"Gelecek, şimdiki zamandan çok da farklı değildir; sadece daha pahalıdır." - George Orwell"

Yaratıcı Yazarlık

İlk Roman

56 görüntülenme · 463 ileti
??? #121
Konusu güzel. Ancak uzun cümle uzadıkça anlamını kaybediyor bence. Üstelik nokta konması gereken yerde bile virgül kullanmışsınız. Noktalama işaretlerine küsmeyin; bir anlatıda en güzel anlamı onlar katar.
??? #122
nihan arkadaş, virgüller çok sürdükçe dikkat dağılır, okur açısından, yani böylesi zor algılanır, burda haklısın, o cümleler öyle virgülle geldiği için virgüller gidiyor, yapım aşamasında metin, yani ben onu bitirirken, belki de noktalarım kimi yerleri, ki, algılansınlar, ama nokta kullanılması gereken yerde dedin de, işaretleri yazar belirler, yerlerini de,
??? #123
Gönderdiğim şiir ve düz yazıların izini kaybettiğimden, olası tekelci şiir forumunuzu bölme tutkumdan bu noktaya yazıyorum. Bir imece sayfasıydı... Kişisel değil. Sizler hız katana kadar ben buraya yazacağım, kovana kadar. Tezlik dileği ile... Ve unutmadan hala nida sitem kayıp. ya tümünü silin, ya da ben uşak. Sabah kapattığın diğer pencereden girsin odama Soluğum kesilsin senli iklimleri boş vermişliğimle Gözyaşlarımla bir ezan sabahı muhtar amca tutma Şuradakiler yakan köyümü beni orospu belleme Adamın tası Amerika askerine kelepçe takmış… Zinhar hain! Kim yakmış! Köyü kim yakmış::: Zinhar düzenbaz. Melemeye başlamadan tüylerim kırpıldı Muhtar, kurtar…. Kim hain? Ben çobanın köpeği; zifiri afet… İblis girdi kanıma tam kesmece zamanı Çoğu kavunun götü yumuşamış parmaklanmaktan Elleme, okşama zamanı tık ve tık hadi be karpuz Üç kilo, beş kilo, okşanmış kilo… Manyak zam derdinde… Sünnet var oğlum kaç kurtar bedeni. Payidar padişah ise Niye Kozlu da nikâh Zincirlide abiler payidar Dallama Sakine nin yosması Kız kırma belini adamların içinde Adam seni ırak beller Beller anasının tarlasını. Bu şiiri tüm sevdiğim kurt zadelere armağan ediyorum, Transferi farenin bol olur peyniri… Beni de babanın yerine koy! Motor! Ceketini atar chester koltuğa, Garson “susun” bağırmasaydı… Turnalar!!! Geri zekâlı kargalar, sabahları martı biçti denizli şehirlerde Susun ve gaganızı çıkarmayın, mayın… Koltukaltı edebiyat, manyak… Hatırladım; ekşıın!!!
??? #124
İki vitrin mankeni firarda. Gözler var ayak parmaklarında. Camlara sıçramış kaç çocuk larvası, silme… Bir otel odası; ışıklar loş. Duvarın rengi: Kömür külü. Kapıda çentikler atılı, pencerede tırnak izleri, buğulandığında görünen kalp resimleri camda. Aynada ruj izleri, gençliğini öpen eşkıyanın çatlak dudakları. Banyonun ışığı kırık, kenarları işlemeli havlular, bir kalıp sabun ve yılların eğrilttiği bakır bir tas… Manken firarda. İki vitrin mankeni kırarak camı, kaçmış. Adam hasta. Telaşta! Her gece giydirirken tonu farklı, kesimi ayrı değişik sunumları… Adam dertli. Bir rivayetten öteye geçememiş, kaçırdığı mankenler. İki göz bir odada öpüp, kokladığı rivayetten öteye geçememiş. Tam 24 polis çevirmiş iki gözü… 48 göz! Aynı sokakta. Aynı şehrin havasını teneffüs ederken, aynı dudakta tam 50 göz. Adam dertli. Dirhem, dirhem azalmış. Rivayetten öteye geçememiş… Kimi, yazın sıcağında ceket giymesinden birçoğu da duvarlarla konuşmasından canlı bomba, sanmış. Pat! Yabancı saksılarda açan Son yalancı çiçek olunca. Avazını keseğim zamanın Gün kadar gergin olunca
??? #125
Sallamış entarisini dikine rüzgârın. Ki rüzgâr da yitirmiş yeşerme dürtüsünü yosunlardan. Nasıl lambanın altında yağmurun şiddetine aldırmadan dönmeye devam ediyorsa pervaneler, şiddetini ölçemeyecek kadar ölümün başı dönmemiş aslında döndüğü kadar gece, gündüze. Aslında kendinden başka kimse korkmaz minnacık damlalardan sarmanın telaşı farklı, içgüdüsel telaşta korumakla kuyruğundaki pireleri. Vıdı vidi vıdı… Suratsız şempanze ne kadar da acizane benzetmiş ölenle, öldüreni… Yordamsız kefe. Ben bu şahinleri anlamıyorum, tepeden süzen tarlaları. Tüm teknoloji koltuk altlarında ki kılları emen makinelerden ibaret yarı robot çoğu kanatsız kuşamlı ebabilleri. Ve Türkiye bu eblehin sözlerine kayıtsız kalıyor. Muhalefet! Kını dereye yansımış, akışkan halinde. Ay, sanmış. Ay!
