"Yazdıklarım bir gün anlaşılırsa, bu, benim de bir şey anlamadığım anlamına gelir." — Franz Kafka"

Kitap Dünyası

Yeni Yayınlar

44 görüntülenme · 237 ileti
??? #161
İkinci, hatta yanılmıyorsam, üçüncü kez dikkatimi çekiyor... Foruma henüz "ilk" iletisini atan arkadaşlar nedense sıkı bir eleştiri yapmak için giriyorlar bu zahmete. "Nedir sizin bu yaptığınız" konulu sözlerin sahiplerinin ileti sayısına bakıyorum "1" ... Arkadaşlar, hoş geldiniz, önce kaynaşalım, tanışalım. Kimsenin, yalnızca okuduğu ya da onu bile pek yapmadığı bir foruma girip eleştirip gitmesi hoş değil bence... Herkes bir çuval konuşursa kimin kusurlu olduğuna bakarız; ama sadece iki laf eden elbette her zaman "en" suçsuz, en kusursuzdur...
??? #162
yazını biraz anladım. biraz da anlamadım. açarsan sevinirim. eleştirdiğin kişiyi anladım da... [[B]]"Üzüldüğüm nokta, gerçekten yazılarını takip ettiğim ve saygı duyduğum insanların bir şekilde bu süreçte yer almış olmasıdır." [[/B]]diyorsun, keşke isim verseydin. nedense eleştirirken gözünü çıkarıyoruz da iyi şeyler söylemeye gelince gizli - saklı, sanki utanılacak bir durummuş gibi davranıyoruz. ben bütün katılımcılardan begendikleri, sevdikleri yazı ve şiirleri açıkça yazmasını bekliyorum. yazar kütüphanelerinden çok yazar-şair keşfettim. bir yolu da bu olabilir; iyiden haberdar etmek... saygıyla...
??? #163
Kenan Bey, sizin tecrübelerinizle hareket etme şansım taktir edersiniz ki mümkün değil. Bu nedenle söylediklerinize bir anlam veremiyorum. Yoksa olan biteni onayladığınızı mı anlamalıyım? İleti sayısına göre mi insanların konuşma hakkı var? Abuk subuk yüzlerce ileti gönderdikten sonra herkesten fazla konuşma ve eleştirme hakkım mı olacak? İzedebiyatın arka yüzü değil mi bu forumlar? Burada insanların edebiyatı ne kadar sindirdikleri ortaya çıkmıyor mu? Burası insanların yüzleşme odası değil mi? Söz hakkım yoksa sayın yöneticimiz uyarsın: ‘Kes sesini! İleti sayın kadar konuş!’ desin. Size de biraz çocukça gelmiyor mu bu? Tanışma, kaynaşma meselesi ise zamanın üstesinden geleceği bir durum. Yoksa forumlara yazmanın bir şartı da ‘Önce tanış sonra kaynaş daha sonra yaz.’ şeklinde mi? İlginç. (Kimi zaman son yapmam gerekeni ilk yaptığım anlar olmuştur ama daha ilk iletide bunun deşifre edileceğini hiç düşünmemiştim açıkçası.) Yusuf Ziya Bey, isim istiyorsanız hemen vereyim. Siz, Nida Bey ve Kenan Bey. İleti atmama neden olan ise sizin sakin yanıt ısrarcılığınızın üzerine sakin suskunluğu seçmeniz ve Nida Beyin msn davetidir. Bir de Diren Beyin çok ama çok gecikmiş uyarısı. Beni ilgilendirmediğini düşünebilirsiniz ama inanın onca ifadeden sonra bunlar bana garip geldi. İnsan kendini aldatılmış hissediyor. Her şey yalan mıydı? Şöyle bir soru insanın aklına geliyor. Arkadaşlar forumda renkli kavgalar edip özel yazışmalarında kanka mı oluyorlar? Yeniyim, ileti sayım bununla birlikte 2. Fazla mı ileri gittim bilmiyorum ve kimseye haksızlık etmek istemiyorum. Ama inanın dışardan görünen bu.
??? #164
Konuşma hakkıyla ilgili hiçbir düşüncem yok, yanlış anlatmışım kendimi.
