Hafıza Mantık 1
Mantık doğada vardı ve doğal sistemlerin entegresiyle bir işleyiş mantığıydı. İnsan bu yansımayı fark edip, buna uygun anlamaların soyutlama bilinci yapmakla mantıklı olmaktaydı.
"Bugün 16 Nisan 2026, saat 18:00. Henüz bir başyapıt yazmadım. Demek ki hala bir umut var." — Samuel Beckett"
"Bugün 16 Nisan 2026, saat 18:00. Henüz bir başyapıt yazmadım. Demek ki hala bir umut var." — Samuel Beckett"
Mantık doğada vardı ve doğal sistemlerin entegresiyle bir işleyiş mantığıydı. İnsan bu yansımayı fark edip, buna uygun anlamaların soyutlama bilinci yapmakla mantıklı olmaktaydı.
Bireyler ya da devleti yöneten erkler insan olmanın sınırlarını, sınırlı yaşamaktan geçtiğini bilmedikleri ya da bunu ciddiye almayıp, bu gücümle her şeye sahip olur herkese hükmederim mantığıyla; hayvandan daha aşağı bir düşünceye sahip olduğu için ahlaksızlığın pençesine düşülmektedir.
Her biçim bir özle, her öz (mana da) bir biçimlenme oluşla beraberdi. Bu bağıntı kopmaz bir yasal oluştu.
Bu nedenle totem dönemle ön ittifakı sistemin özü, köleci sistemin özünden ve biçimlenmesinden çok farklıydı. Ortaklaşa olana karşın ortaklaşmayan özdü.
İlahi biçimli görünüşe karşı köleci sistem
Her şeyden önce insan anatomik olarak enerji deposuna benzer şekilde sürekli ses, ısı, ışık, sıvı, koku, renk, tat ve özelliğini tarif edemeyeceğimiz çeşitli saydam sinyalleri alıp depolayan, aynı zamanda dışa gönderen güçlü bir alıcı ve verici özelliğe sahip manyetik bir cisimdir.
İnsanı dünyadaki diğer canlılardan farklı kılan tek özellik, beyin hacim yapısının büyüklüğü ve hücre (Nöron) saysının 14 milyarı aşmasıdır. Tanrının bu özelliliği insana verdiği kabul edilse bile, insanın dört dörtlük olduğu anlamına asla gelmiyor.
Varlık, en genel yani kaplamı en geniş olan kavramdır. Kavramları kaplam (kapsadıkları şeyler) bakımından sınıflandırsak bu şemanın en üstünde varlık yer alır. Çünkü varlık, evrende bulunan her şeyi kapsar, içine alır.
Herşeyin özüne gitmeli insan, görünene değil. Bildiğin gördüğün kadardır çünkü, Gördüğün baktığın kadar ve baktığın düşündüğün kadar. Baktığını görmez, gördüğünü düşünmezsen eğer, Gördüğünün bildiğine sığmadığını da göremezsin ... Atakan Korkmaz
Önce ekmeği kızartmak, üstüne tereyağı ve incir reçeli sürmek sonra da sevişmek lazım/ Ekmek ile yarışmak/ Ağzın incir reçeli kokarken öpüşmek/ Severken sevilmek/ Koşabilirken koşmak lazım/ Aslında anlamak lazım: Yok'un var olabilmesi için 'var'lık şartsa ki şarttır: 'Var'ın yok olabilmesi olanaksızdır/
Hayat sevgili gibi'dir: Sevmezseniz lanet, severseniz terk eder ... Atakan Korkmaz
Çok mu şüphecisiniz.Her şeyden,herkesten şüphe eder misiniz?Haksız yere bir insandan şüphelendiğinizde sonradan pişmanlık duyar mısınız?Şüphenin bazen dostlukları bozduğunu,yuvaları dağıttığını,yaralanmalara hatta ölümlere yol açtığını biliyor musunuz?
Yazmak deliliktir. Eğer ben akıllı bir adam olmuş olsaydım, yazılarımla bir tımarhane kurup, satır aralarından kendini akıllı sananlara göz kırpmazdım. Yazmak; sözcükleri, harfleri eze eze yazmak, içini dökmek, sayıp sövmek, sevmek, gömmek, diriltmek, ters köşe yapmak, dağılmak, toparlamak, çağırmak, itmek, ümit vermek, süründürmek, güldürmek, sırıtmayı yok etmek, saçmalamak,
Feodalizm kolektif gücün sömürgeci gelişme çizgisi içinde para adamlığı dediğimiz burjuvaları ortaya çıktı. Kolektif güç, sanal bir değer anlayışıyla paranın değişim aracı olması üzerine yansıtılmıştı.
Hawking evrenin başlayış şeklinin bilimsel yasaların gerektirdiği bir yol olduğuna "inanıyor". Eğer inanıp inanmamak, yani, "inanç" söz konusu ise o zaman "bilimsel düşünce"ye ne oldu? O zaman bilim adamı ile din adamı arasında ne fark var? Bertrand Russell'ın öngörüsü gerçekleşiyor mu yoksa?
Âdem ile Hava hikâyesindeki (Dumuzi ile Geştinna; Gılgamış ile İnanna hikâyesindeki) cennet miti, köleci sistemin cehennem azabı içindeki insanlar için erken döneme ait hafıza kayıtlarından ilhamla kolektif yaşam imajlarından çıkarımlardı.
“Kütle çekimi (yer çekimi) diye bir yasa olduğu için, evren kendini yoktan yaratabilir ve yaratmıştır da. Evrenin ve bizim var olma nedenimiz ‘kendi kendini oluşturmaktır’. Nasıl ki Darwinizm biyolojideki yaratıcı gereksinimini sona erdirdiyse, yeni fizik kuramları da evrenin oluşumu konusunda yaratıcının işlevini gereksiz kılmıştır”
Kimi ilahi grup temsilcileri sırayla yönetime gelseler de sırayı iç sinmeyip kolektif gücün kullanımını yitirmek istemiyorlardı. İlahi dönemin sonuna doğru bu türden vehimleri içinde olan ilahlar, güç zehirlenmesine uğradıkları bu vehimle "kolektif sahiplik" yerine "kişisi sahiplikle"; "kolektif gücü" tümden kendi ellerine geçirmeyi, yönetimlerini sürekli kılmayı düşündüler.
Oğuz Atay