"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."

Açık Büfe

Genel Tartışma

91 görüntülenme · 670 ileti
??? #481
Sayın Yakup Suphi Yel; Yorumlamak edebiyat dünyasında en çok emek sarfedenlerin başardığı bir iş diye düşünürüm. Umarım benim yararlandığım kadar, üç-beş okurum da yararlanabilir sözlerinizden. Teşekkür ederim...
??? #482
Son iletimde söylemiştim yeni olduğumu ilk kez beğenim için yazma gereği duyduğumu ve foruma da üyelik isteniyor bilginiz üzre sadece Semih beye yazmak için üye oldum. Siz bu şekilde davranarak ben ve 'varsa' benim gibileri zan altında bırakıyorsunuz. Ben de anasayfa da yazarı öven bir ileti okudum ve genel taramada da YKemal yazıldığında çıkıyor ve okuduysanız tarzı çok yakın. Evet kullanmıyorum forumu yerini de bilmem ama en azından beni sanal saymanız yahut sahtekar bellemeniz hoş değil. Eğer bahis ettiğiniz gibi bir plan varsa ki olabilir yalancı dünya sonuçta siz eskisiniz, ben yeni uğradım eleştiri üzre yazarı okudum ve övme gereği duydum YKEmal hayranı olduğum için. İnanın dün gece uyumadım. Yanlış anlaşılmak, kara çalınmak ne yıkıcı. Tekrar söylüyorum lütfen sağduyu. Buradan yazara başka eleştiri yapanlara da sesleniyorum, sorumluluk alın, bir iki kelam edin lütfen. Ama eğer yazar dediğiniz gibi entrika fasafisosuna karışmadı ise de sayenizde okur kaybetti. Ben aslen bir daha lehinde yahut alehinde hiç bir açıklama yapmayacağım. Biraz açık düşünmeye davet ediyorum herkesi.
??? #483
Kaçırma siteye yeni gelenleri. Bu paranoya bulaşıcı mı? Millete çamur atma. Akıllı ol (unuz).
??? #484
Aslında uzatmaya bile gerek yok sanki amaca hizmet ediyormuşum gibi bir his doğdu içime... Nida bile buna paranoya dedi ya :))) Eyvallah... Ne diyeyim ? Düşün Nida... Düşün ( ünüz )...
??? #485
KİM BU ÇETÇİLER? FORUMUN ÇITASINI YÜKSELTMEK YERİNE DIR DIR EDENLER EVDE KALMIŞ KIZLAR GİBİ. ŞİMDİ HERKESİ AÇIK AÇIK KONUŞMAYA DAVET EDİYORUM. HERKES BİR İSİM SÖYLESİN. BÖYLECE BİZ DE FORUMUN ÇETÇİSİNİ KURBAĞA YAPALIM BİR HAFTALIĞINA. BU KURBAĞA MESELESİ, GAZOGEN ADLI ARKADAŞLIK SİTESİNDE VAR. ORDA SAÇMA KONUŞANLAR KURBAĞA YAPILIYOR. HADE BUYRUN.
??? #486
Üstüne alınma be İsa.. Sözüm sana değildi, Yahya Akbulut reklamına girmeyelim. Zaten reklamdan ortalık vıcık vıcık... Bi de sen çıkma... Ha senin dediğin gibi; çetçiler çıksın ortaya bakalım bu edebiyat arenasında...(Nasıl yaparlar... :) )
??? #487
Arkadaşlar buradayım, ben bu akşam İsa'nın bir metnini okuyordum (bana kızıyordur gecikiyorum diye...kusuruma bakmayın İsa! Titiz e içtenlikle okuyorum...tanırsınız beni...zaman alıyor...), göz gezidiryordum çeşitli yazılarda, ayrıca Akbulut'la ilgili yazıyı da değerlendirmeye yönelik bir heves var mıy diye kendimi yokluyordum; ayrıca...ayrıca...bilirsiniz işte, okunması gereken binlerce şey var, -ben bundan hoşnudum,- sevgili Nida'nın dönmesine sevindim tabii (yahu: ben de "sizler" gibi mi oluyorum ne? Tam bir hızlı ileti ortamı, -yazın dünyasında en tehlikeli şey, hızlı üretimdir; ya da yanılıyor da olabilirim...her neyse, ben buradayım...dinliyorum, okuyorum, çalışıyorum, bir de "dışarıda" da arkadaşlar var, onlara katkı sunmaya gayret ediyorum. Ama söylesinize, biz ne zaman dah adüzgün ve uzun soluklu işler yapacağız arkadaşlar, ben yaşlı bir kimseyim, vaktim dar hani...) İyi geceler hepinize (bu arada bir parantez gerekiyor burada yine: iyi geceler demek oluyor ki -yani çeviriyorum: ben yaşlıyım ya, erken yatıyorum, sizler gibi geceleri sabah edemiyorum, erken kalkıp saat 6.dan itibaren çalışıyorum, yani düşünüyorum, bakıyorum, okuyorum, yazıyorum...vs.vs.) o halde: iyi geceler sizi "yarasalar". Suyel Not: yani uzun lafın kısası: chat'le ilgili bir yorumda bulunacak vaktim ve halim yok İsa..
