Sayın Volkan Çelebi, söylediklerimi epey yanlış değerlendirmişsiniz. Yazılanlar -olmaz bu iş- demek için değil, bir dergici olarak yaşadığımız sıkıntıların, dergi işi ile uğraşan herkesin ortak sorununa dair bir ışık belirtebilmekti...
Dergi çıkarmak elbette güzeldir, bizim de çıkarmadan evvel düşündüklerimiz ve belli bir amacımız vardı, edebiyat dünyasında yapılmamış bir şeydi. Ancak diyorum ki, dergilerin hemen hemen hepsi aynı konsepte sahip. Çok iyi bir dergi okuyucusuyum, neredeyse çıkan dergilerin %80'ini okuyorum, hep aynı şeyi görüyorum, birbirinin tekrarları. O yüzden bu: bir eksikliği kapatacaksa.... cümlesi oradadır. Benimkisi sadece bu işin içerisinde olan bir insanın söyleyebileceklerinden ibarettir. Bir çok dergici ile görüşme imkanı buluyorum, sıkıntılar ve yapılması gerekilenlerin açığı hep aynı. Uzaktan bakmakla bu işin içinde olmak çok başka şeyler...
Karşı değilim, sadece yapılacaksa çok iyi düşünülmeli; kadro iyi oluşturulmalı diyorum. Elbette farklılık adına yola çıkmak, edebiyatta bir eksiği kapatabilmek çok önemlidir. Klişe söylemler olarak görünen şeyler gerçeklerdir, hadi çıkaralım, lay lay lom ile zaten hiçbir işe girilemez, dergiyi çıkardıktan sonra değil, oluşum safhalarında herşey masaya yatırılır. Olması gereken de budur. Yoksa 1. ya da 2. sayı da o dergi hem kapanır hem de ekip itibar kaybeder, sıkıntılar sayılamayacak kadar çok yani. Her güzelliğin, edebiyat adına her emeğin yanında oluruz, yeter ki doğru bir açığa değdirilsin ucu, yeter ki yazarlık olarak parlak kalemler öne çıkarılsın... Bu konularla ilgili çok şey var söylenecek, ancak burada kesmek istiyorum, izedebiyat editörlerinden herhangi bir yazı gelmediği için bir düşünce üzerine çok laf sarfetmek istemiyorum. Sadece yanlış anlaşıldığımı ve dergi çıkaran insanların hep yakındığı şeylerin sadece yarısını dile getirdiğimi söylemek istiyorum. Yine de görüşlere de saygı duyuyorum... Herkese uğraştığı alanda başarılar dilerim....
Sevgi ve saygıyla...
S.Aylin Antmen
İzEdebiyat
132 görüntülenme · 526 ileti
Algı farkı ya da görüş ayrılığı olabilir, ama lütfen izedebiyat sitesinin yapısı üzerine söylediklerinize yeniden bakınız. Ve bu söylediklerinizin bizi götürebileceği mantıksal sonuçlara. Burda tekrar yazmama gerek yok. Ama amacım bu konuda sizinle tartışmak değil, zaten gereksiz bir tartışma olurdu bu.
Diğer arkadaşların ve editörlerin de bu konuda görüşlerini bekleyeceğim.
Demin eksik yazmışım.
Ben dergici değilim demedim, herhalde siz de ben böyle bir şey söylemeden bunun böyle olduğunu bilemezsiniz. Bu anlamda sürekli ben bu işin içindeyim demenizin bir anlamı yok, karşıdaki o işin içinde olabilir. Bunu hiç düşündünüz mü ? Kaldı ki bu zamanlarda bir işin içinde olmamak -dergiler için konuşursak -yeni bir şeyler ortaya çıkarabilmek için en sağlıklı yol, şu kara dünyada.
Sadece bakış açısındaki farka dikkat çekmek istedim. Forumları bildiğim kadarı ile herkes okuyor. Ayrıca tartışmak gibi birşey de söz konusu olamaz, fikir alış-verişinde bulunduğumuzu sanıyorum...