??? #126
bir romanın konusunun orjinal olmaması gerçekten o kadar kötü müdür ??? Buradan kastım kesinlikle klişeler değil; konusunun realizme dayalı olarak olağan bir öyküsünün olması. Lütfen cevaplayın... Yardım bekliyorum =))
??? #127
BİR KERESİNDE DEMİŞTİM NİDA SANA, SEN ŞU DİLİNİ KALEMİNİ ÖYKÜLERE AKIT DİYE, ŞİİRLERE, ROMANLARA, AMA NERDEEEEEE………… YOK. SEVGİLİ NİDA, YAZSAN ÖYLE ZEVKLE OKURUM, NEYSE BİZ SENİ BÖYLE DE SEVERİZ.
??? #128
ORJİNAL OLMASIN, ÖNEMLİ OLAN ANLATIM TARZIN, AKICI, YORMADAN ANLATMAN, DİLİ GÜZEL KULLANMAN, KURGUNUN GÜZELLİĞİ… TİPİK, YANİ EN SIK RASLANILAN KONLAR SEÇMEN AVANTAJ, YABANCILIK ÇEKMEZLER, BUNUN SATIŞI DA KOLAY OLUR, BEN BELLİ BİR KİTLEYİ HEDEF SEÇEREK YAZARIM, YAYINEVLERİ DE ORJİNAL KONULARI OLAN ESERLER ARAMAZ, İYİ ESERLER ARAR, EN BASİT, EN SIRADAN ŞEYLERDEN YOLA ÇIKIN DERİM, MURATHAN MUNGAN, EN İYİSİNİ YAPACAĞIM DİYE YOLA ÇIKMAMIŞ. ZORLAMAMIŞ KENDİNİ, BİR DENEMESİNDE OKUDUM, KASMAYIN KENDİNİZ, ZORLAMAYIN,
??? #129
İki cevabınız için de gerçekten çok teşekkür ediyorum. Soruma zamanınızı ayırdığınız ve beni dinlediğiniz(okuduğunuz) için =)
??? #130
Roman konuları için söylenen bir söz vardır. "Bütün roman konuları yazılmıştır." Siz kendi kurgunuzu yazarsınız. Bir roman yazan kişinin düşüncelerini, hayallerini okura anlattığı araçtır. Neyi, ne kadar anlatacağı yazan kişiye kalmıştır. Eğer anlatacak bir hikayeniz varsa yazın. Birkaç arkadaşınızla bulunduğunuz bir ortamı düşünün. Eğer o grupta bulunan kişilerin her biri o dakikaları yazacak olsa, yaşadığınız olay aynı bile olsa, her biriniz farklı bir anlatım kullanırdınız, hatta farklı kurgulardınız. Önemli olan sizin yaşadıklarınızdan geride kalan tortu ve bu tortuyu ne şekilde aktaracağınızdır. Kurgu sadece olayların değil, kişilerin, kişilerin olaylara yaklaşımlarının, birbirleriyle, aynı zamanda kendileriyle etkileşimlerinin ve olayın geçtiği ortamın ve zamanın bütünüdür. Algıladığım kadarıyla sizin kurgu kavramına olan yaklaşımınızı biraz daha geniş tutmanız halinde sorduğunuz soru kendiliğinden çözülmüş olacaktır. Unutmayın, her yazanın kendi kurgusu vardır ve her olayın da anlatabilecek en az iki kurgusu... Yazım hayatınızın keyifli geçmesi dileğiyle...
??? #131
Melek, kindar olmadı hiçbir zaman, nefretleri saman alevidir, uçar gider karanlıklara, Melek iyi tarafından bakar, işte öyle bir çocukluk anısı tazeledi yüreğindeki anne sevgisini. Hayatında, yakın bir zamanda gördüğü değerli bir şey aradı sezgileri, altın ışık patlamaları arasında Galip’in yüzü belirdi, iyilik siyahı gözlerinden boşalan aşk kuşları, çocukluk, şefkat, iyice yumuşadı, terayağ gibi akmaya başladı yatağa.