??? #488
Peki, madem Suphi hortladı… Birinin satırlarına bakarak yalan söylemeyi nasıl beceriyorsunuz… Hiç mi utanma, ar damarı yok sizde. Var mı::! Sahtekârsınız, donsuz ve çulsuz. İnsanların samimi duyguları ile kafa bulan baloncuk maymunsunuz. Mobilya koruması tarzında santimetre kareye düşen beş cılız yalancı kabarıksınız. Size başparmağımı kullanmam, sizi güçlü kılar, serçe parmak eşleğinde balonlarınızı patlatırım. Adam olun (uz). Diğer adında gizli saklı sahtekârları da çağır. Al sana PARANOYA 2/2=mor. Düz olun. Etik olun. Dansöz bolluğuna kurban gitmeyin. ADAM OL (unuz).
??? #489
Ramazan Bayramında yazılmış dizelerdi bunlar... Ve malesef ki bu bayramda güncelliğini koruyor... Bombasız bayramlarda buluşmak üzere... Bayram Bombalanıyor / Bugün Beni Mazur Görün... Bir de Şu kan düşmeseydi yeryüzüne bu bayramda... Bir de Ağlamasaydı çocukları savaşın ne güzel olurdu... Bir de Şehit evi sızılar dillenmeseydi ana yüreklerinde... Öyle ya bayram bugün Sevinç takınmalıydık duruşumuza... İyi bayramlar demeliydik Gülüşler mıhlayıp dudaklarımıza... Yangın yeri acılardan sıyrılıp neşelenmeliydik, bayramdı bu... Gene Kahpe pusular kurulu bayramın geçtiği tenhada... Gene Mayın konmuş bayram yüklü bir araca... Gene Baskın yemiş bayram karakolu... Gene Tecevüze uğramış komşu bayram kızı... Hala yurdu işgal altında bayram ülkesinin... Ve o bayram ülkesine Terörist bir devlet kurmuş adiler... Bayram ülkesinin bayrağını indirip Kendi paçavralarını asmışlar sokaklarına... Ve başka bir bayram diyarı tankların paleti altında... Bayram şeridinde bombalar atılıyor hala... Bayram mülteci kampı baskın yiyor... Terörist ilan edilmiş Bayram ülkesinin eli sapanlı çocukları... Suçları umut etmek Suçları taş salmak gökyüzünün çirkin tarafına... Suçları taş salmak zalimin tankına - tüfeğine... Oysa bayram bugün İyi bayramlar diyecektik gülmeler mıhlayıp dudaklarımıza... Bayram sevdası yarına saklı... Hele bir gülümseyen bayram dolansın yüreğime o zaman diyeceğim suretime tebessüm takınıp... Haykıracağım ' İyi bayramlar ' diye... Bugün beni mazur görün... 03/11/2005 - Kartal İmdat ÖZCAN
??? #490
Duygu ve Sanatsal işlem Türk toplumunda sanat oluşumu ve bu oluşum içersinde taşıyıcı/belirleyici/yönlendirici bir rol üstlenen “sanatçı” bağlamında ciddi ve köklü bir riyakarlık söz konusudur. En basit ve popüler/kitlesel boyutunda bu, “şarkıcı – sanatçı” (kavramın kendisi aslında riyakarlığın daniskasıdır) kimliğinde belirginleşmektedir. İbrahim Tatlıses için, söylediği şarkılarının içeriği ile özdeş davranması beklenilmektedir; İbrahim Tatlıses (ve benzerleri) de bu beklentiyi boşa çıkaracak değildir elbette, kendi ekmeği ile oynayacak değildir; bu o denli ileri gidebilmektedir ki, bir ünlü şarkıcının –istese de istemese de- yapmak zorunda olduğu mecburi hizmeti sırasında, yani film “artistliği sırasında” da, kahraman olarak genelde “İbrahim” adında birini canlandırır. Filmde İbrahim Tatlıses, İbrahim Tatlıses’i canlandırır; hayatta da bu “canlandırma” devam eder. O kadar bir ve bütündür Türkiye’de sanatçı. Aynı denklem, yazınsal eserler için de geçerli kılındığına tanık oluyoruz. Şairler kendi sahici duygu ve düşüncelerine yer verir sanatında. Şiirin ana ve sanki tek sermayesi duygudur. Okur mu böyle bir beklenti içindedir, şairlerin narsist tutumları mı buna nedendir çoğu zaman kestirmek zor görünmektedir. Bir keresinde –sanırım Picasso’nun başına gelen bir hadise bu- bir sanat sever, ressamın tablosunu görür ve