ilginiz için teşekkür ederim öncelikle. bende burada bulunan herkes gibi yazarlık adına bir adım atma peşindeyim. ilk kitabımı yazıyorum ve sormam öğrenmem gereken o kadar çok şey çıkıyorki karşıma. burda yeni olduğum için sizlerin paylaşımlarını ve bilgilerini bilmiyorum. bana önereceğiniz doğru bir isim veya adres varsa çok mutlu olurum. belki böylece çekingenliğimdende sizler sayesinde bir nebze kurtulabilirim. teşekkürler.
?
???
July 2026 tarihinde katıldıSon forum iletileri
Finlandiyalı genç kadın, dağda gezerken uğradığı ayı saldırısından, hayvanın yüzüne indirdiği okkalı yumrukla kurtuldu.
STT ajansının haberine göre, ülkenin orta kesimlerindeki Hankasalmi yöresinde gezintiye çıkan genç kadın, dişi bir ayı ve yavrusuyla burun buruna geldi. Ayı genç kadına saldırıp kalçasını ısırdı, ancak genç kadın da hayvanın yüzüne öyle bir yumruk indirdi ki, bozayı çareyi kaçmakta buldu.
Tedavi altına alınan kadın, hayatı tehlikede değil. Birkaç günlük tedaviden sonra taburcu olması bekleniyor. Yetişkin bir bozayının ağırlığı 200 kiloyu bulabiliyor ...
benim anliyamadigim nokta burun buruna gelen ayi isirmak icin niye illede kadinin arkasini donmesini bekliyor.. ben polis dedektifi degilim ancak kadinin ifadesi celiskilerle dolu.. simdi kadin ayi ile burun buruna geldi yol yuzunden tartisdilar diyelim .. neden kadin cocuklu bir ayiya gecis onceligi verip kenara cekilmiyorda burun buruna gelene dek bu kadar yakin mesafe sokuluyor arti o kalcasi isirildiktan sonra bende kendimi koruma icin vurdum ifadesi artik klasiklesmis durduk yerde kufur etti bicak cekti bana bende kendimi koruma isterken bicak yere dustu o da onun ustune dusunce yaralandi gibi mantik izandan yoksun bir aciklamaya benziyor.. kanimca kadin yalan soyluyor aciklamak istemedigi gercek bence su sekilde gelisti..kadin yol benim diye tutturdu veya ayiya ofkelendi vurmak istedi yerden tas almak icin eyildi ayida buna engel olmak kendini savunabilmek icin disi ile uyarida bulundu ... veya once kadin yumruk vurdu kacmak isterken ayi yetisdi isirdi cunku ...sonrada kadin ayinin bu davranisina kizip yumruk atti pek inandirici bir savunma degil sayet kadin atti isede onceden atmistir yumrugu suclu konuma dusmemek icin gercegi gizliyor bence.. kalcasi dislenip yere yikilmayip ayakta kalabilen arkasi donuk bir kadinin yumrugunu yemek icin haala aptal aptal bekleyen bir ayi varmi bilmiyorum ama kisi kadin veya erkek her kim olursa olsun kendini bilmeli bir kucuk yavrunun gozleri onunda bir ana baba asgilanmamali birakin yumruk atmayi ebeveyne hic bir zaman kotu soz bile soylenmemeli soylenirsede boyle dis izine katlanmali bence ayi mayi onunda bir gururu var neticede...
dun bu konuda cok soyleyecek sozum vardi soyleyemedim fabrikadan kaldigimiz evin anahtari aldim onu yaptiracaktim arkadaslar gelirse disarda kalmasin alel acel gideyim alisveris yiyecek bi seyler hazirlama derdi salcanin ne menem sey oldugunu bilmeyen bir diyarda sostu ketcapti acik kapatma telasesi derken onuru zedelenmis yavrusu yaninda dayak yemis belki sirf tuylu ve iri yari oldugu icin horlanmis hakaret edilmis bir ayinin hakkini arayip hakliligini savunurken goz ardi ettigim kisa kestigim bir yavru vardi ... belki ilerde annesi yumruk yerken daha yasini doldurmamis gozyasi doke doke annesinin yumruk yeyisini izlemis gucu yetmeyip bir sey yapamamanin caresizligini yasamis bu yavrunun su an atlattigi travma depresyondan vazgecdim ilerki yillarda gucu kuvveti yerine gelip yasadigi sok etkisi ile bozulan akil muvazenesi onu pisikopat davranislara iter ilerde bilincaltinda her gordugu kadina karsi isirma durtusu olusur bunu eyleme dokerse acaba gercekte suclusu bu yavrucakmi bu kadinmi.. ben sosyolog degilim davranis bilimci degilim..pisikolog pisikanalizci hic degilim ancak sunu rahatlikla soyleyebilirimki suclu yoktur suca itici etken vardir... gercektende her trafige ciktiginizda yolun altini ustune getiren havali havali kuruldugu tosbaasinda gereksiz yere daha henuz yesil yanarken ardindan kirmizi nasilolsa yanacak diye lakayit kayitsiz bekliyen doktor hanimlar hakimeler ince mimar bayanlar.. onu bombosken yol 4 seritliyken bile en solu kapip kafasina gore giden hatunlar.. gercekte sizde bir anne sizde bir yavru sahibisiniz .. sizde pusetinize koydugunuz bebeginizle carsiya alisverise ciktiginizda aniden karsiniza cikan biri sizden yol istese kucaginizda bebeginize icden bir tebessumden uzak annelik gibi kutsal varliginizi hice sayan anlayisla nezaketden insanlikdan yoksun birine ne tepki verirdiniz.. bence ayi az bile yapmis.. orman kanunu uygulamasi hangi cagda kaldi.. burunlarina takili halkalarla sagda solda eziyet ettigimiz hamamda kadin nasil bayilir ogretecez diye kizgin sac tavalar ustunde iskence ettigimiz.. son zaman kopegine it dedi diye apartuman yoneticisini mahkemeye veren panter emelin neyi sayesinde serbest birakilip az ozgurlugune kavusmus ayilarimizin dagda bayirda en dogal mekanlarindadami huzuru olmasin.. onlar sizin evinizin mutfagina girme isterken siz karsilastiginizda ne tepki verirseniz hayvancagiz kendi mekaninda yillarin getirdigi hamamininda .. kadinininda .. anlayisi ile en normal olagan olani yapmis bence.. neyse gine az bucuk alisveris yapip aksama makarna neyi hazirlamali .. kac gundur samsa dedikleri ic dis yagli borek yemekten helak oldum .. yarinda astanaya gidicem erkenden selam sepet hepinize..
hala oglum vahdet abi muhide halam ile sakirin evlilikten dogdu.. sakir sorumsuz sorunlu bir baba.. bu evlilikten daha oncede sonrada evlilik yapmis her iki evlilikten olanlara babalik yapmamis son evliliginde bir nebze sorumlu aile babasi rolu ustlenmis biri.. vahdet abinin ilk evlilikten uvey abisi galip oldugunde namazina gelmemis bir baba .. halbuki galip abi 6 yaslarinda baba anne elinde buyumus 12 yaslarinda baskente gocup kucuk yasta sanata girip kimseden yardim gormeyip askere gidip evlenip cok gariban sessiz sakin iyi bir insandi .. olene kadarda babasiyla konusmadi.. gecen yil 20 yil ara sonrasi koye ziyaretimden soz etmisdim .. yasli kadinlardan biri sanki bilmiyormus gibi vahdet babanla gorusuyonmu diye sordu vahdet abi babam haca gitti hala deyince kadin estaafurullah toobe ne zaman gitti halanin