"Sanat, hayatın bir yansımasıysa, bugün bir ayna kırıldı ve her parça ayrı bir roman oldu." - Oscar Wilde (kurgusal)"

Yaratıcı Yazarlık

Esin Perisi

20 görüntülenme · 148 ileti
??? #1
Beni yağmurun yağışı çok etkiler. Duygularımızın evren ilemüthiş bir ilgisi var. Su sesini kim sevmez ki???
??? #2
Sözlerini hiç bilmediğim veya anlayamadığım bestelere söz yazmak ilginç geliyor.
??? #3
Gördüğüm bir rüya beni yazmaya itebilir. Aniden çıkıp gelen bir melodi gibi... Hazırlıksız yakalandığım, geçmişimden, şimdiden ve gelecekten kopup gelen rüya kahramanları... Rüya mı, gerçek mi tam olarak algılayamadığınız zamanlarınız varsa, sürekli gerçekler rüyaya, rüyalar gerçeğe dönüşüyorsa o zaman, farkında olmadığınız bir yazma sürecindesinizdir. Ben rüyaya yazmak için yatıyorum ve yine yazmak için uyanıyorum yeniden... Bu yaşam kadar rutin ve kısır bir döngü aslında... Buna rağmen yaşamayı seviyorum en az yazmayı sevdiğim kadar... Öykü kahramanlarına inat; "Görecek daha çok rüyam var."
??? #4
Yalnız kalınca, kafamın içinde kendimle tartışmaya başlayınca, bir kördüğümü çözer gibi olunca farkediyorum ki; içimde benim dışımda yaşayan bir dolu insan var... Yaşamalılar... Varlığını farkettiğim her insan için yazıyorum. Yoksa bu şizofrenik bir durum mu?!!Öyle olsa bile...
??? #5
Behsetmiş olduğunuz, dışımızda yaşayan insanları gözlemlemek ve onları yazmak... Yazma süreci için olmazsa olmaz olması gerekli bir zorunluluk belki de... Yaşamları, insanları, sorunları, sevinçleri, duıyguları hayatın tüm devinimlerini hissetmek ve bunları yazıya dökebilmek. Bu belki de çoğu zaman benim de yaşadığım bir durum. Onun dışında yazma sürecinde öyle bir durum var ki o ise bambaşka... Yaşamı yazıya yazıyı da yaşama taşımak: yazı yazmayan insanların anlayamacağı bir durumu daha fazla açmaya çalışayım. Bir roman, öykü, hikaye yazarken kahramının hayatını benimsemek onun yaşadığı duyguları sarsıntıları derinden hissetmek zaman zaman yazının baş kahramanı olmak ve yazı içindeki tüm etkenlerin kahramana yapabileceklerini önceden bildiği halde ilk kez karşılaşıyormuşcasına şiddetli yaşamak... Yazıyı yaşama taşımak, annemize ya da bir yakınımıza kahramanın gözünden bakmak yaşamı ve yazıyı birbirine katıştırmak belki de bu daha şizofrenik bir durum ama beni kesinlikle rahatsız etmiyor kahramanın kılığına girmeden onu gerçekten hissetmeden yazıdan tatmin olunabileceğine inanmıyorum. Bu şizofrenik durum olsa bile bence olması gereken...
??? #6
ilk başta söyleyeyim ki iki kez sesler geçmiş form tanıtımında..gülerek tıkladım:)) uzun süre yazamamıştım istanbula gelince..çünkü yazmak bi güdülem istiyor. tüm üretimler gibi tabi ki.. beni genelde rahatsızlık ve baskı güdüler..yazarken özgürlüğüme kavuşurum. ama istanbul öyle bir yerdi ki benim için..sonsuz özgürlük ve sessizlik tufanı... susup kaldım ben de... sonra.. o bekelenmedik anda..kendimi yiyip bitirmekten vaz geçtiğim o anda..yeniden döndü kelimelerim.. ama har vurup harman savurmamak lazım..yine de beklemeyi bilmeli insan.. aslında ne ilham var ne de peri.. yine her şey anını buluyor işte.