orada bulunan ressama şöyle bir soru sorar? Neyi ifade ediyor bu? Ressam da –hiçbir alay hissi vermeyen bir ciddiyetle- “bu bir resmi ifade ediyor” der. Başka bir zaman –bu sefer Degas olduğunu biliyorum- çok hayran bir sanat sever çok fazlasıyla tabloya yakınlaşınca, Degas “Dikkat, yağlı boyadır” der. İki keresinde de, sanatçılar riyakarlıktan uzak bir tutumla sanatları hakkında bir beyanda bulunmuştur kanımca. Tartışmaya değer sorular var bu bağlamda; ancak ben burada olası bir tartışmayı derinleştirmesi bakımında bunları birer sav düzlemine ve mümkün mertbe “kışkırtıcı” bir hadde taşımak istiyorum: -Sanat eseri (yazınsal metin örneğinde) içindeki duyum ile sanatçı benliği veya kimliği arasında ne denli mesafe olursa, sanat eseri o denli ikna edici olmaktadır. -Sanatçı, duygu ile beslense de, sanatsal ürünü oluşturma sırasında buna müsaade edip kendini duygusuna “kaptırıyorsa” Liseli aşıklardan ileri gidemez. (bu arada Liseli Aşıklar Derneği varsa, peşinen kendilerini kastetmediğimi ilan etmek isterim; bu meslek grubuna karşı bir tavrım yoktur). -Türk okuru, kendi perişan (düşünsel ve duygusal düzlemdeki) tembelliğini en rahat karşılayıp gideren “sanatçılara” alkış tutar. Başka bir söyleyişle: kendine (duygusal/düşüsel/görsel gerçekliğine) yönelmesi koşulu ile sanat eserine sanat, o eseri oluşturana da sanatçı diyebilmektedir ancak. -Türk sanatçısı bunun farkında olduğu için, sanat eserinde bu yönde odaklanmayı, sanat oluşturma ile karıştırmaktadır; sorun şu: farkında mıdır bunun (o zaman riyakarlık oyununda bir çıkar tarafını oluşturuyor), yoksa farkında değil midir (o zaman da sanatçı değil, başka bir kimliktir). -Bu nedenlerden ötürü, sadece çeşitleme yönünde bir “gelişme” söz konusudur Türk edebiaytında, buna karşın biçimsel ve biçemsel bir gelişim beklentisi her zaman boşa çıkacaktır. -Forumdaki etkinliklerin genel prospektüsü: duygularına güvenlenler bunun bir metin oluşturmak için yeterli olduğuna inanmaktadırlar. Bu arada, “fikirsel” görüş ayrılıkları, hiçbir durumda biçimsel ve sanat oluşumsal düzlemde değil, sadece duygusal farklılıklar bağlamında belirginleşmektdir. Bu son derece boğucu ve gelişmeyi kısıtlayıcı bir ortamdır sahiden sanatçı kimliğine sahip gençler için. Goethe’nin bir sözü var, flüt çalmaya çalışan birine diyor ki: üflemek yetmez, parmaklarını da deliklerde gezdirmelisin. Suyel
??? #491
Yetkililer ya özellikle değinmiyor veya… Adı taşıdığı hastalıkta saklı, uçan her kuş bu hastalığı taşıyan 1. tekil kişidir. Bu hastalığı bünyelerinde saklamak bir yana martı ve kargalar leş yiyicidir. Bu hastalık durup dururken hortlamadı. Hep hayalimizde uzaylıların gökten bizlere ölüm saçacağı tahayyülleriyle çok filmler izledik. Bunları bir kenara bırakarak, cam pervazlarına, balkon demirlerine pisleyen kuşların dışkılarını bulunduğu yerlerden temizlerken hijyene önem verelim. Ülke çapına yayılan bu hastalık tavuk, ördek vb. değil, aksine uçan kuşlardan yayılmıştır. Bu vesile ile çocuklarımızı parklardan ve kuş sürülerinin çoğunlukta olduğu meydanlardan sakınalım. Çocuklar oyun oynarken kural tanımaz. Biz uyuduğumuzda veya sabahın ilk saatlerinde parkların ve meydanların ilk sahipleri kuşlardır. Bütün hastalığa yakalanmış kişilerde görülen tek ortak özellik bu hasta kümes hayvanları ile yakın temasta bulunmaktır. Kümesinde yemlenen bu kanatlılar hastalığı gidip Çin den kapmadılar. Kuş dışkılarından kaptılar. Hasıla, tavuklardan, ördeklerden çok uçan kuşlardan korunun.