sakir haci oldu oylemi deyince vahdet abi ne sakiri yaa dedi ofkelendi sakir benim babammi dedi ben durmus agdan bahsediyom deyince dindar inancli kadin olsun halanin oda baban sakirde baban babaya anaya itaat etmeyen cehenneme zumeraa sen gine saygini goster deyince vahdet abi nerde ise aglar bir sesle ne babaligi yapmis bana hala el kadar ekmek mi vermis az bir basimi sevip oksamis abim galip ( uvey olmasina ragmen ilk kadindan oldugu icin kardes olarak gordugu yegane galip oteki adnan vahdet abi bazen bizim kardesler arasi dalasmalarimiza bakip hic oz kardasim yok diye uzulur dururum iyikide olmamis der) oldugunde mezarina gelmedi kimin olecegi kimden once olacegi belli degil ben olursem banada gelmesin ben de onunkine gitmiyecegim bana babaligi durmus yapti benim gercek babam o tekrAR HACCA GIDECEK OLSUN SIRTIMDA TASIRIM ( onun durmus durmus aga dedigine bakmayin yaninda saygisini eksik etmez baba diye hitap eder her daim oyle bilir hap saygi sevgi doludur o insana gercektende halam onla evleneli uc cocugu daha oldu kendi oz cocuklarindan ziyade vahdet abiyi ve onun cocuklarini sever) gercektende baba anne guzel sey ancak yalan olmasin hadisdemi ayettemi veda hutbesindemi kafam o kadar karisik ki cocug kimin doseginde dogdu gercek baba o der yanilmiyorsam gercektende cevreye bakalim ezbere klise laflarla et tirnakdan ayrilmiyo diyoruz oyle bir ayriliyorki araya uvey kadin girince sorumsuz dayakci mcocugunu dusman goren bir an once ondan kurtulma isteyen babalar sorunu var maalesef .. bile bile ustune gelin gittigi evdeki uvey cocugunun uzerinde sigara sonduren kolunu kiran doven yaralayan oldurmeye tesebbus edenlere girmek bile istemiyorum ama maalesef gercek bunlar .. gercektende biz kime anne kime baba diyecegiz.. cocuk yapma bu kadar basitmi gelecegini kotu gununu dusunmeden sipin isi yapiliverilen cocuklar sonra olumsuz bir durumda ayriliklar olumler ortada pic gibi kalakalan bicareler.. sonrada ezberden saygi saygi saygi tek tarafli dusunmeden.. bilmiyom bilemiyom :
Hoşgeldiniz!Ne gibi bir yardım acaba?...Sevgiler.
Sevgili Tibet;
bir insan olmalı ki katil olabilsin...
dehşet verici dakikaların ardarda gelen şoklarıyla yıpranmış bir vücudun ne yapmasını bekler insan?
bir kısım ;"ölsün , intihar etsin" der...
diğer bir kısım; "katil olsun" der...
acaba hangisi daha mantıklı , hangisi daha günah ve hangisi daha güzel...?
mantıklı olan bir insan hangisini seçer?
ve işte "O" katil olmayı seçti.Bir akşamın karanlığında sebepsiz yere katil olmayı yeğledi.Ne mümkün idi böyle bir saatte katil olabimek?Issız yokuşların gözükmeyen uçlarında adam yahut kadın öldürmek , bir insana ne kazandırırsa , işte "O" na da kazandıracaktı."O" böyle düşünüyordu ve haklı olduğunu sanıyordu.Varsayımlar kurguluyordu kafasında , katil olmayı yeğlediği , öldürmeyi planladığı kafasında sürekli kurguluyordu.Aynı bir film şeridi gibi onu renklendiriyor , ona ses veriyordu....
(eğer devamını okumak istiyorsanız e_television@mynet.com adresine bir mesaj yollayın , içinde e-mailinizi yazmayı unutmayın.
merhabalar sevgili izlenim toğluluğu izedebiyat insanları...
benim google da arayıp bulduğum bu sitede ki , bu ilk seslenişimde büyük bir heyecan duymaktayım.Bunu umarım anlarsınız.Aslında ben daha 17 yaşındayım fakat içimde karşı koyulmaz bir yazarlık arzusu var ve ben bunu en içten duygularımla besleyip ileriki yaşamımı beklemeden arşınlamak istiyorum.Umarım sizlerde bu duygular içindesinizdir.tüm üyelere ve bu yazımı okuyanlara selamlarımı iletirken başarılar dilerim...
