Bakın; şimdi İzedebiyat ana sayfasında, Yaratıcı Yazarlık Bölümünde, daha üç-dört gün önce yazdığım bir sezrenişi okuyorsunuz. Muhtemelen şu yazdıklarımın iki ya da üç satır üstünde, günlerdir yayınlanıyor. İfade ettiğim sıkıntının çözülmemesi teknik bir sorun mu, bir aymazlık, bir vurdum duymazlık mı, takdir sizlerin sevgili okuyucular...
Ve bugün sisteme giriş yaptığımda,haftalardır değil aylardır onayda beklediğini söylediğim çalışmam SİLİNMİŞ...Evet, yok olmuş...Haftalarca beklerse yok olur elbette.
Böyle mi oluyor amatör edebiyata değer vermek? Ben öyle bir kaç ay değil, yıllardır İz Edebiyat okuyucusu ve yazarıyım. Ve bu sıkıntılar baş gösterdiğinden beri ısrarla iletişim kurmaya çalışarak, üşenmedim, e-postalar attım.
İnternet amatör edebiyata yer veren bu pastadan payını alan sadece İz Edebiyat mı? Nice başka siteler var. Ve kendi imkanlarınızla değerlendirip, burada noksanlığı artık gözlerden kaçmayacak kadar devasa hale gelmiş profesyonelliği, başka sitelede gözlemlemenizi rica ediyorum.
Haftalardır bekleyerek yayınlanmayan ve sonunda - şimdi bana e-posta atarak teknik bir sorun diyeceklerdir- kendiliğinden silinip gitmiş olan çalışmam ise İngilizce ve Almanca çevirisi ile İnternational Literature Club (Uluslarası Edebiyat Derneği ) tarafından geçtiğimiz Şubat ayında İnsprition (İlham) Ödülü'ne layık bulunmuş bir eserdi.
22 Mart 2007 (Bugün) itibariyle bütün çalışmalarımı siliyor, bir daha da İz Edebiyat üzerinden hiç bir çalışmamı okuyucularımla paylaşmıyorum.
Herkese saygılarımla...
?
???
July 2026 tarihinde katıldıSon forum iletileri
Şiirin güzel hatta bir aceminin yazamayacağı kadar. Fakat noktalamaların...
Neler oluyor? Önceleri gönderdiğimiz çalışmalar bir hafta yahut on günlük bir onay süreci bekledikten sonra sayfalarda yer alırken, sonra sonra bu süre yirmi-yirmibeş güne kadar çıktı. Yoğunluk diye kendimizi avuturken, bu kez bir süre server arızaları nedeniyle yazdıklarımız kaybolmaya, hiç yayınlanmamaya başladı. Bunu da teknik bir sorun olarak kabul ederken, son üç aydır gönderdiğim çalışmaların yayınlanmasını, çoğunlukla çalışmayan iletişim@izedebiyat.com adresine ya da editor@izedebiyat.com adresine rica minnet yapmama borçluyum. Ve bugün itibariyle tam beş haftadır onayda bekleyen bir çalışmam için yazdığım e-posta da kafi gelmemiş olmalı ki, hala onayda kuzu gibi bekliyor. Üzülerek diyemeyeceğim, bilakis hiç bir üzüntü duymadan İz edebiyat üyeliğimi sona erdirmeyi düşünüyorum. Buradan benzer şekilde şikayetçi olan bütün diğer edebiyat katılımcısı arkadaşlarıma da sabırlar temenni ediyorum.
Saygılarımla.