??? #492
Dün bir katil daha tahliye edildi!!! karanfillerle karşıladık onu... ki karanfilin kavgada ve sevdada apayrı anlamları var, o karanfilleri yiğitler mazgal çatlaklarında hasretle büyüttüler ,yazık oldu karanfillere... onuda geçelim bayrak salladık ve bayrak bu kadar basite indirildi... uğrunda kanımızı döktüğümüz bayrak... bu kadar kolaymı? bu kadar sıradanmı? bu devlet (ler) kurulalı beri her savaşımız bayrağımızı yüceltmek için değilmiydi??? En son uyuşturucu kullanma sonucu ölen birinin tabutuna sarılmıştı ve biz hepimiz sus-pus olmuştuk!!! Neredesiniz bayrak sevdalıları?? yoksa sevdanız yalanmı?? yoksa bayrağı ihanetinize sipermi etmişsiniz?? dün o bayrakları sallayan eller sizindi... Bayrağımızdan o kirli , o kanlı ellerinizi çekin!! biz o bayraklar bağımsız dalgalansın diye DENİZ' lerimizle kutsadık ve en MAHİR yiğitlerimizi toprağa kurban kıldık... El çekin bayraktan...
??? #493
( Bu bölümde siyasi konulara girmek hoşuma gitmese de yazmak zorundaydım.Kusurum oldu ise affola... ) Mehmet Ali Ağca bir katil , bu devlen mahkemesinin verdiği bir karar bunu verilmiş karar olarak kabul edip o şahsı bir katil sıfatına koyabiliriz. Tahliyesinde bayrak açılması acı verici bir durum... Şahıs üzerinden bazı değerleri sahiplenir görünmek sahiplenilen değerlere zarar verir.Özellikle bu kişi iki büyük suikastten ceza almışsa o kişiye bazı değerlerin anlamlarını yüklemek büyük hata... Madalyonun hep tek tarafını görmeye niyetli bir toplumuz ya.Sizde tek yönden bakmışsınız. M.Ali Ağca bir katil mahkeme kararlarına göre , tamam... İsmini andığın ve karşıt görüş olarak sunduğun o iki isim ne ? Deniz Gezmiş ve Mahir Çayan ne ? Masum halk evladı mı ? Yaptıkları eylemlerden , bombalamalardan , askere sıktıkları kurşundan haberiniz yok mu ? Madem BAYRAK sahipliğinden bahsediyorsunuz tabii bu bahsettiğiniz AY-YILDIZ lı bayrak ise neden bu iki ismi öne sürüyorsunuz ? Bu iki ismin Orak - Çekiçli sovyet bayrağı için ter döktükleri aşikar... Kandırmaca oynamayın... Bir kişi üzerinden bir kısım insanı suçlayıp mal bulmuş mağribi gibi sarılmayın... Evet dediğiniz gibi Bayrak o kadar hassas ve değerli bir konu ki... Olayı aydınlatır gibi tavırlar koymanız ve terörist eylemler yapmış kişilerle bağlamanız ya bilinçsizlik ya da prim yapma çabasıdır...