??? #165
uzaktan bakınca haklısınız. belki yakından bakınca da haklı olabilirsiniz. üçüncü şahıslar adına düşünmemiştim doğrusu. düşündüm sayenizde. ben de sizin yerinizde olsam belki aynısını düşünürdüm. ama lafı uzatmadan söyleyeyim; kimseyle kanka olmuş değilim. isa ve imdat'la bir-iki mailleşme oldu. imdat'la ortak bir noktada buluştuk diyebiliriz. ama isa'yla biryerde buluşmak benim adıma mümkün değil. kimseyle bu sayfalarda kullandığım dilden farklı bir dil kullanarak yazışmam da mümkün değil. gelelim sorun'un odağına: ben de hep düşünüyorum. bu ilk suskunluğum değil ve son da olmayacak. sanırım. benim açımdan mesele şu: bu sayfalarda edebiyata ve hayata dair güzel etkileşimler ve paylaşımlar yaşamayı istiyorum zaman zaman da oluyor bu. ama devede kulak. bazen tartışmanın veya bir tavrın saçmalığına dayanamayıp atlıyorum ortaya üzerime sıçrayacak çamurlara aldırmadan. (bkz. isa sorunsalı ve kütüphanelerdeki kitap sayısı uzatmaları) ama bir süre sonra pes ediyorum. insan bu kadar mı derdini anlatamaz diyorum veya bu kadar da mı anlamadan uzak olunabilir? bazen o tartışmaya girdiğim için bazen de o tartışmadan çekildiğim için kızıyorum kendime. çözebilmiş değilim henüz. net konuşmayı seviyorum. lafı dolaştırmadan. sanırım bu forumlara uygun bir dil değil. saldırgan değilim aslında ama metinler üzerinden yapılan tartışmaların ve ne dediği belli olan sözlerin azlığını gördükçe saldırmak istiyorum. bu da çözmez biliyorum... kısır döngü deyin, tutarsızlık deyin, amaaan deyin... ne derseniz deyin... benim forum psikolojim de bu işte... umarım bu iç dökmenin birilerine bir yararı olur ve tabi bana...!
??? #166
Aynı hedefe giderken birbirimize çelme takmış olabiliriz. Düşeni kaldırmak veya koşanı alkışlamak yine sizin taktiriniz. Bir hataydı. Açıkça ben bu polemiklere girdiğim için üzgünüm. Kenan Bey de sanırım üzgündür. Yakışmadı. Bu tartışmalara son verip güzelliği doğuralım. Diğer site sahipleri bize poposu ile gülüyor. Ve aramızda fitili ateşleyen hain emelli maskeli soytarılar, olabilir. Nisan yağmuru sanacakları için, yağmayacağım. Acıları paylaşamıyor, sevinçleri kucaklayamıyoruz… Haklısın Bora… Bu susmalar aslında susma değil. Ama birbirimizi öldürmekten başka bir çıkar yol daha olmalı. Utanmaz adam vardı, 80’lerin mizah dergilerinde. Ki o zamanlar jöle düşmemişti Ülkeye. Ama saçlarının önü inek yalamışta, rüzgâra salmış gibiydi. Dedim ya devşirmeler var aramızda, bir yazı bile yüklememiş ahkâmı şan bilenler. Bir daha özür.
??? #167
Yeni olmama rağmen samimiyetime inanıp eleştirilerimi yanıtlayan arkadaşlara teşekkür ederim.
