Şiirimizin Sorunları I
Evrende basit bir kural vardır: Hiçbir şey birilerinin tekelinde olamaz.
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."
Evrende basit bir kural vardır: Hiçbir şey birilerinin tekelinde olamaz.
" Neyimize zamanı kalbinden vurmak? Bu dağları bizler yaratmadık "
Anladın mı? Divane, vuslat cismani değil görmek görüşmek değil,bulmak kavuşmak değil. Visalin zevkini hicranın elemine gizledik. Ta ki sevinçler kedere mahkum olsun. Aşık maşukta değil, aşkında meftun olsun.
...Çünkü doğayı anlamak için bilim ve teknolojiyi, felsefeyi kullanırız ancak sanat daha çok ifade biçimidir.
Derin bir iç çekiyorsun. Ve kestirmeden gülüp geçiyorsun hayata. Ve hayat içinde varolmaya çalışan insan tanımlamalarına....
Ey sevgili ak kağıt, sen yazıyla birlikte, insanoğlunun en güzel en yüce buluşlarından birisin. Sensiz ne tarih, edebiyat ne de ben olurdum. Sen, benim ömrümün sırdaşı, şair yanımın en vazgeçilmez yoldaşı ve yaşamımın tanığısın. Ve sen tanrılar kadar sabırlı, melekler kadar temiz ve bakirsin
Yazmak kazmakla başlar dil madenini...Damarı bulacaksın şakirt, vuracaksın us çekicini. Kıvılcımlar çıkacak zekanın balyozundan...Aydınlanacaksın. Bir babanın taşıdığı ekmek gibi götüreceksin en nadide hazineleri gönül evine, yorgun argın...Ve annenin sinesine alarak yavrusunu, süt verdiği gibi emzireceksin insanlık cevherini.
NEY, ses yapısı itibariyle insan sesine çok benzer..Hayat hikayesi de benzeşir İNSAN ile..İkisi de ayrılmıştır VATANINDAN.
Bir Ankara yolculuğu, tarihsel ve doğal güzellikleri kirletenler, daha güzel bir başkent özlemi...
Orhan Pamuk'un kitapları yerken hoşa giden ama bitirdikten sonra ağızda kötü tad bırakan tatlılar gibi geliyor bana. .....
Çocukluğumu düşünüyorum. Gökyüzü, sanki çevremi kuşatan, saran dağların başıyla birleşir gibiydi. Küçük dünyamın belki mutlu, fakat bilgiden uzak bir insanıydım. Benim için dağların ötesi yoktu.
Mektup arkadaşı ‘Sevgili Allah’ ile samimiyeti ilerletince Oscar’ın hastanede geçen bir gününü anlattığı o çok özel mektuplara tanık oluyoruz.
Büyümüşte küçülmüş Ocar, ‘seni öpüyorum’ diye bitirdiği mektuplarda öpücüğü tam
Kalbin derinlerine saplanır bu bıçak...Kanlar damlamaya başlar yavaş yavaş...Yerler kan olur...Zemindeki saf beyazlığın yerini kanın kırmızısı alır...Kan kurudukça çıkması zorlaşır... İşte sanatın kalbine saplanan bıçakta böyle döktü kanı yere ve sanatın beyazı kırmızıya dönüştü...
Sanat, insanoğlunun gereksinimleri doğrultusunda ortaya çıkmış ve bilimin temellerini oluşturmuştur.
Tiyatro hayattır sinema hayaldir sinema ince ve kalın çizgilerle geniş çapta minimalize edilebilir defalarca çekilir tiyatro hata affetmez....