senin o guzellıgıni herkez zaten bastan beri farkında..
bizler asırlardır devıgen abakus boncuklarıyız aslında…
sadece farkında olamyoruz korler gıbı bu fani dunyada
sen o an bakınca
etrafa
iste o an
hayret edıyosun bu cırkın dogaya
ucan kuslara,
kıpkırmızı olan safaga,
gecelerın yalnız karanlıgına,
ayın umut gibi parlamasına,
denize ıssız dusen yakamozlora..
melekler bile ısyanda..
kuslar sana bakabılmek ıcın havada asılı kalmakta!
pekı guneş nıye kızararak yenıden dogmakta?
ay niye umudunu tasıyamayıp denızle paylasmakta..
oysa..
tanrının edilgen hedıyesi ademogularına
yada
asırlardır guzellik karmasasında
cırpınan ask yazarlarlarına
yazık onlara!
ama gercek ıkı kısı de bulunmakta
gokten dutsu yer yuzune ıkı elma!
bunlardan bırı sana
bırıde bana,
ben adem ogluna
Şiir Atölyesi
95 görüntülenme · 347 ileti
daha doyasiya as yememis ac sefil ameleleriz
kazma ile toprak eser elek ile kum eleriz
hemi aglayip hemi gulenimiz vardir
kildan incedir umugumuz
yaz kis akar sumugumuz
yuk altinda ezilir
et ilen kemigimiz vardir
ellerimizde kuregimiz genis olur yuregimiz
kiris altina cakariz ahsap diregimiz vardir
ne eksik fazlamiz
ne farkimiz vardir
gecim derdi maasiret
donen carkimiz vardir
cimentonun agirligi bagrimiz deler
kirecinen kumun tozu genzimize dolar
balyozunan cekicinen duvar kirar
matkabinan delik delenimiz vardir
duvar ordugumuz pirketin
mutaahit denen sirretin
calistigimiz her sirketin
bizde derin anisi vardir
yuzumuz gorende ustalasmis uzman amele kanisi vardir
vakit ogle olur mola veririz
az yogurt alir bakkaldan ekmekle yeriz
doymasada karnimiz
yarabbi sukur deriz
sileriz burnumuz
aza kanaat ederiz sabrimiz vardir
mola bitimine az kala
dayar sirti duvara ufka bakariz
yakar cuvara hayale dalariz
sunca ev yapmisiz
hangisinda otmusuz
hayat yuklu araba
bizler atmisiz anca olsek bas sokacak kabrimiz vardir
yalan dolan bilmeyiz ne gizli saklimiz vardir
kendimize yeteriz aklimiz vardir
hizir aleyhisselam pirimiz
Muhammet Mustafa nurumuz
yucelerden yuce bir hakkimiz vardir
bizleri baska gormeyin harc kararken arnacda durmayin
sozu kisa kesin yormayin acil gorulecek isimiz vardir
yevmiyeyi alinca diynenir belimiz helal kazanilmis rizkimiz vardir
nasir bagli elimiz
kilit vurulu dilimiz
nasil arzedek halimiz
fakirpan derler delimiz vardir
yaaa arkadaslar kusura kalmayin siir gercekten cok dandik oldu .. zaati amacim kulak zevkinizi bozma diildi .. hani aranizda eli kalem tutup murekkep yalamis varda .. hani su malzemesini verdigim kaliba uygun iki satir dokturemezmi.. herkese herseye siir var amelelere yok beden amelesi fikir amelesi farketmez kafaniza gore amele ustune bi siir de siz yazin sevabina.. gercektende ben beceremedim yada bu dandik siiri duzeltin ben ileri goturemedim .. sevgiler ey milletim..
çelebinin mevlid'inde, Yunus'un Divan'ında ve Mevlana'nın "Gel" çağrısında duman izi var. Çelebi'ye "kandım", Yunus'a "Hamdım", Melvana'ya "Yandım" dedirten ateş, bir sevgiliye duyulan aşkta saklıdır. Ham olan yanmakla pişer, pişen kanmakla huzur bulur. Yananın ilacı ise, sevgilinin "Gel" çağrısına verdiği cevapta saklıdır.
kafkas ruleti kitabında, hazan isimli kıza aşık olan istihbaratçı efe var. kıza mektup yazıyor ve aşık olduğunu bu mısralarla anlatıyor. çok hoş bir şiir. kitapta efenin yazdığı şiirlerden birkaçını daha ekliyorum.