??? #7
Ben Bir Çok Deneme yazdım ve hala yazmaya devam ediyorum. Denemelerimi yazarken Sevgilimden esinleniyorum bi aralat sevgilimden ayrıldım yazamadım ama tekrar barıştık ve bilmiyorum yeniden yazmaya başladım...
??? #8
kimileri yazmaya başladığında kendi kanında boğulmuş şehirler dizilirler sıraya her seferinde daha aç...Donmuş hallerinin toplamından kaç sabit çıkar şimdi.. bildik tavırlara ekleyip adını ,kalın yüzgeçli yapışkan profilini tanıyamazlarsa harfleri gizsizliğine güvendikleri kuyularında avlamaya çalışırlarken kıvrık boyunlarından çıkacak küskün bir sessizliğin uğultusu yağlı bir çerçevenin oyuğuna ulaşana dek sahipsiz yalpalayacak. ...uykularını biriktirdiği su kırıklarından başka tanıdığı bir kuytu yok...Kendilerini cazibeyle konumlandıracak koordinatlardan yoksun duvarlar arasında,öğütücü gölgelerde sallanmayı seviyorken ölü bulunur hep.Devrilen martıların,açamayan sıklamenlerin koyu bulanık içedönüklüğünden sağır gözleri tanıdık her yüzde(sevdiği,hızlakayboluşlarını ciğerlerinde urlaştırarak izlediği) kendi karanlığında bir adım daha ayrık yürür kamburunun kıvrılıp bir yola döndüğü yere...Akşam olduğunda bir içsıkıntısı ya da şaşalı bir hüzün sarmaz bünyesini hiç..ve gece ile gündüzünarasına sokulan bu ağırlık ölçeğinin duyarlılığının yükseldiği duyarlıksızlık duvarıyla da bir alakası kendisi tarafından henüz tespit edilmemiştir üstelik.. ...daha az ışık için uykularını el yordamı tanımladığı her mekana taşıyor o..o uykuda..o uykuda..uyku onda uyuyor.. Nasıl düğümler bunlar.. sesinde ateş çizgili boşluk diyagramları- hani şu göz yoran kelimelerden sılasını gizlemek için çekiştirdikleri var ya onlar öksürtüyormuş_çizebiliyor usanmadan. Sonunda düşüşün ne bir söz ,ne bir müzik ne de kendinden bin beter durgun bir acıyı sunma formülü çıkıyor. Uykunun en yoğun damarından fırlayıpgeceye kendi için çılgınca sayılabilecek nerdeyse hayal milimlik devinimleriyle huzursuzluğun insanın içini dışıylla bir yapan bir suyun yangınında aklını ve ayaklarını içten dışa ve dıştan içe tuzla yarılmış elleriyle yırtıp, bir denizanasının bağrı gibi şefkatsiz içodasında tütüyor.Kendinden kalan ne varsa işte onla tütüyor.. Sahne1.Alaycı gözenekleri iri iri açılmış bir yağmurdan sonra toplanır kadavralar;geride çoğalırken iğne ve açı birbirlerinin uykusunda ölmek için.Kendi artlarından şık gözükebilmek için intiharlı bilekleriyle gülümseyeceklerdir.Sahne2. çünkü bence metinler gücünü aklın ışığın yansımasıyla kırıldığı yaptığı noktalardandolayısıyla yazarlar da ilhamlarını deliliğin eğik haritasından alırlar..
