Bir zamanlar bir çocuk vardı.
Dünya ona ağır gelmiyordu.
Çünkü çocuk olmak, ağır şeyleri düşünmemekmiş.
Sonra büyüdü.
Büyümek, yavaş yavaş bir şeyleri kaybetmekti.
Hayaller, umutlar, ses.
Yetişkin olmak, bir çocuğu taşımak ama onu susturmakmış.
Üstüne sorumluluklar, üstüne “olması gerekenler”.
O çocuk hâlâ duruyor.
Sana bakıyor.
Hiç konuşmadan.
Sen, onu utandırdın mı?
Susturdun mu?
“Artık büyüdün” diye yuttun mu?
Bir gün fotoğrafta bir çocuk göreceksin.
O çocuk sana bakacak.
Gülmeyecek.
Sadece bekleyecek.
Ve sen, onu hiç sevmemiş gibi hissedeceksin.