Zaten biz "yoktur" demiyoruz ki!
Varolduğunu ifade ettiğinde aldığın cevapları toparla, önüne koy, sabah akşam gül sadece bu kadar...
Aaah! Bugün ki aklım olacaktı...
Git önce ya popçu ol ya da manken...Gerisi geliyor zaten...Kitap yazarsın, kaset doldurursun, köşe yazarı da olursun....peheyyyy her şey olursun, kime ne iyi yapıyor olmandan...
Yazı, özellikle de şiir bu alanda öne çıkmak için seçilmiş en zor alan diye düşünüyorum. Kimselere beğendiremiyorsunuz ki yazdıklarınızı. İşi sizden daha iyi bilen ama hala ne iş yaptıklarını anlayamadığınız bir dolu insan silsilesi ile boğuşmaktan adım dahi atamıyorsunuz...
En iyisi kulakları tıkayıp başkalarına, kendi yolunuza bakmak...Halk karar verecektir diye düşünüyorum, halk kimin ne olacağına, nerede duracağına karar verecektir. Ne ben, ne sen, ne o, ne de onlar...
Varsa ser de ün'lü de olurum, -ki ün'süz yaşamaya bu kadar alışmışken, zor olur biraz ama alışırız hehehe!!! Bizim ne eksiğimiz var dimi! Sırtımızı kime dayamışız ki, olsun geç olsun, olsun hakkıyla olsun hehehe!!!
Kitap için uğraşanlardanım bu arada...hani ünlü olmak adına....
Neyse birileri sataşmadan ben kaçayım...
Duygu, teşekkürler nihayet adam gibi bir konuyu, elimize yüzümüze bulaştırmadan tartışmamıza vesile olduğun için...
Saygılarımla.
Naile.
Esin Perisi
7 görüntülenme · 148 ileti
Ben sanatın göreceli bir kavram olduğunu anlatmaya çalışıyorum siz bana popçu ol manken ol diyorsunuz.
"Gerçek sanatçı"lar olarak popçu ve mankenleri göstermeniz de bayağı ilginç doğrusu.. Oysa ben gerçekten emek verip ortaya birşeyler koyarak isim yapmış ve gerçekten yaptıkları sanat açısından saygı duyulması gereken insanlardan sözediyordum.
Verilen cevapları toplayıp sabah akşam gülmek?? Bu mudur dediğiniz amaç? Siz benim demek istediklerimi yanlış yorumluyorsunuz. İki farklı düşünceyi mantıklı ve seviyeli bir biçimde tartışmak yerine, çeşitli kelime oyunlarıyla ve alaycı ifadelerle insanlara taş atmak mıdır sizin tartışma anlayışınız?..
Peki o halde... İyi günler.
Allah aşkına Duygu yazdığım yazıyı tekrar oku olur mu?
Kendimle konuştuğumu ve kendimi ti'ye aldığımı ve ülkem gerçeklerine dokundurduğumu yine de anlamazsan pesssssssss!
Valla daha da diyecek birşey bulamıyorum...
Her cümleyi mi üstüne alınır insan, sana birşey dediğim yok ki!
Bilakis yazının sonunda sana teşekkür dahi ettim. Neyse geri alayım, haketmedin çünkü... Kursağımda kaldı...
Bence ilk önce iyi bir okuyucu ol...
Saygılar..
Naile.
Sana mı dedim canımcım, diyorum ya kendi kendime...Burası forum, her an herkes sataşabilir ki sen en son beklediğim kişiydin, pes yani, en erken sen davrandın:)) Bu açıdan kutlarım:))) Yani diyorum ki çok konuştum, birileri sus demeden susayım, diyenler çıkabiliyor çünkü...(Bkz. Bir önceki forum konuları)Yani sütten ağzı yanan yoğurdu üfleyerek yer hesabı, bir de yiyebilsek Duygu Hanım izin verse de:))) Şaka ok, hepsi şaka...Seninle hiçbir sorunumuz yok, olamaz da zaten...
Değindiğin konuyu sevdim ve iyi kötü düşüncelerimi paylaştım...Umuyorum ideallerine kavuşursun...
Öpüyorum, sadece yanlış anlamalar silsilesi oldu diyorum ve konyu tatlıya bağlıyorum...
Hoşçakal.
Naile Duman, Yaşar.
Resim aynı resim ama fiyatı farklılaşacak yazmışsın tablo ile ilgili...
İşte tanınmak o kadar öenmli. ( Para )
Maddi kaygıları olmayan insan neden tanınmak için yırtınsın ki.
Tanınmamış olmak yapılan işin kalitesiz olduğunu göstermiyor değil mi ? Bu bana yeter.Kaliteli olması yani.Maddi bir değeri olmuş olmamış umruımda değil..
