üzüleniniz var mı?
Tanıtımın demo,sunucunun spiker
Gösteri adamının showmen
Radyo sunucusunun diskjokey
Hanım ağanın firstlady olduğuna şaşıranınız var mı?
Dükkanın store,bakkalın market,torbanın poşet
Mağazanın süper,hiper,gross market
Ucuzluğun damping olduğuna kananınız var mı?
İlan tahtasının bilboard,sayı tablasının skorboard
Bilgi alışının brifing,bildirgenin deklarasyon
Merakın,uğraşın hobby olduğuna güleniniz var mı?
Beldelerin girişinde welcome,çıkışında goodbye okuyanınız var mı?
Korumanın,muhafızın bOdyguard
Sanat ve meslek pirlerinin duayen
İtibarın,saygınlığın prestij olduğunu bileniniz var mı?
Sekinin,alanın platform,merkezin center
Büyüğün mega,küçüğün mikro,sonun final
Özlemin,hasretin nostalji olduğunu öğreneniniz var mı?
İş hanımızın plaza,bedestenimizin galleria
Sergi yerlerimizin center room,show room
Büyük şehirlerimizi mega kent diye gezeniniz var mı?
Yol üstü lokantamızın fast food
Yemek çeşitlerimizin menü
Hesabını adisyon diye ödeyeniniz var mı?
İki katlı evinizi dublex,üç katlı komşu evini triplex
Köşklerimizi villa,eşiğimizi antre
Sevimlinin sempatik,sevimsizin antipatik
Vurguncunun spekülatör,eşkıyanın mafya
Desteğe sponsorluk diyeniniz var mı?
Mesireyi,kır gezisini piknik
Bilgisayarı computer,hava yastığını air bag
Eveti,oluru,pekalayı,okey diye konuşanınız var mı?
Çarpıcı önemli haberler,fash haber
Yaşa ,varol sevinçleri,oley oley
Yıldızları star diye seyredeniniz var mı?
Vırvırık dağının tepesindeki köyde
Cafeshow levhasının altında
Acınında acısı kahve içeniniz var mı?
Toprağımızı,bayrağımızı,inancımızı çaldırmayalım derken
Dilimizin çalındığını,talan edildiğini
Özün el diline özendiğine içi yananınız var mı?
Masallarımızı,tekerlemelerimizi,atasözlerimizi unuttuk
Şarkılarımızı,türkülerimizi,ninnilerimizi kaybettik
Türkçe’miz elden gidiyor,dizini döveniniz var mı?
Karamanoğlu Mehmet Bey’i arıyorum
Göreniniz,duyanınız,bileniniz var mı?
Bir ferman yayınlamıştı
Hayal meyal hatırlayıp ta,sahip çıkanınız var mı? bir mechul askerden alinti .. tasiyan ..fakir..
Bir kez daha anladım yokluğunu,
Eve karnım aç geldiğimde,
Soğuk tek nefesli, dört duvardan ibaret,
Sensiz eve.
Artık her kapıyı açtığımda seni uyurken öpemeyeceğim,
Dönüp hoş geldin demeni,
Karnın aç mı oğlum demeni duyamayacağım.
Ablamın senin için açtığı ara pencereden aldım bugünde yemeği,
Oturup sobanın yanında yemeğe çalıştım,
Durdum önce ağlayacak gibi oldum,
Yetimler gibi, öksüzler gibiydim, Öyleydim oysa
Görseydin halimi kahrolurdun Anne.
Hep derdin ki yeter oğlum ben yaşlandım,
Artık al şöyle fidan gibi bir kız o dönsün etrafında,
Yoruldum mürivetini göreyim ölmeden..
Olmadı Anne, ne yazık ki olmadı..
Hep yanlış insanlar çıktı karşıma,
Bir dileğini bile yerine getiremedim, özür dilerim Anne.
14 evlat doğurdun,
38 yaşında dul kaldın, bir kez olsun düşünmedin evlenmeyi,
Zaten vaktin mi vardı ki uğraşmaktan bizle.
Bir arada tutmaktı tek dileğin evlatlarını
Ne zaman bir kavga çıksa evde bayılırdın,
Ağlardın, fenalaşırdın bir şey olacak diye birimize,
Seni az üzmedik, özür dileriz Anne.
Şimdi hatırlıyorum,
Toprağa koyarken bembeyaz,
Melek gibi bedenini,
Genç kızlık saçlarını, kıpkızıl
Bembeyaz ayaklarının bağını açıp,
Yanı başına sermek tarumar saçlarını,
Ne de çok istemiştim o an,
Üstümüze toprağı örtseler diye,
Yemeklerde hep aç kalkardın,
Bir yavan ekmeği ağzına götürüp,
Dalardın düşüncelere.
Kızardım sana,
Ben tokum derdin, ne de güzel yalan söylerdin,
Maksadın aç kalmak değil doyurmaktı evlatlarını, hep bilirdim.
Kim bilir aklından neler geçerdi söylemezdin anne.
Arada bir ablamlar la dertleşiriz,
Sorarız birbirimize,
Ne hissediyorsun yokluğunda diye,
Herkes dertli, herkes kırılgan
Dokunsak ağlayacağız birbirimize.
