İletkenine ekleyemediğimden.
Yarın (25/01/2005) saat 19'da Ümraniye K.M. "unutulmayan edebiyatçılar" konulu bir konferans varmış... Tesadüf, geçerken okudum.
Bilginize.
Unutmadan:
Haber ve duyuru, bölümüne yazamadığımdan böylesine, yazdım.
Biz okurlar da oralara yazsa...
?
???
July 2026 tarihinde katıldıSon forum iletileri
Merhabalar;
Romanımda (Beyaz Değişim) güncelleme yaparken bir sorunla karşılaştım. Sonra siteye bir saat kadar giremedim. Sonra düzeldiğinde romanımın silinmiş olduğunu gördüm. Bu yüzden yazıyı değişen haliyle de yeniden yükledim.
Gereği yapılırsa sevinirim.
Saygılar
Volkan Çelebi
Merhaba Diren;
Zannediyorum bu not dogrudan sana ulasacak. Sözü dolandirmadan hemen sorunumu ileteyim.
Tüm islemleri rahatça hallettim. Ancak ; yazdigim bir öyküyü gönderme isini beceremedim saniyorum.
Soru1: Gönderdigimiz yaziyi ne zaman görebilecegiz? Çünkü , yaziyi sayfaya aktardiktan sonra alt taraftaki kaydet seçeneginden baska uygun seçenek göremedim. O na tiklama sonucunda da yeni bir sayfaya ulastim ama her hangi bir GÖNDERildi ibaresi almadim.
son eklenenler seçenegi derdime deva olur ümidiyle oraya yöneldim ama orada da göremeyince aklima bu yol geldi. Zannediyorum bir kaç gün beklemem gerekiyor. Ama emin olmak adina sana yaziyorum.
yardimci olacagini umut ediyor simdiden tesekkür ediyorum.
soru 2: Yaz1 karakterlerinde ki sorunun fark1ndas1n1zd1r her halde?
Tekrar tesekkür ediyorum...
Zaman zaman yazdıklarımıza bakarız, içimizden aktığı gibi bilinç altımız tarafımızda kurgulanmıştır, eğer dizeler arası ince bir bağıntı var ise ...
Şiir de kurgu yapmak sadece düşünceyi işlerken olabilir, en azından benim kalemimde böyle oluyor. Ağları örmeye öylesine kaptırıyorum ki, bir yerde kendi kendine bile kurgulaşıyor. Eğer şiirinize baktığınızda yabancı kalıyorsanız, bilinç altının düşüncelerinizi, akan bir nehir gibi yönlendirdiğini görebilirsiniz. Şiir de kurgu deyince kafam allak bullak olmaya devam ediyor o ayrı ..
Tümüyle alakasız bir ortamda, azıcık bir koku yeter beni çocukluğuma götürmeye, yada ne bileyim ilk sevgilimin kollarına. Bazen kokular benden öç mü alıyor diye düşünmeden de edemem. Öyle ya bakalım ben istiyor muyum ilk sevgilimin kollarında olmak yada ne bileyim istiyor muyum ilk gerçek tokadı yediğim ve hiç sevemediğim ilkokul öğretmenimin suratını zihnimde canlandırmak?
Yazmak açısından düşününce ilk bakışta, güzel bir özellik gibi gelebilir aslında. Ne varki kokuların eline bir düştünüzmü "o" anı yaşamak bazen azap olur. Hiç istemediğiniz anda, hiç istemediğiniz bir yerde, hiç istemediğiniz birinin kollarına bırakır sizi kokular.
Sonra benim gibi sorarsınız her tanıştığınız kadına "Anais mi kokunuz?". Cevap hep hayır olur. Her koku ona benzemeye başlar. Burnunuz koku almaz olur düşündükçe. Kimse ilk sevgili gibi kokmaz parfümü aynı olsada.
O nedenle sınırlamamak lazım yaratıcılığı benim gibi koklayarak. Koklayıp yazabilirsiniz hatırladıkça geçmişi, hem de iyi yazabilirsiniz kabiliyetiniz de varsa. Ama bugünü yazmak imkansızlaşır kokuşmadıkça.
Hayatı o kadar rutin yaşamaya başlamışsınızdır ki son günlerde. Her şey rutin yat, kal, iş, güç... İçinizde bir eksiklik vardır. Ama ne?..
Sonra dolaşırken internette siteleri, bir site dikkatinizi çekiyor. "İzedebiyat" Hııı... Değişik ve seviyeli... Sonra iki satır mesaj atıyorsunuz. "Ben de yazar olmak istiyorum. Derdime bir çare!.. " Sonra yine devam ediyorsunuz hayatınıza...