Vurgularımın amacı, ukalalık olarak değil, bizzat yaşarken nelerin üzerinde durmak istediğimin iyi anlaşılması içindir...
Başarılar diliyorum...
İzedebiyat yazarlarından Nilüfer Magriso (Kuzenim'in) kitaplarının da olacağı gelirlerinin Bedensel Engelliler Vakfı'na bağışlanacağı sergi bugün başlıyor.
Hatırlatmak istedim.
Sevgiler,
Ömür
[[B]]NİLÜFER MAGRİSO (NİLOŞ) 1974-2004[[/B]]
"İnsanlara iyilik yapmak istiyorum" "Kötü insan yoktur,belki şeytan... o da kötülük yapmışsa" derdin.
Biz ailen, senin şiirlerini kitap haline getirdik;
Annen seni kaybettikten sonra bütün duygularını yaptığı porselen takılar, otantik çerçeveler ve amatörce yapılmış küçük tablolara döktü.
Bunları [[B]]29 Nisan - 1 Mayıs[[/B]] tarihleri arasında [[B]]İstanbul Gayrettepe Metropolitan Hastanesi karşısındaki Kültür parkı binasında [[/B]]sergileyerek satışa sunacağız;
Gelirleri de özürlü çocuklar vakfına bağış yapacağız.
http://www.bedd.org.tr/
Senin adını ve iyilik severliğini bir nebze de olsa yaşatmaya çalışacağız.
Ruhun hep huzurlu yaşasın...
Ailen
-Yeni bir derginin hali hazır dergilerden ne farkı olabilir derseniz. Yeni olması zaten en önemli farktır. Asıl farkı ise zaman yaratır.
-Bence de kalite çok önemli - ama editör seçimindeki kalite-
-Sayın Çelebi'ye katılıyorum ve onunla bir oluşumda yer almak isterim. İlla ki İzedebiyat'a ihtiyacımız yok. Ama benim biraz zamana ihtiyacım var, yıl sonuna kadar.
-Yazın dünyasında ses getirmek lazım, bu kesin. Ama bu o kadar kolay ki.
-Yeni dergi gerçekten yeni olmalı.
-Amatör tin bence de değerlendirilmeli. Zaten eğer İzedebiyat editörleri bunu yapmazsa ben er geç yapacağım.
-Saygı ve sevgiler..
Birçok sitede şurada burada yazıyorum.
Biri bir şiir yazmış. Şair demiyorum. Onun alıp evirip çevirip ne olduğuna bakıyorum. Buzdolabı taşıyan hamal gibi değil ama.onun inciğini boncuğunu çıkarırım. İstersem.
Onu başka bir gözle görmelerini sağlarım.
Ne var ki, çıkar birileri, siz çok sivri dillisiniz, kırıcısınız.
Gerçekleri söyleyince böyle.
Konu kırılmak değil ki.
Konu çözümleme.
Şiir çözümlemesi.
Böyle birçok kişi çıkar, yani benim kırıcı olduğumu söyleyen.
Vallahi ben tek adam göremedim şimdiye kadar, seni anlıyorum diyen.
Bazısı da oldukça meraklı.
Sadece bu şiir kritiklerini okuyorlar.
Bunlar özel mesajlarla bana ulaşıyor.
Dilden haberi olmayan insanlar, kendilerini tatmin etmek için yazıyorlar.
Yazsınlar.
Koca koca insanlar.
Tabiî ki biri çıkıp limon gibi suyunu çıkarırsa, başlıyorlar ağlamaya.
Öğrenme çabası yok ki.
Yüz sene geçse, yine aynılar.
Eleştiriyi düşmanlık olarak algılıyorlar.
Kimisi de, sen kimsin, o öyle değil böyle, falan filan, diyor…
Fikrin varsa, söyle,
Eleştirin varsa söyle,
Ya kardeşim, her gittiğim, her konuştuğum yerde böyle.
Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar.
Aynen böyle.
eleştiriye tahammülleri sıfır.
eleştirdin mi, EGOLARI CANAVARLAŞIYOR....