Ve senden rizam şu genellemeyi yapmayı bırakman noktasında..Yani herkes ister gibi bir teleffuz istemediğini iddi a eden kişilere saygısızlık oluyor...
İsteyen istediğini ister...
İstemeyen istemediğini istemez...
Önce Dersaadet ;
Kimseyi hırpalamak falan gibi bir derdim yok. Ben de bir konudaki görüşümü söyledim hepsi bu…
Yazmak kitap bastırmak demedim. Yazmakla ilgili ya da yazanla ilgili bir problemim yok zaten… ayrıca yazmadan da yazı üstüne konuşulabilir. Yumurta hakkında konuşmak için yumurtlamak gerekmediği gibi…
Soru sorulma hakkı… ilginç. Ama yazdıkların umurumda değilse cevapların da ilgimi çekmez. Söylemek istediğim buydu. Yazdıklarını önemsediğimiz insanların yazmak hakkındaki görüşleri ilgilendirir bizi. Kabız ve yeteneksiz yazarların ne dediğini ben umursamıyorum siz büyük bir zevkle mi okuyorsunuz?
“"Gorki, Balzac, Hemingway" bu üç yazarın ve daha pek çoklarının yazmak ve okumak ve daha bir sürü şey hakkında zaten sözleri mevcut. Aynı soruları neden tekrar sormak istiyorsun? Okumadığından mı yoksa…!
Gelelim başlık konumuza
Halit Şindi;
Sondan başlayıp kısa keseceğim. Gerçekten cevap bile hak etmeyen bir yazı yazmışsın. Ama gene de tebrikler yazmaya geçmişsin. Kurdeleni takmak bana nasip oldu nerene bil bakalım…!
İlk olarak ben senin kardeşin değilim…
İkincisi seni nelerin sarstığını anladık yazın sayesinde. İlginç değil tabi bu. Cinsel açlık ve boşluk ve yetersizlik en sarsıcı olanıdır. Ama orada kalmana üzüldüm. Hiç olmazsa Ahmet Atlan veya Yatmadan Önce 100 Bilmemne Darbesiyle devam etseydin sarsılmaya… konumuz sinemaya sıçrasa vereceğin örneği çok iyi biliyorum: Emenuella...!
Sana bir küçük tavsiye. Yazmaya geçtin tebrikler. Şimdi de okumaya başla bakalım. Sana ortalama okuru sarsabilen bir sarsıcı kitap listesi yazıyorum. (İlk aklıma gelenler bir seçki değil.)
1. Çürümenin Kitabı-Cioran
2. Tutunamayanlar-Oğuz Atay
3. Şairin Seyir Defteri-Edip Cansever
4. Erbain-İsmet Özel
5. Körleşme- Elias Canetti
6. Jurnal-Cemil Meriç
7. Saatleri Ayarlama Enstitüsü- AH Tanpınar
8. Aylak Adam-Yusuf Atılgan
9. Suç ve Ceza-Dostoyevski
10. Ölümsüzlük-Milan Kundera
İyi okumalar herkese…
Hıyardan cacık tarifi… Bazıları yine kuyruk acısı içinde. Basit bir soruya oldukça karmaşık cevap verilebilir ama sahneye domates atanların yüzünde zaten çekirdekleri asılı, değil mi? Sazanlar ve kefaller… Öğretmen edasından bıkalı yıllar oldu. “Emret komutanım”… Onu da geçtik. Parça koyulan filmleri izlerken… Neyse! Mesela! Kalıcı olmak için her kim ne işle iştigal ediyorsa, ahmaktır. Kalıcı olunmaz! Yeni dökülen çimentoya veya ağaç gövdesine isim kazımaya, benzer mi… Dünyanın uydusu zaten ay… Mesela. Ebleh şakşakçıları: Fırçayı her hangi eliyle sallamış olursa olsun veya yok saydığı tanrıyı salatanın arkasına gizlemiş olsa da, çoğu berbat resimler. Değirmenci döngüsü. Kutsallık müptelası… Türkçe si bozuk ulema; laf ebeliği yapmasını biliyorsun da bilerek eksik bıraktığın kelimeler seni saf yapmaz. Sen; Şeytansın. Maskenin numarasının hiç önemi yok. Tilki!
Dutlar silkelenir; beyazı iz bırakmaz siyahı çok leke yapar. Ceviz çalmaya benzer, eller mühürlü, eller kınalı… Ayşe deyze kına yakmaya geldik, kızını almaya geldik…
İzEdebiyat, sanal ve elektronik olduğu kadar da organik bir ortamdır; metinlerini özenle oluşturan ve seçerek siteye gönderen yazarlar her zaman için siteden daha verimli bir şekilde yararlanabilmiş, daha geniş bir okur kitlesine seslenebilmişlerdir. Unutmayın ki metin miktarından çok, gönderilen metnin niteliği önem taşımaktadır. Beş tane seçilerek gönderilmiş metin, yüz tane dikkatsizce gönderilmiş metinden [[B]]daha çok okunmazını, daha iyi tanınmanızı, daha çok sevilmenizi[[/B]], hatta bir yayınevinden teklif alabilmenizi sağlayabilir."
Yorum Sizin.
saglicakla,
Yusuf Ziya,
'kardes' sozunu 'kardesim' anlaminda kullanmadim elbette.
'Arkadas', 'tertip' falan gibi mesela. Bu terimlerden bihabermisin. Marstaki Turkiye'de mi yasadin bunca sene?
Yazim cok acitmasin diye biraz espri katmaya calismistim, hemen sazan gibi atlamissin ustune. Ama kutlarim, haklisin sen. Evet itiraf ediyorum, okulu kirip 'Emmanuelle' filmine gittim, Beyoglu Saray sinemasinda. Hangimiz gitmedi ki. Birde Behcet Nacar'in 'sehvet carsaflari' filmi vardi, parcali. Ayrica vaktimin cogunuda Nisantasi Kiz Lisesinin onunde gecirirdim o gunlerde. Buyukada'ya da giderdik darbukalarimizla. Anlamiyorum ki, derdin ne, neyle sucluyorsun beni.
Ne demek 'kurdaleyi nerene takayim'. Zatininki nerene takilmis durumda? Yazardaki kultur seviyesine bakin. Tinerci cocuklar bile daha edepli kufur eder.
Edebiyat sitesine geldik ki, gorgumuz, kulturumuz artsin ve Yazar/Sair gibi degerli sanat insanlariyla yazismanin ayricaligini yasayalim diye ama, Yusuf Ziya sayesinde kufur dagarcigimiz genisliyecek anlasilan. Sagol varol Yusuf Ziya.
96'dan beri CNN forumlarindan tut da ermeni,yunan ve alman forumlarina kadar bircok platformda yazarim ve cok gordum ekran arkasindan delikanlilik taslayan tosuncuklari. Ama hic olmazsa onlarin yazar/sair olma iddialari yoktu.
Yusuf Ziya gercekten 'yazar' mi yoksa kafa mi buluyor? Sarsan sallayan yazilarini okumak istiyorum.
Yusuf Ziya, bak bir osmali sairi ne demis, hemcinslerin icin:
[[B]]Ne günlere kaldık ey Gazi Hünkar,
Katır mühürdar oldu, eşek defterdar. [[/B]]
esenlikler,
Benim vediğim örnek maddi bakımdan olabilir; fakat amacım maneviyatın da onunla aynı ölçüde değer kazandığını göstermekti. Picasso'nun yaptığı resmi bir başka ressam yapmış olsaydı belki de o resim sokaklarda sadece göz doyuracak kadar değer taşırdı insanlar için.
Para kaygısı olanların "sanat"a başvuracaklarını düşünmüyorum. O zaman bu kaygısı olan insan daha kolay ve daha fazla para kazanabileceği işi seçerdi. Kaldı ki edebiyat da para kazanmak isteyenler için uygun bir yol değil zaten, çünkü hayli zor.
Tanınma isteğini manevi bakımdan kendini kanıtlama isteğiyle paralel bir biçimde yorumlayamaz mıyız?
Farklı kaoslardaki insanlar.Şu dünyanın şu huyuna hayranım.Mucizevi bir şekilde insanlar farklı yönlerde yol alıyorlar,aynı yönleri tercih eden pek az.Zaten olsada yolda su içmek için ayrılırdı sanırım .Garnitür hesaplarından yola çıkmasak arkadaşlar.Maddiyata dayalı bir hayat demogojilerle dolu kaos kulvarında denge sağlamak kadar saçmadır.Maddiyatla satın alamazsın bilgiyi,yol gösterir sadece simyacı sana.Haksızmıyım.Minnacik bir göz yaşı volkanlar patlatır bedenimde,titrer heryerim yazıya saldırmak için,veya masum bir bakış kışkırtır,dengesizleştirir.Para yapabilirmiydi acaba bunları,yapardı belki ... Soyut kavramda tabiki.Size tavsiyem maneviyatı kovalayın biraz,önemli olan türkçeye hakimiyet değil,doyuma ulaşmak,o türkçeyi yerinde kullanmak.İşte işin ennnn zoru.Mimiksiz,ses tonu olmadan yazıya duygu katmak,o perspektifi kusursuz yaşatmak.
Hitabı bilmeden yazarlık dalkavukluğu yapma çığrından çıktı yine forumda...
