Sözün Özü!..
Bugün, Şarkın fikir sultanlarından Şeyh Sâdî-i Şirazîyi konuk edeceğim köşeme
Gülistandan kısa kıssalar aktaracağım sizlere
Hisseler de bizden olsun
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Bugün, Şarkın fikir sultanlarından Şeyh Sâdî-i Şirazîyi konuk edeceğim köşeme
Gülistandan kısa kıssalar aktaracağım sizlere
Hisseler de bizden olsun
Muhalif ve tarafgirliğin özünde aynılığı ve kurumsal olarak muhalefetin asılsızlığı üzerine
Millet olarak sevgi, saygı ve hoşgörümüzle tanınırdık. Dünyaya insanlığı ve gerçek medeniyeti biz öğrettik. Fakat nedense son senelerde bir garip millet olduk. Menfi bir değişim süreci geçiriyoruz. Büyüklerin küçüklere sevgisi, küçüklerin büyüklere saygısı kalmamış. Edep erkân buharlaşmış; herkes burnunun dikine gidiyor. Değerlerimiz iyice aşındı.
23 Nisan 1920 günü açılan BMM ‘ nin yapısı incelendiğinde 19 Mart 1920 seçim talimatına göre seçilmîş üyeler, Meclis-i Mebus an’dan gelen üyeler, Yunanistan ve Malta'dan gelen...
Peki ne olacak bu ilçenin hali; ne olacak bu çocukların durumu? İlçe de, çocuklar da sahipsiz olmuş olmuyor mu? Bunları, şimdi kendimize dert edinmezsek, yarın hepimizin başına dert açacaktır. Hiç kimse bu konuya duyarsız kalamaz veya kendini sorumsuz göremez. Bu güzelim ilçe hepimizindir ve hepimiz çare aramakta ve
Bu sözleri ilk duyduğumda hem şaşırdım hem de sinirlendim sanırım. Bir akşam çok sevdiğim bir dostumla yemek yerken duydum bu sözleri.
Tarih 13 Haziran Şişli Belediyesi 30 Haziran’a kadar Maçka parkında I. Geleneksel Kitap Fuarı düzenliyor. Okulların tatile girdiği, ÖSS, SBS sınavların artık bittiği, çalışanların tatile ayrılmaya başlandığı bir dönem. Gençlerin, öğrencilerin ve kitapseverler için ideal bir dönemdir yaz ayları. Böyle bir zamanda kitap fuarları okumak isteyenlere kaçınılmaz bir
Politik kişi dediğimizde ise aklımıza her yönüyle, hitabıyla, giyimiyle, hareketleriyle insanları etkileyen kişi gelmektedir. Politikacı dediğimizdeyse çoğumuz iki yüzlü, sözünü tutmayan kişileri algılarız. Peki bu sözcüklerin ne kadar iyi özellikleri va
Türk Dili ve Edebiyat’ı eğitimini değerlendirmeye alırken, öğrencilerin ilgisiz kaldığı, hocaların görmezden geldiği koridorlarda tohumu atılıp filizlenen; ama kökleşmeden yitip giden büyük emeklerin ve özverilerin ürünü olan edebiyat dergilerinin yaşam mücadelelerini anlatmamak haklısızlık olurdu.
Ülkemizde yaşanan ve bulunan bir sorun ve o sorunu düzeltmek üzerine yazılmış bir yazı...
Türkiye TVlerinde oynatılan sözde Gençlik dizileri, aslında sistemli olarak, gençliği hedeflemekte ve onları dejenerasyona uğratmayı amaçlamaktadır.
Bizi bizden aldılar, bir başka bizi yüklediler beynimize. Kararsız kalmayı huy edinmiş işletim sistemi yüklü bilgisayara format atar gibi, yeniden formatladılar beynimizi.
Bizi bizden alanlar mıydı suçlu? Yoksa koşulsuz teslimiyete açık olan bizler mi?
Daha mutlu değil miydik tek kanallı televizyon ya da radyo
Aylardan Muharrem, günlerden Aşure… Gökler kül renginde… Toz bulutlarının görüş mesafesini sıfıra indirdiği demlerdeyiz. Yüreklere hapsedilmiş derin acılar… Bir ömür kadar uzun, geçmeyen dakikalar… İnsan suretindeki bir kısım mahlûklar insanlığa rahmet okutuyor. Toprak hicapla taşıyor masumlara hayat hakkı tanımayan hunharları, insaf fakiri katilleri…
Ünlü opera sanatçımız Leyla Gencer vasiyetinde, ölünce yakılıp küllerinin İstanbul Boğazı’na savrulmasını arzulamışlar.
Hayırlı olsun! Desek acaba “hayır” mı dilemiş oluruz? Yoksa “nayır, nolamaz” mı demiş oluruz?
" Sevgili dostlarım ! Hakikat elden gidiyor ! Hakikatin ipleri haylaz bir maymunun elinde, oynatıyor hepimizi bu hayat sahnesinde. Kanmayın dostlar buna , Tanrıya tamamıyla adamayın dileklerinizi, nihayetinde siz de Tanrının yeryüzündeki ufak bir parçasısınız. "
Amerikan Emperyalist Menifestosunu Senatör Albert J. Beveridge 27 Nisan 1898'de şöyle açıklıyordu: "Dünya ticareti bizim olmalıdır, olacaktır. "
Açlık Oyunları adlı üç kitaplık bir serinin perdedeki yansıması , The Hunger Games; Capitol şehri etrafında toplanmış 12 bölgeden her yıl bir erkek ve bir kızın Açlık Oyunları adında yarışmaya katıldıkları bir dünyayı anlatıyor. Açlık Oyunları dediğimiz şey ise ölümüne mücadele edilen bir kavga. Kişisel fikrim bir kitabı
Bu hafta günü hatırlamamakla beraber 2004ün Mayıs ayında Bandırmada tanık olduğum bir durumu ele almak istiyorum.