Daha önceden kararlaştırdığım üzere, bugün izedebiyatta yayınlanıp da, hiç bir üye tarafından kütüphanelere alınmamış yazılarımın tamamına yakınını sildim.
Bu kararı çok önceden almıştım. Nedeni ise, o yazılarım üzerinde farklı şekilde düzenleme yapmak istememdir. Aslında, bir kaç yazımda daha benzer uygulamayı gerçekleştirmek üzere silmeyi istemiştim ama bazı üyelerimiz tarafından kütüphanelerine alınmış olmaları nedeniyle yapmadım.
Geri çektiğim yazılarımı okuyan tüm herkese sonsuz teşekkürler. Bir teşekkür de, yazılarımı kütüphanelerine kabul eden arkadaşlara.
Daha güzel yazılarda buluşmak dileğiyle, sevgi ve saygılar...
İnternette eser çalınması konusu
Sevgili dostlar,
Öncelikle burada bahsettiğim şahsın bizlerin yazı ve şiirlerimizi yazdığımız sitelerle, eserlerimizi aşırmaktan başka alakası yoktur. Şahıs çok farklı mecralarda yol almaktadır. Detay bilgileri elimdeki verileri düzene sokup, kişiyle bağlantı kurup, yaptığı terbiyesizliği itiraf ettirdikten sonra yazacağım.
Her ne kadar kitabı çıkmamış biri olarak bu isyana hakkımın olmadığı düşünülsede, malesef iki yıl önce yazmış olduğum bir yazının, son bölümleri değiştirilerek , edebiyatla alakasız bir sitede, başka bir kişi ismiyle (nicki) ile, yayınlandığına tanık oldum. Başlığı dahi değiştirilmeden....
Bu da yetmezmiş gibi bu şahsın hırsızlığının hastalık haddine geldiğini, birlikte aynı sitede yazdığım pek çok arkadaşın yazı ve şiirlerinin tamamını aldığını yada kırparak kendine ait yazılar oluşturduğunu da...
Eşimle birlikte internette yaptığımız taramada malesef çokkkkk kişinin emeğine saygısızlık ettiğini gördük bu şahsın...
İlgili siteleri kaydettik. Kişinin seceresini çıkardık. Ancak bu konuda susmaya niyetim yok. Dediğim gibi kitabımın olmaması, benim internette altına tarih ve imza atarak, emek sarfederek yazdığım hiç bir yazı ya da şiirimin ayaklar altına alınmasına, sağda solda alakasız sitelerde yayınlanmasına göz yummam anlamına gelmiyor . Kaldı ki; http://www.girisim.com.tr/bankatek/sayi13/intvehuk.htm isimli sitede, eser sahiplerinin internetteki yasal haklarından ve dava açma olanaklarından ayrıntılı olarak bahsedilmekte. Sanırım bu yola başvuracağım tabi mağdur diğer arkadaşları da uyandırarak.
Bu bağlamda elime ne geçer bilmiyorum. Ancak yine de şansımı deneyeceğim. Konuyla ilgisi olan (eserleri çalınıp kullanılan arkadaşların isimleri bende mevcut)
İzedebiyat bu konuda ne kadar yardımcı olur bilemiyorum ancak yasallık kısmında yazılanlar sanırım geçerlidir. Her ne kadar bizden yazılı bir sözleşme alınmamış olsada…
O kişiyi de mecburen "internet edebiyat hırsızı" olarak deşifre edeceğim.
Kişinin bizlerin üye olduğu sitelerde üyelik bab’ında alakası yoktur. Ancak deşifre edilmesinde toplumun ahlakı ve edebiyata/emeğe saygı açısından faydası vardır diye düşünüyorum.
Rahatsız ettiğim için özürdilerim.
Saygılarımla.
naileduman@hotmail.com
NAİLE DUMAN YAŞAR
Doğrusunu isterseniz yapılan hırsızlığı okuduğum an kanımın donduğunu hissettim. Bu nasıl ahlak dışı bir eylemdir böyle... Bu olayla ilgili kanuni haklarımızı aramamız için bir kitabımızın basılması gerektiğini asla düşünmüyorum.
Bunu konu hakkında bildiklerinizi en kısa zamanda açıklamanız gerektiğini düşünüyorum.
Saygılarımla... Samile İlter
Daha önce yazılarımı yayınladığım siteden ayrılmamın bir nedeni de, kendine yazar deyip de, internette dolaşan mailleri kendi adına yayınlayan bir kişiye, -tüm maddi delilleriyle birlikte kanıtlamama ve uyarılarıma rağmen- site yönetimi tarafından en küçük bir uyarı yapılmadığı gibi, aynı yönteme site sahibinin de başvurmasıydı.
İnternette dolaşan hepimizin bildiği kaynağı belirsiz o, hoş ve ilginç mailleri yazıya döküp kendi adına yayınlamak da bir tür hırsızlıktır. Kendi ürünün olmayan bir şeyi kendi ürününmüş gibi göstermek hırsızlık değil midir?
Ama sonra çok daha vahim bir şey de gerçekleşti o sitede. Benim ayrılmama tepki göstererek tüm yazılarıyla birlikte o siteden ayrılan bir arkadaşımın talebi doğrultusunda bütün yazılarını sildiler siteden. Buraya kadar her şey güzel!.. Peki sonra?..
Arkadaşımın tüm yazılarını başka bir rumuz altında virgülüne bile dokunmadan yayınlamaya başladılar ve halen de yayınlıyorlar. Hem de, yazıların altında yapılan yorumlarıyla birlikte. Hem de benim, bizzat yaptığım yorumlarımla birlikte.
Sizce, hırsızlığın bu kadarına ne denir?.. Sizi bilmem ama bence "aptallık" denir... Bir hırsız ancak bu kadar aptal olabilir. Çünkü arkadaşım isterse, yazılarını kendi adına yayınlayan o hırsızla birlikte o site sahibine de dünyayı dar ederdi.
Ama etmedi...yapmadı... Çok ısrar etmeme rağmen uğraşmadı, "Boşver Orkun, insanlar onun diğer yazdıklarını okuyunca, O yazıları yazanın o olmadığını zaten anlayacaklardır" dedi...
Teknik problemler nedeni ile izforuma bir süre giremediğim için, İsa arkadaşımız benim adıma siteye mesajı ekledi. Kendisine çok teşekkür ederim.
Son gelişmeler;
Kişinin yazdığı ve üye olduğu tüm siteleri bulduk ve çıktılarını aldık
Yayınlanan yazı ve şiirlerin çıktılarını sayfa önbelleklerinden aldık
Avukatla görüşüldü, ilk adımda yayınlanan sitelere yayın iptal yazısı yazmam istendi. Şimdi o aşama ile uğraşıyorum. Daha sonra tekrar avukatı arayacağım.
İzedebiyatta benim ilk başta tespit ettiğim bir kaç yazar arkadaş var. Bu şekilde kullanılan. Onları detaylı ortaya çıkardıktan sonra, yazar arkadaşların mail adreslerine bilgi içerir mesaj atacağım.
Diğerlerinin uğraşıp uğraşmayacağı konusunda bir fikrim yok ancak midemin kaldırmadığı özellikle, yayınlanmış eserlerin gölgesinde yazı ve şiir adına emek sarfeden bizlerin bu kadar değersiz değil eserleri...Anlayanlar, okuyanlar bilir. Sadece bunu söylüyorum.
Bunun yanısıra benim en büyük talihsizliğim, izedebiyattan yazılarımı sildikten sonra böyle bir olay ile karşılaşmış olmam. Ancak interneti taramak sonuca ulaştırıyor. Gerekli tüm eski kayıtlarıma ulaştım.
Maksadım olay yaratmak ya da şahsi dikkat çekmek değil.
EMEK , BAŞINDAN BERİ BUNUN İÇİN BAĞIRIYORUM...