??? #168
Bu yıl başında yayın hayatına başlayan Lacivert adlı Şiir ve Öykü Dergisi'nin 5. sayısı çıktı... Sitemiz yazarlarından üç arkadaşımızda yazılarıyla katkıda bulundular Lacivert'e bu sayıda... Seval Deniz Karahaliloğlu, "Don Kişotluğun Şaircesi" Aynur Özbek Uluç, "El Sallarken" ve Aylin Çiftçi, "Çoraplarım Hâlâ Beyaz" adlı yazılarıyla yer aldılar... Lacivert’in 5. sayısı değerli şairlerimizden [[B]]Ahmet Telli [[/B]]ile yapılan söyleşiyle başlıyor. “[[B]]Dil bir ulusal olgudur. Ulus, bu dil aracılığıyla sosyal yaşamı örgütler ve bu dil aracılığıyla düşünür. Ama şiir, dilden ödünç aldığı sözcüklerle yeni bir dil kurar. Kimileri buna üst dil, kimileri de karşı dil diyor. Ben karşı dil diyenlerdenim.[[/B]]” . “[[B]]Eğer bir kitle sanatından söz ediyorsak ona şiir diyemeyiz.[[/B]]” . “[[B]]Kimi şairler yalnızca şairdirler, kimi şairler ise hem şair hem aydındırlar.[[/B]]” . “[[B]]Sokağıma gül fidanları dikeceksem, bu benim isteğim olmalı.[[/B]]” . “[[B]]Hüznün şairi de denildi benim için; öfkenin şairi de denildiği oldu. Karamsar bulanlar kadar, yaşama sevincini dillendirdiğimi söyleyenler de oldu. Bütün bunlar insanlık halleri değil mi zaten? Bir insan sürekli hüzünlü ya da sürekli öfkeli olabilir mi?[[/B]]” Ahmet Telli ile yapılan söyleşiden bir bakışta gözüme takılan bu söylemler, sanırım söyleşinin içeriği hakkında önemli ipuçları vermektedir. Söyleşinin ardından şairin “Hecelerken Ömrümü” adlı şiiri yer almaktadır. İzleyen sayfalarda ise, Mehmet Taner’in ‘Fecir’, Mahmut Temizyürek’in ‘Ürken At’ Ve Tuğrul Keskin’in ‘Tuba Beyaz Deniz’, isimli şiirleriyle keyifli bir şiir turundan sonra Hüseyin Atabaş’ın kaleme aldığı, “Bizim çağdaş şiirimizde kendine özgü ve özgün bir şiir dili kurabilen az sayıdaki şairlerden biri olan Osman Nuri Baranus” hakkında nostaljinin ılık duygusallığıyla yoğrulmuş “Bir Şair Ölmüş Diyeler” başlıklı ‘anma’ yazısı yer almaktadır. Hüseyin Atabaş yazısının hemen girişinde, Osman Nuri Baranus’un ‘Esenleme’ başlıklı şiirinden aktarımda bulunuyor. İyi geceler yazlar kışlar, İyi geceler dağlar taşlar, İyi geceler kurtlar kuşlar, İyi geceler pelürler kuşeler, İyi geceler kalemler tuşlar, İyi geceler gerçekler düşler, İyi geceler insan kardeşler!.. Yazı, trajik bir paragrafla devam ediyor; “4 Ağustos 2005 günü saat yirmi üç sularında eve döndüğümde, masamın üstünde kızı Meva’nın Baranus’un pelürlere kuşelere, kalemlere tuşlara ve insan kardeşlere son kez ‘iyi geceler’ dediği telefon notunu buldum. Ankara’da yaşayan üç, dört edebiyatçı eski dostunu arayarak haber verdim. Benden önce ‘acı’ haberi alanlar olmuştu. Onlardan biri, “Cenazesinde bulunmayı çok isterdim ama yarın önemli bir işim var, bırakıp gitmem mümkün değil” dedi. Ben dahil, sanki hiçbirimizin günün birinde işlere güçlere ‘iyi geceler’ demeyecekmişiz gibi davranıyoruz!.. Ölüm, sonsuz bir gece midir acaba, uyunulan ve bir daha uyanılamayan? Ömür ise, ölüm hiç yokmuş gibi sürdürülen eylem!..” dedikten sonra, anılarla yoğrulmuş yazının sonuna, Baranus’un ‘Anelli’ isimli şiirini ekleyen Hüseyin Atabaş’ın, “Bir Şair Ölmüş Diyeler”i okunası bir yazı olarak Lacivert’in sayfalarını süslemektedir. Ünlü öykücülerimizden, Hasan Özkılıç’la Neriman Ağaoğlu’nun yaptığı söyleşi ise yazar adayı arkadaşlar açısından, hayli kazanımlar elde edebilecekleri bir söyleşi olmuş. Öykülerinin kısalığı iddiası üzerine, “Benim