??? #494
..."asyadan avrupa'ya bir kısrak başı gibi uzanan bu vatan bizim" demiş tüm dünyanın sevdiği ama yurdumuzda bir kesimin sevmediği bir büyük usta... ...orak-çekiç ismini kasdetsem yazardım hiç çekinmeden... ve o dediğiniz kişiler bu bayrak (bayrağımız) bağımsız dalgalansın diye mücadele ettiler ve iyice okumuş,anlamış,tanımış olsaydınız onların hiç bir askere tek bir kurşun sıkmadığını bilmiş olurdunuz... çünki bu askerde bizim... ...benim vurgulamak istediğim bayrak bu kadar basite indirilmemeli son zamanlarda 30 bin insan bu bayrak uğruna can verdi diyerek kutsuyoruz bayrağımızı... sorarım size...bu kadar basitmi bu bayrak... kaldıki ben maçlarda dahi bayrağımızı sallayanlara midem bulanarak bakıyorum kimse ona hakaret ettirmemeli... zaman ve mekan ne olur olsun... ...biz tüm türkiye halkı olarak bu bayrağı dik tutmak için ne zorluklar çektik bilirmisiniz?? hafızanızı geriye doğru döndürürseniz kurtuluş savaşını hatırlayın lütfen... ...yazılarınızı (konularınızı yer yer tasvip etmesemde) zevkle okuyorum bunu bilesiniz...ve bu bayrak konusunda her yurtseverin benimle taraf olacağını zannetmiştim ( safça olmuş galiba bu zannım ki birilerine dokunmuş)
??? #495
Hafızamı en geriye götürdüm Kurtuluş savaşı geldi aklıma... Çanakale düğümlendi boğazıma truva sevdalılarına inat ben çanakkaleyi şehitlerden tanırım... Benim takıldığım nokta şu bir adama katil diye yüklenirken diğer katillere prim yaptırma telaşındasınız... Konu bayrak ise kişiler tanzih edilerek yaklaşılmalı... Konu bayrak ise birlik kurulmalı... Konu bayrak ise ve taraflar bu konuda bielşmişse takıntılardan arınmalı... Zikredilen iki ismin yaptığı eylemler aşikar bu vatanın bayrağını korumak için bu vatanın askerine kurşun atmak ne kadar saçmaca bir hareket ve bunu yaptılar o kişiler.Demek ki mücadele ettikleri bayrak AY - YILDIZ değil... Lafla peynir gemisi yürümüyor... İştir kişinin aynası lafa bakılmaz... Ne bir kişi ne de bir kurum vatan - bayrak noktasında kendini tek varsaymamalı... Mersin de bayrak hadisesi denilen şerefsizlik yaşandığı zaman evlerine bayrak asanları da " bayrağı basite indirgemekle" suçlamıştı malum zümre... Bu bayrak dalgalanması gereken her yerde dalgalanmalı... Dağ , ova , ev , okul , sokak , cadde , köprü , kule vs. vs. Tam bağımsızlık dalgalanmalı her köşesinde ülkemin... Ama bu yapılırken birilerinin sırtına yüklenmemeli tüm anlam... Bize lazım olan anlam... Kan kırmızı üzerine Hilal - yıldız da var zaten...
??? #496
biz, bu vatanı herkesten daha çok seviyoruz, en ufak çakıl taşını bile menfaatlerimiz için kullanmadık , kullandırtmayız... bu vatanı üzerinde yaşayan tüm insanları ile sevdik ve bu insanları bir arada tutan bayrağıda sevdik... ve ne yazıkki Ahmed ARİF'in dediği gibi " bağışlanmaz suçumuz oldu bu halkı sevmek" ortaya endişelerimi, kaygılarımı koydum taraf olup olmamak ayrı şey polemik yaratmak ayrı şey ve benim kaygılarım bu yurdun genel kaygısı ve ortak olmanızı beklerdim polemik yaratmanızı değil...