[geleceğin yazarı]
ben yeni üye oldum buraya ve sizlerle tanışmak istiyorum. tabi sizde isterseniz. ve öğrenmem gereken çok şey var sanırım. bana yardım edermisiniz
ben yeni üye oldum buraya ve sizlerle tanışmak istiyorum. tabi sizde isterseniz. ve öğrenmem gereken çok şey var sanırım. bana yardım edermisiniz
sayın izedebiyat editörü.onay bekleyen yapıtlar bölümünde yazılarım uzun bekliyor.bunu önlemenin bir yolu yok mu bazen bir hafta sürüyor.o yüzden yeni şiirlerimi yazmam imkansız oluyor.ilgilenir ve cevap verirseniz sevinirim acemiozan
Bir yazar olarak neden yazdığım konusunda düşündüğüm zamanı anımsıyorum, çelişkili bir düşünce almıştı beni ve bir türlü kendimi ifade edememiştim. Sonrasında kavramam uzun sürmedi nedenini. Ben hep yazıyordum ve yalnızca yazarken özgür olduğumu hissediyordum. Yazmak benim için sıradan bir hal almıştı çünkü, yaşam biçimim olmuştu. Yazarak yaşadığımı hissettiğim için bundan vazgeçmem söz konusu değildi. Nihayetinde hep yazacağım, varolduğum sürece. Nasıl ve nekadar bilmiyorum ama durum bu. Yayınlatıp birileriyle paylaşır mıyım, onuda bilmiyorum ama öncelikli amacım olmadıkları için sorun bile olmuyor. Bilimden bağımsız bir yazını pek tercih etmediğim için, bir değirmene benzetiyorum yazarlığımı. Akıl değirmen, bilgi tahıl benzetmesine varıyor istemesemde ancak durumum bundan ibaret. Tahılı olmayan bir değirmen niçin çalışır diye düşünmeyin bence, ben düşünmüyorum. Sıradan bir hayat çok uygun benim için. Ancak sıradan olduğumu düşündüğümde çok üretken oluyorum ve fazlasına ihtiyacım olduğunu düşünmüyorum. Bu özel durumumu sizlerle paylaşmamın sebebi var; Lütfen neden yazdığınızı düşünün! Yalnızca kısa bir süre yapın bu sorgulamayı ve bırakın. Çok kurcalamayın. Yoksa üretkenliğiniz etkilenebilir. Kendinize dürüst olmaktan başka çareniz yok. Belki beni değil! ama yakınınızdaki birisini etkilersiniz.
Keşke şair olsasydım diye kaç kez hayal kurdum hatırlamıyorum. Öfkemi, asiliğimi, hırçınlığımı farklı biçim de yazıya aktardığımı biliyorum. Zaten hepsi on tane şiir denemesi. Gene de şiir konusunda ki beceriksizliğimi saklamayacağım ve utancımı diğer yazılara yansıtacağım.
[[I]][[B]]Gözyaşlarımın olmayışına üzüldüm
Hani bir bilmece gibi hislerim
Belkide bir hüzün vardı ilkin,
Sürekli olarak aklımı karıştıran
Karşımda bir yansıma, oynuyoruz;
Kelimelerle!
Hani bir ağlamaklı olsam,
Yansa içim, varım yoğum
Anlayamadığım için üzülmüyorum;
Anılarımdan arta kalan beni,
Geçmişini hiç özlemeyen beni,
Ve yıkıntıya dönmüş duygularımı.
Sen yoktun orda ama şimdi varsın
Peki anlayabilecek misin gidişimi?
Ya viraneye dönmüş hatıralarım,
Onları kabullenebilecek misin?
Yine ağlayamıyorum
Yeteneksizliğimi bildiğin gibi...[[/B]][[/I]]
bir roman okuyorum,
kitapta şu cümleler var,
sf 27:
“Kurulu düzen yeniden egemen olmuştu. Üstelik aylar sonra ilk defa sevişmişler, birbirlerine dokunmuşlar, cinselliği yeniden birlikte yaşamışlardı. başlangıçta sevişmeleri eskisi kadar ateşli, pervasız, doyumlu değildi. Geçici bir iktidarsızlık yaşamakta olduğunu bile düşünmüş, organının yeterince sertleşmeyeceği korkusuna kapılmış, paniklemiş, bunu karısının da sezdiğini fark etmiş, eli ayağı büsbütün dolaşmış, ama sonra her şey düzelmişti. Karısının tüm kuşkularını silecek, hayatında ondan daha önemli hiçbir kadın, hiçbir köklü duygusal ilişki olmadığına inandıracak yoğunlukta bir sevişmeydi.
Kitabın daha başında bu cümleler.
Oya Baydar, Hiçbiryer’e Dönüş , roman
doğrusunu isterseniz, okur adamın organının sertleşip sertleşmediğini düşünmez, peki niye bunu yazmış yazar, niye yazar bu durumu bu kadar detaylı vermiş,
son sözü asla önce söyleme diye bir özdeyiş bilirim.
henüz kadın ve erkeğin hayatları gözler önüne serilmeden.
bu cümlelerin bir benzeri Bulvar (soyunmuş kadınlar vardır gazetede) gazetesinde bile yok.
