Yeni Yayınlar
43 görüntülenme · 237 ileti
nida ve diğer karalamacı takımı,
nida, sayfalar dolusu ya,
bil ki sen durmasını bilmezsen ya durdururlar sopayla jopla ya toslarsın bir yere,
yaşamın önemli mesajlarını duymak için insan kendini dinlemeli.
ben artık buraya bişeyler yazmayacağım,
siz yazın, yerin dibine sokun beni.
size iyi günler,
dediğim gibi, istediğinizi yazın, ben yokum,
Sevgili arkadaşlar,
Rica ediyorum, forumlarda daha fazla birbirinizi karalamayın. Sadece kendinize değil, siteye de zarar veriyorsunuz. Sayısız posta alıyoruz, forumları kapatın, sansürleyin vs. diye. Yapmayacağız bunu, çünkü darbelerle demokrasiyi öğrenmediğimiz gibi, sansürlemelerle forum kültürünü öğrenemeyeceğimiz ortada.
Bir düşünce etrafında tartışıp anlaşamamak forum kültürünün bir parçasıdır. Kimsenin gül gibi geçinmesi gerekmez. Ama son üç dört sayfadır düşünceler konuşmuyor.
Rica ediyorum, birbirinize dostça bir el uzatın; hiç kuşkum yok, kimsenin eli havada kalmayacaktır.
Saygılarımla,
Diren Yardımlı
hic gevelemeye gerek yok 3 gundur izliyorum butun kargasa kantarci'nin basinin altindan cikti. Anlamiyorum bir turlu, bu adami atin demiyorum ama en azindan gonderdigi mesaj sayisini sinirlayabilirsiniz. Herif ortaligi karistiriyor sonra kenara cekilip milletin birbiriyle kavgasini biyik altindan siritarak izliyor. Bakin simdi de naile'yi zeynep gun ile kavga etsin diye cagiriyor. Bu kadar sarlatan bir herifin edebiyat sitesinde bunlari yapmasina izin verdigi icin izedebiyat yoneticileride sucludur.
Kenan ve Nida ile birlikte en cok okudugum, begendigim yazarlar. Yazi teknikleri cok hosuma gidiyor. Onlardan ogrenmek istiyorum. Ama YUHH size be kardesim. Nedir alip veremediginiz birbirinizle. Kantarci icin inanin degmez. Kenan bey surekli Isayi koruyup kolluyorsunuz nedir sizi bu sarlatana baglayan. Ona buna giydirmeleri hosunuza mi gidiyor?
Ve bir oneri: Hergun asilacak mesaj sayisina mutlaka sinirlama getirilsin, mesela 10.
Bakin simdi Isa kantarci benim bu mesajimi 'en son eklenenler' listesinden cikarmak icin arka arkaya sacma sapan mesajlar asacak.
sezai
Böyle şık bir edebiyat sitesinde, sevdiğim, yazılarını su içer gibi okuduğum yazarların, kendi içlerinde bu şekilde, seviyesizce tartışmalarını okumuş olmaktan, onları medeni, kültürlü, seviyeli insanlar sanıp yanıldığım için, yazmış oldukları yazılardan, onlara değer vermiş olduğum için, "aslında gereksiz bir şekilde, çok basitleşebildiklerini görmüş olmaktan, beyin fikirlerinin bu şekilde seviyesizce forumlarda kelimlere döktükleri için.. Bir okur olarak sizlerden utandım ..
Daha seviyeli forumlarda sizleri okuyabilmek dileği ile
Saygılar
Nells
Sevgili Arkadaşlar,
Bu yılın başlarında forumda, yılbaşında yayın hayatına başlayan Lacivert adlı öykü ve şiir dergisi hakkında bir tanıtım yazısı yayımlamıştım...
Lacivert dördüncü sayısını da başarıyla yayımladı. İlk iki sayı tamamen tükendi. Üçüncü sayıdan itibaren tiraj artışına gidildi. Hem de, yaz mevsiminde...
Bu ayın başında yapılan Yayın Kurulu toplantısına beni de davet ettiler. Hoş bir toplantı oldu. Ben de izedebiyat üyesi olan arkadaşlar için bir şeyler yapmak istedim ve isteğimi de kabul ettirdim...
Kabul edilen teklifime göre;
1)Bundan sonra, 2 ayda bir yayımlanan derginin posta masrafları dahil 25 YTL(25.000.000 TL) yıllık abone bedeli, izedebiyat üyeleri için %30 indirimle, 18 YTL. (18.000.000 TL) olarak uygulanacaktır. Bu bedele, yine posta masrafları dahildir.