Gecenin gündüze döndüğü anın ihtişamı ne güzel, Güneş'in gülümsemesiyle günün hayat bulması ne kadar anlamlı. Fark edene söylenecek söz yok; lakin fark edemeyip hayat arayan için nasihat lazım ise, mematı (ölümü) hayata döndürecek ihtişam, ay yüzlünün tebessüm ettiği anda saklıdır...
Sevilmek her güzelin hakkıdır, lakin sevilenin seven üstünde hakkı vardır. Sevene sevilenden gelen bir selam ve gülümsemeyle bezenmiş bir tebessüm kevser tadındadır. Sevilen bir Züleyha, seven Yusuf güzelliğinde olmasa da, kevserin tadı, Yusuf'u Züleyha'ya, Züleyha'yı Yusuf'a aşık edecek tattadır.
yaa arkadaslar kusura kalmayin .. melmekette mektep vardida bizmi okumadik bi yerde .. uc aya vardi ayriyiz melmeketten ikide bi aklima dusuyo kizil tulbent hep eskiyle yetinmemeli yeni bir seyler uretmeli diye kendi capimda az doktureyim dedim bi turlu istedigim kivama getirmeye becerim yetmedi bilgim yetmedi bu bir bayrak yarisi yarin cikar biriniz daha ileri goturur yardimci olursaniz sevinirim .. su formata gore uygun hale getiremezmisiniz rica ederim saygilar .. yaagni su kelimelere gore daha ileri goturmenizi rica ederim saygilar...
turkuler sana yakilir
sarkilar sana yazilir
satir satir yaprak yaprak
zulumler bana yapilir
mezarlar bana kazilir
pence pence tirnak tirnak
hicran dolu gonlume
su kisacik omrume
kader olup alnima
yazil tulbentim
igne bilmez iplikten
kalayli bir ibrikten
ince ince kirpikten
sizil tulbentim
daglarin yamacindan
dunyanin bir ucundan
ruzgarin avucundan
cozul tulbentim
kol kirik yen icinden
al yuruk kan icinden
goz bebegim icinden
suzul tulbentim
yagmur yagar cisil cisil
ruzgar vurur esil esil
gel yoluma usul usul
dizil tulbentim
hilal parlar isil isil
yildiz uyur misil misil
kan fiskirir fosul fosul
kizil tulbentim
çekilen sürmedir gözlere
gerçeğin bulanık rengi
sorgular cevaplanmadan pençelenir
her taraf kan...
gerçek nedir
emprimiş zamanda
ya sormak
bir çocuk edasında
yoğun sis tabakasını delmek mi...
yüzsüz kafalar görülüyor son günlerde
paslanmamış henüz tarih
korkuların gölgesinde insanlar
ağaçlar görevini yitirmiş.
soğuk,zemheri, derin karanlık
kaybetmiş tılsımını sevgi
ülkeler... ülkeler...
şahitler...susanlar...
vahşetin elbisesini tenine dolayanlar
yamanmış gözlerinize
çekilen sürmedir kan!
19 mart 2005
istanbul
YAŞAM-AK
Yaşamak sevgilim
Kuşaktan kuşağa söylenen bir türkü gibi
Dostların ağzında yaşamak
Nereye gittiği belli olmayan bir nehir gibi
Atlamak bir uçurumdan
En güzel yerinde hayatın bir masal gibi akıllarda kalmak
Yaşamak
Kurtların arasında masum benekli bir kuzu
Yaşamamak.
Oysa öpmek isterdim al dudaklarından
Ama gel gör ki
Kimliksiz ve kimsesiz bendeki yaşam arzusu
ve Vur derim beni en derin yerimden hayat
değmez çünkü
nefesinin sıcaklığı nefesime
kolaysa bu kadar terk etmek benliğimi
vur derim hayat en derin yerimden
iki satır bir selam da yazamazsa yarin eli
vur derim hayat en derin yerimden beni
nereye gider bu hikayenin sonu bilemem ama
yaşamakla, yaşamamak arasında ince bir çizgi,
hatırlanmak ayrılık tarafından
yaşamamak
senle veya sensiz
benle veya bensiz
yaşamak
son nefesimize kadar haykırırcasına yalnızlığımıza
gözlerim gözlerine, yüreğim ellerine emanet
terk ediyorum şehrini sevgilim
biliyorum
bir gün arkama bakıp bir kere bile hesap soramayacağım tüm ayrılıklardan
çünkü yaşamak zannettiğimiz kadar da kolay olmayacaktı
mesela paylaşamadım hayatımı bir başkasıyla
belki de sevemedim kimseyi de yalnızlığımı paylaştılar sadece
oysa her şeyimi herkesle paylaşmak isterdim
Gitmek
Yarım kalan bir şiir gibi
Bir şairin eline bakan bir kağıt bir kalem
Gitmek…
Bir o kadar da anıları götürmekti aslında
Sadece istediğinde koynunda ki resme bakıp iki damla göz yaşı dökmek
Gitmek…
İmlasız bir yazı
Hani sadece seni anlatabilmek için ve
Bir türlü öğrenemediğim
‘seviyorum’ kelimesinin anlamını yitirmesi
yeni fark ediyorum sonbahara teslim olan ağaçların hüznünü
ve bakıyorum ki ardıma kaç yaprak düşmüş saçlarıma da
ben umursamazca yani kendini kaybetmişçesine
gitmek….diyorum kendime
ağlamaklı bir şarkının koynuna düşmesi olsa gerek yalızlığında
Ayrılık diye bir şey yok
Bu sadece bizim kendimizi avutmamız
Veya sevgilinin yokluğuna alışmaktır
Özlemektir,umuttur,heyecandır ama
Asıl olan bir ömür boyu göğsünün sol tarafında bir yerlerde saklamaktır aşkı,
Ve sevgilinin suretini
Mesafe tanımamalı aşk
Sınırı sınırlayıcısı olmamalı
Sevdiğimiz zaman sonuna kadar sevmeliyiz ve
Gözlerine baktığımda sevgilinin aynı heyecanı görmeliyim
Bir bankta belki de bir yağmurun altında yahut
Baharın en anlamlı olduğu bir zamanda sevgiliye verdiğimiz sözler unutulmamalı
Ellerin elimdeyken tenim titremeli
Her öptüğümde seni yüzüm kızarmalı ve
O bütün mağrurluğuyla titrek bedenim tenine deydiği zaman yeniden doğmalıyım ki
geçmişimde sen geleceğimde de sen olmalıydın
kısacası sevgilim ger nefes alışımda sana daha bi bağlanmalıyım
ve alışılmalıyım artık seninle sonsuz bir hayata
[[B]]Merhaba,
Ben Suna aranıza yeni katıldım. Forum hakkında çok fazla bilgim yok. Gezindiğim kadarıyla diğer forumlara nazaran daha geliştirici ve katılımcı bir yapıya sahip olması dikkatimi çekti. Bu güzel paylaşım ortamında ben de Şiirlerimi sizlerle paylaşmak istedim. Sevgiler.[[/B]]
GÜLÜŞÜM OKYANUSLARA BATTI
Kaçıyorum nefesim bitmek üzere
Arkamda azılı bir katil gibi zaman
Çıkmaz sokaklar, karanlık yollar
Yağmur sularına karışmış tüm anılar
Ve kaldırımlardan kayıp gidiyor okyanuslar
Geçmiş, gelecek ve şimdiki geçmiş zaman
Kanalizasyonlara sızıyor tüm gülüşler
Seri katil niteliğinde tüm aşklarım
Vur kaç ve arkana bakma
Şiirler dökülüyor yorgun bir şair sesinden
Düşünüyorum düşümden gayrı
Üşüyorum bedenimden ayrı
Kızıla boyalı bir gökyüzü şimdi aşk
Sonbahar tadında tüm öpüşlerim
Ve Gönlüm sonlara inat ilk arayışında
Saçlarım da kar beyazı, elimde gece
Gülüşlerim kaldırımlardan sızıp
Okyanuslara battı...
Suna GENÇ
BİR GARİP GECE
Salt şiir ve alkol olsaydı, ruhumu böylesine çoşturan,
o içten haykırışla, yeşile ve sarıya söylenen şarkılarda,
Ayılınca unuturdum dünde kalan kokunu, çıkarırdım kurt postumu.
Eğer bağlanmasaydım tutkulu, yeşil gözlerinin uçurumlarına.
Uzak deniz hasretleri, ve okyanus fırtınaları
sırtlamasaydım yorgun yüreğime bıçak sancıları
o umudu tükenmiş başak sarısı saçlarında,
hasat etmeseydim sahipsiz sevdaları.
Bıcak sırtı yalnızlığında tımar etmeseydin de yaralarımı,
koysaydın kaldırımlara sahipsiz şehirlerinde
Kaldırımların cam kırıkları, aralarında can kırıkları
can'lar sahipsiz kaldırım kenarlarında kaldırımlar masum, mahsun
boynu bükük, her taşında yetim gülüşler, fotoğrafların silik,
bakışların yabancı,seni bulamayışım kendimi kaybedişimdendir.
Bedelse ödenen, yaşanan her an ve alınan nefesler adına
tutulan tutanaklar isterim, kaderin kendisinden.
