Boş bulundum şereflinin tekine “şerefsiz” dedim. Üzüldüm! Daha kaç derece dudaklarıma hızma… Kefensiz cenaze! Gocundum… Armağan sepeti… Sosyetik denizanası. (Kolları ve bacakları olmayan, mümkünse deniz rengi olsun) “Morlar çarpar” .Her sabah asık yüzümü gizleyerek fırıncıya “günaydın” demem için kaç gecedir telkinlerinin içine iki tutam sumak yağı katıp, aptal haberleri izliyorum…Bunlar aptal. Üç veya sekiz medya maymunun dışında takip edecekleri bir bok yok. Sezen i enselemişler. Enişte kulağını üflemiş, yarmış… Ulen yalancı papağan, “kedi çükünü görmüş yara sanmış” kaldırım pehlivanları… Habercilik! Sabah çişi gelen, “erek…” kendini Bağdat tecavüzcüsü sanıyor. Ebleh virgülüne takmıyorum diye kasılma, versene bir boşluk…Meridyen tüccarı! Değişik isimle yorum yapmak senin kişiliğine kaç derece deniz suyu… Ve Şindi; Kağnıların sesleri öküzlerden, değil rot ayarı kaymış tekerleklerden, gelir. Sana bir balans lazım. Ukala! Ve Yusuf Ziya; haklısın gariptir insan sıkarsın aldırmaz. İp ne ki, serersin dala elemekle elenmez. İnsanın un hali. Duygu! Git başımdan. Tebrikler ! Hıyarlık yapmayın önce beni alkışlayın….Kağıda tecavüz ettim, kitabIM olacak. Ingaaaaa...
Esin Perisi
11 görüntülenme · 148 ileti
Sezai;
Sanırım fazlaca Engin Ardıç okudun. Bir kelimeye bir "i" kattım diye bu kadar gülmen çok hoş. Nazım Hikmet okurken "tiren"lere de gülüyor musun?
Eğer zahmet edip bakarsan TDK'nın İmla Kılavuzu'nda kelimenin "primitif" şeklinde yazıldığını göreceksin.
Gülmene hiç şaşırmadım da bir harfe bu kadar gülebilen birinin daha doğru bir Türkçe kullanmasını beklerdim. Saymakla bitmeyecek kadar çok hata var ama düzeltip "gözüne" sokacak değilim. Hadi kelimeleri yanlış yazmayı alışkanlık haline getirdin, bari noktalardan sonra büyük harfle başlasaydın. (Hepsini küçük harfle yazsan bu bir seçim derdim ama bu şekli en hafif tabirle cehalet!)
Demek ki: pirimitif+1 :)))
Bilemedin dört metresim var. Mevsimlere böl. Sen insanları becerdin, ben doğayı. Mutlu olsaydın yıkar mıydın ellerini? Odun kömürü yeşerteceğim bu sefer. Siyah! Şaşırdın mı? Sen kendinle barışıkken kızıldın. Ben kahverengi… En çok kızdığım, senin neye kızdığını düşünmek, oldu. Umarsız tavrımı beğendin mi? Bilgelik! “Sana benzemesini bekleme, sen onu yaşa”. Çocukluğunu sev, daha kaç kere çocuk olacak ki… Peltek konuşacak, ağaca toslayacak, asfaltı öpecek… Sinirle barış kazanılmaz. Tüm kuşları kendisinin sanacak, dört bacaklıları kedi… Seni annesi, beni babası sanacak. Sen ne saydın… Saymaya devam ediyorum. Benim de aksime kırmızıyı sevecek. Mavi özlemin alevken dur demeyi becerecek misin, ben daha siyahken. Kaç yıl sonra, kaç peltek hayal kuracağız bir başımıza. Kim daha fazla yalnızlığa cesur, kim sabah ezanında tövbekâr… Kaç kırık kadehi birleştirir de avucuna koyarsın hüzünleri Fesleğen, nane, reyhan. Güzel koksun! En genç yıldız olsun ışığı sonra gelen. Gamzesi gökkuşağı, gülüşü güneş. Çocukluğum! Deniz! Bern adını kumlara yazdım, sene aylara “eylül”. Her kimin kıyısına vurduğunda ay, gel ve gitler… Sen kal. İlla vuracaksan, Kınalıya, Heybeliye veya sedefe vur. Sen kal! Yerine koparız, koparım. Sen kal! Bilmediğimiz dilde şarkılarını söyle, anlar gibi yaparak içmem. Türküm, doğru ve çalışkanım… Ülke seçme olanağın olsa da biz iyiyiz kızım. Türbanın da olsa veya peruğun yada saçların, gamzen…İki kadeh benimle at, annen kızsın. Oku! Dört mevsimi var gençliğin. Bebeksin sen hiç büyümeyeceksin gözlerimde.
Cevap hakkı doğdu...
İnceden yar inceden / yola çıktım inceden.
