Düşüncelerinize katılıyorum. Herşeyi de esin perilerinin insafına bırakıp gitmek olmaz. Sonra sizin de dediğiniz gibi gaz verip giderlerse biz ne yaparız? :)
Esin perilerinin yardımı olmadan da olmaz ama... mesela hayal ettiklerimizi aktarma sürecindeki düşünüşü süreçlere ayırırsak; ilk süreç irrasyonel ve bilinçdışıdır, ikinci ise günlük yaşamdaki mantığa oturtulmuş rasyonel düşünme sürecimizdir, üçüncü ise bu iki sürecin büyüsel birleşimidir ( majik sentez), yaratım sürecidir. İşte bizim esin perilerimizin devreye girmesi gereken yer; üçüncü süreç kanımca. Bu durumda biraz benim, biraz sizin dediğinize varıp ortak bir yolda birleşiyor düşüncelerimiz sanırım, o da şudur ki; düşünceleri aktarım sırasında belli bir mantık çerçevesinde sınırlandırmak zorunda olsakda, yapıt içerik olarak içgüdüsel, bilinçdışı ve farklı kaynaklardan yararlanılması (esin perilerimiz olabilir) gereken bir yaratıcılık süreci barındırmalıdır. Bilemiyorum sizce de konuştuklarımızı bu şekilde konsantre edip bir paragrafta özetlemek doğru oldu mu?
Esin Perisi
12 görüntülenme · 148 ileti
Değerli Hülya,
(esin perileri ile ilgili) Düşüncelerime/yorumlamalarıma değer verdiğiniz için teşekkür ederim. Bu arada size bir soru sormak isterim; ama yanlış anlayacağınızdan korkuyorum, fakat sormadan da edemeyeceğim; üç iletinizin iki (aynı olan) örneği bana bir buçuk ay öncesine kadar sohbet ettiğimiz ve çok değer verdiğim ve sonradan kasıtsız bir yanlış anlamadan ötürü incittiğim bir katılımcı arkadaşıma ait; Adı Güliz. Bu bir teknik kaza mıydı (yani, o iki iletinin sizin adınızla tekrar gönderilmesi) yoksa bunda bir “ima” mı aramak gerekir? Umarım teknik kaza değil de, benim yaşlı ürkek kalbimin umduğu ve sevinçle karşılayacağı bir “ima” durumudur.
NEDEN KAÇTIGIMI YA DA NEYİ KOVALADIĞIMI BİLMEDEN KOŞUYORDUM SADECE!BEYNİM BOMBOŞTU KOŞMALIYIM DİYORDUM KENDİMCE!BİR IŞIK ÇARPTI GÖZÜME SANKİ BİRİ DUR DİYORDU SESSİZCE!EVET BU BİR OYUNDU NEYE KAVUŞMAK İSTERSİN BELİRSİZCE?BEN ONA KAVUŞMAK İSTEDİM AMA YANLIŞ YOL DİYORDU SİNSİCE!!
IŞIĞA DOĞRU GİDECEK HERKES GÜNÜN BİRİNDE!ŞU AN ŞU SATIRLARI YAZDIGIM TÜKENMEZ KALEM BİLE BİTECEK,HİÇ GÜVENME TÜKENMEZ DİYE!FAKAT ÖNEMLİ OLAN,BU DÜNYADA BİR İZ BIRAKABİLMEK,IŞIK BİZİ ÇAĞIRMADAN ÖNCE!BU SAYFADA BIRAKTIGIM İZLER HALA BENİMLEDİR,KALEM TÜKENSE BİLE!
BOŞ YERE KULLANILIP ATILMIŞ BİR KALEMİN YANINDA,BİR ŞAİRİN YA DA BİR YAZARIN KULLANDIGI O DEGERLİ YAZILARIN KAGIDA AKTARILMASINA YARDIMCI OLAN KALEMİ DÜŞÜNÜN!HANGİSİ OLMAK İSTERDİNİZ?BU DÜNYADA ÖNEMLİ İŞLER YAPAN BİR İNSAN HEP ANILACAGINI BİLEREK GÖZÜ ARKADA KALMADAN IŞIGA GİDEBİLİR!BİR DE HİÇ BİR İŞE YARAMAYAN,BU DÜNYAYA GÜZELLİKLER SAÇMAMIŞ BİRİNİ DÜŞÜNÜN!O DA IŞIGI GÖRÜR FAKAT ONUN İÇİN HENÜZ YANLIŞ YOLDUR!O, BU DÜNYADA YAPMASI GEREKENLERİ BİTİRMEDEN IŞIGA GİDERSE BU DÜNYADA HİÇ ANILMAYACAK!!BOŞ YERE BU HAYATI YAŞAMIŞ OLACAKTIR VE IŞIGA DOGRU GİTTİĞİ AN KENDİNİ ÇOK YALNIZ HİSSEDECEKTİR!!!