EMEĞE SAYGI....
Gelişmelerden sizleri haberdar edeceğim. Konu diğer edebiyat sitelerindeki arkadaşların da bilgisi dahilindedir. Gerekirse toplu hak arayışına gidilebilir. Gidilemesede ben uğraşmaya değer diyorum.
Daha çok çalınan eserler İzedebiyattan.....
Bir tarasak google' ı kimbilir daha kaç kişilerin yazı ve şiirleri orada burada çıkacak karşımıza....
Sadece size şunu söyleyeyim; yazı ve şiirlerimiz seks ve arkadaşlık sitelerinde daha çok kullanılıyor!!!!!!
Saygılar.
Naile
[[B]]Benim tespit ettiklerim;[[/B]]
Sayın [[B]]Zeynep Didem'in Yatağından Doğar Nehirler [[/B]]isimli şiiri
16/08/2004 tarihinde www.sekspartner.com isimli siteye, asiyakamoz nicki ile ve yazı başlığı [[B]]Benim Saçlarıma Gece Yağacak [[/B]]şeklinde değiştirilerek,
Sayın [[B]]Zeynep Didem'in 3. Cemre [[/B]]isimli şiiri
18/08/2004 tarihinde www.sekspartner.com isimli siteye, asiyakamoz nicki ile ve yazı başlığı[[B]] Kadınım Diyeceğim [[/B]]şeklinde değiştirilerek,
Sayın [[B]]Süleyman Güner'in Git Başımdan Şehvet [[/B]]isimli şiiri
20/09/2004 tarihinde www.sekspartner.com isimli siteye, asiyakamoz nicki ile ve yazı başlığı aynı bırakılarak,
Sayın [[B]]Yeşim Şahin'in Kim Özlerdi Avuç İçlerinin Kokusunu [[/B]]isimli şiiri
20/09/2004 tarihinde www.sekspartner.com isimli siteye, asiyakamoz nicki ile ve yazı başlığı aynı bırakılarak,
Sayın [[B]]Mehmet Emin Kayaalp'in Şerefe İçelim Bu Gece [[/B]]isimli düz yazısı
02/09/2004 tarihinde www.sekspartner.com isimli siteye, asiyakamoz nicki ile ve yazı başlığı [[B]]Kadın Dediğin 2[[/B]] şeklinde değiştirilip içeriği şiire dönüştürülmüş şekilde,
Sayın [[B]]Mehmet Emin Kayaalp'in Kadın Dediğin [[/B]]isimli şiiri,
28/12/2003 tarihinde www.sekspartner.com isimli siteye, asiyakamoz nicki ile ve yazı başlığı [[B]]Sitedeki Bütün Bayanlara (Bir şiir) [[/B]]ana başlığı yazılarak Kadın Dediğin alt başlığı ile,
Sayın [[B]]Atilla Güler'in Aşk Ağladı [[/B]]isimli şiiri,
20/09/2004 tarihinde www.sekspartner.com isimli siteye, asiyakamoz nicki ile ve yazı başlığı [[B]]Sitedeki Tüm Kadınlara [[/B]]ana başlığı altında, Aşk Ağladı alt başlığı ile,
Sayın [[B]]Afife Demirtaş'ın Torbada Kaç Yüzümüz Var[[/B]] isimli yazısı
20/09/2004 tarihinde www.sekspartner.com isimli siteye, asiyakamoz nicki ile ve yazı başlığı [[B]]Kaç Yüzlüyüz!! [[/B]]başlığı ile,
Sayın[[B]] Bilal Coşkun'un Son Sevişmemizdi O[[/B]] isimli şiiri,
27/01/2003 tarihinde www.sekspartner.com isimli siteye, asiyakamoz nicki ile ve yazı başlığı Son Sevişmemizdi O başlığı ile,
Sayın [[B]]Elena Adyej'in Aşk Acıtır [[/B]]isimli düz yazısı,
20/09/2004 tarihinde www.sekspartner.com isimli siteye, asiyakamoz nicki ile ve yazı başlığı [[B]]Kaçamak [[/B]]şeklinde değiştirilerek,
Benim[[B]] (Naile Duman Yaşar), Evli Kadınlar Kocalarını Nasıl Chat:)latır [[/B]]isimli yazım, 06/09/2004 tarihinde www.sekspartner.com isimli siteye, asiyakamoz nicki ile ve yazı başlığı aynı bırakılıp, paragraf içlerinde kendince değişilikler yapmak suretiyle, yayınlanmıştır.