Böylelikle, derginin, kitabevlerindeki satış fiyatı olan 3 YTL. tutarına artık, adreslerinize kadar ulaşımı sağlanmış olacaktır.
2)İzedebiyat üyelerine sağlanan bu olanaktan, izedebiyat üyesi olup da dergiye önceden abone olmuş arkadaşlarımızın hakları da; abonelik dönemlerinin bitiminde, aboneliklerini devam ettirmek istemeleri halinde aynen kendilerine uygulanarak, saklı tutulmaktadır.
3)Abone olacak arkadaşlar, Eylül ayında yayımlanacak 5. sayıdan aboneliğe başlayacaklardır. Derginin 3.ve 4. sayılarını edinmek isterlerse, o sayıların her biri içinde aynı indirim uygulanacak, yani, normal fiyatı 3 YTL olan dergileri 2 YTL'ye edinebileceklerdir. Tamamı tükenen 1. ve 2. sayıları edinmek isteyenler, yeterli sayıya ulaştığında, onlar için ek basım yoluna gidilebilecektir.
4) Dergi, sadece izedebiyat yazarlarına değil, [[B]]izedebiyat okur üyelerine de, forum üyelerine de[[/B]], aynı olanağı sağlamaktadır.
Derginin üçüncü sayısında sitemiz yazarlarından Seval Deniz Karahaliloğlu'nun, "Anton Çehov'dan Arthur Miller'a Modern Zamanlarda Düşlerin Ölümü" başlıklı denemesi, dördüncü sayıda ise, benim "Yürüyen Merdiven" başlıklı yazım yayımlandı.
Beşinci sayıda ise, yine sitemiz yazarlarının kaleme aldığı üç yazı, yayın kurulunca uygun görüldü ve danışma kuruluna gönderildi... Bunlar, Yine [[B]]Seval Deniz Karahaliloğlu'nun[[/B]] "[[B]]Don Kişotluğun Şaircesi[[/B]]" başlıklı yazısı, [[B]]Aynur Özbek Uluç arkadaşımızın "El Sallarken" başlıklı şiirsel yazısının yanında sitemiz genç yeteneklerinden Aylin Çiftçi arkadaşımızın "Çoraplarım Hala Beyaz" isimli öyküsü[[/B]], çok büyük bir aksilik olmazsa, yayım için onaylandı...
İzedebiyatta yazan arkadaşlarımız için Lacivert'in -şimdilik sayılı da olsa- sayfalarına rezerv koyma konusunda iyi bir adım attığımı söyleyebilirim... Özellikle dergide, "[[B]]Karanfil Elden Ele[[/B]]" başlıklı genç yeteneklere ayrılmış bölümde, sitemizdeki genç arkadaşlarımızın yer almasını çok istiyor ve bu konuda da sonuna kadar ilgileneciğimi belirtmek istiyorum... Yeter ki, arkadaşlar da bu konuda istekli olsunlar ve girişimde bulunsunlar...
Nitekim, Lacivert, Eylül sayısında sitemizin gelecek vaad eden genç yazarlarından [[B]]Aylin Çiftçi için "Karanfil Elden Ele[[/B]]" bölümünü tahsis etti...
Siz değerli yazar arkadaşlarımızın yazılarının bir yerlerde karşıma çıkması beni çok mutlu ediyor... Bu, yabancı bir ülkede, ilkokul arkadaşınla karşılaşmak gibi bir şey... Dilerim, her biri birbirinden güzel yazılar yazan siz arkadaşların yazılarıyla da karşılaşırım...Lütfen sadece yazmakla kalmayın, yazdıklarınızın olabildiğince çok kişi tarafından okunması için de, çabalayın...
Dergiyle abonelik ve yazı gönderme konusundaki bilgileri de aşağıda veriyorum...
Lacivert Öykü ve Şiir Dergisi
Mithatpaşa cad. 26/14
Ankara
Sahibi ve Sorumlu Yazi İşleri Müdürü
Esengül KUTKAN
Tel:0/312/424 10 11
Fax:0/312/424 10 11
e-mail: lacivert2005@mynet.com
lacivert_2005@yahoo.com
Posta çeki hs.
Ekin Ajans Adına Hsb. No:5007530 Ankara
Daha geniş bilgi almak isteyen ve soruları olan arkadaşlar bana da mail atabilirler...