Türk Edebiyatı sizinle gurur duyuyor...Ekşi iki kelm yerleşmese dikat çekilemiyor galiba.Sataşmak.Amansız çığlıklarla bezenmiş , sarhoş ağızlı kelimeleri kullanmak neden bu kadar cazipleşti ki ?
Yani güzel kardeşim ya da beyefendi aslında şöyle olmalı demek neden bu kadar zor ?
İlle de " yok ulan saçmalama - haltetmişsin - nereni " vs. olmak zorunda mı ?
Kimseye riyakarlık yapın demiyorum ama dilin ( klavyenin ) kemiği yok.Sadece yerinde uslüplar takınsanız da bilmeyenler öğrense , bilenler eleştirse daha uygun olmaz mı ?
Eğer bir cevap yazılacaksa , bu yazımdan gocunan oldu ise yazar sayfamda e-posta adresim mevcut zahmet olmazsa özele yazsın zira buraya bir süre uğramam herhalde...
dalkavukluk cığrından cıkmış... mış mışda mış mış.
meramını anlatamayan adam, hitabı iyi biliyor ama.
güzel kardeşim, cancağazım, beyefendi diyeceniz haaa.
birilerine posta koyuyor, ağzını topla kodummu oturttururum.
dalkavukluğu yerer gözükürken, kendisi yalakalığın danizkasını yapıyor inceden.
gocunanlar cevap verin.
Halit Şindi
Anlamanı kolaylaştırmak için madde madde yazacağım. Bulunduğun çukura inmemeye çalışarak….
1. “Kardeş” sözcüğünü “kardeşim” anlamında kullanmadığını biliyorum. Ama ne yazık ki ben senin “arkadaşın” ve hele “tertip”in de değilim. Bu tarz pirimitif hitaplardan hiç hazzetmem. Mars’taki Türkiye’de yaşamıyorum zeki insan ama Kars’taki Türkiye’de de yaşamıyorum…
2. Yazıları baştan sona okursan benim sana cevap vermediğimi fark edersin sanırım. Seni hiçbir şeyle de suçlamıyorum. Bana ne senden. Hangi ikifilmbirdenlere gidersen git. Ama yazdıklarımla ilgili yorumda bulunursan cevabını alırsın elbette.
3. Tinerci çocuklar hangi edepli küfürleri ediyor söyle bakalım bir zahmet. Bir de benim yazdığımın neresinde küfür var. Cümlemi kopyalayıp tırnak içine al ki o bölümü ben de fark edeyim diğer forum okurlarıyla beraber.
4. 96’dan beri forumlarda yazmak övünülecek bir şeymiş demek. Sayende öğrendik. Tosuncuk muhabbeti de ancak tosunlara yakışır ben giremeyeceğim müsadenle.
5. Yusuf Ziya gerçekten bir şeyler yazıyor. Yazar ismiyle girip okuman mümkün keşke sormak yerine bakabilecek kadar zeki olsaydın. Ve ayrıca yazmasam ne fark ederdi ki “yumurtadan anlamak için yumurtlamak mı gerekiyor?”
6. Konuyu asıl mecrasına çekip edebiyattan konuşalım istersen ve yapabilirsen. Rastgele sıraladığım on kitaptan biri hakkında konuşalım mesela veya senin seçeceğin bir başka kitap/yazar/şair. Böylece somutlaşıversin edebiyattan kimin ne anladığı.
7. Yazdığın beyte bir başka beytin ilk mısrasıyla cevap vereceğim. Meraklıları bulup okurlar ikinci mısrayı nasıl olsa… Bulamazsan eğer sen ki ben bulamayacağın kanaatindeyim bu yazdıklarından sonra yardımcı olurum.
“İNSANOĞLU BİR GARİPTİR AĞIR SÖZ KALDIRMAZ,
…………………………………………………………………”
Allaam allaam hiç güleceğim yoktu. pirimitif:)))
Türk insanının deva bulunamaz hastalığı. Ecnebi sözcüklere Türkce anlam yüklemeye calısmak. bari doğru yaz kelimeyi. (primitive)
Odtü lüler yapar bunu. amarkan üniversitesinde okumakla övünür aslanlar fakat solcudur onlar, ingilizceyi anlarlar ama konuŞamazlar, katlederler. az bucuk ingilizceleri olduğunu belli etmek icinde bildikleri uj bej kelimeyi sacarlar ortaya.
pirimitif miş.
Sanatcı adam, yazar, aydın sorumluluğuyla Türkceyi koruyacak kollayacak ne idüğü belirsiz tecavüzlerden... güya.
gıdıklamayın beni, gerek yok. zati gülüyom.
pirimitif miş, bak ya.