İzEdebiyat
122 görüntülenme · 526 ileti
Ne insanlar tanıdım hey hey
Hep hikaye dram çıktı
Kimi dedim ağır bir şey
Tarttım baktım gram çıktı
Kimi beni veli yaptı
Kimi beni deli yaptı
Kimi yiğit rolü yaptı
Emfiği süt haram çıktı
Kimi ateş duman tütmez
Gövde sağlam güç müç yetmez
Gelgelelim iflah etmez
Mayasında verem çıktı
________Arif Şirin...
"YALIN BİR YANLIŞLIK SADECE GELECEĞE IŞIK TUTARKEN, YANLIŞLARI YALIN GÖRMEK YAŞAMA PERDE ÇEKMEK,KARANLIĞA AYDINLIK GİBİ SARILMAKTIR."
bu nedenle yalın olanlar yanlışa açılan kapılar olmaktan çok geleceğe ışık olmalı, yoksa pejmürde olmuş hayatın kaldırım taşları gibi algılanan her yanlış karanlığa açılan bir kapıdır.
sadece paylaşmak istedim...
Merhabalar,
Sitede zaman zaman "az/çok okunma ve nedenleri" üzerine görüşlerin dile getirildiğini hemen hepimiz hatırlarız. Bir gün bu konuda bir şeyler yapmaya karar verdim.
Ve site üzerinden tanıştığım ve yazıştığım yazar arkadaşlarımdan kendilerine ait bir takım istatistiki verilerini bana göndermelerini rica ettim... Bir kaç arkadaş hariç diğer arkadaşlar sağolsunlar, istediğim her tür bilgiyi "seve seve" diyerek bana gönderdiler... Onlara, katkılarından dolayı çok çok teşekkür ederim...
Çalışmayı tamamladığımda sitemizde yayımlayacağım... Ama tabi ki, genel olarak... Kimsenin bana gönderdiği kişisel bilgilerine ismen yer vermemek kaydıyla...
Gelen bilgileri incelediğimde çok ilginç şeylerle karşılaştım. Özelinde sitemiz, genelinde Türk okur kitlesinin tercihlerine, eğilimlerine yönelik bir çalışma olmasını düşündüğüm bu uğraşta siz yazar arkadaşların da genele yönelik fikirlerini almak istedim... Ve bunun için bir sıralama sorusu hazırladım... Şüphesiz, aşağıda vereceğim şıklar da benimle bilgileri paylaşan arkadaşların katkılarıyla hazırlanmıştır...
Şimdi, çalışmaya katkıda bulunmak isteyen arkadaşlardan küçük bir katkı rica edeceğim...
---------------------------------------------------------------------------
"İzedebiyatta okunma sayısını belirleyen faktörleri -kendinizce belirleyeceğiniz şekilde- etki derecesine göre sıralayınız."
1-Son eklenenler listesinde yukarılarda yer alması
2-Yazının başlığının çarpıcılığı
3-Yazarın cinsiyeti
4-Belirli bir okuyucu kitlesine sahip olunması
5-Editörün Seçtikleri'nde yer alması
6-Alt Kategorilerdeki sıralama listelerinin güncelleme sıklığı
7-Yazının “Tombala” bölümünde yer alması
8-Yazının türü (örneğin; öykü-aşk,romantizm)
9-Yazının “En Çok Okunanlar” listesinde yer alması
10-Diğer (Lütfen Belirtiniz)
---------------------------------------------------------------
Sıralamayı yaptıktan sonra mail adresime gönderebilirsiniz...
(l-boya@tkb.com.tr)
Katkılarınız için şimdiden teşekkür ederim...
Sevgi ve Saygılarımla
Orkun
Neden bu kadar yalnızız? Çabalarımızın en orta en dayanıksız yerinde,kalemimiz dişlerimizin arasında kıvranırken,güzel bir emeğin sallantılı köprüsünde, bu yalnızlığın anlamı ne?
Midemdeki sancıyla,yorulan boynuma çare olmasanda,yüzümü güldüremezmisin uzaklardan?
Omzumda elin olmasa da,...dedik ya yalnızız işte,alışkın olur karganın karasına,kağıda saplanıp kalmış korkuluk gibi kalemler, bu verimsiz tarlanın dillere dokunmayacak tanesini korurken..
Dostum! Sen dokunmazsan omuzuma,kağıdı delecek kalem,ama ayrılmayacak,bekleyecek,nedense kızdırıp,kaçırdığı ilham perisinin onu terkettiği yerde,yazarın son sayfa umudunun,işte burada,işte,romanın ta orta yerinde..
saplanıp kaldığı yerde...
Dostum! oradamısın?
Biliyorum azsın..
Biliyorum meşgulsün kimbilir hangi dertle..Allah kolaylık versin..
Bir dakika baksan..
Anlarsın halden..
O yerdeyim..
Sen bilirsin neredeyim..
Gel ! Kurtar beni..
Sevgili dostlar,
Bir ayı geçen bir süredir sitemizi merak ve ilgiyle izliyordum. Yazmaya devam ederek.. Aylardır yazarlarımız arasında her kuşaktan olan tartışmaları, çekişmeleri de izlediğimi söylemeliyim. Ben bunlara girmiyeyim dedim sık sık ama susmanın bir faydası olmadığını görüyorum. Hani Atatürk'ün ünlü sözüdür ' Fikirlerin çatışmasından basın özgürlüğü doğar ! ' Doğrudur, çok doğrudur ancak dozunu mu fazla kaçırdık acaba diyeceğim.