Bayram günü bir iki kart atmak için sevdiklerinize, oturuyorsunuz bilgisayarın başına. Sayfalara bakarken bir mesaj dikkatinizi çekiyor. Pür dikkat okuyorsunuz iki satırlık yazıyı. Size hitaben yazılmış bu yazı. Yazıda yazılanlar değil, yazan önemli sizin için. Ünlü bir isim Sn. Kamuran ESEN... Size zaman ayırmış "Sözüm ona bir çömeze..."
Birden bir heyecan kaplıyor bedeninizi. Bir sıcaklık ayağınızdan başlıyor, başınızdan çıkıyor. Hani Tom ve Jarry çizgi filminde Jarry, Tom'u buz kalıbına döndürür de sonra aynen benim bedenimin çözüldüğü gibi çözülür. Öyle bir duygu ki bu bayram yerinde şiir okuyacak çocuklar gibi hissettim kendimi. Yada sahneye ilk defa çıkacak tiyatro oyuncusu. Hani TV'de "Popstar" yarışmaları vardır ya kameralar karşısına ilk defa çıkan yarışmacılar; yürümeyi unutur sahnede, ellerini ayaklarını koyacak yer, gözlerini odaklayacak nokta bulamaz. Bunların üstüne birde söyleyeceği şarkının sözlerini unutur. İşte kendimi bu yarışmacılardan biri sandım. Sahnedeyim ve herkes bana bakıyor.
Sonra resminizi açtım Kamuran Ablacığım. Sizinle göz göze geldik. Sizin karşınızda konuşamadım. Dilim tutuldu. İşte tam heyecanımın doruk noktasında... Sürem dolmuş. Bilgisayarım kapandı ve karşıma Easy Cafe yazılı mavi bir ekran geldi.
Çalışmalarım çok dağınık. Nasıl toparlayacağımı bilmiyorum. Yazılarım birer ikişer sayfalık. Yinede kisa sürede toparlayıp aktarmaya çalışacağım
Saygılarımla...
Telifleri başkasına ait eserleri sayfasına gönderen şahısa gerekli uyarı yapılmıştır. 24 saat içinde bu eserlerin siteden sayfa sorumlusu tarafından kaldırılmaması durumunda söz konusu yazıları biz iptal edeceğiz. Ne var ki burada belirtilenin aksine söz konusu sayfada "sevdiklerim" ve "Bu sayfada sevdiğim yazıları toplamak istedim..... " gibi açıklamalarla niyetin hiçbir şekilde kötü olmadığı, sadece İzEdebiyat'ın amacının yanlış anlaşıldığı görülmektedir.
Editörlerimiz her gün bu şekilde gelen sayısız şiiri elemektedir. Ne var ki bazen gözden kaçabiliyor. Bu tür durumlarda, bu defa olduğu gibi sizlerin desteğine ihtiyacımız oluyor. Lütfen karşılaştığınız ve yazarının başkası olduğunu fark ettiğiniz eserleri bize bildirmekten kaçınmayın. İzEdebiyat'ın geleceği ve sitede bulunan tüm yazarların saygınlığı açısından bu konuda göstermiş olduğunuz hassasiyet için teşekkür ederiz.
Saygılarımla,
Diren Yardımlı
İzEdebiyat
Necat Bey'in Edebiyat dünyasının tanınmış şairlerinin eserlerinin yayınlanmasına ilişkin tepkisini çok iyi anlıyorum. Açıkçası Ataol Behramoğlu ve Atilla İlhan'ın şiirlerinin başka bir isim altında ve yeni şiirler listesinde yer alması beni fazlası ile kaygılandırdı...Üstelik şiirleri açtığınızda Aydan Hanım'ın "bu şiirler bana ait değil" açıklaması dışında hiçbir uyarı yok; En kötüsü eser sahiplerinin adı bile anılmıyor... Başkasına ait bir eserin usulünce yapılan alıntılar dışında bu sitede, yazar sayfasında yer almasına son derece karşı olmakla birlikte sevdiği düzyazı ve şiirleri paylaşmak maksadı ile aktardığını düşündüğüm için Aydan Hanım'a bir kızgınlığım sözkonusu değil... Belki de bu tür aktarımlar için ayrı bir linke ihtiyacımız vardır. Ama izedebiyata gönderilen yazıların hiçbir şekilde elenmedileri düşüncesi bile çok irkiltici...Kaldı ki asıl sahibini herkesin bu kadar kolay anımsayamayacağı binlerce güzel eser var... Bu sitenin herkese ne ifade etiiğini bildirecek bir yetkinliğim yok elbette, ama benim için kendi ürettiklerimi büyütmeye çalıştığım bir çalışma grubu olarak işlev görüyor ki bu halinden fazlası ile memnunum. Saygılarımla...