Bir kez daha anladım,
Sensizlik yoklukmuş Anne,
Yokluklar içinde bıraktın bizi,
Sırf bunun için sana kızgınım Anne,
Geceler uyanırdım bazen, hep namazda görürdüm seni,
Oturmuş uyuya kalmış,
Elinde tespih iki büklüm boynun.
Kıyamazdım sana üzülürdüm anne.
Şimdi durup durup kendimi dinliyorum,
Bazen bir film izlerken,
Bazen olmadık bir anda aklıma düşüyorsun,
İnsanlardan kaçıyorum, gözlerimi görmesinler diye.
Bana kızışların geliyor hep aklıma,
Sabahları beni uyandırmak için ettiğin diller,
Hakkımı helal etmem seni derdin, kalkmazsan,
Acaba gerçek miydi söylediğin,
Hakkını helal etmedin mi?
Etmedin mi Anne,
Devam edecek. Yaşadığım Sürece.
10.12.2005
Saat: yokluğunun akşam vakti
Ertuğrul Bayam
Güneş doğuyor tüm ihtişamıyla
Büyüklüğünden büyük ihtiramıyla
O ki samanyolunun sülbündedir
Varlığı kainatta yok hükmündedir.
Dünya dönüyor olanca hızıyla
Hassas kalplerin çektiği sızıyla
Aklı fikri kıyamet günündedir
Ebedi ezelinde,yok hükmündedir.
İnsan yaşıyor onca kaygıyla
Kimi nefret niza,kimi saygıyla
Herbiri yaşamın başka yerindedir
Ölüm defterde yok hükmündedir.
o kadar acıyorum ki ellerime
artık sana dokunamayacaklar
ve gözlerimden kayan yaşları
silmekten başka hiçbir işe
yarayamayacaklar..
o kadar acıyorum ki gözlerime
istedikleri an seni bulamayacaklar
ve gördükçe el ele dolaşan aşıkları
sonbaharın ortasında ki topraklar gibi
ıslanacaklar..
o kadar acıyorum ki saçlarıma
ellerin tarafından dokunulmayacaklar
ve deli bir rüzgar savurdukça yaprakları
onlarda köklerinden tek tek sökülüp
savrulacaklar..
o kadar acıyorum ki dudaklarıma
aşkının susuzluğunda çatlayacaklar
ve herkesin dilinde dolaşırken aşk şarkıları
sanki yaramazlık yapmış küçük çocuklar gibi
susacaklar..
öyle acıyorum ki bedenimin tüm organlarına
hepsi sensiz oluştular ve yine sensiz,
toprağa karışacaklar..
kalbim desen neden attığını unutmuş bir et parçası
daha fazla dayanamayıp kaldığında nefessiz
birbirlerinden ayrılacaklar...
bana benden başka acıyan kalmamış
kültablasını dolduran sigara izmaritlerinin
küllerinden sadece birtanesiyim..
dert sardığında keyifli olduğunda ya da
mideni doldurduktan sonra iştahla çektiğin
bir kaç dumanlık hevesin canlı ifadesiyim...
anladım
dün gece gittigini
ve
bir daha hiç geri dönmeyecegini
anladım
ellerinin elime degmeyecegini
sen kız kulesinde saklı
bir gül
ben ise ona karşıdan bakan
aşkını sahillerde arayan
bir aşk magduru
istedim istedimde
atamadım seni yüregimden
seni öylesine seviyorum ki
seni her gördügümde
bin kere yanıyor yüregim
her görüşümde bin kere
daha yanıyor
gör halimi sevdigim
içime düştügünden beri yanmaktayım
yanıyorum
koy yüregime elini
söndür yangınımı
razıyım yeniden senin olmaya
gel dedigin gün
çektigim acıları unutmaya hazırım
neyin bedeli sevdalıların hasreti
şu rüzgara bak nasılda esiyor
esmeli
seni bana getirene kadar esmeli
dur bir dakika
dışarıda yagmur yagıyor
gökyüzü de benimle birlikte aglıyor
[[B]]çığlık çığlığa kalmış karanlıklar
kan, ızdırap, çile içinde her yer
barışın izleri siliniyor
yavaş yavaş
maneviyat yok olmuş
maddiyat almış yerini.
gözlerde yaş kan revan
çocuklar sereserpe
hepsi birer ceset
yürekler virane
kırık dökük
vicdanlar sızlamıyor
kan ile yıkanmış elleri.