Kişinin Nick bilgisi, İsim bilgisi (Adem), Hotmail adresi, Yaş, iş bilgileri mevcuttur ancak soyadı bilgisi henüz bulunamamıştır. Avukat şahsın detay bilgilerinin gerektiğini söylemiştir.
Bunun dışında aynı şahıs, üç ayrı edebiyat sitesinde kayıtlı (biri öykü yarışmasına katılmış) yazar/şair arkadaşında eserlerini benzer şekilde kullanmıştır.
Konuyla ne kadar ilgilisiniz bilmiyorum ancak, 1 yıllık süre içinde tespit edilen eser çalınma olayları ile ilgili olarak dava açma hakkı varmış. Detayları iletirim.
Saygılarımla.
Naile Duman Yaşar
naileduman@hotmail.com
Sevgili Güney(Yaşar);
Sakın "Bana ne!" demeyin......Aynı şey, sizin de başınıza gelebilir....Benim başıma geldi, geçen yılın nisan ayında......İki ayrı gazetede, izedebiyat'tan alınan bir yazım, iki köşe yazarı tarafından yayımlandı.Bu. çok kötü duygular yaşatıyor insana.O nedenle anlayışla karşılayın bu konudan mustarip arkadaşların sarfetikleri cümleleri.......İleride, yazımı çalan gazetelerin ve yazımı kullanan köşe yazarlarının adlarını söyleyeceğim......Sevgiyle kalın.
Selamlar,
Epeydir ugrayamadim.Sizinkiler birsey degil arkadaslar, bir de benimkini dinleyin.
Duzenli olarak yazdigim bir sitede, kendi adimdan farkli bir nickle forumda yaziyorum.Birgun bir arkadasimiz ki kendisi fizik ogretmeni , benim yillar once yazmis oldugum ve yayinlamis oldugum yazimi foruma ekliyor.Normal nickle girip tebrik ediyorum yazisindan oturu...Guzel olmus diyorum.Verdigi cevap su:
-Tesekkur ederim.Sabaha karsi aklimdan suzulenler bunlar...
Hayir piskinligin bu kadari fazla diyerek orjinal yazimi koydum.Kendisi utancindan forumu terketmek zorunda kaldi.
Bu arada yazilarini begendigim arkadaslarin, bazi eserlerini kendi sitemde yayinliyorum.Kendi adiniz ve soyadiniz ile iciniz rahat olsun.
Yazıların çalınmasıyla ilgili iletilerinizi içim ezilerek okudum. Sorunlarınıza içten katılıyorum. Sizlere yardımcı olacağına inandığım bir konudan bahsetmek istiyorum.
Benliğinizden, duygularınızdan, hayallerinizden bir parça alıp kağıda döktüğünüz eserlerinizi başkalarının görüşüne sunmadan önce koruma altına almanın birkaç yönteminden bahsetmek istiyorum.
Bildiğiniz gibi herhangi bir dava durumunda sizden eserin size ait olduğunun kanıtlanması istenecektir. Bunu yapabilmeniz için elinizde resmi bir belgeniz olması gerekir.
Amerika gibi ülkelerde bir eser sahibi ürününü yaklaşık 30 YTL karşılığında telifleyebilmektedir. Fakat Türkiye gibi ülkelerde böyle bir mekanizma olmadığı için - eğer varsa beni affedin ben bilmiyorum- kendiniz uğraşmak durumundasınız.
