Dağılalım
Samimiyetsiz sevgilerin, ilişkilerin ve aşkların bitmesinin gerektiğine vurgu yapan bir anlatı.
"Gelecek mi? Ben şahsen onu beklemeyi bıraktım. Zaten geldiğinde hep dün gibi hissettiriyor." – Woody Allen"
"Gelecek mi? Ben şahsen onu beklemeyi bıraktım. Zaten geldiğinde hep dün gibi hissettiriyor." – Woody Allen"
Samimiyetsiz sevgilerin, ilişkilerin ve aşkların bitmesinin gerektiğine vurgu yapan bir anlatı.
Hayat,pazar yeri, paran kadar alabildiğin ve tadına bakabildiğin, önemli olan bu pazar yerindeki gibi kararın demokratik, seçimin alternatifler içinde olabilmesi, kim, bozuk bir çileği tezgaha koyup, yüksek fiyata almayanı dövmeye cesaret edebilir ki ya da malı tezgaha koymadan satmaya çalışan ya da tezgahtaki malı sadece istediğine satan birini
Zaman duvarlardan sıvaları koparır gibi insanları da söküp atmakta hayatından. Sabırla, tek tek taşlarını dizdiğin duvarları yıkmaya çalışmaktasın artık. İnsan dünyada en kompleks varlık iken yetmemekte sana. Arzudan arzuya, duygudan duyguya atlatmakta seni. Sanki ip atlatır gibi.
\- Gerçek sadece fotoğraflarda görünmeyen, ama değiştiğini bildiğimiz her bir şeyin öldüğü ise, yaşam denen kabuğun içinde kalan sadece çekirdek midir ?Ölümden değil, yaşamdan korkmak lazım o halde; onun için cesaret ister asıl….
Gönül Zenginliği bu başka bir şeye benzemez. Parasal zenginlikle kıyas bile kabul etmez. Bizim iş yerinde ki mahallenin bir Esma Ablası var. Arka sokaklarda barakadan bozma bir ev de oturuyor. Her gün düzenli olarak kedilere ve köpeklere mama getirir. Bulur buluşturur ve o mamaları sokak aralarında önce kedilerin
Artık zamanı gelmiştir. Bir mektup yazmalıyım sana. Ne zamandır aklımda. İlla hemen yazmalıyım çünkü ertelersem öylece kalır. Beyaz kâğıda, zarflı marflı. Yazıp telefonuna gönderdiğim cümleler eninde sonunda uçup gidiyorlar. Ya hafıza kartın kayboluyor veya telefonun bozulunca tamircide siliniyor. En iyisi gerçek bir mektup yazayım sana. Beyaz kâğıdın kenarına
HIZ'ı yaşarken, sular, köpükler, yollar, evler, ağaçlar, tüm nesneler, aşka gelir....Şarkılar, türküler söyler, çığlıklar atmaya başlarlar aniden....En kıvrak, en otantik, en erotik, en karmakarışık figürleri içeren bir dans başlar ki...kıvırtmadan duramazsın...O hıza, vücudumuz tam uyum sağlayamasa da, en derinlerinde, hepsine coşkuyla eşlik eder...Ona yetişmeye, uyum sağlamaya çalışır içimizdeki
''Ön yargı, sözlük anlamıyla; genel ve özel kullanımlarında bir taraf tutma biçimidir. Bir ideolojik fikri veya bakış açısını koşulsuz desteklemek manasında kullanılır. Ön yargı halk arasında genellikle bir kişinin kararlarının ağırlıklı bir şekilde tek taraflı olarak ortaya çıkmasında kullanılmaktadır. Yine halk arasında ön yargı, bir kişinin kararlarının nesnel
sadakat, gönüllerde açan dostluk çiçeğinin her daim canlı kalmasının en güzel sebebidir.
Bazı günler, dün akşam ne yemiştik, bugün günlerden neydi, ayın kaçıydı hatta biz hangi aydaydık yahu! gibi utanası sorular soran bizler, nedense iç dünyamızın günlüğünü tutmaya gelince hafıza profesörü kesiliriz. Hele canımızı yakan olayları mumyalamakta üstümüze yok. Öyle arada bir de değil sık sık geçmişe döner bizi rahatsız
Merhaba özüm! Özünden kaybedenler sadece bir bedenden ibarettirler. Bizler ki yaratılmışların en yücesiyiz.
Unutmayalım ki gün gelecek tüm sesler kesilecek ve biz sadece amellerimizin sesini dinleyeceğiz. En yüce ses vicdanın sesidir o öyle bir sestir ki sessizliği bile sağır eder ve kötü kişileri kendi karanlığına gömer.
Kendimizin hayatında başrol oynamaya çalışırken aslında başkalarının hayatlarında figüranlıkmı yapıyoruz diye düşünmeden edemiyorum artık.
Gözlerim şarap çanağı. İçiyorum gözyaşlarımı. Kurudukça göz pınarlarım, bakışlarımda güller yapraklarını döküyor. Kopuyor gözlerimden acının kızıl yaprakları. Kıpkırmızı bir damardan bakışlarım akıyor her yere.