öyküye başlarken kısa uzun diye bir derdim olmaz, olmadı. Öykünün kendisi belirler uzunluğunu kısalığını. Bitti, dediğiniz ana kadar uzayabilir de kısalabilir de” diyen Hasan Özkılıç “öyküye öyle kısa, uzun diye adlar yakıştırmamak gerekir... Anlatmak istediğimi, okuyucuya en yalın, fazla söz kalabalığına, biçim oyunlarına başvurmadan nasıl anlatacağım, bunu düşünüyorum ve buna göre yazıyorum... Biçim oyunları benim işim değildir.” Diyerek devam ediyor, “Ben bir emekçi çocuğuyum; hayatını önce topraktan, ardından fabrika işçiliği ile kazanan, doğudan göçen bir işçi ailesinin. Hal böyle olunca onları anlatacağım. Çünkü orada, o toplumun içinde benim çocukluk arkadaşlarım sonra yoldaşlarım, sevgililerim, dostlarım var” diyor ve ekliyor; “ben buradan besleniyorum...” “Edebiyat, hayata dair sözler söyleyen, kurgulanan, değiştiren, yazıp bozan, yeniden yeniden kuran, insanın insan olması yolunda, yine onun tarafından icat edilen en güzel araçtır... Toplumu ilgilendiriyorsa, ona ışık olabiliyorsa güzeldir, değilse çirkindir...” diyen Hasan Özkılıç’la yapılan bu söyleşi, edebiyat-gündelik hayat konusunda da ilginç ipuçları içermektedir. Söyleşinin devamında ise yazarın “Dünyanın Çığlığı K...” isimli öyküsü yer almaktadır. Cemil Kavukçu’nun “Sessizlik” isimli öyküsü Lacivert’in izleyen sayfalarında karşınıza çıkacak öykülerden biridir. Aynı şekilde, Lütfiye Aydın’ın “Mahzul” isimli öyküsü de... Aysu Erden’in Günümüz Bulgar Edebiyatının yetenekli kalemlerinden Alek Popov’u anlatan yazısının ardından, yine Aysu Erden tarafından dilimize çevrilen, yazarın NINEVE isimli öyküsü yer almaktadır. Lacivert’in 5. sayısında, bunların yanında; “Öldüğümüz zaman anlayamayacağız ölümün ne olduğunu. Ama düş gören insanlar Kimi zaman gördüklerini söylüyorlar ölüleri Gerçek yaşamdaki gibi. Yani inanıyoruz her şeyin bitmediğine.” dizeleriyle başlayan, Nice Damar çevirisi, “Cennet ve Cehennem” isimli Kızılderili Şiiri, Tümay Çobanoğlu’nun kaleme aldığı ‘Şairlerin En Garibi’, “Ahmet Haşim”e “saygı” yazısı ve devamında Ahmet Haşim’in “Bir Günün Sonunda Arzu” adlı şiiri ile, Feyziye Alper imzalı, “Sâmipaşazâde Sezâi”ye saygı ve devamında Sâmipaşazâde Sezâi’nin Kediler adlı öyküsü, Feyziye Alper’in dil-içi çevirisi olarak yer almaktadır. Hülya Soyşekerci’nin “-Y- Sevgi ve Şiddet Üzerine” ve Seval Deniz Karahaliloğlu’nun kaleme aldığı, “Don Kişotluğun Şaircesi” başlıklı denemeleri ise Lacivert’in okunmayı bekleyen sayfaları arasında yer almaktadır. Nevzat Süer Sezgin’in, “Temel” ve Abdullah Nihat Yılmaz’ın “Bizim Süleymanlar” başlıklı eleştirileri ile, Selda Tunç’un, ‘Sevim Burak’ ve “Sedef Kakmalı Ev” ve Sofya Kurban’ın “Yaşlı Şamanı Benimle Birlikte Dinler misiniz?” başlıklı “Bilim Kurgu” dalındaki incelemeleri, Lacivert’in şiir ve öykü dışındaki edebi yazılarından bazılarıdır. Bunların dışında, sitemiz yazarlarından Aynur Özbek Uluç’un “El Sallarken” başlıklı şiirsel yazısı ve Lacivert’in genç yeteneklere ayırdığı “Karanfil Elden Ele” bölümünde ise ilk kez bu sayıda bir öykü yer almaktadır. Almanya doğumlu ve halen orada yaşayan sitemiz yazarlarından genç yetenek Aylin Çiftçi, “Çoraplarım Hâlâ Beyaz” isimli öyküsüyle, bu bölümde yer almıştır. Tüm bunların dışında, birbirinden güzel ve okunası daha bir çok şiir ve öykü Lacivert’in 5. sayısının diğer sayfalarını süslemektedir... Sevgi ve Saygılarımla...
??? #169
Berfin Bahar isimli aylık Kültür, Sanat ve Edebiyat dergisinin Eylül sayısında sitemiz üyelerinden, Naile Duman Yaşar'ın "Düş Kurusu" isimli şiiri yayımlanmıştır. Bu sayfalarda bir zamanlar insafsızca yerle bir edilmeye kalkılan kendisinin, yılmayıp çalışmalarını sürdürerek bu noktalara gelmiş olmasını görmüş olmaktan duyduğum mutluluğu dile getirirken, başarı doğuran kararlığını da tebrik ediyorum...
??? #170
Çok melodramik oldu ama bu Orkun bey. :-) Kahramanımız eski patronunu sırtı dönük, Boğaz manzarısına dalmış bir biçimde karşılar: "Ben sizin yıllar önce edebiyat forumlarında şiirlerini taşladığınız, buruşuk bir kağıt parçası gibi..." vs vs. O Naile Hanım değil miydi meydanlar okuyan, ortalığı yıkan, çık karşımalar saçan? Geçelim. Gerçi uzaktan izledik patırtıyı, kim haklı kim haksız tanısı koyamadık... Naile Hanım, Yetiştirmiş olduğu en büyük yazarı (Orhan Pamuk) bir çırpıda silebilecek kadar cahil ve saygısız kalabalıkların kol gezdiği, kurgu ve gramer konusunda en basit temel bilgiye sahip olmayanların yazar tanıtıldığı, bir notayı doğru düzgün basamayan şarkıcılarının kulak tırmaladığı ülkede sizin şiirlerinizin okunuyor olması bizi mutlu edecektir.. Cidden.
??? #171
Yazarlık nedir ? Yazarın büyüklüğünün kıstası neler ? Yazar sadece yazdıkları ile mi değerlendirilir ? Bir çırpıda silinen yazarın.Eserleri yüzünden bu kadar eleştirildiği gibi bir husus düşünülüuor ise külliyen yalandır.Kaldı ki silinme falan yok ortada , malesef yok. Aslında o cümleleri sarf eden bir kişinin topyekün silinmesi gerekir ( di ). Yani olmamış bir olayı olmuş gibi gösterip bir yerlerden nemalanmaya çalışan bir kişinin , tarihini aşağıladığı millet tarafından tamamen silinmesi gerekir ( di ) ... Diaspora yanlısı medya ve aydın kisveli kalemşörler sayesinde bu olmadı.Tabi okyanus ötesi abileri de buna engel olmak için ellerinden geleni yaptı... Cahillik konusu ise ayrı bir ayak oyunu...Tarihi bilmeden sadece rüzgarın esişine göre konuşmaktır asıl cahillik.Bilgilere , belgelere aldırmadan tamamen yüksek yerlere yaranma amacıyla konuşmaktır cahilliğin daniskası... Ve bunları savunanı savunmak...
??? #172
Konu değişti. Pamuk değil, eleştiriydi konu. Ama Pamuk'la ilgili bir tartışma olacaksa söylenebilecek çok söz var. Sırasıyla ve özetle: [[B]]Pamuk yaşayan en iyi Türk yazarıdır. [[/B]]Tartışmasız. Eğer edebiyattan biraz anlıyorsanız, bunu fark edersiniz. Ama daha önceki yorumumda da yer alıyor. Kulakları doğru notaya basılmadığını fark etmeyen, okumayan, okursa da red kit okuyan bir millet olduk. Yurt dışına çıkın ve Yaşar Kemal ve onun dışında bir Türk yazarı arayın... Bulamazsınız. Çünkü iyi, farklı bir yazarımız yok. Yaşar Kemal'i de Kürtçü diye silmeye çalışın. Silemezsiniz. [[B]]Pamuk'un birilerine yaranmaya ihtiyacı yoktur.[[/B]] Bir ödül almaya ihtiyacı yoktur. Yeterince çok ödüle ve satışa sahiptir. Pamuk iyi bir yazar ve bu ülkenin bir entellektüeli olarak fikirlerini açıklamakta özgürdür. [[B]]Ben kendisiyle aynı fikirde değilim. Zamanlamasını doğru bulmuyorum. [[/B]]Ama insanlarla aynı fikirde olmasamda onlara değer vermeyi sürdürüyorum. Her arkadaşınızla aynı fikirde misiniz? Veya her politikacıyla? Ama aynı fikirde olmamak, o insanı değersiz biri yapmaz. Eğer bu basit gerçeği öğrenemezsek, Ortaçağ'dan ileri bir adım atamayız. Ama beni esas rahatsız eden, Türkiye'de bu çapta bir insanın toplu bir infaza kurban götürülmesi. Ahmet Altan'da benzer bir yazı yazdı. Ama farklı bir tonda. Onu da mı çarmıha gereceksiniz? Onun da dediklerine birebir katılmıyorum. Ama bu onuda değersiz yapmıyor. Amerikan dış politikasını, tarihini eleştiren bir yazara aynı tahammülsüzlüğü Amerikalıların gösterdiğini düşünün. Mümkün değil. Ülkemiz de bu yapılan ancak İran'da, Çin'de olur. Aşın bunları. Doğrusu fazla tartışmayı anlamlı bulmuyorum, çünkü önyargı duvarlarıyla uğraşacak vaktim yok...
