"Yazarın hayatı, kelimelerin kölesi olmaktır; en azından, bir sonraki cümleyi bulana dek." – Ursula K. Le Guin"

Eleştiri

Mağusalı Böyle İstiyor

Önce Timisi’nin kahvesine oturduk. Masalar okey oynayan vatandaşlarla dolu. Bizi gören sevgiyle karşılıyor. “Hoş Geldiniz” diyerek yanımıza oturuyor. Ve tabii gündem kendiliğinden geliyor: Seçim.
Değişik görüşler var: “Hocam, bu seçimi İsmail Arter alır” diyor biri. Neden diye soruyorum:

yazı resim

Sadece Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan Değil, Aslında Hepimiz "Tecritteyiz"!

Türkiye’nin aydınları, gazetecileri, bilim adamları, akademisyenleri, yazarları nedenini bilmedikleri “sözde garip suçlardan” yıllardan beri cezaevindeler. Onlar terörist değil. Hiç kimseyi öldürmediler. Soygun yapmadılar. Kimseyi gasp etmediler. Sadece düşüncelerini söylediler. Üstelik, haklarındaki iddianame daha okunmadı bile. Yani, nedenini bilmeden içerde “çürümeye” terk edildiler. İddianamenin okunmasının bile çok uzun bir

Trabzon Lisesi"nde Rusya Halk Dansları Şöleni

Kin ve nefret politikalarına inat; sevgi ve hoşgörü kültürünün barış ve dostluğun çok önemli bir aracı olabileceği tüm çıplaklığıyla bir kez daha görüldü. Barış sermayesini hoyratça harcayanların yanlış bir yolda olduğu bir defa daha ortaya çıktı. Bu karşılıklı sevgi ve hoşgörü gösterileri, halkların yüreklerinde besleyip büyüttükleri sevgilerinin bütün

Fikirlerinle, Felsefeyle Yargıla Beni

Fikirlerinle, felsefeyle yargıla beni; önyargılarla değil... Bir söz bırak dünyamda, inanayım papağan edebiyatı yapmadığına. Bir cümle kat hayatıma, senin için bir nokta olayım. Bir düşünce ol, bulutların arkasından görünün güneş kadar bile olsa. Yeter ki, karanlığıma sızsın bir aydınlığın. Bir şeyi seversem neye göre seveyim, söyle bana. Senin

Başa Dön