Ben'ki hayatın cefakâr katanası, yüküm atmam üstümden
aç köpek gururu ile taşırım ve diktir benim kuyruğum,
yüreğim yılkı atı özgür ve üzengisiz, bir sahip tanımadım
sevgi ile aşk ile yanan ve yakan yürekten gayrı,
Tekmil kısım kifayetsiz aşk'tan gayrı hayatımda ne varsa
Ben bir gece vakitsiz şafaklarda tutuldum gözlerine
saçların alevin adresi ve sen yılgın yaşamların yitik yeniçerisi
gelişin bayramların arifesi kadar kutsal benim özüme
ve, sen'ki kutsal anası insanlığın, içinde sevgilerin pınarı
başlattığın ve bitirdiğin o gecede var ettin içimde sevgileri
Sevgiler benden bağımsız, benden aykırı, umarsız bir şifa
aklım izanım kızıl kıyamet cehennem ateşlerinde
bedenime hükmüm geçmiyor, kontrol dışı kalmışım
senin o yada bu dediklerinin dışında, garip geceler vardır
kelimeler kifayetsiz, yalnızca yaşanılan
ben tutkunu olmuşum senin, ışıksız gecelere güneş olan gözlerinde
09 Nisan 2006 / İst
Alkadraz_Kuşcusu
Diren kardeş; düz yazıları üstlendiğinizi söylediniz, amenna. Şiir güncellemeleri de bundan nasip alır, diye düşünürken… Sizin zaman düşkünlüğünüz sollandı. Benim tespitim doğru, kimse şiir, öykü, deneme ne varsa işte, oralara yazmasın. Forum köşeleri daha güncel. Hatta siz karışmayın. Ben evlatlık alırım siteyi. Eylül parkın yolunu öğrendi, Emre de onlara ağabeylik yapar. Salınırlar, kumdan kale yaparlar, oynarlar işte… Siz de gelirseniz kum kovalarınızı, küreğinizi ve özellikle bir pet şişe (litrelik) suyunuzu alın da gelin. Zira kumlar kaya gibi sert.
Unutmadan bir radyo kanalı çeşitli branşlarda yarışma düzenlemiş, bizi ilgilendiren sanırım, şiir ve öykü dalında olanı. Demo istiyorlar. Sesime uygun diş gıcırdatan varsa, beklerim. Hani bu hayalimdi benim aslında ama kum gibi param olmadığı için, ama haftaya yine sayısal loto ve her ayın dokuzlarında milli piyango var. Şu tv kanallarında arıyorlar ya popçu, türkücü falan… Neden şiir star olmasın veya öykülü uydu. Diren Bey siz de yapımcısınız, bi bu konuya el atsanız. Dans yerine şiir okunsa… Onlara karşı olduğumdan,
BU ŞEHİR GURBET BANA
Sığamadım,
çok fazla geldim,
Dar geldi bedenime,
Olmadığın bu şehir.
Her yer bakışın,
her yer sesin.
Şehir sen oldu.
Bütün gözler,
sen olup ta bakar bana.
Şimdi, sen yoksun ya
bu şehir uzak,
bu şehir gurbet bana.
Yüreğimde,
karınca yükü acılar.
Ben çekerim, çekerim de
göbek bağım dayanmaz.
Bir fasıl düşer,
akşamlarıma,
yokluğunun inadına ;
bir tatlı huzur almaya.
Ruhum,
küreklerini yitirmiş garip yolcu
dert deryasında.
Bende umut,
diş kovuğu doldurmaz.
Şehir, sen olur
Bütün gözler,
sen olup bakar bana
Şimdi, sen yoksun
Bu şehir uzak,
bu şehir gurbet bana
17 Nisan 2006 / İst
Alkadraz_Kuşcusu
BU ŞEHİR GURBET BANA
Sığamadım,
çok fazla geldim,
Dar geldi bedenime,
Olmadığın bu şehir.
Her yer bakışın,
her yer sesin.
Şehir sen oldu.
Bütün gözler,
sen olup ta bakar bana.
Şimdi, sen yoksun ya
bu şehir uzak,
bu şehir gurbet bana.
Yüreğimde,
karınca yükü acılar.
Ben çekerim, çekerim de
göbek bağım dayanmaz.
Bir fasıl düşer,
akşamlarıma,
yokluğunun inadına ;
bir tatlı huzur almaya.
Ruhum,
küreklerini yitirmiş garip yolcu
dert deryasında.
Bende umut,
diş kovuğu doldurmaz.
Şehir, sen olur
Bütün gözler,
sen olup bakar bana
Şimdi, sen yoksun
Bu şehir uzak,
bu şehir gurbet bana
17 Nisan 2006 / İst
Alkadraz_Kuşcusu