İŞTE SON SÖZLERİ;
"BİR ÇOCUK AGLIYORDU YÜREĞİMDE!HİÇ SUSMAYACAKMIŞ GİBİ ÇIĞLIK ÇIĞLIĞA BAĞIRIYORDU BENLİĞİNDE!DAYANAMADIM, BİR SİHİR SAKLIYDI SANKİ TENİNDE! N’OLUR BENİ YALNIZ BIRAKMA BİR KORKU GİZLİ İÇİMDE!!"
begenir misiniz bilmem ama bu yazımı sizinle paylaşmak istedim
“Ah olacağı buydu oldu,
Duygularla öyle çok uğraştım ki
Artık aramızda ne bir sır
Ne güven, ne inan, ne uyum
Sonunda tükettim ruhumu:
Sevinirken sevincimi seyrediyorum
Korkumla korkmuyorum şimdi.
Madem bir kapı aralıktır,
Sen sonuna kadar aç onu.
Artık bendeki insandan kurtuldum
Sevgisiz yaşayacağım sevgiyi” Melih Cevdet Anday
Benim için mutluluk gibi bir şey yazmak.. Yaşamın anlamı gibi bir şey… Delilik gibi…
“Dünyanın en mutlu insanları delilerdir” diyor: Felsefeci Erasmus. “Rahat, mutlu ve huzurludurlar” “Ne yaptıkları, ne dedikleri ne de nasıl yaşadıkları sorgulanamaz”…
Saçmalayan ve şakalaşan biridir şair. Yaşamı ve doğayı korku olmaktan çıkarır ve bir masala çevirir. Çünkü görüntülerin bir görünen ,herkesin gördüğü yüzü, bir de sanatçıların gördüğü ,herkese göstereceği diğer yüzü vardır. Bu görünmeyen yüzü gördüğünüzde başkalarına da göstermek istiyorsunuz.
Bak işte “ bir ağaç” diyor şair ve herkes o ağaca bakıyor. Belki ilk kez görüyorlar.
Bu özellikleri taşıyorsanız asla okumaktan ve yazmaktan uzaklaşmayın, gördüğünüz dünya sizi asla terk etmeyecektir..
Düşler, anılar olsun, yada anı ile düş karışığı, bu tür olaylar; bir ozanın genellikle bir sanatçının çalışmalarında ne zaman, nasıl kendini gösterir bilinmez. Belki esin denilen şey de budur. Dışardan yukarıdan değil, kendimizden içimizden seslenir. Aniden ortaya çıkar, bir zorunluluk gibi sizi zorlar. Peygamberlere gelen vahiy gibi belki… Doğanın gizi gibi sanki.. Yaşam bir gün bize her zamankinden farklı görünür ve bir şeyler yapmak yada yaratmak isteriz.
Rüyalarımıza ve düşlerimize boş verip geçmemeliyiz. Doğa’nın karmaşasında oluşmuş, bize ait, beynimizin hücrelerinin yaratılarıdır. “Valery” şöyle demiş: Şiirin ilk dizesi tanrıdandır, ondan sonrası ise matematiktir. “Tanrı” sözü sanırım “Esin” olarak yorumlanabilir. Ozanın yaratıcılığı daha sonra başlıyor.
Düşlerime engel olamıyorum. Kısa bir anda ortaya çıkıveriyorlar. Başlangıç ve son… Başlayan her şey devam edecek ve sona ulaşacaktır. Başladığım işi bitirmeden asla yarım bırakmadım. Beni sürekli rahatsız eder. Bir şiir yaratır gibi, görülen imgelerle başlayan benzeşmelerle sürdürülen ve sonu getirilmeyen bir şiir gibi… Yazmak zorunluluk mu , ihtiyaç mı bilmiyorum ama yazmadan duramıyorum…. Dilerim bu hastalık virüsü herkese bulaşır….
gecenin bitmeyen karanlıgında senii düşünürken daha basındasınn demek bile zordu oysa ben gecenin o karanlıgında bile parlayan bir kalp bulmaya calışıyodum ama baktım kii benmişim hayal olan aslında .... düşüncelerinizi aktarmak yada anlatmak okadar zordur kii insan tek kaldıgı zaman anlıyomuş neyin ne oldugunu aslında basladım derken siz bittirmişsiniz kii işte o notada ben kendi kendime dedimki aslında sen daha yolun basındasın .....sizce hayat hep böle mii sonunu beklerken basında olmak mı???????????????
gecenin bitmeyen karanlıgında senii düşünürken daha basındasınn demek bile zordu oysa ben gecenin o karanlıgında bile parlayan bir kalp bulmaya calışıyodum ama baktım kii benmişim hayal olan aslında .... düşüncelerinizi aktarmak yada anlatmak okadar zordur kii insan tek kaldıgı zaman anlıyomuş neyin ne oldugunu aslında basladım derken siz bittirmişsiniz kii işte o notada ben kendi kendime dedimki aslında sen daha yolun basındasın .....sizce hayat hep böle mii sonunu beklerken basında olmak mı???????????????
