"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."

Eleştiri

Zir - Zibil Medyası!..

Havuz medyası özgür bir medya değildir. Velinimetlerinin emriyle tetikçilik yapan sözde gazetecilerin hem savcı, hem yargıç, hem de infaz memuru olduğu ve namuslu insanları linç etmek maksadıyla kullandıkları bir atış poligonudur

yazı resim

Seni de Sonunu Göremediğin Lanet Kibrin Bitirecek Nihat Genç!

İnternette, TV kanallarında, gazete ve kendi şahsi sitesinde resimleriyle birlikte Ergenekon davasının tutuklu sanığı İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'in dergisinde yazılar yazmaya başlamış Nihat Genç! Allahım ne büyük lütuf! Güya bilgili, akıllı, aklıselim, entelektüel görünsün diye o uzun saçlı, gözlüklü, asık suratlı fotoğrafını iliştirmişler uygun yerlere! Kontrolsüz

Abd: Sessiz ve Derinden

“..benim Kürtlerle derdim yok. Ben PKK’ya karşıyım” diyecek oldum.. Cevabımı aldım. “valla benim derdim var arkadaşım. Ben falanca şehirliyim.. Ailemden bir şehit verdim PKK’ya.. Şehirde de her yer PKK sempatizanı ve uyuşturucu satıcısı kabadayılarının eline geçti. İş aş-huzur kalmadı. Okullarda-sokakta çocuğumuz Türkçe konuşuyor diye azar işitip itilmeye başlandı.

Sağlıklı Çevre, Sağlıklı Yaşam

Eskilerin Enasır-ı Erbaa diye adlandırdıkları “ Hava, su, ateş ve toprak” insan yaşamında en büyük dört etkendir. Bu dört etken yaşam kadar önemlidir. Önemlidir çünkü bunlardan biri olmasa yaşam da olmazdı.
O halde bunlara dikkat etmek ve temiz olmasını sağlamak insanın kendi elindedir. Özellikle su, hava

Leyla'nın Evi

Bir kitap “Leyla’nın Evi”, Ömer Zülfü Livaneli tarafından kaleme alınmış bu roman bügüne kadar hayatımda denemediğim bir şeyi yapmaya yöneltti beni, eleştiri yazmak. İlk defa deneyeceğim. Umarım başarırım.

Mağusalı Böyle İstiyor

Önce Timisi’nin kahvesine oturduk. Masalar okey oynayan vatandaşlarla dolu. Bizi gören sevgiyle karşılıyor. “Hoş Geldiniz” diyerek yanımıza oturuyor. Ve tabii gündem kendiliğinden geliyor: Seçim.
Değişik görüşler var: “Hocam, bu seçimi İsmail Arter alır” diyor biri. Neden diye soruyorum:

Sadece Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan Değil, Aslında Hepimiz "Tecritteyiz"!

Türkiye’nin aydınları, gazetecileri, bilim adamları, akademisyenleri, yazarları nedenini bilmedikleri “sözde garip suçlardan” yıllardan beri cezaevindeler. Onlar terörist değil. Hiç kimseyi öldürmediler. Soygun yapmadılar. Kimseyi gasp etmediler. Sadece düşüncelerini söylediler. Üstelik, haklarındaki iddianame daha okunmadı bile. Yani, nedenini bilmeden içerde “çürümeye” terk edildiler. İddianamenin okunmasının bile çok uzun bir

Başa Dön