Sevgilerimle....
sevgili orkun,
sayın iz üyeleri,
bağırdım çağırdım ,bişiyler dedim,
ama kaypaklık yapmadım,
sözünde durmayana kaypak denir,
ADAM GİBİ PARAMI YATIRDIM VE LACİVERT DERGİSİNE ÜYE OLDUM,
EY AHALİ, DUY,
EY ORKUN, DUY,
BEN BOŞA KONUŞMAM,
bir şeye inanırsam, micadelesini yaparım,
BUYRUN ARKADAŞLAR, LACİVERT DERGİSİNE ABONE OLMAYA,
ÇEREZ PARASINA,
LACİVERT.
sevgili orkun,
sayın iz üyeleri,
bağırdım çağırdım ,bişiyler dedim,
ama kaypaklık yapmadım,
sözünde durmayana kaypak denir,
ADAM GİBİ PARAMI YATIRDIM VE LACİVERT DERGİSİNE ÜYE OLDUM,
EY AHALİ, DUY,
EY ORKUN, DUY,
BEN BOŞA KONUŞMAM,
bir şeye inanırsam, micadelesini yaparım,
BUYRUN ARKADAŞLAR, LACİVERT DERGİSİNE ABONE OLMAYA,
ÇEREZ PARASINA,
LACİVERT.
İsa Bey,
Hevesini ya da coşkunu anlıyorum ama rica ediyorum artık forum başlıklarında ve içeriğinde büyük harf kullanma. Lüten, sanatçıysan biraz da estetik duyarlılık göster ve anasayfayı ve bu forumun görüntüsünü ne hale getirdiğine dikkat et.
Büyük harf kullanımı konusunda sitenin her köşesinde gerekli uyarılar yer alıyor.
Saygılarımla,
Diren Yardımlı
Diren bey,
Biçimi belirleyen yazarın kendisidir, yani bunu sizin belirleme hakkınız yok ki,
Nasıl ki ne yazacağımızı belirleyen siz olamayacağınıza göre, yazının büyüklüğü konusu da yazarı ilgilendiren bir durum, ressamın kullandığı renkleri, biçimi belirleyemezsiniz,
Ki siz, forumda olan bunca savaşa, saçmalığa son vermeyip, belli bir kültürün oturması için yasakçılığı seçmediniz,
Ki beni de siteden atmadın,
Ki onca palavrayı da gördün, ki aşağı yukarı tanıdın beni,
Sevgili hocam,
Şimdi sana birkaç şey söyleyeyim,
Kamuran hanım da temas etti, bu puntolar küçük diye,
Zaten ben bu siteye girdiğimde gözlerim bozuldu, yazılar çok küçük,
Şimdi alıştığım için sorun olmuyor,
Siz bu puntoları neden bit kadar yapıyorsunuz,
İnsanların gözleri bozulacak,
Gelelim benim yazıklarıma, küçült dedin, küçültürüm, bunu sana olan özenden, saygıdan dolayı yaparım, hepsi bu,
Nihayet sansürü uygulamaya başladınız. Çöktü mü demokrasi anlayışınız. Neyse bazen susturmak da demokrasinin gereklerindendir. De birinin dilini bağlarken, diğerini cesaretlendiriyorsanız, aklınızı aynaya tutun, derim. Farkındayım üstünüze çamur sıçramasını istemediğinizin. Ama susup sonradan masaya yumruk vurmak, sıçramadığına delalet, değildir. Benim tehdidim bir palyaçonun pembe burnunu çıkartıp sahnenin ortasına atmasından öteye geçemez. Gülmek zorundayım… Sizler ne kadar “şahmeran olarak” yargılasanız da ben insanlara önemin bilinci içindeyim. Hani hep ruh ikizinden bahsedilir insanların, “termostat gibi bana ısınır, ışık sönünce de konuşmaya başlardı.” Buzuldan sonra çim görmek veya denizden sonra toprak, hatta buluttan sonra pist görmek… Yaş olarak büyük olsam da görüş olarak çok daha yeni zamana yakınsınız. Hiçliğin anlamını bilmeniz bir kez daha bana var olanları öpme onurunu yaşattı. Benim muşka eylülde iki yaşına girecek. “Çiğdem”… Şu termostat, bulmak için yine karanlığı baştan aşağı boyadım. Ama asıl adam Muşka… Damgasını yine vurdu. Valla eskimemiş. Sitem de öldü. Dudaklarım iki yana gerilmekten, elmacık kemiklerime tam vatoz zamanı. Kızamıyorum. Ama bir ricada bulunmama engel değildir arzum, sanırım… Sezai beni nonoş yapmış, geçelim. Arzum takma isimlerle forumlara girilmemesi. Ben girdim zamanında , yolöten ve Latin olarak ama onalar hep kendi şiirlerini yazdı. Bu kimliksiz kişiliklere karşıyım.