??? #9
Sevgili Ebru ; kelimelerden sıyrılıp duygulara doğru gel...böyle kimseyi etkileyemezsin.etkili yazmak kelimeyi eğip bükmekle olmaz , düşündüklerini anlatacak en iyi kelimeleri bir araya getirmeye çalışmakla olur...bu da binlerce kombinasyon demektir. Mesela ; Ebru'nun içinde barındırdığı hezeyanları dışarı vurması için gereken ortam sağlanmıştı. Belki de bu , onu biraz daha rahatlatacaktı. "Yaşasın evrim geçiren kelimeler." dedi içinden , "bunu okuyanlar benim ne kadar anlaşılmaz olduğumla kalmayacak ne denli derin bilgiye sahip olduğumu da görecekler ve beni baş köşeye koyacaklar"
??? #10
Sayın beyefendi,yazımla ilgili değil kişiliğimle(!) ilgili yorum yaptığınız için üyelerin verimli yazılarına ayrılmış bu alanı kullanmak durumunda kaldım.Yazmanın sizin diktatörlüğünüzde belirlenebilecek belli bir biçimi olduğunu henüz öğrenmiş olduğum için lütfen beni affedin.En az 12 yaşımdan beri bu şekilde yazıyorum ve o zaman dahi yazdıklarımın ilgi çekmesi için ayrıca bir hezeyan krizi geçirmem hiç gerekmedi.Ve ya yazdıklarımı yayınlamak için bana bir alan bağışlanmasına da ihtiyacım olmadı.Bunların hiç bir önemi yok.Yazınla ilgili bir insanın farklı biçimlere gösterdiği tahammülsüzlüğü yadırgıyorum hala o kadar...İlgili herkese kişisel bir ileti göndermek durumunda kaldığım için üzgün olduğumu belirtmek isterim.
??? #11
ama yalnızlığı paylaşmak. ama sadece kendimle paylaşmak... içimde olanla dışımdakini harmanlamak. sonra okuduğumda bunu ben mi yazmışım demek.. bilinmezliğimi yazmak bilinirliğimle... bir zaman için bilincimi kapatmak; kelimelerin ahengine bırakmak zihnimi. sonra yazdıklarımdan kendime fallar bakmak...
??? #12
tüm beyinlerin boşalsı ve metafizik kurgularından arındıkça kendimi kendim yaratıyorum.. şiirlerim bu sitede en iyisi;ama bun ukalalık olarak algılanmasın. sevgiyle
??? #13
''her ağacın kurdu özünden olur'' denilmişse,ki doğrudur,,her insanın acısı kendisiyle sınırlıdır. kelimelerde öyle minimalize etmişki aşık veysel, seversin.kavuşamazsın,aşk olur demiş. ve her aşk acılara gebeyse göze alacaksın acıyı. sessizce,kanara köpeği gibi kendi kendine yalayarak sağaltacaksın yaranı. eğer sağaltamazsan duygularının cenazesini kaldıracaksın ikindi namazını bile beklemeden......
??? #14
Şunu açıkça ifade edeyim ki,hayatımda huzur ve mutluluk varsa tek kelime bile yazamıyorum.Nedense o dönemler herşeyi olduğu gibi kabul ettiğim,hoşgörü ve anlayışımın hat safhaya ulaştığı,yüzümde aydınlanmış bir gülücükle yaratıcılığımın tek hücreli zaman dilimini geçirdiğim dönemler oluyor.Varoluştan bu yana insanoğlu mutluluğu ve huzuru arıyor;ben ara ara bulduğumda sıkıntılara giriyorum.ÇÜNKÜ YARATAMIYORUM!!! Aynı dertten muzdarip olan arkadaşlar-veya çoktan buna çare bulmuşlar-;mutlu ve huzurluyken yaratmaya nasıl devam edersiniz?Lütfen paylaşın benimle...
??? #15
Bir şair masasının oturup birilerinin ona birşey getirmesini bekleyebilir. Beklemelidir de. Düşünerek şiir yazılamaz. Mutlu, kederli, özgür ya da tutsak olmasının da bir hükmü yoktur şairin. İlham mutlaka gelecek ve gelirken birşeyler getirecektir. Romancı yapamaz bunu, bekleyemez. Beklediği her neyse onu gidip kendi almalıdır; bulmalıdır. Bu sebeple yazar sürekli düşünür masasının başında. O an neşeli de olabilir, kederli de. Hiç fark etmez. Beklediği birşey olmadığını bilir romancı. Günlerce, gecelerce planlar , tasarılar yapar. Bazen gereksiz yere zorladığını düşünür kendini, ama bu asla bir gereksizlik değildir. Mutluyken, huzurluyken yazamadığını düşünür. Biriktirdiğini hiç hesaba katmaz. Bir gün biriken şeyler kağıda dökülür. Ortaya tatlı bir metin çıkar. O zaman yazar anlar ki, tüm mutlu anlar o metinde toplanmış. Ve o an yazar, aslında yazmadığı zamanı da yazarak geçirdiğini anlar; kağıda değil, kafasının içine yazmaktadır. Yazar, yazmadan yaşayamamaktadır.