Çalışan bir insan parlar ışırken
Aydınlanır her yer nurdan geçilmez
Nur istemem dersen yaşlanır erken
Ağarır saçların kırdan geçilmez
Kimi şeyler vardır hep elzem olur
Kıymetini kışın çok kimse bilir
Ayağın gömülür saplanır kalır
Leken giymez isen kardan geçilmez
El işlerken geri koma işini
Diş tırnakla çıkar ekmek aşını
En ufak menfate bükme başını
Nitekim namusdan ardan geçilmez
Gerseler çarmıha çektirip çile
Eziyet etseler işkence ile
Çok şeyden geçilir canından bile
İmkansız anadan yardan geçilmez
Leventim çekilin üstüne değer
Malesef bulunmaz elimde ayar
Emin ol hiç tekin değildir bu yer
Zenciri koparsan burdan geçilmez :0((
kitap okumanın,edebi bilgilerimizi nasıl geliştirdiğini çok iyi biliyorum.insanın vizyonu gelişiyor,bunun üstüne bir de kelime dağarcığı genişliyor.ilk romanımı yazmaya başladığımda oturdum ne yapmaya karar verdiğimi anlamaya çalıştım.sonrasında hemen araştırmalar yapmaya başladım.okudum,okudum,okudum...etkilendim,doldum bilgiyle taştım sonra bunlarla bir yerden başlamaya niyetlendim.başladım ve bir buçuk sene sonra da tamamen bitirdim.demek ki,isteyince ve donanım eklenince herşey olabiliyormuş!
kitap okumanın,edebi bilgilerimizi nasıl geliştirdiğini çok iyi biliyorum.insanın vizyonu gelişiyor,bunun üstüne bir de kelime dağarcığı genişliyor.ilk romanımı yazmaya başladığımda oturdum ne yapmaya karar verdiğimi anlamaya çalıştım.sonrasında hemen araştırmalar yapmaya başladım.okudum,okudum,okudum...etkilendim,doldum bilgiyle taştım sonra bunlarla bir yerden başlamaya niyetlendim.başladım ve bir buçuk sene sonra da tamamen bitirdim.demek ki,isteyince ve donanım eklenince herşey olabiliyormuş!
foruma yeni üye oldum.herkese merhabalar diyorum.inşallah paylaşımlarımız bana fayda sağlar ve ben de bir nebze olsun yeni romanımda cesaret edinmiş olurum.ilk romanımı tamamladım,kapak çalışmaları,önsöz ve özgeçmişim de hazır.yalnızca kitabı yayınlayacak kitap eviyle anlaşmam kaldı.bu konuda çok büyük tereddütlerim vardı.araştırmalarım sonucunda Ankara'da bir yayıncı buldum.tabii içimde yine bir çok kuşku var,şehirlerin ayrı olması en büyüğü.ben İstanbul'da onlar Ankara'da.nasıl olur bilmiyorum ama işte söylediğim gibi cesarete ihtiyacım var biraz.adım atarken neye dikkat etmem gerekiyor?sözleşme hala ben de,son kararımı verip artık basım yaptırmam lazım.kitabımı kendim bastırsam mı daha iyi olur,yoksa belirli bir ücret verip kitabevine mi bastırtsam?sizler bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Kişinin kendinde olanı gösrermesi, diğer insanlarla paylaşma eğiliminin gerçekliği, yaradılıştaki felsefeden geliyor..varolma sebebiz de bundan..
Tanrı, içindeki mükemmeliğiyle alemleri,kendi içinde alem olan insanı yaratması; onun kendinde var olanı gösterme ve bunların farkedilmesini istemesiyle olmuştur..
Neden bir ressam yaptığı çalışmalarını sergileme ihtiyacı duyar? neden bir senarist yazdıklarının bir kameradan geçirilip film olmasını arzu eder? neden bir yazar yazdıklarını yayımlatmak ister? neden bir fotoğrafçı çektiği kareleri gösterme yolunu seçer? neden Fatma teyze ilmik ilmik işlediği örgüleri, dantelleri çevresindekilere gösterme çabasına girer?
neden?