??? #132
Kumbaramı doldurmaya geldim,fikirlenizden yararlanmaya ve sizden kazandıklarımı gözlerim,kalemim ve kağıtlarım gibi,sizin gibi, harcamaya geldim. Nedir bir yazarın rüyası ? okunmaya geldim,dilim peltek,çakıl taşları tuzlu ve cesaretim yok konuşmaya,ben de sizlere dostlarım,yazmaya geldim. Hoşbulduk arkadaşlar. Hepiniz çok zarifsiniz. Dersaadet
??? #134
Merhaba... Benim problemim yıllardır bir çok konuda öyküler ve hatta 400 sayfalık roman da yazabilmeyi başarmış olabildiğim halde yazdığım hiçbir şeyi paylaşamamak. Hayatımda başarıyla yazabildiğim en uzun yazım yani romanı kimse okuyamasın diye bilgisayarda msdos programında saklayıp şifrelemek isterken kaybettim. Yazdığım kısacık bir şiiri bile insanlara okutmakdan ödüm kopuyor... Bunun nedenini kendime çok sordum. otuzdört yaşında olmama rağmen bunun çocukluğumda yaşadığım güvensizlikten kaynaklandığını düşünüyorum ve sanırım bir neden de çocukluğumdan beri başarılarımın hiçbir zaman takdir edilmemiş olması. Çevremde edebiyatla ilgilenen çok fazla kimse yok bu benim cesaretimi kırıyor. Sizlere bu siteye gerçekten çok ihtiyacm var iyi ki varsınız aranızda olmaktan çok mutluyum Teşekkürler
??? #135
Merhaba Sevgili Cemile; Yazdıklarınızı kimseyle paylaşamadığınızı, paylaşmak istemediğinizi söylüyorsunuz.Bunun nedenini de; "çocukluğumda yaşadığım güvensizlikten kaynaklandığını düşünüyorum ve sanırım bir neden de çocukluğumdan beri başarılarımın hiçbir zaman takdir edilmemiş olması," şeklinde açıklıyorsunuz.Doğru olabilir. Yazdıklarınızı paylaşmalısınız.Beğenilmeme korkusunu, hatta belki aşağılanma endişesini bile duymamalısınız.izedebiyat'ın ilk aylarından beri, yazdıklarımı paylaşıyorum.Okunmak çok güzel bir duygu veriyor insana.Dikkat edin, beğenilmek" demiyorum, "okunmak" diyorum.Olumlu eleştirilerin yanında, olumsuz eleştiriler aldığım da oldu.Hatta incitici ve suçlayıcı.Bana; "Yazdıklarını kendin tıklayarak, neden birinci sıraya taşıyorsun, bunu yapmaya utanmıyor musun?" diyen oldu."Bu şiiri yazmaya çok mu uğraştın?Böyle menemen yapar gibi şiir yazılmaz," diyen de oldu."Şiiri okuyunca nutkum tutuldu, kelime haznenizin zenginliğine hayran kaldım.Ama bireşy anlamadım.Kimbilir belki de benim öküzlüğümden," diyen bile oldu.Üzüldüm.Ama kendim içim değil, eleştiri yapmayı bilmeyen o kişiler için üzüldüm.Sevgiden, saygıdan böylesine uzak olanlar için üzüldüm....Bu şekilde yorum yazanlar bile, yazdıklarımı paylaşmaktan alıkoymadı beni.Sizi de, hiç ama hiçbir şey, yazdıkalrınızı paylaşmaktan alıkoymamalı.Yazamaya ve paylaşmaya devam.....Sevgiyle kalın.
??? #136
Geçmişte yaşadığınız her ne ise, geçmişte kalmıştır...yani artık bitmiştir, olmayacaktır... Yazdıklarınızı, gönül rahatlığıyla siteye yükleyin. Olası eleştirilerden de korkmayın, çekinmeyin... Kamuran Hanım ne güzel anlatmış, eleştirilerin bazen ne kadar seviyesiz olabildiğini... Hiç problem değil... Unutmayın ki, yazdıklarınız başkalarıyla paylaşmadığınız takdirde, yazılarınızın nasıl olduğu, sadece size göre olacaktır ki, bu da, "yazıyorum" diyen insanın aslında, kendisiyle dertleşmesinden öteye gitmemesi demektir. Eğer yazdıklarınızın seviyesi, kalitesi konusunda tereddütleriniz varsa, bunlar da "sizce" olacaktır. Sitede pek okur bulmayan bir yazınız bir başka ortamda, gayet rahat kabul görebilir. Az okunması ya da çok eleştirilmesi hiç bir zaman bir yazının kötü olduğu sonucunu doğurmaz. Önemli olan, eleştirenin, kimliği ve yeterliliğidir. Bu konuda da rahat olabilirsiniz, izedebiyattaki arkadaşlar, gayet seviyeli ve yapıcı kişilerdir. Şimdi hiç vakit kaybetmeden yazılarınızı siteye yüklemeye başlayın da, biz de yeni bir yazarla, yazıları üzerinden tanışmış olalım...