Yazar duygulanıp, abarta abarta yazmış işte.
Ahmet Atlan ahlaksız yazıyor derler, kötü yazıyor derler, peki yukarıdaki alıntıladıklarım, ne,
Kitapta onlarca cümle var abartılı, cıvık cinselliği anlatan.
Her şeyin bir çizgisi, seviyesi olmalı.
2
bir kadınının kocasına cinsel hayranlığını, yatak sefalarını, portakal yiyerek sevişmesini anlatıyor kimi cümleler, öyle ki yattıkları yatağın detayları bile ince ince veriliyor.
bir kadın hem portakal yiyip hem nasıl sevişiyor, benim anlayamadım,
kitap, yurt dışında kaçan bir devrimci kadını anlatıyor, onun ülkeye dönüşü, geçmişi,
Oya Baydar, bir zamanlar devrimciydi, bir zamanlar ütopya peşinde olan bir kadının, devrimcinin böyle şeyler yazması da büyük bir karakter kaybından başka bir şey değildir,
ben okur olarak diyorum ki: ben o kitabı pornografi merakıyla almadım, iyi şeylerden söz etmesini ummuştum, oysa hüsran yarattı bence, eğer cinsel meraklarım ağır basarsa, gider bir porno film izlerim,
Oya Baydar’ın cinsel detaylarını verdiği, kadın ve adam umurumda bile olmaz, olamaz,
Sanırım demek istediğimi anladınız.
herkesin bir duruşu vardır, bu duruş korunmalı.
Yalan söylerken bile, yazar çok dikkatli olmalı. yoksa inandıramaz okuru.
Bir kadının erkeğe duyduğu hayranlığı, habire anlatması hiç iyi değildir, etki yaratan biçim, adamın derinliklerini okura göstererek yapmasıyla olur, kadınla erkek arasındaki kopukluğu ve barışmayı vermenin de binlerce güzel yolu vardır, bayağı olmayan yolu hem de, yürekten geçen yolu hem de,
okuru heyecanlandıran, sonuç değildir, sonuca kadar giden süreçtir, bence, en azından ben bu biçimde etkileniyorum.
İŞTE SİZİ BÖYLE UYUTUYORLAR EY OKUR. İNANMA.
soromam çünkü soruyok ölemem çünkü ölüm yok öldüm bikere ben nasıl dirilirim artık,şimdi sen beni ayakta tutuyorsun seni brakıp gidemem....ölüm beni arar sorararım niye beni istersin ölüm ? oda derki senin süren bitit artık ölmen gerekiyor bende tamam dedim götürdü beni biyere dediki işte geldik bende burası nere burası senin mezarın dedi.Ben hemen beni bırak dedim ama o bırakmadı zorla çünkü bana sen öldün bile dedi ve ben işte o zaman öldüm çünkü askerlik görevimi yapmadım....
sen benim ölümüm
ağlamak istersin belki gülüm
çünkü sende insansın
bende ağlardım istesem be gülüm...
uzun zamandan beri yeni bir roman yazma sürecim sürüyor.
hatta bundan önce sık sık roman denemelerim,oyun denemelerim oldu.ama birini de bitirdiniz mi die sorsanız,hayır bitiremedim diye bir cümle sarfedeceğim ne yazık ki...
şimdiye kadar yarıda kalmış ama aklımda kalıplaşmış bir bir fikre kurguya gerçeğe dayalı bir düşüncem var.Üstelik epey de yazdım,planlarını kurdum,gerektiği yerlerde araştırmamı yaptım.ama gel velakin,yazı yazma isteği bu günlerde yanıma uğramıyor.Şimdilik küçük yazılar,öyküler,şiircikler yazabiliyorum.
En yakın zamanda bitireceğimi de ümit ediyorum.
ama yazı yazmam için yeni yerler görmem gerektiğini ve yeni insanlarla içiçe olmam gerektiğini de düşünüyorum.
aslında yarım kaldığı için çok üzgünüm,özellikle haziranda olacak bir yarışma için hazırlanıyordum.Konusu cve üslubu da bir o denli içime sinmişti...
ama yazamıyorum işte yazamıyorum,
dumura mı uğradım ne,
ben de bilmiyorum.
Sevgiyle kalın,değerli gönülden yazan arkadaşlarım
Şükran Karahan