??? #16
size bir sorum olacak büyüklerim. Yaradılış itibariyle çok tembelim.yatağıma yattığım an bir peri sanki kulağıma bir şeyler fısıldıyor.kendi kendime bunu unutmayım diyorum amatembellikten kalkıp yazamıyorum.sabah kalktığımda ise çoktan unutmuş oluyorum.hatırlamak için çok çalışıyorum ama bir türlü olmuyor.biliyorum çok komik ama ben bu dertten kurtulmak istiyorum.birde şiir de aşırı derecede kafiyeye ve edebi sanatlara düşkünüm.sizce bu bir artı mı.yoksa gereksiz bir ayrıntı mı?
??? #17
Merhaba Sevgili Mehmet Doğan Kavlak; Forumlarda görüş belirtmeme kararı almıştım ama sözümü tutamadım......Zaten ne demişti Fuzuli: "Eğer derse Fuzuli aşıklarda vefa var; Aldanma ki şair sözü elbette yalandır."........ Madem yatağınızda aklınıza yazacak birşeyler geliyor ve sabah unutuyorsunuz, o zaman başucunuzda kalem kâğıt bulundurun.Aklınızdakileri, ertesi gün size anımsatacak kadar birşeyler yazın, ertesi gün de o yazdıklarınızı geliştirin.Ben öyle yapıyorum......Hatta çoğu zaman uykumdan vedakârlık edip, yazıyorum.Çünkü ertesi gün, gece hissettiklerimi hissedemeyebiliyorum........Bir büyüğünüz olarak yazayım dedim...........Sevgiler........
??? #18
Hocam aslında aklıma gelmedi değil.Ama şartlar el vermiyor.Yine de teşekkür ederim.Üşenmeyip bana cevap yazdığınız için size karşı müteşekkirim.
??? #19
Yazımda geçen Avni Esen'e teşekkür başlığını Yanlışlık yazmışım.Aslında Kamuran Esen'e teşekkür edecektim.Hocam umarım kızmamışsındır
??? #20
Hiç istemediğim bir zamanda ve mutlu olmadığım bir anda ne yazacağımı ne diyceğimi bilmeden oturdum yazmaya.Ne yazabilirim ki diye hiç düşünmeden,siyasi bir yazı mı yazmalıydım yada dünyada insanların yaşadıkları acılarla ilgili hassasiyetlerimi mi süsleye süsleye anlatmalıydım ve yazıyorum,yıllardır kendi kendime yazıyorum bende varım işte nefes alıyorum ahirzaman katiliyim duruyorum öylece duruyorum farkındayım varlığımın ve farkedilmek istiyorum mu demeliydim .Yok aslında istediğim bu değil,yazmak istedim sadece yazmak öylesine karanlıkta tek başıma yürümek gibi,karşı tarafta kim var diye düşünmeden umursamadan.Umursamazlığım isyandır belki fırtınalarla,kederle dertle yaşamaya alışmışlığa isyan sessizlik,beklentisizlik,yılgınlık ve belkide olgunluk:karşılıksızlık, sükunet sabır yo sabır değil tükenmişlik.Sarılmışım yalnızlığıma ağzımdan çıkan dumanların karanlığa karışıp kayboluşunu seyrediyorum içimden birşeylerin karanlığa karışıp kayboluşunu seyrediyorum.Ne kadar acı sessizliğe gömülmek. Bir an gelip geçtin aklımdan durdu bütün zamanlar diyemiyorum sevgiliye, söylenmiş en güzel şarkılar ve şiirler bugün benden hiçbirşey isteme dünü emanet ettiğim yokluğumla yetin bugün ...
Başa Dön