??? #137
sayın Kamuran Hanım ve O. Levent Bey ilginize çok teşekkür ederim öğütleriniz benim için gerçekten çok değerli .Bugün ilk anı-öykümü yazdım ve birazdan yükleyeceğim. Evet tam anlamıyla yazmak kendinle dertleşmek gibi bir şey ve önemli olan ne yanlatmak istediğimiz ve tam olarak bunu ifade edebilmemiz bir başka deyişle o hissi o anı verebilmek
??? #138
Simdiye kadar bir çok öykü yazdım. Ama hep roman hep roman. Bana göre öykü yazmak daha serbest daha rahat. Ama roman farklı bir disiplin istiyor. İşte ben kendimde o disiplini göremedeiğim için kaçtım romandan. Şimdi ise biraz cesaretim yerine geldi (İzedebiyat sayesinde). Ve yıllardır beynimde olgunlaşan romanıma başlayabildim. Bu konuda sadece teşekkür etmek istiyorum. Yorumları ile beni yüreklendiren Sayın Kamuran Esen'e ve tüm izedebiyata... Not: Cemile hanım aynı tedirginlikleri uzun süre bende yaşadım. İlk okuyucu yorumu geldiği an artık tedirginlikleri değil yeni yazacağım öyküleri düşünmeye başlamıştım.. Dilerim sizde duru bi beyinle kaleme alabilirsiniz yazılarınızı. Işık ve Sevgiyle...
??? #139
merhaba, birden, yardım almam gerektiğine ikna oluverdim. itiraf etmeliyim ki şu an'a kadar yolumu bir şekilde bulacağıma inanıyor(d)um ve durum göründüğü gibi... aslında buraya ilk gelişim değil; sık sık ziyaret ediyorum forum sayfasını ve görüşlerinizi büyük bir ilgi ile okuyorum. talihsizlik bu ya, birkaç satır karalayıp katılmak istediğimde bu mümkün olamadı(sayfa hata verdi). sözün kısası şu ki, roman yazmaya karar verdim ve herşey gayet iyi başladı. roman yazma fikri nereden çıktı? hiç düşünmemiştim oysa(?). bir de şu var; kalıplar beni her zaman boğmuştur. klasik olur belki, kendimi bildim bileli yazıyorum; türk dilini kitap okuyarak ve yaşamın içinden öğrendim. bir başka dilde yazmanın büyüsüne kapılıp tam kendimi buldum derken yeni bir dil, yeni bir hayat duraksamalara sebep olsa da büyülenmiştim bir kere... yazdıklarım hakkında şunu söylerim; kendim için yazıyorum, bunu çok ve hep yapmak istediğim için. hikayelerimde gördüğüm(kusur olarak adlandırdığım) bazılarında ifadelerimi çok uzattığım. anlatmak istediğim o kadar çok şey oluyor ki hepsini dökmek isterim satırlara. bir cümle daha derken, bir paragraf daha ekleniyor ve... bu sebeple uzun hikayeden daha da uzun hikayeye geçmek için yola çıktım. romanda hayat, insan ve psikolojisini; yaşananların, yaşatılanların insana olan etkisini anlatmak istedim. belki net ifade edemiyorum bu yüzden belirtmek isterim ki, insanın iç dünyasında yaşadıkları ve bunların dışa yansımasıyla ilgileniyorum. gerçekçi olmasını tercih ettiğimden gözlemlediklerim çok önemli. farklı karakterleri, farklı fikirleri yazarken onlar hakkında yorum yapmıyorum, yorumu okuyucuya bırakıyorum. benim takıldığım konuya gelince; bizzat yaşadıklarımdan kesitler var fakat ben otobiyografik bir roman yazmak istemiyorum( bu bir). karakterler fazla ve onları geri dönüşlerle kısa kısa anlatıyorum(etti iki). bir karakterden sadece bahsediyorum, somut bir anlatıma henüz geçmedim(kurgu net olarak oturmadı, bir sezgi..(?) ) kısaca(biraz uzatmış da olsam), görüşlerinize ihtiyacım var...
??? #140
foruma gönderdiğim iletimin silinmesini istemek hakkım sanırım?..
Başa Dön