??? #173
1. Orhan Pamuk "yaşayan en iyi Türk yazarıdır" demişsiniz. O zaman yazdığı romanlar da iyi birer roman oluyor haliyle. Ben hangi romanının son yıllarda yazılan en iyi roman oldugunu merak ettim. 2. Sanırım Pamuk'u bu kadar büyük yapan şeyin medya oldugunu gözardı ediyoruz. Bana Orhan Pamuk'un medyanın genel eğilimi dışında tek bir cümlesini yazar mısınız? eğer yoksa - ki yok- bunu yaranmaktan saymayacak mıyız? 3. Yazar olduğu konusunda hemfikiriz. Büyüklüğü konusunda anlaşamasak da. fakat entelektüel sınıfına nasıl girebiliyor Orhan Pamuk? Entelektüel midir bütün romancılar? 4. Fikir açıklama konusunda da aynı fikirdeyiz. Elbette düşündüklerini söyleyecek ve bazıları hoşumuza gitmeyecek. Açıkladığı fikirler onu ne büyük yazar yapar ne de küçük. Açıklamalarını romancılığı için ölçüt olarak almak saçmalık olur. Ahmet (Altan "ATAKÜRT" başlıklı yazısı nedeniyle Milliyet gazetesinden kovulmuştu. Ve Nihat Genç de. Ben Orhan Pamuk'un kovulduğu bir medya kuruluşu veya yayınevi hatırlamıyorum. ) 5. Orhan Pamuk konusunda yargıya varabilmek için önce bütün romanlarını sonra yıllar önce Tahsin YÜCEL'in Kara Kitap dolayısıyla yazdığı yazıyı okumayı öneriyorum. ve Tahsin Yücel'in o yazıda sorduğu soruyu yineliyorum: TÜRKÇE BİLMEDEN TÜRKÇE ROMAN YAZILIR MI?
??? #174
Eleştiri konusunu tartışırız bir ara... Yazarın yazarlığı değil ki tartışma konusu.Yaptığı açıklama... Biryerlere yaranma ihtiyacı yok ise olmamış bir olguyu olmuş gibi dillendirmek için neden bu kadar çaba sarfeder ? Neden böyle bir zamanlamayı uygun bulur ?Gerçi iftiranın zaman şekli yoktur ne zaman olursa olsun gerektiği tepkiyi alması gerekir... Yapılmamış bir soykırımın yapıldığını iddia etmek fikir değil İFTİRADIR.Bu şekilde bir açıklama da gerekli tepkiyi görmelidir... Fikir özgürlüğü taraftarı olabilirsiniz bende fikrin özgürlüğünden yanayım.Ama bu iftira boyutuna ulaşmış ise var gücümle karşı çıkarım. Tarih çocuk oyuncağı değil.Saçma sapan dolduruşlarla , alınan emirlerle , yanaşma tutumlarla , nemalanma derdiyle TARİH konusunda açıklamalar yapılmaz. Tarih konuşulacak ise tarihi bileceksin... Bahçe sulaması değil konu.Zevklere göre değişimler sergilensin... Önyargı konusun da takıldım ben.Neyin önyargısı ? Adam pişkince İFTİRA attı tarihe.Açıklamalardan önce tepki doğmuş olsaydı önyargı olurdu... Kavram kargaşası bünyeye zarar verir... Siz tarihinize hakaret edenlere değer verebilirsiniz ama benim öyle bir niyetim yok.Benim değer verip vermemem de sizin benim boynuma " cahil ya da önyargı duvarı " gibi yaftalar asma hakkı vermez...