barış ismi geziniyor ortalıkta
görünmüyor kendi
sanki hayalet
almış yürüyor zamanı hıyanet
mal, para, zenginlik bürümüş
gözlerini
hepsinin yolu kıyamet... [[/B]]
20.11.2006
Saat:
01.10
[[B]]iz_SmyrNa_mir *OrhaN Yavuz[[/B]]
[[B]]yağmurda kaybolur sesim
at kişnemeleri duyulur uzaktan
dalından ayrılmak istemez yaprak
jilet gibi keser sessizlik gürültüyü
yağmur durur,yağlı ipe doğru gider bulut
avucumda bir miktar toprak
gül yetiştiriyorum susuz
bir mızıka çalıyor hüzünlü
bir gül ağlıyor derinden
yaprakları kızıl kızıl
bacanın ağzına sinmiş dumanlar
bir öksürse dağılacak gökyüzüne
kördüğüm olmuş boğazlarda
bir kerelik sevgilerin sözcükleri
yağız bir bulut dolanır havada... [[/B]]
(MAYIS 2000)
[[B]]iz_SmyrNa_mir *OrhaN Yavuz[[/B]]
yapayalnız kalmışsındır artık
senden başka herşey seninle değildir
bir evin vardır
tek oda lambasız
ve birde koltuğun
sana anılarını hatırlatan bir yadigar
tozlu,eski,acımasız
işte bu benim arkadaş
bu bir odayı doldurabilen
yalnızlığın sürüsündeki
çobanın verdiği savaş
gözlerim karanlığın aşinası
bir kaç çatlak iziyle resimlenmiş
bir duvarla bakışıyorum
şevksiz bırakan sergi oldu çizgiler
öksüzlüğün yanlızlığını yudumladı yarınlarım
kapımı çalmayan hayırsız sevgi
gittiği yerden gelse yarın...
işaret oldu gelmesine
kalbimde yanan alevlerin dumanı
ışık oldu yoluna
karanlığımın onca aydınlık arasında sırıtması
tam cesaretim silahlanmışken
kendimi korkularımdan koruyorum
ruhumun hergün tanıştığı
bedenimle yabancı
ölümü bekliyorum
doğmayan günün sancısıyım
meydanlarında nefsimin belalısı
gönlümde yatanın sevdalısı
yollar uzuyor şedit,sinsi,kavisli
tuhaf yalnızlıklar anaforunda gizli
yaralandı düşler,vampirce gülüşler,sinsi...
şeytan,tuzak elebaşısı,cehalet,gizli...
gecelerime efkar,yüreğime hüzün,sindi.
dur,gitme diyen beste,senin sesindi
ellerin uzandı ergümanlardan
yüreğim ellerinde iniltileri...itme!
ne olur boynumu büküp gitme
mahrem duyguların şahikasından
ruhum kanatlandı şahlandı
meydanlarındayım yine
alnım secdede...
MAHCUBUM
sana sevdiğim demeye
gözlerimle gözlerine bakmaya
adını dualarımda söylemeye
mahcubum sevdigim
mısralarımda söylemeye
dilenci misali aşkını aramaya
rüyalarımda görmeye
hayalini düşlemeye
mahcubum sevdiğim
Korkma Birtanem
Sevgimden Sonzuz Aşkımdan
Beni anlamanı Beklemem senden
Sende Sev diyemem Benim kadar
Seni Kalbimde Gönlümde
Yücelttim Kimseler erişemez
Sende eriş diyemem Birtanem
Gözbebeğim
şarkılarda şiirlerde
hayalimde düşlerimde
yüreğimde gönlümde
sızlayan ruhumda
inleyen bedenimde
gözyaşlarımda
sen varsın gözbebeğim
TUTSAK www.siirgezginleri.net deyim KORAKULAÇ BUNLAR SEVDİKLERİM
Haksızlık bu geçen yıllar
Hani dün söylemiştin Bana sevdiğini
Havam suyum aşım ekmeğim
diyordun durduramadın zamanı
Haksızlık değilmi bu sevgiye
Kader kurbanı olduk
Artık maziyi seyrediyoruz
Ne gelir elden
Sen tutsak ben tutsak
Aşk olsun sözlerin,meşk dolsun boş kadehim
ister öldür, ister sat gözlerimi,sensiz birakma yeter ki..
Sevsem ölürsün,sevgiye şüphesiz tüter bafra cigaram..
Ağlamak, her virgülden sonra içine çekmek son nefesini
İşitmek, tecelli eden her bedende seni..
Sıralamak,göreceli hiç bir şey kalmaması adına uzatmak bütün yalanları..
Aşk olsun sözlerin,meşk dolsun boş kadehim..
Defteri dürülmüş sözlerimin neyzen ne çare!
Ezberledim elinin tüm kıvrımlarını,mühürü dilimde, tam tersine tek müşterisi kulak..
Cümlemin eline tut ,baş harfin yine boynunu bükmüş, şaşırmışmı ne?
Hadi doldur kadehimi ,aşk olsun sözlerin..
kurtlar hangi dağda ölmekte,
ölümün sesi hangi kulaklarda çınlamakta?
çok mu ıssız, çok mu karmaşık yaşamak?
puhu kuşlarının ötüşü taşıyor aydınlığa,buralarda çıt yok.
havada kelimeler uçuyor, yaklaşamıyoruz
eller uzanıyor, tutamıyoruz.
bir hışırtı, hangi kitaba ait belirsiz...
sayılardır tapınmamız sevgimiz...
kayıbız.
biz.
kaybolan herşeyde biz varız biraz.
herşey bizde kayıp.
puhu kuşlarının kanatları karanlık
buralarda ışık yok.
susuyorum.
susuyorum, içtiğim karanlık