"Herkes bir roman yazabilir, ama kaç kişi yazdığı o romanı okuyup da hâlâ kendi zekasına güvenebilir?" – Dorothy Parker"

Ayrilik Rahmet Mi̇, Yoksa Nefsi̇n Bi̇r Oyunu Mu?

Bu metin, İslam'da "ihtilaf" (görüş ayrılığı) kavramını Kur'an merkezli bir bakış açısıyla ele alıyor. Metne göre Kur'an, ihtilafı olumlu değil, sakınılması gereken bir durum olarak görüyor ve Âl-i İmrân 103 ayetiyle Müslümanları "Allah'ın ipi" olan vahiy etrafında birleşmeye çağırıyor. Yazı, bireysel yorumlar yerine ortak vahiy anlayışının önemine vurgu yaparak, tarihsel bölünmelere rağmen Kur'an'ın birlik çağrısını hatırlatıyor.

yazı resim

İnsanlık tarihi boyunca en çok tartışılan konulardan biri “ihtilaf” meselesidir. Kimi çevreler ihtilafı rahmet olarak görmüş, kimi ise bunun bir sapma olduğunu savunmuştur. Ancak Kur’an merkezli bir bakış açısıyla meseleye yaklaşıldığında, ihtilafın övülen değil; aksine uyarılan, sakınılması gereken bir durum olduğu açıkça görülmektedir.
Kur’an, insanları açık bir şekilde birliğe çağırmakta ve parçalanmayı kesin bir dille yasaklamaktadır:
«“Allah’ın ipine topluca yapışın ve ayrılmayın.” (Âl-i İmrân 103)»
Bu ayette geçen “Allah’ın ipi” ifadesi, doğrudan vahyi yani Kur’an’ı işaret eder. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, emrin bireysel değil topluca oluşudur. Yani hakikate sarılmak, bireysel yorumlar üretmekle değil; ortak bir vahiy etrafında birleşmekle mümkündür.
Kur’an’ın bu çağrısına rağmen tarih boyunca insanlar dini parçalara ayırmış, farklı görüşler etrafında gruplaşmış ve her grup kendi doğrusu ile övünür hale gelmiştir:
«“Onlar ki dinlerini parçaladılar ve bölük bölük oldular; her grup kendi yanında olanla sevinmektedir.” (Rûm 32)»
Bu ayet, sadece bir tespitte bulunmaz; aynı zamanda insan psikolojisine dair derin bir analiz sunar. İnsan, hakikati aramak yerine çoğu zaman kendi tarafını haklı çıkarmaya yönelir. Bu da ihtilafın, hakikat arayışından çok nefsin bir savunma mekanizmasına dönüştüğünü gösterir.
Kur’an, bu parçalanmanın kaynağını da açıkça ortaya koyar:
«“Ey iman edenler! Hep birden barışa girin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Şüphesiz o size apaçık düşmandır.” (Bakara 208)»
Burada bölünme sadece sosyal bir problem olarak değil, aynı zamanda şeytanî bir süreç olarak tanımlanır. Çünkü şeytanın en büyük hedeflerinden biri, insanları birbirine düşürmek ve birliklerini bozmaktır. Ayrılık, bu anlamda sadece bir sonuç değil; aynı zamanda şeytanın adımlarını takip etmenin bir göstergesidir.
GÜNÜMÜZ GERÇEĞİ: İHTİLAF MI, EGO SAVAŞI MI?
Bugün “Kur’an yeterlidir” diyenlerle hadisleri merkeze alanlar arasında yaşanan tartışmalar, bu ayetlerin ne kadar güncel olduğunu açıkça göstermektedir. Tartışmalar çoğu zaman ilmî zeminde kalmamakta; hakaret, küçümseme ve düşmanlığa dönüşmektedir.
Dikkat çekici olan ise şu çelişkidir:
- Aynı insanlar bir tehlike anında birleşebiliyor
- Zor durumda kaldıklarında birbirlerine yardım edebiliyor
- Ortak bir düşmana karşı omuz omuza durabiliyor
Bu durum bize önemli bir gerçeği gösterir:
Ayrılık, aslında inanç farkından değil; nefsî tutumlardan beslenmektedir.
Eğer mesele gerçekten hakikat olsaydı, insanlar zor anlarda da ayrışmaya devam ederdi. Ancak pratikte görüyoruz ki, menfaat veya tehlike söz konusu olduğunda birlik mümkün olabiliyor. Bu da ihtilafın temelinde çoğu zaman hakikat arayışı değil, ego, üstünlük arzusu ve tarafgirlik olduğunu ortaya koymaktadır.
AKADEMİK VE SOSYAL HAYATTA AYRILIĞIN YÜZÜ
Bu durum sadece dini tartışmalarla sınırlı değildir. Akademik dünyada da benzer bir tablo gözlemlenir. Konferanslarda birbirine sert şekilde karşı çıkan akademisyenler, tartışma sona erdiğinde normal ilişkilerine devam edebilmektedir.
Aynı şekilde öğretmenler arasında, özellikle özel ders rekabetinde, ciddi çekişmeler yaşanırken; ortam değiştiğinde bu gerilim ortadan kalkabilmektedir.
Bu örnekler şunu açıkça ortaya koyar:
İhtilaf çoğu zaman ilkesel değil, durumsaldır.
Yani insanlar hakikat için değil; konum, prestij veya çıkar için çatışmaktadır.
İHTİLAFIN GERÇEK YÜZÜ
Kur’an perspektifinden bakıldığında ihtilaf:
- Hakikatin bir zenginliği değil
- Bilakis hakikatten uzaklaşmanın bir sonucu
- Ve çoğu zaman nefsin bir tezahürüdür
İhtilafın “rahmet” olarak sunulması, insanları bu tehlikeden uzaklaştırmak yerine onu meşrulaştırma riskini taşır. Oysa Kur’an’ın açık çağrısı, ihtilafı azaltmak değil; ortadan kaldırmaya yöneliktir.
BİRLİK VAHİYLE, AYRILIK NEFSLE GELİR
Kur’an’ın ortaya koyduğu temel ilke şudur:
- Birlik, Allah’ın ipine sarılmakla mümkündür.
- Ayrılık ise nefsin ve şeytanın yönlendirmesiyle ortaya çıkar.
İnsanlar birbirlerini ikna etmeye değil, yenmeye çalıştığında; tartışmalar hakaret ve düşmanlığa dönüştüğünde; taraflar kendi doğrularına körü körüne bağlandığında… artık orada hakikat değil, nefis konuşmaktadır.
Gerçek çözüm ise açıktır:
- Kur'an-ı yeterli görmek
- Tarafgirliği terk etmek
- Hakikati savunmak yerine aramak
- Ve en önemlisi, birlik emrini bireysel değil toplumsal bir sorumluluk olarak görmek
Çünkü Kur’an’ın çağrısı nettir:
“Ayrılmayın.”
Bu emir, sadece bir tavsiye değil; aynı zamanda bir uyarıdır.
Ve bu uyarıyı dikkate almayan toplumların, kaçınılmaz olarak parçalanma, çatışma ve zayıflık içinde kalacağı tarih boyunca defalarca görülmüştür.
Sonuç olarak:
İhtilaf rahmet değildir.
Eğer nefsin ürünü ise, şeytanın adımlarından başka bir şey değildir.

KİTAP İZLERİ

Puslu Kıtalar Atlası

İhsan Oktay Anar

Bir Düşün Atlasında Gezinmek: İhsan Oktay Anar'ın Başyapıtı İhsan Oktay Anar’ın 1995 yılında yayımlanan ve yayımlandığı andan itibaren modern Türk edebiyatının kült eserlerinden biri haline
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön