nalan gök adında bir şahıs bbenim sayfammın üzerine konmuş
bu nedemek, hata mı? hata gibi görünmüyor,kendine profil yapmış
o zaman hırsızlık? lütfen bu şahısla ilgili problemi çözün.
saygılarımla...
?
???
July 2026 tarihinde katıldıSon forum iletileri
nalan gök adında bir şahıs bbenim sayfammın üzerine konmuş
bu nedemek, hata mı? hata gibi görünmüyor,kendine profil yapmış
o zaman hırsızlık? lütfen bu şahısla ilgili problemi çözüm.
saygılarımla...
neden benim sayfamda birinin adı, ve profil bilgileri var
ben lanetliaziz
Sevgili Şebnem,
Kitabın hayırlı olsun, umarım amacına ulaşman için attığın adım seni zirveye taşısın.
Son yıllarda bir çok yayınevi matbaa mantığı ile hareket edip amatör yazanların birikimlerine sahip çıkıyorlar. Fakat sadece maddi birikim kısmı ile ilgilendiklerini söyleyebilirim.
Mail adresime durmadan "eserlerinizi yayınlamak istiyoruz" tipinde gelen mailler artık beni hiç ilgilendirmez oldu, sonunda hep beklentilerimi satın almam gerektiği konusuna dönüyoruz çünkü. İlk aldığım bu tonda mailde heyecanlanıp, İşte! dedim. Ama sonrası basit ve ucuz bir girişim olduğunu hissettirdi. Arkası da kesilmedi, mailler geliyor ben siliyorum.
Umarım bu eleştirin hedefine ulaşır ve yayınevin elini tutmakla kalmaz, sana omuzda verir.
Sevgiler,
Simten.
Sevgili arkadaşlar,
Sitenin bugünler için sabırlı üyelere ihtiyacı var belki ama gündem devamlı akarken biz de durup bakamıyoruz, İzedebiyat sayesinde hayata daha çok dahil oluyoruz. Siteye ulaşılamayan her an, hepimizin aklından "acaba?" lar geçiyor doğal olarak. Yıllarımız var bu adreste, yazılarımız yani bizler varız. Kaybetme korkumuz da oluyor doğal olarak.
Son mailde bahsetiğim teknik sorunlarımın hepsi çözülmüş, anlaşılan genel bir problem yaşandı ve son güncelleme yeniden yapıldı. İzedebiyat yola yazar ve okurlarıyla çıktı, yürüdü ve büyüdü.
Sevgili Kamuran Hanım'a katılıyor ve son durum hakkında bilgi vermenizi rica ediyorum, nereye gidiyoruz?
Sevgiler,
Simten.
Sevgili Site Yöneticileri;
Sitenin yayınına bir haftalık ara vermesinden sonra, siteye girenleri bir sürpriz bekliyordu.Kimimiz, eski şifremizle girebiliyorduk siteye.Kimimizin yazıları , üyeliği silinmişti.Örneğin Seval Deniz Karahaliloğlu ve Güliz Dülgeroğlu.Benim de yüz'e yakın yorumum silinmişti.Daha doğrusu ben silindiğini düşünmüştüm.İki gün sonra, yorumlarım geldi.Yani benim şimdilik bir sorunum yok ama bazı arkadaşların sorunu devam ediyor.
Ben teknik bir problem olduğunu, hiç bir üyenin üyeliğinin ve yazılarının silinmediğini düşünüyorum.Ama sorun yaşayan arkadaşlar, haklı olarak panik olmuşlar ve üzülmüşler.
Sevgili Site Yöneticileri!Bu konuda bize bilgi verir misiniz?Sitemize neler oluyor?...Biz İZEDEBİYAT' ı çok seviyoruz.Sitemizin yaşamasını istiyoruz.
Teşekkür ederim.Selâm ve sevgiler.
Herkese merhaba,
Sitenin en göz alıcı yerinde yanıp sönen "Kitap Yazan Herkese Fırsat...Kitabinizi gonderin yayınlayalım..10 gün içinde kitabı yayınlanmış bir yazar olun.." ibarelerinden gözlerimi alamıyorum. Kitap yazan biri için sanki bu yazı, bir mucizenin gerçekleşmesi gibi bir şey. Gerçekten de yayıncılığın yeni yüzü işte bu olmalı diyorsunuz. Ama benim "bu yeni yüzde" sevmediğim bir nokta var.
Benim de kitabım kasım ayında cinius yayınlarından basıldı ve yayınlandı. Her şey söz verildiği gibi tıkır tıkır işledi. Kapak güzel oldu, editöryel hizmetler çok iyiydi, basım güzel oldu ve ortaya iyi bir kitap çıktı. Ama sanki her şey o noktada bitti. Yani parasını verdim ve kitabımı bastırdım, hepsi bu gibi birşey oldu.
Bunda ne yanlışlık var diyebilirsiniz. Bir yanlışlık yok, ama bir eksiklik var kanısındayım. Ben kitabımı yayınlayan yayınevinin bir yazarı olmuş olmak isterdim. Hani "aitlik" kavramı vardır ya, Cinius benim yayınevim, ben de onların bir yazarıyım gibi. Hayalimdeki yayınevi bir ticarethane mantığı gibi çalışan değil, yazarlarının yeni yazılarıyla da ilgilenen, aileye yeni katılan yazarları biraraya getiren, onlara gerçekten "işte burası benim yayınevim, benim yayıncım,benim editörüm" dedirten bir yayıneviydi. Ben kitabımı bastırırken her köşesi kitap kokan Cağaloğlunun en kıymetli yayınevlerinden birine, bir aileye dahil oldum zannetmiştim. Editörlerime bundan sonra yazacağım her yazıda danışabileceğimi, en azından "ulaşabileceğimi"düşünmüştüm. Ama sanki bir basım eviyle anlaştım, kitap basılınca da yollarımız ayrıldı gibi hissediyorum. Bir yayınevinin bir çok yazarı vardır belki, ama yazar için tek bir yayınevi söz konusudur. Belki kitap yazmadan önce yayınevleriyle ilgili bir bilgim olmadığı için kafamda böyle bir hayal yaratmıştım. Belki hiç bir yayınevi artık bu şekilde çalışmıyordur. Belki de para verip bastırdığı için kişi gerçekten "Yazar" olmuyor, bu durumda yazar-yayınevi ilişkisi de benim hayalimdeki gibi yürümüyordur.
Her neyse, ya da ne değilse, böyle hissettim, paylaşmak istedim. Duyan olursa ne ala!
Sevgiler,
Şebnem Pişkin
iLk defa böyle bişi denedim umarım hoşunuza gider profesyonel biri değilim ama hayallerim geniş oldugu için bir profesyonel gibi yazabilirim yazmak beni rahatlatan 3 şeyden biridir :D evet böyle yazdıgım bikaç tane daha war ama size saçma gelebileceği şüphesiyle onları koymadım artıq hadi eyv. :D
Evet Bir zamanlar bir takipçinin yanında çalışıyordu ve bir çok hayalleri vardı bunlar bitaneside bir gün ünlü bir Oyuncu olmakdı bunun olmasını beklemek en iyi çare diye dusundu yıllarca taki o gune kadar birgün arkadaşlarıyla muhabbet ederken ünlülerin daha önceleri yani ünlü olmadan önce ne yaptıkları konusu açıldı derken muhabbet koyulaşıp gitti.Herkes kimlerin nerelerden buralara geldiğini anlatıp duruyordu bazıları küçüklüğünde uyuşturucu tacirliği bazıları garsonluk bazılarıda gundelik karşılığında bazı bürolarda çalışmıştı.Aklından İse benm onlardan neyim eksik die söyleniyordu ve muhabbet bitince en yakın bir net cafeye girip kendisine bir pc açtırdı sonra arama motorundan film şirketlerini araştırmaya başladı ve birkaç numara buldu bu numaraları cebine koyup cafeden cıktıkdan sonra biras gezindi ve hayaller dünyasının kapısını çaldı biras hayal kurdukdan sonra evine donup yattı.Sabah olunca hemen bir telefon bulup dün akşam almış oldugu numaraları birer birer çevirmeye başladı fakat her numaradan ya biz sizi daha sonra ararız yada tamamen olumsuz bir cevap alıyordu elinde kalan son numarayıda çevirdikden sonra telefondaki ses onunla dalga geçmek için siz bizim gibi ufak çaplı firmalarda iş bulmazsınız biz size hollwood dan bir şirketin tel no verelim onlarla konusun dedi.Bu teklifi olumlu karsıladı ve son umu olarak tel noyu aldı numarayı alırken karsıdaki kişinin onunla dalga geçtiğinden haberi yoktu ama o bunu 90 + 3 de gelebilicek bir gol olarak görüyordu.Numarayı aldıkdan sonra biras gezdi biraz vakit geçirdi ama sabırsızlanıyordu ama bir türlü telefon açmayı cesaret edinemiyordu çünkü bu onun son umuduydu ve olumsuz bir cevap almak onu yıkabilirdi hiç olmassa aramadan önce içindeki umut adında bir ufacık bir mum ışıgı vardı.Biraz zaman geçirdikden sonra cafeye gitti cafede yakın arkadaşlarından biri vardı yanına gitti selam verip yanına oturdu ve derdini anlatmaya başladı arkadşı anlattıklarını samimi bir şekilde dinliyor ve ona umut verici şeyler söylüyordu ardından aldığı telefon numarsını anlattı arkadaşıda ona aramasını söyledi böyle zombiler gibi sürekli hayaller kurup kendini bitireceğine arayıp içindeki kuşku ve şüpheleri bitirir ve bunu bir sona bağlarsın dedi birazda gaz verdi ona çünkü onun bu gaza ihtiyacı vardı biraz düşündü ve tamam dedi arıyacağım ve telefon numarasını çevirdi karşısına yumuşak ses tonulya konuşan bir kız çıktı ama aradıgı numara yabancı oldugu icin kızda yabancı bir dille konusuyordu konustugu dil ingilizce idi ama o hiç inglizce bilmiyordu ama arkadası biliyordu telefonu arkadaşına uzatıp onun için konuşmasını rica etti o da bu teklifi kırmayarak telefonu aldı telefonda ki kızla bir süre konustukdan sonra telefonu kapattı ilk başta arkadaşına üzgün bir yüz ifadesiyle baktı bu yüz ifadesi olumsuz geçtiğini anlatıyordu sanki Kutlu kafasını eğdi anladım dedi ama arkadaşı ona şaka yapmıştı aradığı firma yeni bir proje üstünde çalışıyordu ve yeni bir yüze ihitiyacı vardı ve ona fotoğraf ve kısa bir özgeçmiş istemişler 2 gün sonra arayacaklarını ve adresi vereceklerini soylemişlerdi Kutlu bu sözleri duydukdan sonra hemen bir foto dukkanına gitti ve 6 tane fotopraf çektirdi sonra eve gidip masasının başına geçti ve öz geçmişini yazmaya başladı butun işlemler bittikden sonra arayacakları günü beklemeye başladı ve söyledikleri gün yani aradıkları günün 2 gün sonrasında bir telefon geldi ve adresi verdiler hemen bir zarfla istanbulda burosu bulunan firmaya gonderdiler onlarda bunlaru hollywooda yani amerikaya postaladılar. Kutlu artık hollywood dan gelcek cevabı bekliyordu ve beklenen cevap 1 hafta sonra istanbulda ki burolarından geldi cevap olumluydu ve hollywooda bekleniyorlardı.Bu onların önündeki bir zirvenin yolumuydu bu haber onu çok mutlu etmişti öyle ki ayakları yerden kesildi nerdeyse bir anda bu seviç yerini sıkıntıya bıraktı çünkü cebinde yol parası yoktu ama arkadaşı bu problemi çözmekde kararlıydı o günün akşamı bütün tanıdklarını dolaşıp borç para istedi ve sabahına gereken miktarı bulup Kutluya verdi bu parayı kabul edemeyeceğini söyledi Kutlu ilk başta ama arkadaşının ısrarı üzerine kabul etti hemen vize işlemlerine başlanıldı pasaportuda cıkarttıkdan sonra ilk önce istanbula ordanda ilk uçakla hollywood a gitmek için yola koyuldu herşey olumlu geçmişti hollywooda indiğinde elinde bir tek adres kagıdı vardı ve 100 dolarda parsı vardı havaalanından bir taksi çevirdi ve elindeki adresi taksiciye verip oraya gitmek istediğini el kol hareketleriyle belli etti ve sonra yola koyuldular ve tam istediği adresde onu indirdi ve şöyle bir etrafına baktı ve onunde bir kapı kapının yanında da bir kulube gordu ardından kulubeye dogru yurumeye basladı kulubenin yanında geldiğinde ne anlatacaıgını bilmediği için ona kimliğini uzattı gorevli kimliğe şöyle bir baktıkdan sonra içeriye telefon actı biras konustu sonra telefonu kapatın kimliğe uzattı ve ardından kapıyı actı içeri girdiğinde onu almaya gelen birini gordu ona doğru yurumeye basladı ona doğru gelen adam ona hiçbirşey demeden kolundan tutup bir studyoya soktu ve hemen yönetmenle bulusturdu yönetmen ona bişiler söylemişti ama o söylediklerinin bir tekini bile anlamıstı ve yönetmende bunun farkına vardı hemen bir tercuman cagırttı.Tercuman geldi ve ona tercümanın agızından
-Bak dostum seni buraya cagırtmamın nedeni daha önce telefonda da konustugunuz kişinin de söylemiş oldugu gibi bir proje üstünde calısıyoruz ve yeni yüzler arıyoruz ama senin için tek bir rolum var onemli sayılır guvenlik görevlisini oynuyacaksın sadece bunun için sana 60.000 dolar vericez kabul edersen eğer hemen kontrat hazırlatıyorum.
Kutlu bu kadar yolu 60.000 dolar içinmi geldiğini düşünemye başladı çünkü onun istediği büyük bir roldu ama teklifi kabul etti ve hemen bir kontrat yapılıp imzaladı böylece ilk deneyimini yapmak icin kolları sıvamaya basladı aksam oldu hersey toparlanırken biraz gezmek icin patronundan avans istedi ve 1.000 dolar aldı gezmek icin dısarı cıktı ki kapıdan cıkarken yanında setten arkadaslarıda vardı bir adam geldi elinde bıcak vardı ve yanında ki genc bir kızın ustune doğru yuruyordu bunu farkeder farketmez elinde bıcakla gelen adama sol ayagınn dısıyla öyle bir tekme attı ki boylesi sadece hayal edilebilirdi cunku sol ayagını sagdan sola dogru adamın tam yuzunde patlattı o kadar hızlı yaptı ki bunu kendiside havaya kalkmıştı gözlerini actıgında yuzu studyoya donukdu ve arkasında adam sırt ustu serilmiş bir vaziyetti ki bu tekme onun hayatını değiştiren bir vuruş oldu ve çünkü onun attıgı tekmeyi saniye saniye izleyen yönetmen artık oynatacagı basrol oyuncusunu bulmustu ve Kutlu için şöhret kapısı aralanmış bulunuyordu ve herkes onu alkıslamaya baslamıstı ve ertesi gun bütün gazetelerde ismi ve attıgı tekme konusuluyordu ve Güneşin Hıçkırıkları adlı fiLmde başrol oyuncusu olarak işe başlamış ve oyunculugu cok beğenilmiş ve arkasından 17 tane filmi ard arda cekmeyi basarmıs ve butun zamanların en iyi oyuncusu olmayı başarmıştı aldıgı ödül ve paraların haddi hesabını kendide bilmiyordu artıq....
siteye yeni katılanlar arasındayım tüm dostlara merhaba
elimde bir iğne bir iplik ile
geceyi gündüze ekleyip durdum
Bir sabah ansızın gelirsin diye
Uykusuz gözlerle bekleyip durudum.
NEZİHİ
Apr,15/04
Seviyorum seni,
Öyle cesur,
Bağırabilirim yani
Yedi düvele.
İstiyorum,
Yok bunun ötesi!
Utanma yok,
Gurur yok yani,
Tersi
Kendimi inkar.
Keşke bebek halimizde
Kalabilseydik hep,
Hep,
Haykırabilseydik
Ne istediğimizi
Yürekten.
Kahrolası kodlanmışlık,
Yedi düvele haykırırım da,
Bir tek sana söyleyemem!
Gülgün Karaoğlu
hala onay bekliyorum...
moskova ortasi kizil meydandir
kremlin sarayi yani basinda
buranin muktari bizim koydendir
yenile secildi ayin besinde
burada havalar genellikle nem
benim burda gecti o kadar senem
sevdigim bi denem canim eminem
diger yari gecti senin pesinde
caddesinde insan yolu sasirir
aynasiz ensede boza pisirir
*natas agri keser ates dusurur
yutma hic asiri cikar lesinde
micurinskiy parki gole yakindir
kopek neyi olu tasla sakindir
fakir isen saga sola bakin dur
dostdan saymaz seni karga kusunda
rusa tutar biri sanki *spicki
gun boyu icerler su gibi icki
satin alip yesen yagli *procki
bosluk komaz dolgu yapar disinde
*babuskalar tum gun unler bagirir
*pirog satmak icin dokuz dogurur
un eler mayalar hamur yogurur
calisirlar cogu kendi isinde
kizil meydan ici var bir kilise
katiyen guvenmem bekci polise
on dolar biraktim berber halise
versin hacamati gorur dosunde
alti karis saci yana yatirir
kirli mintanini bitler goturur
hepsi metrolarda yatar oturur
buradir mekani ayyas kesinde
ictigim su kefir verir gidami
aksamlari huzun sarar odami
miknatis olmusta ceker adami
ne var ise sanki ekmek asinda
rusyada sekere diyorlar sakir
gelmisim buraya yine tamtakir
ozyurdunda ayaz yedi bu fakir
soguktan titredi bu yil kisinda
moskovada acti agac dallari
uzak mesafeler baglar yollari
yari vatan oldu gurbet elleri
sevdigim gor beni gayri dusunde.. of amaaan aman oy.. :0((
.................................
bu arada gecenki siir aslinda soyle olmali idi duzenleme imkani olmadigi icin tekirar veriyom onerisi olan varsa yine duzenlerim
rutubet üşütür taşlarsa batar
sorgucular durur böğrüme yakın
olmayım çok zaman kabirde yatar
epey geciktirip çağırma sakın
kusurum bağışla olursam nezle
bulaşmasın sana yanaşma fazla
huzura durunca üç arşın bezle
onu da toplayıp sıyırma sakın
fakirim acizim gönlüm haktadır
karnı aç gezerim gözüm toktadır
günahım çoksa da ufak noktadır
sürüden koparıp ayırma sakın
umudum geçmekte olsa nafile
hele fırsat tanı yine af ile
köprüye gelipte dursa kafile
sen çık ayrıl deyip bağırma sakın
sabır hususun da olmadım eyüp
kimi kusuru da pek sayma kayıp
unuttum belki de bir ufak ayıp
kimseye söyleyip duyurma sakın
katranlar kaynarken bakır kazanda
başında beklerim durur hizanda
adil tart gözlerim her an mizanda
az kendinden koyup kayırma sakın
sevap hanem dahi sanmam tekinden
yokmu borç alması başka sakinden
bir şey çıkmaz ise mevcut yekünden
şu boynumu büküp eğirme sakın
hesabı beklerim tamam bulmanı
ısrar etme yemem senin elmanı
huride istemem yeter gılmanı
zebaniyle salıp koyurma sakın
dünyada yılmışım ben zaten işten
üç kuruş parayı artırıp dişten
pazarlık yapalım söyleyim baştan
çalışmak emredip buyurma sakın
beş vakit farzettin kışta kardada
sabah akşam vücut beden hurdada
insaf et çıkarma icat ordada
alnı yere koyup değirme sakın
can sıkıntısıyla yazmışım hani
lafımı yukarı alma ey gani
suçumu affeyle severim seni
beni hamur sanıp yoğurma sakın..
yine 1 haftadır şiirlerim onaylanmıyor neden acaba
cevablarınızı bekliyorum...ugur_gumusdere@mynet.com
Seda hanım kaderinizi paylaşıyorum