Kim olduğunu netleştirde gel !!! Dalkavukluğun alası bu...Cevap haıkkın gizli kalsın sen sataş durmaksızın.Sabah aç karnına iki kişiye sallamadan sigara yakmaz abi.Öğle niyetine mangaladan kül savurur.Akşamı sormayın iki kadeh şarap ve vurun ulan zihniyete...En mutlu adam o dur gayrı...Alt etmiştir yalakayı , riyakarı.Kılıflar çıkmıştır kından.Kılıç ağlamaklı " lan o elde işim ne benim. "
Dile kamik takar da.Ellerine hakim değil...Gerçek değil abisi...Kızmayın siz ona..
PARAVAN...
güldüm :)
Onu kendi agzindan tanimak en dogrusu sanirim. (yazar sayfasindan)
[[I]]Tanıdığım bütün alçaklar adına konuşuyorum; bütün ezikler, bütün sevgisizler, bütün sarhoşlar, bütün aşıklar, bütün salaklar... adına.
Kuşkusuz pek çok şeyi abartacağım anlatırken. Biri hariç; [[B]]biz hep sevgisizdik. Ve hep sevgisiz kalacağız. Kısa sürmesi kuvvetle muhtemel olan ömrümüzde saçlarımız doyasıya okşanamadan (bu arada pek çoğumuz keliz, ama olsun) biz ölmüş olacağız. Hatta tuhaf gelecek size ama çoğumuzun ölüm nedeni dokunulma eksikliği olacak.[[/B]] Tıp literatürüne pek çok ölüm nedeni katacağız; dokunulma eksikliği, seni seviyorum noksanlığı, aşk çarpması, az gülümsenme... ve bildik bir şey akciğer kanseri (mümkünse).
Korkaklığından uzun yaşayanlarımız da olacak (ki bu bir çeşit cezadır).[[/I]]
Bu kadar mutsuz ve hayata karamsar/kotumser yaklasan bir insanin, idealist insanlara sempatiyle bakmasini beklemek abesle istigal olur. Hic basi oksanmadigindan ve hic dokunulmadigindan sikayet eden degerli Yusuf Ziyaya hersey gonlunce olsun diyorum.
Yusuf Ziyanin yine kendi yazar sayfasinda kendi kaleminden ozgecmisi.
[[B]][[I]]bir çeşit zebercet. beynimde ve boynumda dinmeyen bir ağrı var. kin ve kanla doluyum. kin, damarlarımda dolaşıyor. kan, kelimelere sıçradı.[[/I]][[/B]]
Kin ve kan sozcukleri bir yazar/sair'in kalemine ne kadar yakisir? Ya sanata? Ustelik bu kisi damarlarinda kin dolastigi iddiasind ise, ayrica.
Benim acimdan olay kapanmistir. Yusuf Ziya illa da benimle kozunu paylasmak isterse, Istanbul'a bir gelisimde, 10 bin metre kosusu yapar kimin nefesi daha kuvvetliymis ya da 100 metreyi kim daha hizli kosuyormus anlariz. Saka bir yana, iyice bayagilasmaya baslayan yazilarin bu siteye yakismadigini dusunuyorum. Ayrica, izedebiyat yonetimi tarafindan sifre iptalide ihtimal disi degil sanirim herne kadar etraf cirkef kaynasa da. Kendi adima, katilimcilara verdigim rahatsizliktan oturu ozurdilerim. Bundan sonra cogunlukla yine izlemekle yetinecegim.
saglicakla,
bu konuyu bilimsel tartışmanın zamanı geldi.
Bazıları izedebiyattaki her şiir'in altına 'düz yazı...şiir degil...saygılar' diye yorum bırakıyor. şair'i üzüyor, cesaretini kırıyor.
sizce şiir nedir? düz yazı'dan şiir nasıl ayrılır? bir şiir'e şiir denebilmesi icin hangi kıstasları icinde barındırmalıdır?
Herseyi yaziyorum. En cokda tuvalet duvarlarina yaziyorum; bunu yazan tosun, okuyana
Simdilik sadece okul odevlerimi yaziyorum. Birde sivri dillere laf yetistirmeye calisiyorum. Merak etme siir yazip madara etmem seni kendi mekaninda.
Demek dedektifligede basladin. Meraktan insanin basina neler gelmemis ki. Curiosity kills the cat deeerrrmisim. Arama motorlarinda bulamazsin beni. Search Enginelere bak. Journal Databaselere daldir gozlerini. Adimida fransizca yaz. Monsieur diye baslayarak. Ne cikarsa bahtina.
Bunlar benim mi?
[[B]][[I]]- Ve Şindi; Kağnıların sesleri öküzlerden, değil rot ayarı kaymış tekerleklerden, gelir. Sana bir balans lazım. Ukala!
- Türkçe si bozuk ulema; laf ebeliği yapmasını biliyorsun da bilerek eksik bıraktığın kelimeler seni saf yapmaz. Sen; Şeytansın. Maskenin numarasının hiç önemi yok. Tilki![[/I]][[/B]]
oh oh suyundanda koysaydin. Senin bir esin daha yok bu alemde.