??? #175
Kimsenin boynuna yafta asmıyorum. Birebir kimseyi suçlamıyorum. Aslında Pamuk'un yorumlarını okuduğumda ilk tepkim "saçmalamış" oldu. Ama sonrasında gelişen bu toplu infaz töreninden de rahatsız oluyorum. Tahsin Yücel'in yazısına internette raslayamadım. Kara Kitap'ta ciddi bir anlatım eksikliği olduğu yorumuna katılmıyorum. Kaldı ki yabancı yazarlar arasında en çok değer verdiğim JP Sartre'da, Fransa'da Fransızcayı iyi kullanamamakla eleştirilmiştir, yarım yüzyıl kadar önce. Bence Kar'da iyi bir roman. Tutarlı ve sağlam. Veya mevcut seçeneklerin çoğundan daha iyi bir roman. Bana tartışmasız çok iyi bir Türk romanı söyler misiniz, son dönemlerde yayınlanan? Tepki göstermeye gelince... Evet, tepki gösterebiliriz. Mesela söylediklerini beğenmedim gibi. Onaylamıyorum gibi. Ama bizdeki hava Nazi Almanyasını veya Humeyni İran'ını çağrıştırıyor. Bakın bir önceki mesajınız toplumuzdaki havayı yansıtıyor. Cümlenizi fark edin: "Aslında o cümleleri sarf eden bir kişinin topyekün silinmesi gerekir ( di )." İnfaz fetvası bu. Korkunç. Humeyni'de farklı birşey yapmadı zaten. İnançlarına uygun olmayan bir adam için ölüm fetvası çıkardı.
??? #176
İyi bir konuyu ister istemez yakaladık sanıyorum. Devam edelim derim. Var samsa ile şimdilik aynı fikirdeyim.
??? #177
Allahın bir çeşit cezası bu sanırım bana. Sevmediğim adamları savunmak zorunda kalıyorum zaman zaman. Orhan Pamuk'un fikri ve görüşü ne olursa olsun söylediklerinden dolayı romancılığının gözardı edilmesi, hele toptan reddetmek anlaşılır şey değil. Bütün karşı görüşlerin İFTİRA diye adlandırlıması çok yeni olmayan bir savunma mekanizması. Farklı görüşler "ihanet, iftira, hain" diye adlandırılacaksa bu düşünce özgürlüğü nasıl birşey ola ki? Geçelim romana.... son yıllarda yazılmış epeyce iyi kitap var. Kabul ediyorum ki bunları başyapıt diye değerlendiremiyorum henüz. Ancak...: Hasan Ali Toptaş--- Bin Hüzünlü Haz Yekta Kopan---İçimde Kim Var Hamdi Koç---Melekler Erkek Olur Elif Şafak---Araf Hakan Günday---Zargana Selçuk Altun---Yalnızlık Gittiğin Yoldan Gelir Mehmet Eroğlu---Kusma Kulübü (...) Yukarda saydıklarım birden fazla romanı olan iyi romancılar bence... Ve son zamanlarda yayınlanan romanlar. Orhan Pamuk kadar popüler olmasalar da Orhan Pamuk'tan iyi yazar olduklarını düşünüyorum. Bilmem katılır mısınız?
??? #178
Mükemmel roman yazarının net kriterleri olmadığı şüphesiz. Best-seller olmak bir kıstas olabilir, ama tek kıstas değil elbette. İyi roman iyi satar diye bir kural yok. Ama bir şekilde iyi satmazsa, hakkında olumlu olumsuz bir yazı okumazsak veya tanıdığımız birisi tarafından okunmuş (çok satmış!) olmazsa, o kitabı satın alma olasılığımız da azalmaz mı? Elif Şafak, Hakan Günday hakkında olumlu konuşabilirim sadece, diğerlerini okumadım. Kendi adıma vakit ayırıp okuyacağım kitabı zor beğenirim ve para verdiğim bir kitabı da yarısında duvara fırlatıp atmaktan nefret ederim. Ama sizce de Pamuk farklı bir yerlerde değil mi? Olmayabilir, Proust'ta, Joyce'da iyi yazarlar ama kaç kişi onları isimlerinin arkasındaki ün olmasaydı gerçekten keşfederdi ülkemizde?