??? #497
Polemik doğurmakla suçlanan ben miyim ? Belirttiğiniz kaygıları benimsediğim yazımın hemen hemen tamamında aşikarken bana ortak olmamak yaftasını asmanız yanlış bir kanaat... Kaldı ki sizin de değindiğiniz malum şahsın tahliyesinde yapılan bayraklı gösterinin yanlış olduğunu dile getirdim... Ama sizinle ayrıldığımız nokta şu katil olmakla suçlanan bir şahsı topa tutarken terörist eylemlerde bulunmuş başka şahısları vatan kurtarıcısı gibi göstermeniz... O dediğiniz kişilerin eylemlerinde orak-çekiçli sovyet sembollerini kullandığını bilmiyor musunuz ? İşledikleri cinayetleri DEVRİM ile alakalandırıp Rus mandası bir ülke hayalinde olduklarını bilmiyor musunuz ? Emperyalizm dendiği zaman sadece ABD ile sınırlayıp rus - sovyet , çin vs emperyalizmini gözardı ettiklerini bilmiyor musunuz ? Bu ülkenin bayrağı için zırvasıyla , bu ülkenin insanının refahıiçin bu ülkenin kolluk kuvvetine kurşun - bomba atılmaz... Körü körüne savunmaya geçmeyin... Hiçbir zümre bu ülkeyi diğerinden daha çok sevdiğini iddia edemez... Değerleri şahıslara yüklemeyin , zarar görür... T.C. Devleti ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür... Bayrağı kızmızı zemin üzerine ay-yıldızdır... Milli marşı İstiklal Marşıdır... Bunlara kast edenler kimler önce onu araştırın...
??? #498
MEMLEKETİMİ SEVİYORUM Memleketimi seviyorum : Çınarlarında kolan vurdum, hapisanelerinde yattım. Hiçbir şey gidermez iç sıkıntımı memleketimin şarkıları ve tütünü gibi. Memleketim : Bedreddin, Sinan, Yunus Emre ve Sakarya, kurşun kubbeler ve fabrika bacaları benim o kendi kendinden bile gizleyerek sarkık bıyıkları altından gülen halkımın eseridir. Memleketim. Memleketim ne kadar geniş : dolaşmakla bitmez, tükenmez gibi geliyor insana. Edirne, İzmir, Ulukışla, Maraş, Trabzon, Erzurum. Erzurum yaylasını yalnız türkülerinden tanıyorum ve güneye pamuk işleyenlere gitmek için Toroslardan bir kerre olsun geçemedim diye utanıyorum. Memleketim : develer, tren, Ford arabaları ve hasta eşekler, kavak söğüt ve kırmızı toprak. Memleketim. Çam ormanlarını, en tatlı suları ve dağ başı göllerini seven alabalık ve onun yarım kiloluğu pulsuz, gümüş derisinde kızıltılarla Bolu'nun Abant gölünde yüzer. Memleketim : Ankara ovasında keçiler : kumral, ipekli, uzun kürklerin pırıldaması. Yağlı, ağır fındığı Giresun'un. Al yanaklı mis gibi kokan Amasya elması, zeytin incir kavun ve renk renk salkım salkım üzümler ve sonra karasaban ve sonra kara sığır ve sonra : ileri, güzel, iyi her şeyi hayran bir çocuk sevinciyle kabule hazır çalışkan, namuslu, yiğit insanlarım yarı aç, yarı tok yarı esir... Nazım HİKMET RAN
??? #499
Değerli arkadaşlarım, pekçoğunuzun bildiği gibi böyle bir şeye hakkım yok; ama bu politik tartışmaya bir son vermenizi rica edebilir miyim? Ararsak üzerinde anlaşamadığımız binlerce konu buluruz, alanı daraltıp edebiyata indirgememizin nedeni de bu; üzerinde anlaşabildiğimiz bir şeyler bulmak... Saygılar...
??? #500
Yanlış bir tartışma konusu olduğunu ve yerinin burası olmadığını ilk yazımda belirttim ama kelam edemeden de geçemiyorum işte... Ayrıştığımız noktalar elbette olacak bu edebiyat ile ilgli bile olsa... Herkes aynı pencereden bakamıyor ne şiire , ne romana , ne güncel olaylara... Tartışmak kişinin doğasında var... Ama kuru kuruya takıntılardan da sıyrılmalıyız... Kim neye hizmet ediyor , kim kimden emir alıyor , kim kimi seviyor , kim ne için kavga veriyor , kim nerden ne almış , kim nereye ne vermiş , kim kime sövmüş , kim kime kurşun atmış vs. vs. vs. bunlar tamamen aydınlanmadan , bu konularda bilgi sahibi olmadan , keyfe keder açıklamalarla bu işler olmaz... Zaman zaman bu tür tartışmalar yaşanıyor ve gelecek zamanlarda da yaşanacaktır... Önemli olan mevcut değerlere zarar vermeden paylaşımın ileri düzeyde yaşanması...
Başa Dön