Karanlıkları Birlikte Aydınlatalım
bizler neden karanlıkların aydınlatılması için çareler aramıyoruz?
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
bizler neden karanlıkların aydınlatılması için çareler aramıyoruz?
İnternet her şeyde olduğu gibi yazarlık konusunda da bir çığır açtı. Daha düne kadar ülke genelinde irili ufaklı yüzlerce gazetede köşe yazarlığı yapanların sayısı 700 kadar iken bugün bu sayı internet gazeteciliği sayesinde nereye ulaştığı kestirilemiyor.

Eskiden, mektup denilen bir tür vardı, name de denilirdi adına. İnsanlar, biribirine yollardı zarf içinde.
Sevgi kokardı, hasret tüterdi sayfalarında. Ayrı bir iştiyakla okunur yazılırdı. Eskiden mektup vardı,o demler güzel zamanlardı...
Peki, yanlış tanıdığınızı doğru tanıyorum diye kendinize inandırmanız ya da düşünmenizi nasıl yorumlamak gerekiyor. Yani tanıyorum diye, değer verdiğimiz ya da değer vermediğimiz insana yaptığımız yakıştırmalar bir zulüm çeşidi değil midir? Değer verdiğimiz insanın zamanla değersizleşmesi, değersiz dediğimiz insanın zamanla değerli hala gelmesini nasıl açıklayabiliriz?
Ne Zaman Sen Dese Kalbim, Çözülüyor Gözlerim
Yalanlara Sığınmak İçinde Çıkamayacağım Çıkmaz Sokaklara Bizi Götürür.
Gerçek dost samimidir; içiyle dışı birdir, kalbinde ne hissediyorsa dilindeki de aynıdır. Dürüst, açık ve nettir; düşüncelerini hiç saklamadan, kendisini olduğundan farklı göstermeye çalışmadan gerçek karakterini açıkça ortaya koyar. Kuran ahlakına göre insan samimiyeti derecesinde değerlidir, samimi olduğu için o kişiye güvenilir ve sevgi duyulur.
Ey kara gözlüm! Beni bu gece rüyanda görür müsün? Rüyalarda saklanır, en gizli aşklar. Beni bir ömür boyu, gözlerinde saklar mısın? Gözlerini her sabah açtığında bile ve gözünde bir cam parçası halinde kalsam bile, ölünceye kadar bu acıya dayanabilir misin?
Görücü usulü evlenmeyi reddedip büyüklerimizin dengi dengine bulmadıkları eş seçimlerimiz; kız istenmesini, kızın kendisini mal gibi algılamasına neden olduğu için reddetmemiz; söz kesmelere, nişanlara, tantanalı düğünlere, eşya takı düzmelere burun kıvırmamız gibi davranışlarımızı da anlayamazlardı. Her şeyin bir usulü adabı vardı, kural tanımaz gençlerdi bu yeni yetişen okumuş
Milat ayırdım senden sonra
Sen ve sonrası
Öncesini sorma.
Tek cevabım koskoca bir hiç olur sana
Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.