İsa Bey,
Duyarlılığınız için teşekkür ederim. Site kurulduğundan beri gelen yazılarda başlıkların sadece büyük harfle yazılmaması için bir denetim uyguluyoruz. Eskiden bu tür yazıları kabul etmiyorduk, şimdi ise bu kuralı ihlal eden (çünkü bu bir kural) yazılardaki bu ihlali biz gideriyoruz. Bu sitenin genel görsel estetiği gereği. Bunu da sadece belirleme hakkımız yok, bu doğrudan bizim yükümlülüğümüz ve görevimiz. İzEdebiyat'ın görselliği doğrudan bizim sorumluluğumuzda ve bizimle ilgili. Sizi uyardığım konu, aşağı yukarı tüm forumlar için geçerlidir. Tipografik olarak büyük harf sadece başlıklarda kullanılır, biz ise standart olarak başlıkları da küçük harfle yapmayı uygun görüyoruz. Dikkat ederseniz, sizin dışınızda kimse bugüne dek böyle bir yönteme başvurmadı. İnternette herkesin küçük harf kullandığı bir ortamda sadece büyük harfle yazmak bir "öne çıkma" çabası olarak algılanmaktadır.
Birkaç yıl önce yazarların gönderdiklerin yazıların renklerini ve punto boylarını belirleyebilmeleri için bir arayüz geliştirdik. Daha sonra bunun doğru şekilde kullanılmadığını gördük (18 puntoluk, pembe harflerle yazılmış şiirlerin gelmesi üzerine) bunu kaldırdık ve tek tip yazıya geçtik tekrar. Sayfa düzeni ve dizgicilik bir sanattır, İzEdebiyat'ta yazıların üzerinde yer alan başlıkların ve tanıtım paragraflarının ne şekilde durması gerektiği konusunda yeri geldiğinde günlerce tartışıyoruz. Bu seçimi sayfaya dengeli ve gözü rahatsız etmeyen bir uyum vermek amacıyla biz yapıyoruz, yazar ve yazar adaylarına bırakmıyoruz.
Saygılarımla,
Diren Yardımlı
NOT: Kâmuran hanımın belirttiği nokta "puntoların ufalmış olmasıydı", yani İzEdebiyat olarak bir değişiklik yaptığımızı sandı. Oysa durum bu değildi, kendileriyle Kenan Bey irtibata geçti ve değişikliğin kendi bilgisayar ayarlarından kaynaklandığını anlattı.
Diren beye sormak gerek bu uyarı biraz(!) gecikmiş değil mi? Günlerce devam eden (afedersiniz ama abuk subuk) reklam iletilerinde ve seviyeli(!) tartışma iletilerinde bu durum hiç mi dikkatinizi çekmedi?
Ayrıca sayfalarca süren seviyeli(!) tartışmaların ardından dostluğun(!) kazanmasına sevindim. Bunca hakaretten sonra uzlaşabilmeniz takdire değer bir durum. Büyük aşklar büyük kavgalardan mı doğar diyorsunuz? Yoksa bunca laf poffffff mu?
Açıkcası hayretler içinde ne kadar da iddialı olduğunuzu takip etme yanlışlığını yaptım, oldukça sinir bozucuydu. Oysa her iddia sahibi kudret sahibi değildir ne yazık ki. Bildiğiniz üzere iddianın birkaç anlamı var. Ne yazık ki sizinki hoş olmayan tarife giriyor. ‘Reklamın kötüsü yoktur.’ mantığını taşıyan bir beynin edebiyata ne kazandıracağını da ayrıca merak ediyorum doğrusu (Şimdi bu cümleyi baz alıp da bir pazarlama tekniği kullanarak ‘O kadar merak ediyorsan takip et, önce kitabımı al!’ diyebilirsiniz diye korkmuyor değilim, heyhat ne şizofrenik bir ruh hali.). Sonuç olarak bu reklam furyasında figüran rolünü üstlenmek mi? Asla. Söylenecek fazlaca sözüm yok.
Üzüldüğüm nokta, gerçekten yazılarını takip ettiğim ve saygı duyduğum insanların bir şekilde bu süreçte yer almış olmasıdır.
İki kalemli, iki yüzlülerden,
Bir karış beberuhi fikirlerden,
Kırılmayan taş yüreklilerden,
Sıkıldım ve yoruldum,
Serseri ve deli mayınlardan,
Ne dediği anlaşılamayanlardan,
Kendini bir yerlerde sananlardan,
Bıktım ve yoruldum.
Şimdi öleceğim kahrımdan,
Yazılanlar çizilenler hep sıradan,
Teğet geçiyor edebiyatla sıradanlık aradan,
Ben bunlardan sıkıldım,
bıktım
ve yoruldum.
Ama yine de unutmayın,
Sizleri de sevmeye çalışıyorum...