Zamanı geldi ve kendimi eleştirdim önce ve İzedebiyat'ımıza haksızlık yaptığımızı düşünerek beş, altı şiirimi sildim sayfamdan. Siz de böyle düşünüyorsanız fedakarlık yapmanın zamanı geldi de geçiyor. Yine Ziya Paşa'nın ünlü özdeyişi geldi aklıma " Zira bu terazi bu sıkleti çekmez ! " Ben diyorumki zaman geçmeden herkes başını iki elinin arasına alsın ve düşünsün biraz. İzedebiyatımızı daha yükseklere taşımak için ne gerekiyorsa hep beraber yapalım. Son olarak İzedebiyat yönetici ve emekçilerine bugüne kadar bize gösterdikleri kolaylık ve hizmetleri için teşekkür ederim. Tüm İzedebiyat dostlarına da saygı ve selamlarımla.
Gürcan Erbaş, Erenköy / İstanbul
Not: Tartışmaya katılmayacağımı söylemiştim. Bu akşam Nida'nın teşekkür yazısını görmeseydim daha da iki satır yazacağım yoktu. Sevgili Nida'yı genç ve keskin bir kalemşor olarak düşünüyor ve buna iki satır yazayım diyordum. Ancak bu akşam arkadaşımın sıkı bir edebiyatçı olduğunu düşündüğümü söylemek istiyorum. Teşekkür yazısıyla kendini kanıtlamış oldu. Kendsine buradan selamlarımı gönderiyorum .
Merhabalar,
Tahminler doğru, ön seziler yanlış. Sitenin paralı olması gibi bir şey söz konusu değil; olsa izleyeceğimiz yöntem bu olmazdı zaten. Gecikmenin nedeni tatil. Sitenin editörleri aynı anda tatile çıkmaya karar verince, bir hafta boyunca yazılar gözden geçirilemedi. Şimdi tekrar iş başındayız.
Yazıları okumaya başladık, bu hafta içinde tüm birikme giderilmiş olur.
Sabır, güven ve hoşgörü için herkese teşekkür...
Sevgilerimle,
Diren
Ek bir not...
Geride bıraktığımız haftada yaklaşık 500 yazı gelmiş bulunuyor. Bu yazıların hepsinin onaylanması demek, büyük bir çoğunluğunun anasayfaya yansımayacak olması demek. İzEdebiyat'a son eklenen yazıları eksiksiz olarak izleyebilmek için [[A HREF="http://www.izedebiyat.com/arsiv.asp"]]Son Eklenenler[[/A]] bölümünden yararlanabilirsiniz.
Bekledik , bekledik , suçladık , ısrarla yüklendik iyi mi kötü mü yaptık bilemiyorum ama Sayın Editörlerimizin tatilinin birmesine sevindim...
Yamaktan vazgeçip hatta işi yazı , şiir vs. çekmeyi düşünenler ve bunları uygulayanlar bile oldu...
Galiba aksaklılar son bulacak bu zamandan sonra.
Ve bir özür...
"Eylül Vurdu Yüzüme" adlı şiirimi iki defa yollamıştım birincisi ulşamadı diye ve aksaklık giderilince ikisi birden eklenmişti.Birini sildim...
Şiirli nice günler ve gönüllerde buluşmak üzere...
Türkçeyi iyi kullanmak, noktalama işaretlerine riayet etmek tabi ki önemlidir. Anlam değişmediği sürece… “Tüm yazarların edebiyat mezunu olamayacağı gibi, tüm denizcilerin de yüzme bilmesini bekleyemeyiz”. Ankaralı Turgut!..
Plağın öbür yüzü; siz noktalarınızı yastığınızın altından çıkarıp, bankaya yatırın. Faiz % 1,2…
Edebi olmak için sırtıkaralı zar atmak. Neden bazı süvarilerin noktası ve virgülü yok? Geçmiş zaman pehlivanlarını düşünün… Anlatmak istediğinizi ister altı okla, ister boz bakışlı kurtla veya kedi ile bilemedim sıfır ile anlatın. Anlam yitmediği sürece tüm kabile reislerinin selamına, huğ… Noktasız yazanları yargılamıyor, edebi kriter olarak görüyorsunuz da hata yapanları çarmıha mı geriyorsunuz. İngiliz usulü sevişme sanatı. Cadı yakma… Fransızları da çağırın kurulsun engizisyon… Kuralcı şartlanmış maymunları mı ekelim ön bahçeye. Bir diğer Darvin doğursun. Anlamını yitirmemiş her yazı, kabulümdür. Bu benim at gözlüğüm.
Sizin gözlükleriniz Ferrari…
Aşağıdaki satırlar bir yazar tanıtımında gözüme çarptı. Benzerlerini başka yerlerde de çok görmüşüzdür elbette.
"Acı çekmek! kim sever ki acı çekmeyi mutsuz olmayı? Ben tabiki...
Acılanmak yazmaktır bende, ne zaman ki üzülsem, acılansam alırım elime kalemi, hem ağlar hem yazarım. Ondandır yazılarımdaki hüzün.
En mutlu anımda bile bir hüzün taşırım içimde.. .
Hüzün yakışır yüreğime..."
Ne güzel söylemiş yazar arkadaşımız. Acı çekmeye olan sevgisini nasıl da içtenlikle belirtmiş. Hem ağlayıp hem yazıyormuş 'kalem'iyle ya da kimi durumlarda klavyesiyle herhalde.
Hepimize acı dolu okumalar.