Yazdığınız yazılar eğer bir dergide yada bir kitap halinde yayınlanmış ise bir belge niteliği taşır. Eğer İnternet ortamında yayınlanmış ise sorunla karşılaşabilirsiniz. Ayrıca yazınız bir yerde yayınlanmadan başkası bunu yayınlayabilir. Burada tüm yayınevlerini tenzih ediyorum. Onlardan hiçbiri bilerek bu tür bir kumpasın içine girmezler.
En garantili ve en pahalı yöntem eserinizi noterden onaylatmaktır. Noterler eserinizi onaylamak için çok yüksek ücret isterler ve sayfa başına para talep ederler. Yine de dava konusu olması durumunda en garantili yöntem tüm eseri sayfa sayfa noterden onaylatmaktır. 2003 yılında romanımı onaylamak için bir milyar liranın üzerinde bir ücret talep ettiler.
Bazıları tüm eseri onaylatmak yerine eserden seçtikleri bazı sayfaları onaylatma yoluna giderler. Bu yöntemin pek sağlıklı olmadığını düşünüyorum.
İkinci uygulanabilecek yöntem kitabınızı kıymetli evrak olarak noterde saklamak. Ben bu yöntemi uyguladım. 2003 yılı temmuz ayı fiyatlarıyla iki yıllık saklama bedeli olarak 60 milyon lira ödedim. Bu yılın temmuz ayında kitabı geri alırken de iki yıllık kira ücretini ödeyeceğim.
Bu yöntemde eserinizi saklayacak bir noter bulmakta zorluk çekebilirsiniz. Noterler genellikle sakladıkları şeyin ne olduğunu bilmek isterler. Hatta size, "Bu eseri bir bilirkişiye okutmak lazım," diyebilirler. Bana söylediler. Bilirkişiye okutma gerekçesi olarak da Türk Devleti aleyhine bölücülük unsurları taşıyabilecek gizli bir belge olup olmadığının belirlenmesiymiş. Sanıyorum, emin değilim, noterler sakladıkları belgelerin içeriğinden de sorumlu tutuluyorlar.
Bu durumda tatlı dille sorunu çözmeye çalışmanızı tavsiye ederim. Noterle yaklaşık yirmi dakika sohbet ettik ve kendisi incelemeye karar verdi. Bir gün orada kaldı ve sanıyorum bir iki sayfasına baktı; daha sonra da kıymetli evrak olarak saklamayı kabul etti. Aksi takdirde bilirkişinin romanımı okuması için de ayrı bir ücret ödemek durumunda kalacaktım ve büyük bir ihtimalle de bu yöntemi uygulamaktan vazgeçip, üçüncü yöntemi uygulayacaktım.
Üçüncü yöntem ise postaneden taahhütlü olarak eserinizi kendinize postalamak. Taahhütlü olarak eseriniz elinize ulaşınca da hiç açmadan kapalı olarak saklamak. (Yıpranmayacak ve yırtılmayacak bir zarf seçip sonradan açılmadığını ispat edebileceğiniz kadar özenli ve garantili paketleyin) Bu şekilde herhangi bir dava kanusu olması halinde kapalı olarak sakladığınz ve posta tarihleri hem sizin hem de postanenin kayıtlarında olduğu için davayı kazanabilirsiniz.
Size önerim ikinci yada üçüncü yöntemlerden birisini kullanmanızdır. Bu şekilde ileride olabilecek ihtilaflarda elinizde belge olur. Hatta eskiden yazdığınız tüm yazılar için bugünden bunu yapabilirsiniz. Hepsini toparlayın yazıcıdan çıktı alın ve hatta bir de CD'ye kaydedin. Kendinize taahhütlü olarak postalayın ve gelen postayı da hiç açmadan saklayın. Başkaları bunu sizin eserleriniz için yapmaya çekinirler, yapsalar bile herhangi bir dava durumunda bunu ortaya çıkaramazlar. Fakat siz göğsünüzü gere gere elinizdeki belgeleri ortaya çıkarabilir davanızı kazanabilirsiniz.
Tüm yazanlara saygılarımla,
Altan Çimen
biryazan@yahoo.com