Sayın Aydan Seylan Atilla İlhan'dan, Ataol Behramoğlu'ndan şiirler yazmakta. Eserler bana ait değil diyerek yapıyor bunu ama İzedebiyat format mı değiştiriyor da bunlar yayınlanıyor.
Atilla İlhan gibi bir şairin şiirlerinin sitedeki bir çok kötü şiirle yan yana olması gerçek şiir severlerde derin bir sızı oluşturmakla beraber İzedebiyat'ın diğer bir sürü şiir sitesinden zaten azalan farkını tamamen ortadan kaldırmaktadır. Bilgilerinize sunulur.
Merhaba Sevgili Zeynep;
Henüz emeklediğini söylüyorsun.Hadi emekle bakalım....Yazdığını söylediğin şu günlük ve denemelerini yükle siteye.Bizler okuyalım ve yazdıkların hk. görüş belirtelim.Görüşmek üzere hoşçakal..:)
Merhabalar... Sitenizi yeni keşfettim. Sıcak sıcacık bir site. Fikir arayanlar, akıl verenler, bilgiye aç insanlar, bilgiyi parayla değil sırayla verenler çok hoşuma gitti çok.
Sıra geldi bana... Küçük yaşlardan beri okumak ve yazmak bendi bir tutkudur. Önce günlük yazmaya başladım. Sonra ise küçük deneme yazıları,.. Yazar olmak istiyorum. Ünlü olmak, çok para kazanmak değil hedefim. Koca gökyüzünde parlayan nokta kadar bir yıldız olmak istiyorum. Cahilliğe ışık tutacak bir yıldız, kutup yıldızı yada ay dede olamam belki ama kapkaranlık bir gecede kafamızı kaldırıp baktığımız o muhteşem tablonun bir parçası olmak grurdur bana...
Ve siz büyüklerim, hocalarım. Bu yolda kalem kırmış, saç dökmüş, ömür tüketmiş insanlar, bana da bir yol gösterin. Ben emekliyorum, Siz elimden tutun ve yürütün.
Saygılarımla...
Öncelikle bu yazıyı yazarak aslında sizin de bazı şeylerden şikayetiniz olduğunu anladım. Ayrıca bu yazı güzel, anlamlı ve kurallara uygun.
Ben hiç bir zaman şiirlerimin şiir olduğunu söylemedim. Herkes gibi ben de çalışıyorum. Ben otorite değilim tabi ki ama sorun şu ki bu bir felsefe. Doğru vardır ve tektir. Dolasıyla İzedebiyat'taki bir çok şiir, şiir değil. Bin yıl geçse de değiller bunlar şiir.
'Kime göre' diye bir şey kabul edilemez. Dediğim gibi doğru tektir. Sana göre, bana göre, Nazım'a göre diye bir şey olamaz.
Şu an İzedebiyatta herkes birer stoacı edasıyla popüler kültüre hizmet ediyor. Bir çok şiir sitesi gibi.
Duygu meselsine gelince, bana içinde aşk olan bir şiir gönderin size onun aslında ne demek istediğini anlatayım. Aşk her zaman araçtır. Sadece şiirde değil.
Ayrıca okunmanın hiç bir önemi yoktu. Hele okuduğunu anlamayanların çok olduğu yerlerde. Çok okunmak basit. Örneğin Küçük İskender gibi şiirinizle değil de özel hayatınızla çok okunabilirisiniz. Ama bu sizin şair olduğunuzu ispatlamaz.
Şiir güzel sözlerin bir araya gelmesi değildir. İyi şiir yazmak isteyen, şiirlerini yırtıp atmayı bilemeli. Bana herkes bu şiiri yırt at diyebilir. Serbest.
Saygılarımla. Sizinle tartışmak zevk Sayın Daçe.
Sabahattin ALİ'nin içimizdeki şeytan romanı gerek konusu gerekse işlenişi bakımından çok güzel bir eser. değişik insan tiplerinin psikolojisini iyi yansıtmış, romanda kendimi gördüm diyebilirim...
Gerçek yaşamdaki zorlukları karşılamayanların kaçacağı bir yer de fantastik türü olsa gerek, üstelik son zamanlarda iyi satmaya başladığı için bu türe ilginin artması normal...