"işte bak,bunu ben yaptım" "Nasıl olmuş?" "Sen ne düşünüyorsun?" "Kendimi anlattıyorum ve bilinmek istiyorum ey insanlık!! bu yüzden yazıyor, çiziyor, çekiyor, yapıyorum...çünkü ruhumda Tanrı'dan bir armağan var.
yorum konusunda ve edebiyatın her alanı ile ilgili konular bu alanlarda tartışılmakta ama lütfen okunmasını istediğin şiir , yazı vs. lerini bir yazar sayfası oluşturarak sergile...
kurtlar hangi dağda ölmekte,
ölümün sesi hangi kulaklarda çınlamakta?
çok mu ıssız, çok mu karmaşık yaşamak?
puhu kuşlarının ötüşü taşıyor aydınlığa,buralarda çıt yok.
havada kelimeler uçuyor, yaklaşamıyoruz
eller uzanıyor, tutamıyoruz.
bir hışırtı, hangi kitaba ait belirsiz...
sayılardır tapınmamız sevgimiz...
kayıbız.
biz.
kaybolan herşeyde biz varız biraz.
herşey bizde kayıp.
puhu kuşlarının kanatları karanlık
buralarda ışık yok.
susuyorum.
susuyorum, içtiğim karanlık
Dünyada küçülmeye doğru giden global hareketin, toplumlar üzerinde farklı etkiler bıraktığını; her alanda değişim ve dönüşümün gerçekleştiğini hepimiz biliyoruz. edebiyat, sinema gibi alanlarda fantastik rüzgarın insanlarca tutulmasının arkasında da bu değişim ve yeniliklerin etkisi var bence..İnsanlar giderek karmaşıklaşan hayatın içinde yeni olana, farklı olana ya da şöyle söylemek daha doğru olur "olmayana" ilgi duyuyor..Daralan hayal dünyalarımıza selam veriyor fantastik öğeler.. bence ilgiler ihtiyaçtan doğar..Hayal etmeyi unuttuğumuz bir zamanda çıkıverdiler uçan varlıklar, cinler, periler, huriler...
merhabalaar iz edebiyat alemine
Bütün çocukluğum fantastik romanlar okuyarak geçti.Benim için fantastik romanların kitaplığımda bambaşka bir yeri vardır o yüzden.Ama ne diyeyim türk yazarlar fantastik eserler üretmekten çok yoksunlar bence..
uyusunda büyüsüüün neeennii tıpış tıpış yürüsüüün neeennii
yağmurun altında dönsen hamsiye
basit fırtınadır kopunca geçer
gerek yok almana senin şemsiye
ıscak bir ılhamur yapınca geçer
yüklen direksiyon göster becerin
esas yarı yolda kalsan acırım
ister ise önün olsa uçurum
belki doğru yoldur sapınca geçer
kapına saldırsa süren kuşatma
ıslak neyin olur eli yaş etme
köpekler saldırsa aman taş atma
en fazla kuduzdur kapınca geçer
bıçaklar dayansa varsa kemiğe
sen sen ol bulaşma sakın sümüğe
yediğin lokmalar dursa ümüğe
sıkıca yumruk vur tepince geçer
ayağın altında patlasa mayın
südü bozuk hain desede sayın
kendini bir anda hissetsen koyun
purovakasyondur öpünce geçer
devam edin ağlar göz bakışması
hayra alamet bu kan akışması
sanmamki sendeki can çekişmesi
ilacı şuruptur hapınca geçer..
..uyusunda büyüsüüüün neeenniiii .. eee .. eee .. eee.. :0((
_________________
sevdiğim mah cemalim hilalim yıldızım seni seven aşık çeker cefayı
şu ana kadar hiç 'ah oturupta şöyle bir şiir yazayım' dediğim olmadı. yazcağım ana ve konuya hiç kendim karar vermedim. herşey kalemimin ucuna bir anda geliverdi ve işte geldiği anda da yazdım. bu insan için olağanüstü bir duygudur ve bunu eminimki yalnızca yazarlar anlarlar. özellikle de yazdıklarınızı aradan geçen bir müddet sonra tekrardan okursanız bambaşka bir lezzet alırsınız..[[B]][[I]][[/I]][[/B]]