bazen bir ses duyarım gecenin bir vakti..beni yatağımdan doğrultan..karanlık odada..bu şiirperisinin o tatlı sesidir..gel..gidelim der..şiirin o papatya bahçesine gideceğiz seninle..mısralaran en tatlı şırıltısına kulak vereceğiz birlikte der..bende kalkar giderim peşisıra..bence yazmak o tatlı düşperisinin paşinden fütursuzca yürümektir..kimbili..uykusuz bir sabaha çıkar belki yolunuz..kimbilri..masmavi bir imge denizinin kıyısına..kimbilir..
kimden nerden geldiğini bile bilemem,bir anda olur
bir sözcük,bir şehir,bir yazı ya da bir insan; aklıma gelecekse tuhaf bir melankoliye kaptırmışsam yüreğimi bir sigaranın dumanından bile sözcükler tüttürür bulurum kendimi
en çok da bir hayaldir yazdıran beni
sürükler sürükler....
ve sürükler.
bazen delice akar sürükler bendekileri
bazen de sakinleşip durulur kalbi
öfkelenir,
sakinleşir,
münis bir hal takınıp mısralara dalar.
kimi zaman deneme yazarken bulurum kendimi,kimi zaman şiir,kimi zaman öykü ve kimi zaman da roman denemesinde bulurum benliğimi
ama öyle bir şey olurki, yaşarken unutmuştur;yaşarken tekrar hatırlar,zihninde yürütür ânın karelerini,
hayatta olacakları ya da olabilecekleri an be an düşünürüm,kendi hayatımda yaşadıklarımı,
yaşayabileceklerimi ve yaşayamayacağım hasret lerin kavuşumunu,
yazarken yaşarım ben...
ve ben yazarken kitap okuyamam,hele de de bir tarih kitabına ya da denemeye
hiç yoğunlaşamam.
öyle bir yazmaya başlarım ki,
kendi hayatımla bşka insanların öyküleri ellerimde,kalbimde ve zihnimde yoğrulur,
benim için olağan budur!
(size bir sır vereyim mi aramızda kalsın ama:)) (söz mü?) ben istanbul'a hiç gitmedim ama herşey beni ona yakınlaştırıyor ve günden güne artan sevgim esin perim oluveriyor [Mario Levi'yi bilirsiniz,Bir Şehre Gidememek,der;ben de gidemedim,sevdalı kaldım]
Doğa yazınsal ürünler açısından en büyük hazinedir. Ve doğada yaşayan hayvanlar, insanlar, bitkiler... İnsanların acıları, özlemleri, kavgaları; hayvanların hayatta kalma mücadelesi, bazen bir insanın bile yapmaya üşendiği hareketleri; bitkilerin her nefes alışı, güneşe nasıl hasret kalışları vs.
ßunların hepsi dururken, önümde böyle bir malzeme varken ben neden yazmayayım ki? Sanırım bu ahmaklık olur...
Her doğan yeni gün bize yeni yalnızlıklar, yeni sevinçler yaşatırken-- ben neden bunları anlatmayayım ki?
Yeryüzünde bu kadar kavga oluyorken, bu denli sevdalar yaşanırken ben neden izleyeyim ki? ßurda benim görevim bunları anlatmak olmalıdır.
Gördüklerimi kendimce anlatmaktan acizsen ben neden yaşıyorum ki?
Şiir benim için bir aşktır artık--kopamam ki ondan...
Birgün sahile gidip kayalıklarda tek başına oturursan,
Hışımla bir dalga gelip kıyıya vurur
Ve geri çekildiğinde çırpınan bir balık bırakır,
o balığı avuçlarına alıp başını gökyüzüne kaldırdığında bir yıldızın kaydığını görürsün,
bir dilek tutarsın içinden,sonra iki damla yaş akar gözlerinden
Ellerinle yaşını silersin......
Biliyormusun.....sen sahile inip oturduğunda ben yalnızlığını hissetim balık olup geldim,
Başını gökyüzüne kaldırdığında,dilek tutup beni dilemen için yıldız olup kaydım,
Dileğin gerçekleşmedi diye üzüldüğünde yaş olup gözünden aktım,
Ve ağlamana kıyamadım ellerin olup yaşını sildim.....
İnsanoglunun duyguları karmasık, psıkolojısı henuz cozulememis.Birgun cok mutlu obur gun cok sınırlı.Etrafındakiler gulerken aglar biri. Mutlu bır sarkıda huzunlenır.İste sair de boyledir bence.Konusarak anlatamaz derdini; ilkokul cocugu gibi cıkar sozculer agzından fakat kendını eksık anlatmayı tercıh etmez. O yuzden yazar.Kagıda doker ıcını iyi, kotu ,guzel, cirkin ,acı veren, mutluluk veren herseyi kagıda yazmayı tercıh eder.Sonucta adi ustunde sair ...
siir olacak elbet tesellisi sairin kendine hayrı olmasa bile okuyana olsun diye..
zeki bey bende size katılıyorum şiir öyle bişey ki kendimizi yalnız hissettiğimizde kalem kağıdın bize dost olmasını ve içimizdeki hasreti,sevgiyi,özlemi ve aşkı en güzel şekilde anlatmamıza yardımcı olur.Bazen kendim bile farkında olmadan öyle yalnız kalıyorumki bir bakıyorum masama sayfalarca şiir yazıyorum