Kuzey yarimkurede yangin cikarsa, durt, uyandir. Sozum yok. Beraber guney yarimkureye gecelim. Ondan kelli elleme beni. Hoslanmiyorum.
Ben her yazının altına, değil ama düz yazıyı şiirle karıştıranların altına yazıyorum. Düz yazıdan şiir ayrımının tarifi gayet basit. Koy satırları yan yana, alsana deneme. Ben yazdıklarımı paylaşmak istediğim için postaladım, şiirdir veya değil sizlerin ve bilgelerin taktiri. Ulusal bir öğreni içindeyim, en güzeli İzedebiyat. Ki bazıları seviyesiz bulmakta haklı, diğer edebiyat yamalı sitelere girmediğinizden veya düsturu adabı usturaya uğramadığınızdan. Dünyanın en kaliteli edebiyat sitesi burası. Sadece forumlardan kaynaklanan bir site, değil. Forumlara sadece müptelalar giriyor, benim gibi. Farkında mısın kaç şiir yazan, kaç nesir yazan yeni melek libaslı kişiler var… Eleştiriyi eleştiren insanlar eleştirecek kadar eleştiri koklasa, benim gibi. Kişisel hak ve özgürlüğüm. Beni eleştirilerimle
yargılamak yerine yazdıklarımla eleştirin. Kıstas mı? Kurtlar vadisi polemiği…
Halit yaz da ben madara olayım sen hamam taşı. Benim babam senin babanı döver. Kağnı bileşiği, yüklem yüklü tezek. Kızlığımı veya erkekliğimi sana kanıtlamak için seninle yatmam mı lazım. Yastıklara duacı olursun, tossun… Değil çeyrek küre, senin kültürüne ulaşabilene, aşk ve sevgi olsun. Kitabın dürüm olanını gördün mü hiç…
Keşke sizi gözetleyen sağlam dostlarınız olsa idi ve şimdiye kadar, her biri zeka fışkırığı anlamsız kahramancıklarınızla tanışma fırsatını bulsa idik.Epey gecikti... Bekliyoruz...Bence burada vakit öldürmeyin, gidin yazılarınızı bir editöre verin, elden geçirsin...Epey uğraşacağa benzer! Sadece -de ler olsa, büyük harf, küçük harf, özel isimler, sokak dili ve nicesi...Türkçe'yi sizden öğreniyoruz...Ya olmasaydınız!!!
Bu itelemenin,karalamanın ve çekişmenin anlamını idrak edebilmiş değilim.
Bu bir Türk-Yunan Forumu olsa daha sakin ve saygılı yazılar yazılacağından çekişmeler yerine "bireysel eleştirilerin" daha ön plana çıkacağından eminim.
Hani derler ya; "Türk'ün Türk'ten başka düşmanı yoktur" diye. Benim egom senin üstüne çıkacak diye birbirinin yüzüne gözüne basarak nereye tırmanıyoruz Allah aşkına?
Elimize ne geçiyor,usturuplu söylenmiş sözlerle taşları gediğine koymakla?
Başımız göğe mi eriyor?
Ben buraya yazdığım romandan metinleri sizlere göstermek ve çok ihtiyaç duyduğum eleştirileri edinmek için gelmiştim.
Hala da niyetim var buna,eğer eleştirimi öğrenmek ve eleştirmekle karşılıklı kazanımlar elde etmek isteyen arkadaşlar varsa mailim efermid@yahoo.com
Kolay gelsin!
Hep aynı geyik. Hep aynı şikayet. Kollanmaya alışmışlar ya hayatın her alanında... Yazdıkları beş para etmezlere (seni sevmek seni sevmektir sevgilim!) bir eleştiri getir bakalım. Şikayet edilir büyük abilere, büyük ablalara. Yazı açarlar: "Bir yazının edebi olması için ne gerekir?" Şıracının bozacıları.
"Bir memleketin kadınları da kendi başlarına ayakta durmayı öğrenmedikçe, araba lastiği değiştiremedikçe, o memleketin hayat damarlarından biri tıkanmış sayılır". Kim dediyse dedi.
15 gündür sitede hareket yok, ne olduğunun açıklaması bile yok, ne yapalım patlamamak için bir birimize sarıyoruz kardeş. Birde: Sadece yazdıklarından tanırım kendisini ama, bu sitenin en iyi yazarlarından bir nida'yı bilirim, bir de girdap'ı. (Listeyi uzatalım diğer iyilere haksızlık etmemek için: Fulya Engin, Yeşim Keskin, Murat M. UĞURLU ve diğerleri.)
Konumuz eleştiriyse ve eleştirilmekse özetle bkz... genel tartışma, 9. sayfada, "Naile Hanımın duası ile ilgili olarak" başlığının altında, ilgilenenlere...