??? #179
Öncelikle şunun idrakine bir varalım.Tarih konusun da bilgisiz açıklamalar telafisi mümkün olmayan yaralar açar.Fikir özgürlüğü - düşünce özgürlüğü gibi sıfatarın kullanılmaması gereken bir durum bu.Çünkü orta da fikir yok- düşünce yok.Belge ve bilgiler ile olmadığı kanıtlanan bir olgu var... Bunu savunurken Ermenistan yönetimi arşivlerine dokundurmamak için elinden gelen çabayı sarfediyor. Konu geleceğe dair yapılabilecek şekiller olsa , geleceğe dair fikirler olsa özgürlükten bahsedebiliriz.Ama konu tarih olunca sadece bilgi ve belgelerdir asıl olan. Nasıl 2*2 = 4 ü yorumlarken 5 olduğunu iddia edilemez ise , Ermeni soykırımı , katliamı da iddia edilemez bir saçmalık... Tarih bilgi ister , tarihi konular belge ister , döküman ister... İFTİRA nitelendirmesi ise asla bir savunma mekanizması değildir.Orta da bir iftira var.Olmamış bir katliama "oldu - yapıldı " demek iftiranın daniskasıdır. Yusuf Ziya... Senin bundan 3 yıl önce benim ailemi katlettiğini iddia etsem.Ya da senin babanın , dedenin benim sülalemi katlettiğini ileri sürsem bu FİKİR mi olur İFTİRA mı ?
??? #180
Orhan Pamuk iyi bir romancı değil, vasat bir romancı. Romancılığını, görüşlerini ortaya atmak için bir araç olarak kullanıyor, bu ona yetiyor. Orhan Pamuk Türkçesi zayıf, dili kıt bir yazar. Başka nedenlerin yanısıra, bu yüzden de Türkiye'de bir türlü dışarıdaki saygınlığına ulaşamıyor. Ortalama Türk edebiyatıyla haşina bir okur, Orhan Pamuk'ta bu dildeki zayıflığı hemen hissediyor. Ama bu, dünyada şöhrete kavuşması için bir engel olmuyor; dünya onu, büyük olasılıkla, dillerine, kendisinden daha hakim olan tercümanların ellerinden okuyor çünkü. Orhan Pamuk niçin iyi? Çünkü toplumsal olarak hassas olduğumuz konuları yakalıyor. Ahmet Altan gibi aşk-cinsellik-dedikodu gibi edebiyatın 'ucuz' ve popülist alanlarına girmiyor. Toplumsal yaraları işliyor, toplumsal ironileri yakalıyor. Görüşlerine katılsak da katılmasak da Türkiye'nin GERÇEK sorunlarıyla uğraşıyor. En önemlisi, bu konuları bariz taraf görünmeden (görünmeden diyorum) işliyor. Devletçi ya da 'diasporacı' olmayan, milliyetçi ya da 'kürtçü' görünmeyen bir yazar imajı çiziyor. Ama en önemlisi... Orhan Pamuk "dünyalıların" Türklerle ilgili merak ettiği hususları biliyor. Ne duymak istediklerini biliyor. Bu konulara yöneliyor. Türk okurunu hedeflemediği apaçık ortada. Romanlarında sık sık "her Türk'ün bildiği" hadiseleri, besbelli ki 'Avrupalı'ya anlattığını görüyoruz. İyi bir romancı, berbat bir tarihçi olabilir mi? İyi bir romancı, memleketini 'satabilir' mi? Romancılık toplumsal duyarlılığın ön safhada durduğu bir sanat türüdür; yazarın toplumsal duruşu romancılığını birebir ilgilendirir. Kimilerinin ısrarla söylediği gibi "o memleketi satmış olabilir, o tarih bilmiyor olabilir ama o yine de iyi bir romancı!" demek çok yanlış. Romancılık zaten bunlarla birebir ilgili.
Başa Dön